Céline Bonicco-Donato – Heidegger ve İkamet Etme Meselesi (2022)

 

Martin Heidegger’i okumadan mimar olunabilir mi?

“İnşa Etmek, İkâmet Etmek, Düşünmek” başlıklı denemenin yazarının karmaşık ve derin düşüncesine yaklaşmadan hakiki anlamda bina yapılabilir mi?

Céline Bonicco-Donato, Heidegger’in mimari üzerine fikirlerini derinlemesine analiz ediyor.

Mimari ile uğraşan veya konuya ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir çalışma.

Heidegger, mimari hakkında şunları söylüyor.

“Analiz ettiğimiz projelerin, yani Frank Lloyd Wright’ın Falling Water, Alvar Aalto’nun Villa Mairea ve Peter Zumthor’un Therme Vals projelerinin (…) gösterdiği gibi projenin ölçüsü mimar değil, dünya, yani projeden önce varolan, başka deyişle inşaat alanı, sunduğu malzeme, tarihi, doğal öğeleri, atmosferi, vb. olmalıdır.”

“Hakiki mimari üretim (…) zaten orada olanı ‘görünür kılmak’tan kaynaklanır.”

“Mimarın görevi yaratmak değil, var olmak isteyenin varlık kazanmasına izin vermektir.”

  • Künye: Céline Bonicco-Donato – Heidegger ve İkamet Etme Meselesi: Bir Mimarlık Felsefesi, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2022

Emmanuelle Loyer – Avrupa’nın Kısa Kültür Tarihi (2022)

 

Avrupa’da ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren şekillenen kültürel temsilleri ve pratikleri, önemini hâlâ koruyan on üç tema çerçevesinde derleyen bu kitap kıta ölçeğinde bir kültür tarihi sentezi sunuyor.

Emmanuelle Loyer her bölümde bir sorunsalı ortaya çıkarmaya ve “Avrupa denilen çiçek dürbününü avcumuzda çevirip o ana kadar kendini göstermeyen yeni gerçekliklerin farkına varmamızı sağlayan tarihyazımsal bir aracı kullanmaya” çalışıyor: Garlar, kafeler ve bulvarlar gibi mekânlar etrafında şehre özgü yeni zaman algısının ve deneyim sisteminin nasıl şekillendiğini gözler önüne sermek için kent kültürüne eğiliyor.

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında serpilmeye başlayan “gazete uygarlığı”nın, tiyatronun burjuvalaşma sürecinin hikâyesini anlatıyor.

1914-45 arasında Avrupalı toplumlara damgasını vuran savaş kültürünün toplumsal yaşama nasıl sızdığını ve sömürgeci kültür denen düşünsel yapıda kendini nasıl sürdürdüğünü gösteriyor.

Avrupa monarşilerinin karşısında oluşan sivil toplumun bayraktarlığını yapan entelektüel figürünün geçirdiği dönüşüme, 1968’le baş gösteren yeni hareketlilik tarzlarına odaklanıyor.

Son olarak, dijital kültür, kitle turizmi gibi daha güncel olgulara da değinen Loyer, yirmi beş yıllık okumalarının ve derslerinin ürünü olan ‘Avrupa’nın Kısa Kültür Tarihi’ni özel hayatın yakın tarihine göz atarak tamamlıyor.

  • Künye: Emmanuelle Loyer – Avrupa’nın Kısa Kültür Tarihi, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2022

Alain Farel – Mimarlık ve Karmaşıklık (2022)

 

‘Mimarlık ve Karmaşıklık’, karmaşıklık düşüncesinin kent ve mimarlıktaki gelişimi hakkında çok iyi bir kitap.

Özellikle de mimarlığı verimli bir bilmece sayanlar bu çalışmayı kaçırmamalı.

On yedinci yüzyıldan devralınan Rasyonalizmin tartışıldığı, suçlandığı ve fazla basitleştirildiği günümüzde çeşitli disiplinler ortaya yeni bir düşünce biçimi çıkardı.

Gerçeğin karmaşıklığını mimarlık nasıl ele alıyor?

Bu kitabın ilk bölümünde geliştirilen mimarlıkta Rasyonalizm eleştirisi, kent ve mimarlık konusundaki bütün basiteştirici görüşlerin ötesine geçmeyi sağlar.

Günümüzde mimarlık kent olmadan, kent de sakinleri olmadan düşünülemez.

İkinci bölümde ise Louis Kahn, Luis Barragan, Henri Gaudin, Vittorio Gregotti, John Hejduk, Peter Eisenman, Bernard Tchumi, Christan de Partzamparc, Renzo Piano tarafından yapılan çalışmalar karmaşıklık düşüncesinin mimarlıkta nasıl biçimlendiğini örnekliyor.

  • Künye: Alain Farel – Mimarlık ve Karmaşıklık, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, mimari, 320 sayfa, 2022

Bruno Zevi – Mimarlığı Görebilmek (2021)

Bruno Zevi’nin, 1948’de kaleme aldığı ‘Mimarlığı Görebilmek’, bugün de modernist mimarlık yazınının en parlak örneklerinden biridir.

Mimari gerçeklik üzerine bu ufuk açıcı eser, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Zevi, çalışmasına, toplumun mimari alandaki bilgisizliğinin nedenlerini çözümleyerek başlıyor.

Kitabın devamında da, mekân olarak mimarinin ne anlama geldiği ele alınıyor; mimarinin çok kere sanıldığının aksine birtakım genişlik, uzunluk ve yüksekliklerin toplamı olmaktan ziyade, kişinin duyup yaşadığı içinde gezinip dolaştığı kapsanan bir iç mekânın ta kendisi olduğu tartışılıyor.

Zevi kitabında, kendi mimari eleştiri anlayışını da açıklıyor.

Zevi’ye göre, bir sanatçıyı ya da eseri değerlendirmeye girişmeden önce, onun üretildiği devrin sosyal, düşünsel, teknik, estetik ve figüratif çevre gibi faktörleri göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Yazar, kitabının beşinci ve son bölümünde ise, mimari yaratma eyleminin birtakım mimarlık eleştirmenlerince çeşitli açılardan nasıl ele alınıp yorumlandığını inceliyor.

  • Künye: Bruno Zevi – Mimarlığı Görebilmek, çeviren: Alp Tümertekin, Arketon Yayıncılık, mimari, 176 sayfa, 2021

Étienne-Louis Boullée – Mimarlık: Sanat Üzerine Deneme (2019)

Fransız Devrimi’ni de görmüş Étienne-Louis Boullée, çağının çok ilerisinde bir mimardı.

Sanatın eğitici erdemler taşıdığına inanırdı, çağının mimarlığını sık sık eleştirirdi ve devrimci bir mimar olarak cüretkâr ve ilerici çözümler önerirdi.

O’nun mimarı anlayışı, aynı zamanda Devrim’in talep ettiği toplumsal ilerlemeyi sağlayacak kurumları somutlaştırmayı da talep ediyordu.

“Bence binalarımız, özellikle de kamu binalarımız, bir anlamda şiir gibi olmalıdır.” diyen Boullée, bu kitabında hacimler kuramını tartışmaya açıyor.

Yazar hacimler kuramını inceliyor, analiz ediyor, hacimlerin özelliklerini, duyularımız üzerindeki güçlerini ve bizim örgütlenmemizle olan benzerliklerini ortaya koyuyor.

Boullée ayrıca, Vitruvius’un mimarlığı bina etme sanatı tanımını da tartışmaya açıyor.

Boullée, öncelikle bu tanımı çok kaba buluyor.

Gerçekleştirmek için tasarlamak gerektiğini, ilk atalarımızın kulübelerinin önce görüntüsünü tasarladığını, sonra inşa ettiğini ve mimarlığı tam da bunun, yani zihnin bu üretimi olduğunu söyleyen Boullée, mimarlığı herhangi bir binayı üretmek ve mükemmeliyete ulaştırma sanatı olarak tanımlıyor.

Bütün bunları kendine has özgün bakışıyla irdeleyen Boullée, ayrıca mimarlığın kurucu ilkelerini nasıl kesinleştirebileceğimiz ve doğanın incelenmesinin mimarlık için ne kadar vazgeçilmez olduğu gibi ilgi çekici konuları da tartışıyor.

  • Künye: Étienne-Louis Boullée – Mimarlık: Sanat Üzerine Deneme, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, mimari, 172 sayfa, 2019

Gaston Bachelard – Rasyonalist Bağlanma (2015)

Akla saldırganlık işlevini geri vermek hevesiyle yola çıkan Gaston Bachalerd’dan, rasyonalist geleneğe sıkı eleştiriler…

Rasyonalizmin doğasına ilişkin kimi kanıtlar sunan, bilimsel batıl inançlarla hesaplaşan düşünür, kendi rasyonalizmini ayırt etmek için “rasyonalistüstücülük” terimini icat ediyor.

  • Künye: Gaston Bachelard – Rasyonalist Bağlanma, çeviren: Alp Tümertekin, İthaki Yayınları

Alain Badiou – Model Kavramı (2015)

Alain Badiou’nun ilk felsefe kitabı olarak, 50 yıl önce yayınlanmış, modelleme ve ideoloji ilişkisinin doğasını tartışan ilgi çekici bir eser.

İdeolojinin sızmadığı hiçbir alanın bulunmadığına örnek olarak matematiksel modellere odaklanan Badiou, bunların tarafgirliğini ortaya koyuyor.

Kitabın diğer bir dikkat çeken yanı da, Badiou metinlerinden beklenmediği kadar açık ve kolay okunur olması.

Matematiğin epistemolojisi başta olmak üzere, bilim felsefesi ve ideoloji gibi konularda derinleşmek isteyenlere tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Alain Badiou – Model Kavramı, çeviren: Alp Tümertekin, İthaki Yayınları

Lucette Valensi – Avrupa’da Müslümanlar (2015)

Avrupa’da 16. ve 18. yüzyıllarda yaşamış Müslümanların durumu neydi?

Müslümanların günümüzde Avrupa’da maruz kaldıkları şiddetin tarihsel kökenlerine de ışık tutan Lucette Valensi, o dönemin Hıristiyan dünyasında kürek mahkûmu, köle, tüccar ve siyasi mülteci olarak yaşamış Müslümanların dünyasına iniyor.

Moriskoların 17. yüzyıl başında İspanya’dan sürülmesi gibi tarihe geçmiş korkunç uygulamaları yeniden yorumlayarak Müslümanlara yönelik yoğun şiddetin geçmişine ışık tutan Valensi, Avrupa demokrasilerine musallat olmuş İslam düşmanlığı ve yabancı düşmanlığı belalarına karşı bizi uyarıyor ve Aydınlanma’nın vaat ettiği evrenselciliğinin sınırları üzerine düşünmemize vesile oluyor.

  • Künye: Lucette Valensi – Avrupa’da Müslümanlar, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları

Adolf Loos – Mimarlık Üzerine (2014)

Başta Viyana olmak üzere birçok şehirde önemli binalar inşa eden, modern Avrupa mimarisini etkilemiş Adolf Loos’tan seçme yazılar.

Loos, aralarında “Süsleme ve Suç” adlı metninin de yer aldığı kitabında, mimarlıkta eski ve yeni üslubu, inşaat malzemelerinin kullanımını, sanat ve mimarlık gibi konuları tartışıyor.

  • Künye: Adolf Loos – Mimarlık Üzerine, çeviren: Alp Tümertekin ve Nihat Ülner, Janus Yayınları

Guillaume Apollinaire – Kübist Ressamlar (2014)

Sanatın her daim içinde yer almış şair, resim eleştirmeni Apollinaire’den kübist ressamlar ile estetik, sanat konularında imbikten süzülmüş, yoğun düşünceler.

“Alev resmin simgesidir” diyen Apollinaire, Pablo Picasso, Marcel Duchamp, Jean Metzinger gibi ortak çalışmalar da yürüttüğü öncü sanatçıların eserlerine yoğunlaşıyor.

  • Künye: Guillaume Apollinaire – Kübist Ressamlar, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları