Lisz Hirn — İnsan Nedir? (2026)

Lisz Hirn bu eserinde, felsefenin en eski sorularından birini günümüzün siyasal, teknolojik ve ekolojik krizleri ışığında yeniden ele alıyor. Kitap, insanın kendisini yüzyıllar boyunca evrenin merkezine yerleştiren anlayışını sorgularken, modern dünyanın temel varsayımlarını da mercek altına alıyor. Hirn’e göre insan, uzun süre akıl sahibi, doğaya egemen ve diğer canlılardan üstün bir varlık olarak tanımlandı. Ancak iklim krizi, pandemiler, savaşlar ve küresel eşitsizlikler bu üstünlük anlatısının sınırlarını görünür kıldı.

‘İnsan Nedir?’ (‘Der überschätzte Mensch’), Platon’dan Aristoteles’e, Descartes’tan Nietzsche’ye, Freud’dan Foucault’ya uzanan geniş bir düşünsel gelenek üzerinden insan kavramının tarihsel dönüşümünü inceliyor. Hirn, Batı düşüncesinin büyük bölümünde insanın akıl ve bilinç üzerinden tanımlandığını, hayvanların ise çoğu zaman aşağı bir konuma yerleştirildiğini gösteriyor. Buna karşılık modern biyoloji, etoloji ve nörobilim alanlarında ortaya çıkan bulguların insan ile diğer canlılar arasındaki sınırları giderek belirsizleştirdiğini vurguluyor. Böylece insanın benzersiz ve mutlak bir varlık olduğu fikri sorgulanmaya başladı.

Kitabın merkezindeki kavram “kırılganlık antropolojisi”. Hirn, insanı yalnızca düşünen ve yöneten bir özne olarak değil, aynı zamanda kırılgan, bağımlı ve sonlu bir canlı olarak değerlendiriyor. İnsan yaşamı doğumdan ölüme kadar başkalarına ihtiyaç duyuyor; hastalıklar, doğal afetler ve toplumsal krizler karşısında mutlak bir kontrol sahibi olamıyor. Bu nedenle insanın gücünü değil, kırılganlığını merkeze alan yeni bir düşünce biçiminin gerekli olduğunu ileri sürüyor.

Yazar ayrıca yapay zekâ, biyoteknoloji ve insan-sonrası kuramlar etrafında şekillenen güncel tartışmaları da ele alıyor. Teknolojik gelişmelerin insanın sınırlarını genişletme iddiası taşımasına rağmen, bu durumun insanın ne olduğu sorusunu daha da karmaşık hâle getirdiğini belirtiyor. İnsan bedeni, bilinci ve kimliği üzerine yürütülen müdahaleler, geleneksel hümanist anlayışın yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Sonuç olarak ‘İnsan Nedir?’, insanı yücelten klasik anlayışların ötesine geçerek daha mütevazı ve gerçekçi bir insan tasviri sunuyor. Hirn’e göre insanın değeri kusursuzluğundan değil, sınırlılıklarının farkına varabilmesinden kaynaklanıyor. Kitap, çağdaş felsefe ve etik tartışmalarına önemli katkılar sunarken, insan olmanın anlamını yeniden düşünmeye çağıran güçlü bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Lisz Hirn — İnsan Nedir?: Kırılganlığın Antropolojisi
Çeviren: Ebubekir Demir • Lejand Kitap
Felsefe • 124 sayfa • 2026

Thomas Meyer – Hannah Arendt Kimdi? (2025)

Thomas Meyer’in ‘Hannah Arendt Kimdi?’ adlı kitabı, 20. yüzyılın en etkili siyaset düşünürlerinden biri olan Hannah Arendt’in yaşamını, düşünsel gelişimini ve entelektüel mirasını kısa ama yoğun bir biçimde anlatıyor. Meyer, biyografik anlatıyı felsefi çözümlemeyle iç içe geçirerek Arendt’in fikirlerinin hangi tarihsel ve kişisel koşullarda biçimlendiğini gösteriyor.

Kitap, Arendt’in Almanya’daki gençlik yıllarından başlıyor: Martin Heidegger’le kurduğu entelektüel ve duygusal ilişkinin, onun düşünsel yöneliminde yarattığı derin etkiyi tartışıyor. Nazi rejiminin yükselişiyle birlikte Arendt’in ülkesinden kaçışı, Paris ve ardından ABD’deki sürgün yaşamı, Meyer’in “düşüncenin köksüzleşmesi” dediği bir temaya dönüşüyor. Bu deneyim, Arendt’in sonraki çalışmalarında —özellikle ‘Totalitarizmin Kaynakları’, ‘İnsanlık Durumu’ ve ‘Kötülüğün Sıradanlığı: Eichmann Kudüs’te’— merkezi bir yere sahip olan özgürlük, eylem, yargı ve kötülük kavramlarının temelini oluşturuyor.

Meyer, Arendt’in felsefi tutumunu bir “düşünme cesareti” olarak tanımlar. Arendt için düşünmek, yalnızca anlamak değil, itaatsizliğin bir biçimidir. Yazar, onun totalitarizm eleştirisini günümüz siyasal atmosferiyle ilişkilendirerek, bireyin sorumluluğunun ve politik katılımın önemini vurgular. Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı, burada ahlaki kayıtsızlığın modern toplumlarda nasıl kök saldığını açıklayan bir uyarı olarak öne çıkar.

Kitap, ne akademik bir monografi ne de sıradan bir biyografi. Thomas Meyer, Arendt’in fikirlerini sade ama derin bir dille aktararak, düşünürün çağını aşan sorularını yeniden güncelliyor: “Özgürlük nedir?”, “Eylem ne zaman politikleşir?”, “İnsan, düşünmeyi bıraktığında neye dönüşür?”

  • Künye: Thomas Meyer – Hannah Arendt Kimdi?, çeviren: Özlem Kırtay, Ebubekir Demir, Lejand Yayınları, biyografi, 136 sayfa, 2025

Jennifer Nagel – Bilgi (2024)

  • Bilgi nedir?
  • Bir şeyin doğru olduğunu düşünmek ile gerçekten doğru olduğunu bilmek arasındaki fark nedir?
  • Bilgi ve hakikat ilişkisi nasıl bir ilişkidir?
  • Görme ve işitme gibi duyularımızın sağladığı bilgi soyut akıl yürütmenin sağladığı bilgi gibi midir?
  • İddia ettiğimiz şeyi biliyor sayılmak için iddiamızı gerekçelendirebilmemiz gerekir mi?

Bu ve benzeri kadim sorular çerçevesinde bilgi felsefesindeki temel sorunları ve paradoksları ele alan Jennifer Nagel çağdaş filozofların mantık, dilbilim ve psikolojiden de yararlanarak açtıkları yeni yolları da tartışıyor.

  • Künye: Jennifer Nagel – Bilgi, çeviren: Ebubekir Demir, İş Kültür Yayınları, inceleme, 152 sayfa, 2024

Kolektif – Felsefede Devrim (2021)

İlk kez İngiltere’de ortaya çıkan ve başını Moore, Russell ve Wittgenstein’ın çektiği analitik felsefe devrimi üzerine çok iyi bir çalışma.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, analitik felsefenin kurucu düşünürleri, Frege, Moore, Viyana Çevresi filozofları, Wittgenstein ve Russell felsefelerine farklı yönleriyle irdeliyor.

İngiliz filozof Alfred Jules Ayer’in editörlüğünü yaptığı çalışma, Gilbert Ryle’ın giriş yazısı ve P. F. Strawson’ın felsefenin mahiyetine ilişkin değerlendirmeleriyle zenginleşiyor.

  • Künye: Kolektif – Felsefede Devrim: Analitik Felsefenin Doğuşu, editör: Alfred Jules Ayer, çeviren: Ebubekir Demir, Fol Kitap, felsefe, 120 sayfa, 2021

James Robert Brown – Bilim Felsefesi (2020)

Bilim felsefesinin uzun ve ilham dolu tarihi üzerine harikulade bir çalışma.

Alana yeni ilgi duymaya başlayan okurlar kadar felsefecilerin, bilim insanlarının ve uzmanların da seveceği kitap, yüzyıllar boyu pek çok düşünürün bilim felsefesine ne gibi katkılar sunduğunu özlü bir biçimde ortaya koyuyor.

James Robert Brown, Türkçe baskıya özel bir önsözle yayımlanan bu çevirisinde, Mill’den Gazali’ye, Poincare ve Reichenbach’tan Viyana Çevresi’nin kıdemli üyeleri Schlick ve Carnap’a, Hempel ve Popper’dan Kuhn ve Feyerabend’a pek çok ismin fikirlerine yer veriyor.

Kitap bunu yaparken de, yalnızca bilim felsefesi değil çağdaş bilim sosyolojisi tartışmalarından feminist eleştirel kuramlara kadar geniş bir alanda geziniyor.

  • Künye: James Robert Brown – Bilim Felsefesi, çeviren: Dilek Kadıoğlu, Ebubekir Demir, Gülben Salman, Halil Rahman Açar, Hüsnü Özer ve Mehmet Ali Sarı, Fol Kitap, bilim, 368 sayfa, 2020