Jonathan Lear — Sonun Tahayyülü (2026)

Jonathan Lear, bu çalışmasında bireysel ve kolektif yas deneyimini etik hayatın merkezine yerleştiriyor. Lear, yalnızca bir kaybın ardından yaşanan duygusal süreci değil, anlam dünyasının çöküşünü ve yeniden kurulmasını da inceliyor.

Yas, burada pasif bir acı hali değil, insanın dünyayla ilişkisini yeniden düşünmesini sağlayan yaratıcı bir kırılma olarak ele alınıyor. İnsan, kayıpla birlikte yalnız sevdiklerini değil, değerlerini, yön duygusunu ve yaşam anlatısını da yitiriyor, sonra bunları yeniden kurmaya çalışıyor.

‘Sonun Tahayyülü’nde (‘Imagining the End’), etik yaşam, soyut ilkelerden çok, kırılganlık, belirsizlik ve hayal gücüyle kurulan bir pratik olarak düşünülüyor. Lear, psikanaliz, felsefe ve antropolojiyi birleştirerek yasın, insanı daha derin bir sorumluluk duygusuna açtığını savunuyor. “Sonu hayal etmek”, yalnızca ölüm fikriyle değil, bir dünyanın sona ermesiyle yüzleşmek anlamına geliyor. Bu yüzleşme, insanı ya kapanmaya ya da daha açık, daha duyarlı bir etik tutuma yönlendiriyor.

Eser, yas, etik ve anlam ilişkisini birlikte düşünen çağdaş felsefi literatürde önemli bir yere sahip. Lear, etik hayatın kriz anlarında kurulduğunu, kayıp deneyiminin insanı daha insani, daha dikkatli ve daha sorumlu bir varoluşa taşıyabildiğini gösteriyor. Bu yönüyle kitap, etik teoriyi soyut kurallardan çıkarıp yaşanan hayata bağlayan güçlü bir düşünsel çerçeve sunuyor.

‘Sonun Tahayyülü’, kaygı çağında yas, umut ve minnettarlık üzerinden ayakta kalmak ve anlam üretmek üzerine kuvvetli bir tefekkür.

Jonathan Lear — Sonun Tahayyülü: Yas ve Etik Yaşam
Çeviren: Aslı Önal • Axis Yayınları
Psikanaliz • 224 sayfa • 2026

Jonathan Lear – Mutluluk, Ölüm ve Yaşamın Artakalanı (2006)

  • MUTLULUK, ÖLÜM VE YAŞAMIN ARTAKALANI, Jonathan Lear, çeviren: Banu Büyükkal, Metis Yayınları, felsefe, 146 sayfa

‘Mutluluk, Ölüm ve Yaşamın Artakalanı’, felsefeci ve psikanalist Jonathan Lear’in sorduğu, “Psikanaliz, insan varoluşuna, etik yaşama dair anlayışımızda ne fark yaratır?” sorusuna cevap olmayı amaçlıyor. Lear, Aristoteles’e göre, yaşamdaki her şeyi yerli yerine oturtacak ilkenin “mutluluk” olduğunu, Freud’da ise bu ilkenin “ölüm” olduğunu belirtiyor. Yazar, bu iki ilkenin, kavramın da, gerekli olmalarının yanında, kendi içinde sınırlılıklar taşımalarından dolayı, bunlardan artakalanlara gereksinim duyulduğunu savunuyor. Lear’in önerisi, yaşamın bu iki kavramdan artakalan yönlerine saygı ve özen göstermeye çağıran bir etik anlayıştır.