Marquis de Sade – Tanrıya Karşı Söylev (2021)

Bir Tanrı varsa bile, bizim saygı ve sevgimize layık bir varlık mıdır?

Zihnimizde unutulmaz yer edinmiş Marquis de Sade, kendine has tarzıyla Tanrı üzerine düşünüyor.

Fransız edebiyatçı ve de Sade’ın kitabı, Tanrı’yı özgün ve benzersiz bir durumdan yola çıkarak düşünüyor.

Ona göre ateizm, şiddetli ve çelişik bir fetihtir; çocukluğumuzun korkunç oyuncaklarının insanlığın yüreğinden ve belleğinden tamamen sökülüp atılmasıdır.

  • Ne Tanrı ne de din varsa evreni yöneten kimdir?
  • Maddenin sürekli hareketi her şeyi açıklar mı?
  • ‘Doğamız gereği’ ölümsüz olmayı arzulamamız sonsuzluğun bir kanıtı mıdır?
  • Peki, bizi ürküten bu karanlık, bu sonsuz yok oluş korkusunu ne yapmalı?

Dönemin karmaşası ve anlam kargaşası içerisinde de Sade, “Felsefe her şeyi söylemelidir” diyor; sansüre ve her tür despotizme karşı her şeyi söylemelidir.

Bu kitap ile yazar, okuru, hapishane hücresinin yalnızlığından taşan felsefi bir tutarlılık arayışına davet ediyor.

  • Künye: Marquis de Sade – Tanrıya Karşı Söylev, çeviren: Işık Ergüden, Fol Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2021

Marquis de Sade – Yatak Odasında Felsefe (2015)

Tüm zamanların en lanetli yazarı Marquis de Sade, bu metninde genç bir kadına teorik ve pratik libertenlik eğitimini veriyor.

Felsefe, metafizik, ahlak ve tarihin sık sık bir araya geldiği 1795 tarihli yedi diyalogdan oluşan kitap, dönemin düşünce akımlarına ve cinsellik algısına sert eleştiriler yöneltmekte.

Üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen ‘Yatak Odasında Felsefe’, sınırlarımızın ne olduğu konusunda bizi düşündürmeye devam ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

❝Her yaştan ve cinsiyetten şehvet düşkünleri, bu eseri sadece sizlere armağan ediyorum: Verilen kurallarla kendinizi geliştiriniz, bu kurallar tutkularınıza destek olacaktır… Bu tatlı tutkulardan başkasına kulak asmayınız. Sizi mutluluğa taşıyacak olan tek şey bu tutkuların sesidir.❞

  • Künye: Marquis de Sade – Yatak Odasında Felsefe, çeviren: S. İpek Ortaer Montanari, İthaki Yayınları, felsefe, 224 sayfa, 2015

Peter-André Alt – Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu (2017)

‘Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu’, Peter-André Alt’ın uzun soluklu çalışmalarına dayanan ‘Kötünün Estetiği’ dizisinden dördüncü çalışması.

Yazar burada,

  • On dokuzuncu yüzyıldan itibaren yalnızca edebiyatta değil, gerçek hayatta da kendini göstermiş satanist ayinleri,
  • Dönemin ürkütücü cehennem tasvirlerini,
  • Ve genel ahlaka uymayan safahat âlemlerini anlatıyor.

Yazar bunu da, Patrick Süskind’den Marquis de Sade’e, Joris-Karl Huysmans’dan William Blake’e, Jean-Paul Sartre’dan Thomas Mann’e ve Leopold von Sacher-Masoch’tan Oscar Wilde’a uzanan birçok yazarın eserleri üzerinden izliyor.

Hem karanlık hem de kadim kötülüğün edebiyattaki izlerini daha iyi kavramak için harika bir fırsat.

Peter-André Alt’ın ‘Kötülüğün Estetiği’ dizisinden çıkan üç kitabının özetleriyle yazımıza son verelim:

  • İlk kitap, kötünün mitolojideki yaratılış efsanesindeki kökenlerini,
  • İkinci kitap, kötünün gotik roman, kara romantizm ve psikanalizdeki yolculuğunu,
  • Ve üçüncü kitap da Kant, Schlegel, Schiller, Hegel, Kierkegaard ve Baudelaire’in izinde, kötü kavramının felsefi ve yazınsal serencamını incelemişti.

Künye: Peter-André Alt – Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu: Cehennem Azabı, Şeytan Ayinleri ve Sefahat Alemleri, çeviren: Sabir Yücesoy, Sel Yayıncılık, inceleme, 109 sayfa