Thomas Mann – Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları (2014)

Toplumun alt kesiminden bir aileden gelen Felix Krull’un, tüm dezavantajlarını ortadan kaldıran olanağünüstü dehasıyla dolandırıcılıkta önlenemez yükselişi.

Thomas Mann’ın son romanı, bir sahtekârın toplumun içinde itibar kazanması üzerinden, para zaafımızı ve başarı hırsımızı yerden yere vuruyor.

  • Künye: Thomas Mann – Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları, çeviren: Kasım Eğit ve Yadigar Eğit, Can Yayınları

Gürsel Aytaç – Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası (2010)

Gürsel Aytaç ‘Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası’nda, modern Alman edebiyatının klasik ve üretken romancısı Thomas Mann’ın yazı dünyasını inceliyor.

Mann’ın kısa bir hayat hikâyesiyle kitabına başlayan Aytaç, ardından, Mann’ın eserlerinin Almanya ve Amerika’da nasıl alımlandığını; Mann’ın bir edebiyatçı olarak etkilendiği kanalları; Schopenhauer, Nietzsche, Sprengler, Tolstoy, Kafka, Lessing, Dostoyevski ve Freud gibi isimlerin Mann’ın kişiliğinde ve edebiyatında bıraktığı izleri araştırıyor.

Aytaç bunun yanı sıra, sanat-sanatçı, ahlak, ölüm, hastalık, cinsellik, zaman, siyaset ve evlilik gibi, Mann’ın romanlarındaki başlıca konu odaklarını da ortaya koyuyor.

  • Künye: Gürsel Aytaç – Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası, Phoenix Yayınları, eleştiri, 215 sayfa

Rindert Kromhout – Klaus Mann: Thomas Mann’ın Oğlu Olmak (2017)

Klaus Mann, yalnızca meşhur yazar Thomas Mann’ın oğlu olarak değil, aynı zamanda kendi yazarlığıyla da hak ettiği üne kavuşmuş isimlerden.

‘Mefisto’, ‘Çağının Çocuğu’ ve ‘Sonsuzda Buluşma’, Klaus Mann’ın bizde de yayınlanmış başarılı kitapları.

‘Askerler Ağlamaz’ isimli kitabın ödüllü yazarı Rindert Kromhout da bu tarihi romanında, Klaus Mann’ı merkeze alarak Thomas Mann ailesini, onların etrafında yer alan kişileri ve dönemin Avrupa’sını anlatıyor.

Klaus burada, dünyaca ünlü babasının gölgesinde kalmaktan korkan, yazar olmak isteyen genç bir adam olarak karşımıza çıkıyor.

Klaus’un üzerinde, kendisinden bir yaş büyük ablası Erika ile yine bir yazar olan amcası Heinrich Mann’ın etkisi büyüktür.

19 yaşındayken Paris’e gerçekleştireceği seyahat, Klaus’un hayatında dönüm noktası olacaktır.

Zira genç adam buradaki bir kitapçıda Ernest Hemingway ve James Joyce’un eserleriyle tanışacak ve bu durum, kendisinin bir yazar olarak hayatına devam etme kararı almasını daha da pekiştirecektir.

Kromhout’un kurgusu, Klaus Mann’ın dünyasından pek çok ilginç ayrıntıyı bize sunduğu gibi, aynı zamanda onun üzerinden ailesini ve dönemin Avrupa’sının nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Rindert Kromhout – Klaus Mann: Thomas Mann’ın Oğlu Olmak, çeviren: Gül Özlen, Paloma Yayınevi, roman, 368 sayfa, 2017

Richard Palmer Blackmur – Avrupa Romanı Üzerine On Bir Makale (2017)

Richard Palmer Blackmur’un 1964 yılında yayımlanan ‘Avrupa Romanı Üzerine On Bir Makale’, Yeni Eleştiri akımının seçkin örneklerinden.

Kitap, ağırlıklı olarak Rus romanını merkeze alarak Avrupa edebiyatına yön vermiş kimi büyük yapıtlara dair analizlerden oluşuyor.

Blackmur bu makalelerinde, Avrupa romanının görenekleri, mitleri ve dinlerin gizemini hangi yollarla çözmeye çalıştığı; insanlığın hakikatinin Avrupa romanında kendine nasıl yer bulduğu ve Avrupa romanının hayat ve sanat ilişkisini nasıl çözümlediği gibi soruların yanıtlarını arıyor.

Yazarın ele aldığı romanlar ise şöyle:

  • Lev Tolstoy’un ‘Anna Karenina’sı,
  • James Joyce’un ‘Ulysses’i,
  • Gustave Flaubert’in ‘Madame Bovary’si,
  • Thomas Mann’in’Büyülü Dağ’ı ve ‘Doktor Faustus’u,

Kitabın ikinci bölümünün ise, tümüyle Fyodor Dostoyevski’nin romanlarını merkeze aldığını, burada, yazarın ‘Suç ve Ceza’, ‘Budala’, ‘Cinler’ ve ‘Karamazov Kardeşler’ine dair kapsamlı incelemeler yapıldığını da ayrıca belirtelim.

Kitapta, Barış Özkul’un Yeni Eleştiri akımını ve Blackmur’u irdelediği, aydınlatıcı bir sunuş yazısı da yer alıyor.

  • Künye: Richard Palmer Blackmur – Avrupa Romanı Üzerine On Bir Makale, çeviren: Müge Günay, İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 319 sayfa

Peter-André Alt – Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu (2017)

‘Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu’, Peter-André Alt’ın uzun soluklu çalışmalarına dayanan ‘Kötünün Estetiği’ dizisinden dördüncü çalışması.

Yazar burada,

  • On dokuzuncu yüzyıldan itibaren yalnızca edebiyatta değil, gerçek hayatta da kendini göstermiş satanist ayinleri,
  • Dönemin ürkütücü cehennem tasvirlerini,
  • Ve genel ahlaka uymayan safahat âlemlerini anlatıyor.

Yazar bunu da, Patrick Süskind’den Marquis de Sade’e, Joris-Karl Huysmans’dan William Blake’e, Jean-Paul Sartre’dan Thomas Mann’e ve Leopold von Sacher-Masoch’tan Oscar Wilde’a uzanan birçok yazarın eserleri üzerinden izliyor.

Hem karanlık hem de kadim kötülüğün edebiyattaki izlerini daha iyi kavramak için harika bir fırsat.

Peter-André Alt’ın ‘Kötülüğün Estetiği’ dizisinden çıkan üç kitabının özetleriyle yazımıza son verelim:

  • İlk kitap, kötünün mitolojideki yaratılış efsanesindeki kökenlerini,
  • İkinci kitap, kötünün gotik roman, kara romantizm ve psikanalizdeki yolculuğunu,
  • Ve üçüncü kitap da Kant, Schlegel, Schiller, Hegel, Kierkegaard ve Baudelaire’in izinde, kötü kavramının felsefi ve yazınsal serencamını incelemişti.

Künye: Peter-André Alt – Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu: Cehennem Azabı, Şeytan Ayinleri ve Sefahat Alemleri, çeviren: Sabir Yücesoy, Sel Yayıncılık, inceleme, 109 sayfa

Thomas Mann – Doyuran Yusuf (2007)

  • DOYURAN YUSUF, Thomas Mann, çeviren: Zeki Cemil Arda, Hece Yayınları, roman, 568 sayfa

doyuran-yusuf

Thomas Mann’in ‘Doyuran Yusuf’u, ‘Yusuf ve Kardeşleri’nin dördüncü cildini oluşturuyor. Roman, yazarın eskiçağ tarihi ve dilbilimine, mitolojik konulara ilgi duymasının ürünü olarak düşünülebilir. Mann bu romanında, din tarihinin önemli figürlerinden Hz. Yusuf’u hikâye ediyor. Kurguda, Hz. Yusuf’un hayatı ve dönemi, babası Yakup Peygamber’den başlayarak anlatılır. Fakat kurgu bunun da ötesine geçerek, bir tarih, uygarlık ve kültür serüvenine dönüşüyor. Mann’in 1926-1942 yılları arasında tamamladığı dizi, dünya edebiyatının bu büyük ustasından kaçırılmayacak bir eser.

Hartmut Müller – Stefan Zweig (2012)

 

Hartmut Müller elimizdeki kitabında, Türkiye’de ‘Dünün Dünyası’, ‘Satranç’ ve ‘Amok Koşucusu’ gibi kitaplarıyla tanınan Avusturyalı edebiyatçı Stefan Zweig’ın bir biyografisini sunuyor.

Müller çalışmasında, Zweig’ın çocukluğunu, Viyana’da aldığı yoğun eğitim dönemini, ilk eserlerini yayınlama sürecini ve Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesinden sonra Avrupa’nın birçok ülkesinden sonra Brezilya’da neticelenen kaçışını anlatıyor.

Zweig’ın eserlerinin bir değerlendirmesini de yapan Müller, O’nun Rainer Maria Rilke, Thomas Mann, Franz Werfel, Sigmund Freud, James Joyce ve Maksim Gorki gibi isimlerle ilişkisini de anlatıyor.

  • Künye: Hartmut Müller – Stefan Zweig, çeviren: Merve Kalkan ve Elif Naime Arslanoğlu, Şule Yayınları, biyografi, 157 sayfa, 2012

Paul Ricoeur – Kurmaca Anlatıda Zamanın Biçimlenişi (2012)

Elimizdeki kitap, felsefeci Paul Ricoer’ün “anlatı yorumbilimi”ne odaklandığı ‘Zaman ve Anlatı’nın üçüncü kitabı.

Düşünür, kitabın ilk üç bölümünde, anlatı kuramcılarının kavram, ilke ve yöntemlerini tartışıyor.

Frank Kermode, Roland Barthes, Claude Levi-Straus, Vladimir Propp, Tzvetan Todorov, Algirdas Juilen Greimas ve Mihail M. Bahtin, değerlendirmeye alınan kuramcılardan birkaçı.

Yazar son bölümde de, daha önceki bölümlerde tartıştıklarına, üç romanı çözümleyerek işlerlik kazandırıyor.

Bunlar da, Virginia Woolf’tan ‘Mrs. Dalloway’, Thomas Mann’dan ‘Büyülü Dağ’ ve Marcel Proust’tan ‘Kayıp Zamanın İzinde’ romanları.

  • Künye: Paul Ricoeur – Kurmaca Anlatıda Zamanın Biçimlenişi: Zaman ve Anlatı 3, çeviren: Mehmet Rifat, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 290 sayfa

Thomas Mann – Değişen Kafalar (2011)

  • DEĞİŞEN KAFALAR, Thomas Mann, çeviren: Kasım Eğit ve Yadigar Eğit, Can Yayınları, roman, 124 sayfa

Thomas Mann ‘Değişen Kafalar’da, güçlü bir dostluğun, aşkın acımasız sınavından geçişini hikâye ediyor. 12. yüzyıldan kalma bir Hint efsanesinden esinlenen Mann’in romanı, farklı kastlardan gelen çelimsiz Şridaman ile yakışıklı Nanda arasındaki sarsılmaz dostlukla açılıyor. Birbirlerini düşkünlük derecesinde seven ikili, günün birinde güzeller güzeli Sita’yla karşılaşacak; gençlerden Şridaman da, bu genç kadınla evlenecektir. Kısa bir süre sonra üç kişi, beraber bir yolculuğa çıkar. Fakat bu yolculuk, üç kişilik bir aşka doğru yol almaya başlayacaktır. Bu tehlikeli ilişki, karakterlerin dostluğunu ve aşklarını sınavdan geçirecektir.