Antoine Compagnon – Teorinin Cini (2022)

  • Bir metni edebi metin yapan nedir?
  • Eserin anlamı yazarın tekelinde midir?
  • Kurmaca gerçekliği taklit mi eder?
  • Okurun metinde yeri var mıdır?
  • Üslubu meydana getiren nedir?
  • Bir eseri anlamak için muhakkak yazıldığı bağlamı bilmek mi gerekir?
  • Evrensel edebi değerler var mıdır?

‘Teorinin Cini’, bu kilit sorular etrafına kurulmuş bir kitap.

Amacı modern edebiyat teorisinin, özellikle de Fransız yapısalcılığının bu konulardaki temel tezlerini “sağduyu”yla, yani edebiyat konusunda sahip olduğumuz yaygın fikirlerle karşı karşıya getirmek, çarpıştırmak, bu şekilde teoriyi eleştirmek ve sonunda hem teorinin hem sağduyunun hakkını vermek.

Kitap edebiyat teorisinin, dolayısıyla da edebiyat incelemelerinin 20. yüzyılda kat ettiği yola dair açık seçik bir panorama da sunuyor.

  • Künye: Antoine Compagnon – Teorinin Cini: Edebiyat ve Sağduyu, çeviren: Savaş Kılıç, Metis Yayınları, edebiyat kuramı, 280 sayfa, 2022

Uğur Tanyeli – Korku Metropolü İstanbul (2022)

İstanbul neden bu kadar tekinsiz?

Ve günden güne neden daha da korkutucu bir şehir haline geliyor?

Mekânlar sadece taşla, betonla, demirle varedilmez.

Korkular başta olmak üzere psikososyal haller de mekân kurucudur.

Genelde metropoller, özelde İstanbul korku ortamlarıdır ve bu anlamda korku kişisel değil toplumsal bir kaygıdır.

Öyleyse mekânın toplumsallığından ve zorunlu olarak da siyasallığından konuşmak gerekir.

Mekânda korkulur, mekândan korkulur.

Mekânda sıkılınır, mekândan sıkılınır.

Bu haller de mekânda dışavurulur.

Mekânı korkutmayacak hale getirmek için düşsel ve gerçek otoriteler tesis edilir.

Dolayısıyla aşınmayacak kadar sıkı bir güvenlik düzeni arzulanır, bir disiplin rejimi inşa etmek için uğraşılır.

İstanbullular en azından 18. yüzyıldan başlayarak korkmak için hiçbir fırsatı kaçırmamış gibidirler.

Kadın toplumsal kimliğindeki değişimlerden, otoritelerin protesto edilmesinden, kadın erkek mesire yerlerinde özgürce dolaşmaktan, kentteki yer ve sokak adlarından, kentsel ortamın çirkinleşmesinden, kente yeni göçmenlerin gelişinden, ötekileştirilen eski yeni her güç odağından, örneğin Bizans’tan, Batı’dan, hatta doğadan ve tarih yazmaktan korkulur.

Hepsinin ardında da toplumsal “porozite korkusu” yatar.

Kişilerin kentsel konum ve statülerini değiştirmelerinden, insanların ait oldukları yer ve toplumsallıklara sabitlenmeyip özgürleşmelerinden, öznelerin daha önce deneyimlemedikleri sulara, enginlere açılmasından endişe edilir.

Korkularla paralize olunur; okurken size de çok tanıdık gelecek birçok ketlenme böyle oluşur.

Bu kitap, iki yüzyıldır kılıktan kılığa girerek metropoliten mekânı tanımlamayı hâlâ sürdüren bir psikososyal ortamda nasıl bir “korkular imparatorluğu” inşa edildiğini tartışıyor.

  • Künye: Uğur Tanyeli – Korku Metropolü İstanbul: 18. Yüzyıldan Bugüne, Metis Yayınları, kent çalışmaları, 432 sayfa, 2022

Kolektif – Salgın, İklim, Toplum (2022)

Covid-19 salgını, şu an pek görmek istemesek de aslında çoktan hayatımızı kökten dönüştürmüş durumda.

Bu özenli derleme de, salgının ekonomik ve sosyal etkileri ve geleceğimizi nasıl dönüştüreceği çok yönlü bir bakışla ele alınıyor.

Küçücük bir virüsün kibir, gösteriş dolu, her şeye kadir ve muktedir olduğu düşünülen kapitalist dünyamızı fos çıkarışını izlerken sürekli bundan bir şeyler öğrenmeliyiz demiştik.

Bugün sormalıyız: Öğrenebildik mi?

Ne öğrendik?

İstanbul Politikalar Merkezi COVID-19 salgınının başladığı 2020 başından günümüze, web üzerinde, salgın koşullarında dünyanın, toplumların ve bireylerin durumunun değerlendirildiği çok sayıda panel düzenledi.

Bu panellerden hazırlanan ‘Salgın, İklim, Toplum’da ilk günlerden başlayarak salgının dünyadaki ve özellikle Avrupa Birliği ve Türkiye’deki ekonomik ve sosyal etkileri, olağanüstü kriz koşulları altında insan davranışları, salgın ile iklim krizinin birlikte ilerleyişi, devletlerin ve uluslararası kurumların salgını yönetmedeki başarı ve başarısızlıkları, aşılama, komplo teorileri, salgının ekonomi politiği, göçmenler ve işsizler, salgın koşullarında sosyal güvenliğin, eşitlik, adalet ve temel özgürlüklerin durumu, bütün dünyada dijitalleşmenin artışı ve iş süreçlerindeki değişim ve Türkiye bağlamında din ile siyaset arasındaki ilişki tartışılıyor.

Çoğu katılımcı, yaşadığımız bu sıradışı deneyimden öğrenebileceğimiz çok şey olduğunu, gelecekteki salgınlarla ve gittikçe derinleşen iklim değişikliğinin getireceği ekolojik krizlerle başa çıkabilmek için bu deneyimimizi adaletli ve eşitlikçi bir dünya düzenine doğru seferber etmemiz gerektiğini düşünüyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: E. Fuat Keyman, Selim Badur, Senem Aydın-Düzgit, Evren Balta, Ümit Şahin, Kâmil Yılmaz, Işıl Arıcan, Yağız Üresin, Pelin Oğuz, Cem Güneri, Çiğdem Nas, Nebi Sümer, Emre Erdoğan, S. Adil Sarıbay, Erdoğan Özmen, Sinan Alper, Ayşenur Dal, Onurcan Yılmaz, Fikret Adaman, Zafer Yenal, Sinan Erensü, Hande Paker, Gökşen Şahin, Akgün İlhan, Murat Türkeş, Tuğba Öztürk, Galip Dalay, Çağlar Keyder, Atila Eralp, Nilgün Arısan-Eralp, Feyzi Baban, Pınar Uyan Semerci, Işık Özel, Mustafa Kutlay, Alper Kaliber, Yusuf Leblebici, Galip Yalman, Gökçe Uysal, İnsan Tunalı, Ateş Altınordu, Umut Azak ve Ayşe Çavdar.

  • Künye: Kolektif – Salgın, İklim, Toplum: Nasıl Bir Dünyada Yaşayacağız?, hazırlayan: Ayşe Köse Badur, Metis Yayınları, sağlık, 448 sayfa, 2022

Thor Hanson – Tohumların Zaferi (2022)

Gezegenimizi tepeden tırnağa değiştiren tohumlar olağanüstüdür.

Thor Hanson da bu harika çalışmasında, tohumların evrimini, önemini ve doğa tarihi ile insan kültüründeki yolculuğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Hem bir keşif yolculuğu hem de bir davet olarak okunabilecek ‘Tohumların Zaferi’, Hanson’ın araştırma yaptığı ormanlar ve laboratuvarlardan başlayıp yol boyunca tanıştığı bahçıvanların, botanikçilerin, kâşiflerin, çiftçilerin, tarihçilerin, keşişlerin –ve elbette harikulade bitkilerin, onlara bağımlı olan hayvanların, kuşların, böceklerin– kılavuzluğunda ortaya çıkmış.

“Tohumların ortak özelliklerinden biri onları bulmak için uzaklara bakmamıza gerek olmamasıdır, çünkü tohumlar dünyamızın ayrılmaz bir parçasıdır.” diyen Hanson, bir tohumlar dünyasında yaşadığımızı; sabah kahvemizden, onun yanında yediğimiz çörekten tutun da kıyafetlerimizin dokunduğu pamuğa, yatmadan önce içtiğimiz bir fincan kakaolu süte kadar tohumların gün boyu bizimle olduğunu söylüyor.

Tohumlardan yiyecekler, alkollü içkiler, yağlar, baharatlar, zehirler, yakıtlar, iplikler, boyalar elde ediyoruz.

Bu kitabın da ortaya koyduğu gibi, tohumlar dünyadaki hayatın temel yapıtaşlarıdır; farklı beslenme alışkanlıklarının, ekonomilerin ve yaşam tarzlarının temelini onlar oluşturur. Keza, vahşi doğadaki yaşama dayanak oluşturanlar da yine onlardır.

Kitaptan bir alıntı:

“Peki tohumlar nasıl bu kadar başarılı oldu? Tohumların ve onları taşıyan bitkilerin gezegenimizi tepeden tırnağa değiştirmelerine imkân tanıyan özellikleri, alışkanlıkları nelerdi? Bu sorunun cevabı, elinizdeki kitabın anlatısını kuruyor ve sadece tohumların doğada nasıl serpildiklerini değil, insanlar için neden bu kadar elzem olduklarını da açıklığa kavuşturuyor.”

  • Künye: Thor Hanson – Tohumların Zaferi: Tahıllar, Kabuklu Yemişler, Çekirdekler ve Taneler Bitkiler Âlemini Nasıl Fethetti, İnsanlık Tarihini Nasıl Biçimlendirdi?, çeviren: Kemal Genç, Metis Yayınları, bilim, 312 sayfa, 2022

Elif Daldeniz-Baysan – Kavramların Yolculuğu (2022)

‘Kavramların Yolculuğu’, bizde pek yapılmayan kavram tarihi araştırmalarına yetkin örneklerden biri olarak okunmalı.

Elif Daldeniz-Baysan, Türkiye’de kültürel değişimi yansıtan kimi kavramları analiz ediyor.

Kavram araştırmaları özellikle sosyal bilimlerin, tarihin, etimolojinin alanına giren pek çok çalışmada geçmişe dönük incelemelerin bir parçasıdır.

Bu kitaptaki incelemelere kuramsal temel sağlayan kavram tarihi ise ayrı bir çalışma alanı ve yaklaşımı özelliği taşıyor.

Alanın öncüsü Reinhart Koselleck tarihsel olgulara kavramlar penceresinden bakmaya çağıran bir üst bakış getiriyor.

Elif Daldeniz-Baysan’ın ––bir bölümü Nihal Ekin Erkan’la ortak çalışmanın ürünü olan–– incelemelerini bir araya getiren bu seçki, Türkiye’de sınırlı ölçüde ilgi odağı olan kavram tarihi araştırmaları içinde özel bir yerde duruyor.

Kavram tarihi yöntemini çeviri(bilim) perspektifiyle ele alan bu yazılar, Türkiye’deki kültürel değişimi yansıtan belli bazı kavramların izini sürüyor.

Diller ve kültürler arasında kavramlara ilişkin aktarım sorunsalının temel izlek olarak tekrarlandığı çalışmalarda; kültür ve millet kavramlarının Osmanlı / Türk düşünce coğrafyasına aktarılışı, patent metinlerinin çevirisi, şehircilik kavramlarının uluslararası düzlemden yerel politikalara girişi gibi konulara uzanılıyor.

Bu çalışmalar düşünce dünyamıza genel anlamda katkıda bulunmanın yanı sıra, çeviri ve dil alanına özel bir araştırma perspektifi de sunuyor.

  • Künye: Elif Daldeniz-Baysan – Kavramların Yolculuğu: Çeviribilimsel Perspektiften Bir Bakış, Metis Yayınları, dilbilim, 200 sayfa, 2022

Bülent Somay – Tufan Göründü (2022)

‘Tufan Göründü’, liberalizmin derin krizinin sıkı bir fotoğrafını çektiği gibi, buradan çıkmanın yolları üzerine de düşünen, çarpıcı bir metin.

Bülent Somay, tarihin bizi yargılamaması için susmak ya da olacakları seyretmek yerine bizi harekete geçmeye çağırıyor.

Somay’ın, kitabında esas olarak üstünde durduğu noktalar şunlar:

İlki, neoliberalizm çağında bilginin üretilmesi, iletilmesi ve dağıtılmasında yaşanan ve entelektüel mülkiyet, medya ve üniversite çevresinde yoğunlaşan derin kriz.

İkincisi buna bağlı olarak “hakikat” dediğimiz, başlangıcından bugüne felsefenin esas konusunu teşkil eden ve birbirimizle anlaşabilmemiz için zorunlu olan kavramsal zemini oluşturan şeyin kaybolma eğilimine girmesi.

Ve üçüncü olarak da “popülizm” diye adlandırdığımız, bir bakıma binyıllardır çeşitli adlar altında varolan, ama daha somut bir açıdan bakıldığında da son yarım yüzyıldır hızla yükselen yeni politik/kültürel oluşumların yarattığı büyük tehlike.

Yazar bu konuları irdelerken bazı sorulardan yola çıkıyor, bazı metodoloji arayışlarını yüksek sesle dillendiriyor.

  • Künye: Bülent Somay – Tufan Göründü: Neoliberalizmin İflası Üzerine Altı Deneme, Metis Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2022

Edwin Kirk – Bizi Biz Yapan Genler (2022)

Genetik bozukluk ve hastalıkları gen tedavisiyle tedavi etmek mümkün mü?

Tıbbi genetikçi ve genetik patolog Edwin Kirk bu harika çalışmasında, hem bu sorunun yanıtını arıyor hem de genlerin incelikli işleyişini açıklıyor.

Yaşamları genetik hastalıklardan en çok etkilenen insanlardan pek çok öykü aktaran ‘Bizi Biz Yapan Genler’, özellikle insan genetiğindeki insancıllığı ortaya çıkarmasıyla dikkat çekiyor.

Kalıtımın temel birimi olan genler hepimizin hayatında önemli bir rol oynar; dış görünüşümüzden belli hastalıklara yatkın olup olmamamıza ve hatta mizacımıza kadar pek çok özelliğimizde hatırı sayılır bir etkileri var.

Teknolojinin sunduğu imkânlar sayesinde, son yıllarda genetik alanında çarpıcı gelişmeler yaşanıyor.

Anne karnında yapılan taramalar birçok genetik bozukluğun teşhis edilmesini sağlıyor ve ebeveynlere seçenekler sunuyor.

Araştırmacılar kanserin ve çeşitli hastalıkların genetik altyapılarını temel alan tedaviler üzerinde çalışıyor.

Hastalık genlerinin kesilip atılmasını ya da düzenlenmesini içeren yeni yöntemler –her ne kadar şu an emekleme döneminde ve biraz tartışmalı olsa da– daha sağlıklı bir insanlığa giden bir yol vadediyor.

Tıpta böyle bir devrim yaşanırken, genetiğin temel kavram ve mekanizmalarını anlamak giderek daha fazla önem kazanıyor.

  • Gen, genom, kromozom ve DNA nedir?
  • Genetik bozukluk ve hastalıklar nasıl aktarılır?
  • Bunları ve başka hastalıkları “gen tedavisi” aracılığıyla iyileştirmek mümkün mü?
  • Genlerine müdahale edilerek “tasarım bebekler” üretilebilir mi?
  • Bu müdahalelerin ahlaki içerimleri nelerdir?

Kirk, bu kitapta bir yandan genlerin incelikli işleyişini açıklarken, bir yandan da genetik bozukluk ve hastalıklardan etkilenen insanların dokunaklı hikâyelerini aktarıyor.

“İnsan genetiğinin hikâyesi insanların hikâyesidir,” diyen Kirk, bize genetiğin soyut bir araştırma alanı olmanın ötesinde, etten kemikten insanların kaderleri açısından belirleyici olabilen son derece insani bir alan olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Edwin Kirk – Bizi Biz Yapan Genler: Bir Tıp Devriminden İnsan Hikâyeleri, çeviren: Çağatay Tarhan, Metis Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2022

Peter Kuper – Kafkaesk (2022)

Franz Kafka’nın çizgi uyarlamaları içinde Peter Kuper’ın yaptıkları ayrı yere sahip.

‘Kafkaesk’ ise, ‘Akbaba’dan ‘Kanun Önünde’ye, ‘Bir Kardeş Cinayeti’nden ‘Köprü’ye Kuper’ın Kafka’nın on dört öyküsünün usta işi çizgiroman uyarlamalarını sunuyor.

Yirminci yüzyılın en önemli edebi figürlerinden biri olan Franz Kafka kuşaklar boyunca pek çok yazar ve sanatçıyı derinden etkiledi; öykü ve romanları edebiyat, müzik, resim, heykel, dans ve film gibi çok çeşitli alanlarda sayısız esere ilham kaynağı oldu.

Kafka’yı 1988 yılından beri “çizgi romana tercüme eden” görsel sanatçı Kuper’ın uyarlamaları da bu eserlerin arasında değerli bir yere sahip.

Kafka’nın öykülerinin bireysel yorumlara ilham verdiğini, her okura benzersiz bir kişisel bağlam sunduğunu belirten Kuper şöyle diyor:

“Kafka kırk bir yaşını doldurmadan öldü, bundan neredeyse yüz yıl önce, ama öyküleri daha dün yazılmış hissi veriyor. Ya da belki takipçilerinden Gustav Janouch’un dediği gibi, Kafka’nın eserleri ‘yarının bir aynası’dır. Bu eserler şimdiye ve buraya ait; Kafka’nın hikâyeleri insanlık durumumuza giden bir yol haritası teşkil ediyor. Bizi kurumlarımızın tehlikelerine karşı uyarıyor, bize zaaflarımızı hatırlatıyor, absürdlüklerimize gülmemiz için bizi dürtüyorlar. Dünyamız giderek daha çok ‘Kafkaesk’ sıfatını yansıtırken, Kafka’nın kulaklarımıza fısıldadığı bütün o mesajlarda yeni bir anlam bulabiliriz.”

Kafka’nın uzunlu kısalı on dört öyküsüne Kuper’ın getirdiği yaratıcı yorumların, Kafka okurlarına yeni ve farklı bakış açıları sunarken, onunla henüz tanışmamış olan okurlar için de yazarın benzersiz dünyasına güzel bir giriş olacaktır.

  • Künye: Peter Kuper – Kafkaesk: On Dört Öykü, çeviren: Özde Duygu Gürkan, Metis Yayınları, çizgiroman, 160 sayfa, 2022

Kolektif – Mesafeyi Aramak (2022)

‘Mesafeyi Aramak’, edebiyat eleştirisine ilgi duyanları fazlasıyla cezbedecek bir derleme.

Kitap, 2010’lu yıllarda yayımlanmış dikkat çekici on beş roman hakkında usta işi makaleler barındırıyor.

Buradaki metinler, söz konusu romanlar bağlamında travma, özne, anlatı kuruluşu, anlamın imkân ve imkânsızlıkları, tanıklık, toplumsal hafızanın inşası, eksiklik ve benlik krizi gibi temaları tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Aksu Bora, Asuman Susam, Bahadır Sürelli, Bengü Vahapoğlu, Deniz Gündoğan İbrişim, Emel Uzun Avci, Erol Köroğlu, Fatih Altuğ, Göze Orhon, Jale Özata Dirlikyapan, Leyla Burcu Dündar, Mehmet Fatih Uslu, Murat Cankara, Yalçın Armağan ve Zeynep Uysal.

  • Künye: Kolektif – Mesafeyi Aramak: 2010’lu Yılların Romanları Üzerine Yazılar, hazırlayan: Jale Özata Dirlikyapan, Metis Yayınları, inceleme, 328 sayfa, 2022

Jacques Lacan – Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben (2022)

Jacques Lacan’ın bu çalışması, özellikle Freud’un geleneksel ben tasavvurundan nasıl koptuğunu göstermesiyle çok önemli.

‘Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben’, farklı düşünürlerle zengin bir diyaloga girmesiyle de dikkat çekiyor.

Lacan bu seminerinde Sigmund Freud’un yorumlanmasına odaklanıyor yine: Özellikle Freud’un en önemli metinlerinden saydığı ‘Haz İlkesinin Ötesinde’nin yanı sıra psikanaliz tarihinde bir dönüm noktası oluşturan “Irma’ya İğne Yapılması Rüyası”ndan yola çıkarak, bir yandan Freud’un geleneksel ben tasavvurundan nasıl koptuğunu gösteriyor, bir yandan da Freud’dan sonra bu tasavvurdan uzaklaşılmasını örnekleriyle eleştiriyor.

Edgar A. Poe’nun ünlü öyküsü “Çalınmış Mektup”tan ve dönemin öncü bilimi sibernetikten yola çıkarak da simgesel düzeni ve öznelerarasılığı tartışıyor.

Claude Lévi-Strauss, Alexandre Koyré, Maurice Merleau-Ponty ve Jean Hyppolite gibi düşünürlerin gerek konferansları gerekse eserleriyle girilen diyalog semineri daha bir zenginleştiriyor.

‘Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben’, psikanalizin yanı sıra felsefe ve beşeri bilimlere ilgi duyan okurların çokça yararlanacağı bir kitap.

  • Künye: Jacques Lacan – Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben (Seminer 2. Kitap, 1954-1955), çeviren: Savaş Kılıç, Metis Yayınları, psikanaliz, 408 sayfa, 2022