Emir Kıvırcık – Büyükelçi (2007)

  • BÜYÜKELÇİ, Emir Kıvırcık, GOA Yayınları, biyografi, 224 sayfa

‘Büyükelçi’, 2. Dünya Savaşı sırasında Fransa’da Paris Büyükelçiliği görevini yapmış Behiç Erkin’in biyografisine dayanıyor. Erkin’in bu önemli tarihi noktadaki rolü, Fransa’da hem Nazilere hem de Nazi işbirlikçisi Vichy hükümetine karşı çıkma cesareti göstermiş olmasıydı. Erkin bu cesaretiyle, çoğu insanın Nazi zulmünden kurtulmasını sağlamıştı. Kendisinin bu katkısı, Fransa’dan Legion D’Honneur nişanı ile Almanya’dan Demir Haç madalyası kazandırmıştı. Erkin’in, Kurtuluş Savaşı’nda komutanlık yapmış, İstiklal Madalyası sahibi bir isim olduğunu da belirtelim. İşte Emir Kıvırcık’ın çalışması, tarihte önemli roller üstlenmiş bu ismin hayat hikâyesini okuyuculara aktarıyor. Önerilir.

Jorge Semprun – Bir Ölü Lazım (2006)

  • BİR ÖLÜ LAZIM, Jorge Semprun, çeviren: Işık Ergüden, Can Yayınları, roman, 165 sayfa

‘Bir Ölü Lazım’, Jorge Semprun’un anılarından yola çıkarak, Naziler döneminde Almanya’daki Buchenwald toplama kampındaki yaşamı, içerideki gizli örgütü ve hapsedilenlerin verdikleri ölüm kalım savaşını hikâye ediyor. İspanya’da Franco hüküm sürerken, Fransa işgal altındadır. Buchenwald toplama kampı Yahudiler,  Alman komünistler ve Fransız direnişçilerle doludur. Semprun da kimilerinin Almanlara daha yakın olduğu, kimilerinin gizli çalışmalar yürüttüğü, kimilerininse ölmek üzere olduğu toplama kampının tutsakları arasındadır. Roman, Semprun’un bu toplama kampından başarısızlıkla sonuçlanan kaçma teşebbüsünü ve onu kurtarmaya çalışan diğer arkadaşlarını hikâye ediyor.

Annette Wieviorka – 60 Yıl Sonra Auschwitz (2006)

  • 60 YIL SONRA AUSCHWITZ, Annette Wieviorka, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, siyaset, 240 sayfa

Annette  Wieviorka ’60 Yıl Sonra Auschwitz’de, tarihte kara bir leke olarak Auschwitz’i inşaatından başlayarak, nasıl işlediğinden, tarihsel anlamda nerede durduğuna kadar çok yönlü bir bakışla irdeliyor. İnsanlığın en büyük kıyımlarını yaşadığı Auschwitz’in, tarihi gerçeğinden, yani Yahudilerin sistematik olarak katledildiği bir kamp oluşundan kopuk, sadece sembolik bir anlam taşır hale geldiği, son dönemlerin başlıca eleştirilerinden. Wieviorka’nın çalışması, başta Yahudiler olmak üzere, çok sayıda kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuğun katledildiği kampın gelişimini, büyümesini ve işleyişini gözler önüne seriyor. Yazar, kampta öldürme ve yok etme mekanizması yetersiz kaldıkça, yeni gaz odaları ve krematoryumların inşası için kullanılan esirleri, bu esirlerin kampa alınış prosedürünü, numaralanmalarını, damgalanmalarını, geçmişe ve orada bulunanların tanıklıklarına dönerek anlatıyor.

John Steinbeck – Ay Battı (2010)

  • AY BATTI, John Steinbeck, çeviren: Leyla Özcengiz, Remzi Kitabevi, roman, 118 sayfa

John Steinbeck ‘Ay Battı’da, Nazilerin Norveç’i işgalini ve halkın kuşatmaya karşı onurlu direnişini hikâye ediyor. Savaş yıllarında filme de alınan roman, yüzyıllardır barış içinde yaşayan, özgürlüğüne düşkün halkının kömür madeniyle geçimini sağladığı şirin bir Norveç kasabasının, başlarında Albay Lanser’in olduğu Nazi kuvvetlerince işgal edilişiyle başlar. Bu baskından sonra, kasabanın halkı özgürlüğünü koruyabilmek için ölümüne bir mücadeleye koyulacaktır. Kasabanın kömür madenlerini ele geçirmeye çalışan işgalcilere karşı, özgür bireylerin kişisel çabalarıyla başlayan direniş, kısa bir süre sonra kolektif bir eyleme dönüşecektir.