Aydın Aydemir – Nâzım (2008)

Nâzım Hikmet’in eserleri, neredeyse yeryüzünün bütün dillerine çevrilmiş.

Ayrıca tüm dünyada, kendisi hakkında kitaplar yazılıyor, açık oturumlar ve konferanslar gibi etkinlikler düzenleniyor.

İşte, Aydemir’in bu nitelikli çalışmasında Nâzım Hikmet, sadece bir şair ve bir politik aktör olarak değil, çocukluğundan ölümüne uzanan hayat hikâyesiyle anlatılıyor.

Aydın Aydemir’in, ilk baskısı 1970’te yapılan ‘Nâzım’ı, yayımlandığı dönem bir yana, günümüzde de Nazım Hikmet’e dair en kapsamlı kaynaklardan biri olmasıyla dikkat çekiyor.

Nâzım Hikmet’in kardeşi Samiye Hanım’ın bilgi ve belgeleriyle kitabını kuran Aydemir, şairin doludizgin hayat hikâyesini, soyağacından başlayıp ölümüne değin izliyor.

  • Künye: Aydın Aydemir – Nâzım, Yaba Yayınları, biyografi, 463 sayfa

Can Dündar – Nâzım (2014)

Türkiye şiirinde olduğu kadar, ülkenin muhalif siyasetinde de unutulmaz yeri olan bir şairin iniş çıkışlar, sürgünlerle örülü hayatı.

Can Dündar, Nâzım’ın doğduğu çevreyi, ailesini, gençlik ve yetişkinlik dönemlerini, siyasi yasaklı yıllarını izliyor, aynı zamanda şairin Bulgaristan, Küba ve Rusya’daki sürgün yıllarında yaşadıklarını aktarıyor.

Kitabın DVD hediyeli olduğunu da belirtelim.

  • Künye: Can Dündar – Nâzım, Can Yayınları

Orhan Koloğlu – Hain’nâme (2014)

Orhan Koloğlu’ndan, farklı kesim ve anlayışlardan gelen, hem eski hem de güncel otuz üç hain hikâyesi.

Devrim girişiminin hainlik damgasını teşvik ettiğini hatırlatan ve hainliğin hem sözlük anlamlarına hem de farklı siyasi yaklaşımlardaki kullanımlarına bakan Koloğlu kitabında, Sezar’dan Napolyon’a, Mareşal Petain’den Nâzım Hikmet’e, yaşadıkları dönemde hain olarak yaftalamış birçok ismin hikâyesini sunuyor.

  • Künye: Orhan Koloğlu – Hain’nâme, Tarihçi Kitabevi

Nâzım Hikmet ve Semiha Berksoy – Nâzım Hikmet ve “Tosca”sı Semiha Berksoy (2008)

‘Nâzım Hikmet ve “Tosca”sı Semiha Berksoy’, Dünya şairi Nâzım Hikmet’in Semiha Berksoy’la mektuplaşmalarını okura sunuyor.

Semiha Berksoy, Nâzım Hikmet’le, ünlü ‘Kafatası’ piyesinin sahne hazırlıkları esnasında tanışmıştı.

O zaman Muhsin Ertuğrul’un ‘Tiyatro Mektebi’nde öğrenci olan Berksoy, şiirleri ve Darülbedayi’de oynanan oyunlarıyla Nâzım Hikmet’ten etkilenir.

Nâzım Hikmet’in ‘Kafatası’ndaki “Çiçekçi Kız” rolü için Berksoy’a şiir okutması, iki sanatçı arasında uzun yıllar süren bir arkadaşlığın ve dostluğun başlangıcı olur.

Bu kitap, sanat aşkıyla başlayan bu arkadaşlığın ve dostluğun belgeleri olan mektupları bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor.

Nâzım Hikmet’in mektupları, şairin cezaevi yıllarına ve o dönem çalışmalarına dair ayrıntılar barındırırken; Semiha Berksoy’un mektupları da, kariyerindeki gelişimi, hedeflerini ve sevinçlerini anlatıyor.

  • Künye: Nâzım Hikmet ve Semiha Berksoy – Nâzım Hikmet ve “Tosca”sı Semiha Berksoy, Yapı Kredi Yayınları, mektup, 163 sayfa

Ataol Behramoğlu – Nâzım Hikmet: “Tabu ve Efsane” (2008)

Ataol Behramoğlu, Türkiye şiirinin devrimci siması Nâzım Hikmet’in şiirini, tiyatrosunu ve kişiliğini inceliyor.

Kitapta, Nâzım’ın şiirlerinde biçim özelliklerinden şairin modern Türkiye şiiri üzerindeki etkilerine; Nâzım Hikmet’in düşünce dünyasından dünya şiirinin önemli isimleriyle ilişkilerine ve bir tabu olmasından önüne geçilemez bir efsane haline gelişine kadar birçok konu yer alıyor.

Kitapta ayrıca, Nâzım Hikmet üzerine yazılmış şiirler ve yurt dışında kendisi hakkında kaleme alınmış yazılar da yer alıyor.

Behramoğlu böylece, başta şair Pablo Neruda’nın Nâzım Hikmet için yazdığı şiir ile Yunanistanlı şair Yannis Ritsos’un Nâzım Hikmet’i anlattığı yazıyı da barındıran kapsamlı bir çalışmaya imza atmış.

Kitap, Nâzım Hikmet’in kişiliğini anlattığı kadar, yaratıcılığındaki evrensel niteliklerin altını çizmesiyle de ilgi çekiyor.

  • Künye: Ataol Behramoğlu – Nâzım Hikmet: “Tabu ve Efsane”, Evrensel Yayınları, inceleme, 216 sayfa

Aydemir Balkan – Tanıdığım Eşsiz İnsanlar (2017)

Atatürk, Nâzım Hikmet ve Yaşar Kemal…

Bu yılın Şubat ayında aramızdan ayrılan yazar, diplomat ve mimar Aydemir Balkan, hayatından geçmiş bu üç isme dair anılarını paylaşıyor.

Kitabın ilk bölümünde, Aydemir’in henüz çocuk yaşlarında Atatürk’e duyduğu hayranlığın nasıl gelişip serpildiği anlatılıyor.

Kitabın ikinci bölümü Nâzım Hikmet’e dair:

Balkan’ın babası Doktor Yusuf’ Balkan’ın Nâzım Hikmet’e düşkünlüğü,

Balkan’ın Paris’teki evinde Nâzım’ı konuk etmesi,

Ve Globe Kitabevi’ndeki imza günlerinde Nâzım’a gösterilen ilgi, bu bölümde yer alan başlıca anılar.

Balkan üçüncü bölümü de, 27 Mayıs darbesine ayırmış. Bu bölümde, darbe dönemde yaşanan 14’ler olayı; 14’lerin çok partili düzene geçmeden önce alınmasını istedikleri önlemler ve İsmet İnönü, Bülent Ecevit ile Metin Toker’in bu dönemdeki tutumları ele alınıyor.

Kitabın son bölümü ise, tümüyle Yaşar Kemal’e ayrılmış ve ünlü yazarımıza dair pek çok bilinmeyen barındırmasıyla dikkat çekiyor.

Yaşar Kemal’in yaşamında az bırakan olaylar,

Askerlikte gördüğü işkenceler,

Doktor Yusuf Balkan’ın onu önce hastaneye, sonra da evine alarak koruması,

Kemal Yaşar’ın, Aydemir’in kız kardeşine olan aşkı,

Yoksulluk yılları,

Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başlaması,

İnce Memed’in yayımlanmasından sonra hızla meşhur oluşu,

Yaşar Kemal’in Nobel Ödülü’ne adaylık sürecinde yaşadıkları…

  • Künye: Aydemir Balkan – Tanıdığım Eşsiz İnsanlar, Tarihçi Kitabevi, anı, 192 sayfa

Başak Ergil – The Image of Nâzım Hikmet and His Poetry (2008)

  • THE IMAGE OF NÂZIM HİKMET AND HIS POETRY IN ANGLO-AMERICAN LITERARY SYSTEMS, Başak Ergil, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yayınları, inceleme, 235 sayfa

‘The Image of Nâzım Hikmet and His Poetry in Anglo-American Literary Systems’, daha önce Radikal Kitap’ta gösterdiğimiz ‘İngiliz-Amerikan Yayın Dünyasında Nâzım Hikmet İmajı’ isimli kitabın İngilizce hazırlanmış baskısı. Başak Ergil, İngilizce’ye en çok şiiri çevrilen Nâzım Hikmet imajını, 1930’lardan günümüze dek İngiliz-Amerikan dergi ve kitapları üzerinden inceliyor. Çalışmanın en ilgi çeken yönü de, bu kaynaklarda, ilk etapta “Türkiye’nin komünist şairi” olarak sunulan Nâzım Hikmet’in, 2000’lere gelindiğinde romantik yönleriyle tanımlanan mistik, lirik bir kahramana nasıl dönüştüğünü saptaması.

Nevzad (Odyakmaz) Sudi – Devletin Şamarını Yiyenler (2008)

  • DEVLETİN ŞAMARINI YİYENLER, Nevzad (Odyakmaz) Sudi, Siyah Beyaz Yayınları, anı, 199 sayfa

Gerçek adıyla A. Nevzad Odyakmaz, buradaki anılarında 1945 yılında hiçbir yasadışı eyleme katılmadıkları halde, sırf Nâzım’ın kitaplarını el altından okudukları için, kendisinin de aralarında bulunduğu dört solcu gencin Sansaryan Han’a kapatılışını ve burada geçirdikleri zorlu günleri anlatıyor. Odyakmaz, Sansaryan Han’da kaldıkları zaman zarfında yaşadıkları baskıların yanı sıra, İsmet İnönü döneminde yaşanan keyfi gözaltıları, Sansaryan Han’ın ‘Parmaksız Hamdi’ ismiyle ünlü emniyet amirini, Varlık Vergisi’ni ve Tan Matbaası’nın yobazlarca basılma sürecini de anlatıyor.

 

Başak Ergil – İngiliz-Amerikan Yayın Dünyasında Nâzım Hikmet İmajı (2007)

  • İNGİLİZ-AMERİKAN YAYIN DÜNYASINDA NÂZIM HİKMET İMAJI, Başak Ergil, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yayınları, inceleme, 296 sayfa

ingizil-amerikan-yayin

Başak Ergil’in Nâzım Hikmet’in imajını 1930’lardan günümüze dek İngiliz-Amerikan dergi ve kitapları üzerinden inceliyor. Çalışmanın ilgi çeken yönü, yapılan kaynak incelemelerinde oralarda ilk olarak “Türkiye’nin komünist şairi” olarak sunulan Nâzım Hikmet’in, 2000’lere gelindiğinde romantik yönleriyle tanımlanan mistik, lirik bir kahramana nasıl dönüştüğünü saptamasıdır diyebiliriz. Başak Ergil’in çalışması, İngilizceye en çok şiiri çevrilen şairimize dair önemli bir eksikliği gideriyor.

Nâzım Hikmet – Üç Şiir (2016)

  • ÜÇ ŞİİR, Nâzım Hikmet, resimleyen: Sedat Girgin, Yapı Kredi Yayınları

uc-siir

Nâzım Hikmet’ten, her yaştan okura hitap edecek üç muhteşem şiir. Şairin meşhur şiirleri Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı ve Masalların Masalı’nın yer aldığı kitap, Sedat Girgin’in şahane çizimleriyle de dikkat çekiyor. Kitabın ilk şiiri Yaşamaya Dair’den bir alıntı: “Yaşamak şakaya gelmez, / büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın / bir sincap gibi meselâ, /  yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, / yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.(…)” Hikmet’in yoğun, hümanist şiirini yeniden ve yeniden hatırlamak için iyi bir fırsat.