Bob Jessop – Devlet: Dün, Bugün, Gelecek (2021)

Devletin rolü ve niteliği hakkında tartışmalar modern politikaların merkezinde yer alsa da, devletin kendisini tanımlamak zordur, zira devlet kavramı bir dizi tarihsel yoruma tabidir.

Bob Jessop’ın 5 Mart’ta yeni bir baskıyla raflardaki yerini alacak değerli incelemesi, tam da böylesi bir tarihsel yorum ekseninde devleti anlamaya çalışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitapta, devletin soy kütüğü, ulus-devlet, devlet formasyonları, devletlerin dönemleştirilmesi, çağdaş devletler ve mevcut devlet yapılarının geleceği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitabın devamında ise,

  • Devletin en iyi şekilde; zor kullanma kapasiteleri, kurumsal mahiyeti, sınırları, içsel işleyişleri ve uluslararası sistem içerisindeki egemen konumu üzerinden tanımlanıp tanımlanmayacağı,
  • Devletin sosyal ilişki ya da siyasal eylem yönelimine yardımcı olup olmadığı,
  • Ve devlet ve siyaset, devlet ve hukuk, devlet ve sivil toplum, özel ve kamu, devlet iktidarı ve mikro iktidar ilişkileri arasında ne tür bağların olduğu gibi konular tartışılıyor.

Her yerde olan devleti anlamak, bilmek ve bunu daha iyi yorumlamak için, yaşayan en önemli devlet kuramcılarından biri olan Bob Jessop’ın bu incelemesine muhakkak bakılmalı.

Kitap, Jessop’ın daha önce yayınlanmış ‘Kapitalist Devletin Geleceği’ ve ‘Devlet Teorisi’ adlı kitaplarıyla başladığı üçlemenin son cildi.

  • Künye: Bob Jessop – Devlet: Dün, Bugün, Gelecek, çeviren: Atilla Güney, Nika Yayınevi, siyaset, 408 sayfa, 2021

Kolektif – Hakikat Sonrası (2021)

Bizim asıl bahtsızlığımız, hakikatin yürürlükten kaldırıldığı bir dönemde yaşıyor olmamız.

Zira tarihin hiçbir döneminde, yalan ve manipülasyon böylesi uzun süreli kendine yer bulamamıştı.

Bu özenli derleme de, hakikat ve “hakikat sonrası”nı siyaset, felsefe, medya ve uluslararası ilişkiler bağlamında tartışmaya açıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar,

  • Hakikat sonrası çağda siyasetin izlediği seyri,
  • Hakikat sonrası çağda felsefede yeni bir etiko-politiğin imkânlarını,
  • Göçmenler ve hakikatin yeniden kuruluşunu,
  • İnsan hakları ve hakikat sonrası çağın bireyini,
  • Siyaseten doğruculuk nedeniyle siyasetin kökten yıkımını,
  • Hakikat sonrası dönemde dinin yaşanışını,
  • Post hakikat çağında yalan haberin önlenemez yükselişini,
  • Popülizme suç ortaklığı yapan medyanın hali pür melalini,
  • Popülist söylem olarak komplo teorilerinin yaygın hale gelişini,
  • Ve bunun gibi dikkat çekici konuları tartışıyor.

Kitap, hakikat ve hakikat sonrasının sağlam bir resmini çekmekle yetinmiyor, aynı zamanda bu karanlık çağdan nasıl çıkabileceğimizi de irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Filiz Zabcı, Çetin Balanuye, Can Ulusoy, Özgün Bulut, Deniz Gürsoy, Durdu Baran Çiftci, Berk İlke Dündar, Bülent Özçelik, Hüseyin Köse, Merve Özdemir, Nil Çokluk, Esra İlkay Keloğlu İşler, Burak Özçetin, Ayşegül Akaydın Aydın, Sümeyra Demiralp, Koray Kaplıca, Bülent Özçelik, Gülin Çavuş, Umut Yukaruç, Rasim Özgür Dönmez, Hikmet Kuran ve Halil Burak Sakal.

  • Künye: Kolektif – Hakikat Sonrası, derleyen: Bülent Özçelik, Nika Yayınevi, siyaset, 448 sayfa, 2021

Murat Çetin – ‘İç’ten ‘İç’e (2021)

İç mimarlık, mimarlık alanında çoğunlukla küçümsenir.

Peki, bunun nedenleri nedir?

Murat Çetin burada, mimarlıkla iç mimarlığın ayrışma sürecini ele alıyor ve bu ayrışmanın tarihsel kökenlerini ve dayanaklarını gözler önüne seriyor.

Bunu yaparken farklı disiplinlerden yararlanan Çetin, bu ayrışmanın özünde politik ve kapitalizme özgü bir ayrışma olduğunu gösteriyor.

Mimarlıkta bugün söz konusu ayrışmanın hangi boyuta vardığını, medya ve teknolojinin bu kutuplaşmada ne gibi etkileri olduğunu, en önemlisi de bu yarılmanın kamuoyunda kendine nasıl yer bulduğunu irdeleyen yazar, bu bağlamda mimarlık teorisini yönlendiren felsefi akımları, küresel politik gelişmelerin mimar ve iç mimarların gündelik pratiklerine, mesleki örgütlenmelerine, eğitim sistemlerine ve kurumsallaşmasına nasıl yansıdığını ele alıyor.

Çetin bununla da yetinmeyerek, iç mimarlık-dış mimarlık ayrışmasının nasıl aşılabileceği konusunda kimi önerilerde de bulunuyor.

Bilhassa iç mimarların muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Murat Çetin – ‘İç’ten ‘İç’e: Mimarlıkta “İç” Meselesinin Ekonomi-Politik Serüveni, Nika Yayınevi, mimari, 552 sayfa, 2021

Kolektif – Karizma ve Lider Kültü (2020)

Dünya karizmatik olduğu kadar otoriter ve faşist tek adamlardan geçilmiyor.

Bu enfes derleme ise, karizmatik lider ile kitleler arasında kurulan ilişkiler üzerine okuruna pek çok ilgi çekici değerlendirme sunuyor.

Kitap, “Kitleler otoriter rejimlere ve tek adamlığa neden ve nasıl destek oluyor?” sorusunun yanıtını arıyor.

Kitapta,

  • Yalanın siyasal potansiyeli,
  • Günümüz siyasal hareketlerinde liderlik kültü,
  • AKP’nin iktidar ve tahakküm yapısının Lacancı analizi,
  • Tayyip Erdoğan örneğinde karizmatik liderlik ve kitle ilişkisi,
  • Sosyal medya ve kimlik-liderlik yaklaşımı,
  • Popülist sağ-ideolojinin milliyetçilik, kalkınmacılık ve erkeklik hassasiyetlerinin dinamikleri,
  • ‘Ahlat Ağacı’ filmi bağlamında erkeklik,
  • ‘Sineklerin Tanrısı’ filmi bağlamında sosyal psikolojinin bize söyleyebilecekleri,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba makaleleriyle katılan isimler şöyle: Cem Kaptanoğlu, Serhat Celal Birdal, Yakup Atamer Aykaç, Sezgin Çiftçi, Hacı Çevik, Mete Sefa Uysal, Polat S. Alpman, Çağdaş Yalçın, Yeşim Akın Yalçın, Cemal Dindar ve Aksu Bora.

  • Künye: Kolektif – Karizma ve Lider Kültü, derleyen: Hacı Çevik ve Hatice Yeşildal, Nika Yayınevi, siyaset, 180 sayfa, 2020

Kolektif – Sosyal Hizmet Etiği (2020)

Sosyal hizmet, sosyal adaleti ve toplumsal barışı sağlamayı hedefleyen bir bilim dalı ve meslektir.

Huzurevleri, sevgi evleri, bakım merkezleri, sosyal hizmet merkezleri, kreşler, aile danışma merkezleri gibi birçok kurumda doğrudan müracaatçılara hizmet sunan sosyal hizmet uzmanlarının yetkinliği, bu nedenle hayati derecede önemlidir.

İşte bu derleme de, sosyal hizmet uzmanlarının mesleğini icra ederken, daha doğrusu kişilerin yaşamını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilecek kararları alırken hangi mesleki değer ve etik ilkelerle hareket etmeleri gerektiğini farklı yönleriyle irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Bekir Güzel, Kaan Sevim, Yunus Bayram, Durdu Baran Çiftci, Taner Artan, Aylin Arıcı, Aydın Olcay Özkan, Melek Zubaroğlu Yanardağ, Hatice Nuhoğlu, Umut Yanardağ, Zeki Karataş, Merve Kaya, Yavuz Aslan, Kıvanç Uzun, Zeynep Mutlu, Sayra Lotfi, Ergün Hasgül, Derya Bayrı Mengilli, Fatih Cebeci, Osman Akay, Yunus Bayram, Taner Artan, Aydın Olcay Özkan, Merve Karaman, Ozan Selçuk, Zafer Danış, Taner Artan, Beyza Erkoç.

  • Künye: Kolektif – Sosyal Hizmet Etiği, editör: Taner Artan ve Melek Zubaroğlu Yanardağ, Nika Yayınevi, inceleme, 382 sayfa, 2020

Kolektif – Yurttaşlık ve Demokrasi (2020)

Demokrasinin ön koşulu, yurttaşları eşitlikçi bir düzlemde bir araya getirmektir.

Fakat bu iki kavram arasında düşündüğümüzden çok daha çetrefilli bir ilişki vardır.

Özellikle bugün karşı karşıya kaldığımız toplumsal, ekonomik ve siyasi sorunlara demokrasi içerisinde bir yanıt bulunmadığı gibi, yurttaşlık kavramı da önemini yitirerek gündelik yaşamın tikel bir sosyalliğe dönüşüyor ve neticede de etnik gerilimler yeniden artıyor.

İşte farklı yazarların katkıda bulunduğu bu derleme de, yurttaşlık ve demokrasi arasındaki zorlu ilişkiyi çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Çalışma, hem bugünün neoliberal demokratik toplumlarını daha iyi kavramak hem de geleceğe dönük normatif bir bakış açısı edinmek açısından çok iyi fırsat.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Armağan Öztürk, Doğancan Özsel, Elif Gazioğlu Terzi, A. Özgür Gürsoy, Efe Baştürk, Bartosz Płotka, İsmet Parlak, Mehmet M. Basmacı, Kemal Bakır, Zafer Yılmaz, C. Cengiz Çevik ve Thomas Aquinas.

  • Künye: Kolektif – Yurttaşlık ve Demokrasi, derleyen: Armağan Öztürk ve Doğancan Özsel, Nika Yayınevi, siyaset, 344 sayfa, 2020

Kolektif – Otoriter Neoliberalizmin Gölgesinde (2020)

Dünyada ve Türkiye’de son yıllarda muazzam dönüşüm geçiren iktidarı artık neoliberal kelimesiyle tanımlamak kifayetsiz.

Bu iktidar, yaşam alanlarını sömürgeleştirmekte her geçen gün daha bir pervasız hale geliyor, üstüne üstlük bunu yaparken, oldukları haliyle bile ihtiyaca yanıt veremeyen mevcut yasaları da ihlal etmekten çekinmiyor.

İşte bu derlemede bir araya gelen yazarlar, en hafif tabirle otoriter neoliberalizm olarak tanımlayabileceğimiz bugünkü iktidarın müştereklerimizde nasıl büyük yıkımlara neden olduğunu Türkiye özelinde ortaya koyuyor.

Otoriter neoliberalizmi, adeta en yıkıcı örneklerine tanık olduğumuz kent politikalarını merkeze alarak ve ayrıca birçok örnek üzerinden izleyen çalışma, kentsel toplumsal-mekânsal ilişkilerde piyasalaşmanın yanı sıra, derin kültürel/ideolojik dönüşümleri de amaçlayan bu yeni ekonomi-politiğin kent siyasalarını, farklı alanlar ve ölçekler arasında dolaşarak tartışıyor.

Zengin saha araştırmalarından da yararlanan kitap, sermaye birikim süreçleriyle siyasetin, mekânın, toplumsallığın ve öznelliğin ne denli iç içe geçtiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyan, muhakkak okunması gereken bir çalışma.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Deniz Ay, Ulaş Bayraktar, Ayşe Çavdar, Didem Danış, Neslihan Demirtaş-Milz, Şerife Geniş, Esra Kaya Erdoğan, Tuna Kuyucu, Faranak Miraftab, Mehmet Penpecioğlu, Tuna Taşan-Kok ve Candan Türkkan.

  • Künye: Kolektif – Otoriter Neoliberalizmin Gölgesinde: Kent, Mekân, İnsan, Nika Yayınevi, siyaset, 400 sayfa, 2020

Giorgio Agamben – Yeminin Arkeolojisi (2020)

Yemin ile kutsal arasındaki bağ nedir?

Ve bu bağlamda egemenlik, yasa, dil ve din arasında nasıl bir ilişki vardır?

Giorgio Agamben, ‘Yeminin Arkeolojisi’nde, bu girift ilişkiyi çarpıcı değerlendirmelerle izliyor.

“Yeminin vuku bulabilmesi için aslında, her şeyden önce, yaşamı ve dili, eylemleri ve sözleri bir şekilde ayırt edebilmek ve bir araya getirebilmek şarttır.” diyen Agamben, yemini, dil ile siyasal iktidarın ara kesitine yerleştirerek biyopolitika, egemenlik, yasa, din ve dil arasındaki çoklu ilişkiye özgün bir ışık tutuyor.

Düşünür ayrıca, Foucault’nun insanı “yaşayan varlık olarak, siyasetinde kendi varoluşunu, mesele eden hayvan.” şeklindeki tanımlamasını, “İnsan, dilinde kendi yaşamını mesele eden yaşayan varlıktır.” tanımlamasıyla başka bir boyuta taşıyor.

  • Künye: Giorgio Agamben – Yeminin Arkeolojisi: Dilin Kutsal Ayini, çeviren: Önder Özden, Nika Yayınevi, felsefe, 2020

Taner Akpınar – Pedagojik Tahakküm (2020)

Barış imzacılarının başına gelenlere baktığımızda da gördüğümüz gibi, üniversiteler, tarihsel süreçte büyük ölçüde egemen sınıfların tahakkümü altında güç ve iktidar ilişkilerinin yeniden üretimine katkı sunan bir işlev gördü.

Bugünkü üniversiteler de, neredeyse tümüyle egemen konumdaki yeni liberal ideolojinin tahakkümü altındadır.

Taner Akpınar’ın bu önemli çalışması ise, bu tahakkümü sosyal bilimlerdeki öğretim süreçlerini merkeze alarak inceliyor.

Akpınar, sosyal bilimlerdeki öğretim süreçlerinin, pedagojik olarak, tümüyle egemen ideolojiye göre kurgulandığını gözler önüne seriyor.

Çok değerli bir ifşa olarak okunabilecek kitap, sosyal bilim öğretimi görenlere, egemen ideolojinin hangi araçlar ve yollara başvurarak tümüyle taraflı yaklaşımını, nesnel bilimsel gerçekliğin kendisiymiş gibi aşıladığını gösteriyor.

  • Künye: Taner Akpınar – Pedagojik Tahakküm: Sosyal Bilim Öğretiminde Pedagojik Sorunlar, Nika Yayınevi, bilim, 135 sayfa, 2020

Aslıhan Burcu Öztürk – Bebekten Katile Erkeklik (2020)

Kadına yönelik şiddetteki asıl mesele, bunun yalnızca erkeğe özgü bir sorun olarak ele alınması.

Oysa bu başlı başına bir toplumsal sorundur.

Başka bir deyişle, kadına şiddet uygulayan erkek, genel anlamda içinde bulunduğu toplum tarafından biçimlendirilir.

İşte Aslıhan Burcu Öztürk’ün bu özenli çalışması da, kadına şiddet uygulayan erkeğin dünyasına mercek tutmasıyla önemli.

Öztürk’ün feminist bir yaklaşımla ördüğü çalışmasının en büyük katkısı ise, erkekliğin bu coğrafyada nasıl inşa edildiğini adeta adım adım izlemesi.

Kitap, şiddetle kuşatılan erkeğin, çocukluktan yetişkinliğe evde, okulda, işte, yatak odasında, askerde ve cezaevinde verdiği erkeklik sınavını, nasıl olup da kadını yaralayarak ve yok ederek geçmeye çalıştığını çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

Hem şiddetin kaynağını daha iyi kavramak hem de bu konuda neler yapabileceğimizi daha iyi görmek açısından okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Aslıhan Burcu Öztürk – Bebekten Katile Erkeklik: Kadına Şiddet Uygulayan Erkekler, Nika Yayınevi, inceleme, 240 sayfa, 2020