Hüseyin Köse – Medya ve Toplum İmgesi (2021)

Yeni iletişim teknolojilerinin toplumu birbirine daha da yakınlaştıracağı öngörülmüştü.

Oysa ortaya bağımsız ve bağlantısız bir iletişim çıktı.

Hüseyin Köse de bu çalışmasında, bugünün enformasyon bolluğunun paradoksal olarak nasıl muazzam bir anlam boşluğu yarattığını sosyolojik bakışla ele alıyor.

Medya, özellikle de yeni iletişim teknolojileriyle biçimlenmiş ilişki ortamı yapayalnız sosyalliğimizin üreticisi, yansıtıcısı ve yayıcısı haline geldi son birkaç yıldır.

İletişimsel ilişkilerimizin toplumsal boyutunu daha da tahkim edeceği söylenen yeni teknolojiler, sonunda birbirinden kopuk anlam/empati halkalarından müteşekkil devasa boşluklar, bağlamsız ve bağlantısız zincirler yarattı.

Adeta, Sokrat’ın kehaneti birdenbire gerçek oluverdi.

Malum, filozof çağlar öncesinden yeni bulunan yazının kullanılmasına kuşkuyla yaklaşarak şöyle diyordu:

“Yazıyı kullanmaya başlayanlar hafızalarını kullanmaktan vazgeçecekler ve unutkanlaşacaklar (…) Sonuçta belki bilgili sayılacaklar ama birçok şeyin de cahili olacaklar…”

Ne kadar da isabetli bir öngörü gerçekten.

Bilhassa da 2000 ve sonrası doğumlular için.

Zira görece olarak bir sonraki kuşakla birlikte en fazla onlar aşırı enformasyon bolluğuna koşut bir biçimde bilgi meşgulü ama anlam malulü bir uygarlığın içine doğmuş oldular.

Son beş on yıldan bu yana ise, yaşam herkes için hiç olmadığı ölçüde dijitalleşti, gerçeklik de aksine bir o kadar okunaksız ve akışkan hale geldi.

İşte Köse de, yaşanan bu büyük dönüşümün birey ve toplum üzerinde ne gibi etkiler aldığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Hüseyin Köse – Medya ve Toplum İmgesi: Medya ve İletişim Sosyolojisi Odağında Eleştirel Okumalar, Kalkedon Yayınları, medya, 342 sayfa, 2021

Hüseyin Köse – Medya ve Toplum İmgesi (2021)

Yeni iletişim teknolojilerinin toplumu birbirine daha da yakınlaştıracağı öngörülmüştü.

Oysa ortaya bağımsız ve bağlantısız bir iletişim çıktı.

Hüseyin Köse de bu çalışmasında, bugünün enformasyon bolluğunun paradoksal olarak nasıl muazzam bir anlam boşluğu yarattığını sosyolojik bakışla ele alıyor.

Medya, özellikle de yeni iletişim teknolojileriyle biçimlenmiş ilişki ortamı yapayalnız sosyalliğimizin üreticisi, yansıtıcısı ve yayıcısı haline geldi son birkaç yıldır.

İletişimsel ilişkilerimizin toplumsal boyutunu daha da tahkim edeceği söylenen yeni teknolojiler, sonunda birbirinden kopuk anlam/empati halkalarından müteşekkil devasa boşluklar, bağlamsız ve bağlantısız zincirler yarattı.

Adeta, Sokrat’ın kehaneti birdenbire gerçek oluverdi.

Malum, filozof çağlar öncesinden yeni bulunan yazının kullanılmasına kuşkuyla yaklaşarak şöyle diyordu:

“Yazıyı kullanmaya başlayanlar hafızalarını kullanmaktan vazgeçecekler ve unutkanlaşacaklar (…) Sonuçta belki bilgili sayılacaklar ama birçok şeyin de cahili olacaklar…”

Ne kadar da isabetli bir öngörü gerçekten.

Bilhassa da 2000 ve sonrası doğumlular için.

Zira görece olarak bir sonraki kuşakla birlikte en fazla onlar aşırı enformasyon bolluğuna koşut bir biçimde bilgi meşgulü ama anlam malulü bir uygarlığın içine doğmuş oldular.

Son beş on yıldan bu yana ise, yaşam herkes için hiç olmadığı ölçüde dijitalleşti, gerçeklik de aksine bir o kadar okunaksız ve akışkan hale geldi.

İşte Köse de, yaşanan bu büyük dönüşümün birey ve toplum üzerinde ne gibi etkiler aldığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Künye: Hüseyin Köse – Medya ve Toplum İmgesi: Medya ve İletişim Sosyolojisi Odağında Eleştirel Okumalar, Kalkedon Yayınları, medya, 342 sayfa, 2021

Kolektif – Hakikat Sonrası (2021)

Bizim asıl bahtsızlığımız, hakikatin yürürlükten kaldırıldığı bir dönemde yaşıyor olmamız.

Zira tarihin hiçbir döneminde, yalan ve manipülasyon böylesi uzun süreli kendine yer bulamamıştı.

Bu özenli derleme de, hakikat ve “hakikat sonrası”nı siyaset, felsefe, medya ve uluslararası ilişkiler bağlamında tartışmaya açıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar,

  • Hakikat sonrası çağda siyasetin izlediği seyri,
  • Hakikat sonrası çağda felsefede yeni bir etiko-politiğin imkânlarını,
  • Göçmenler ve hakikatin yeniden kuruluşunu,
  • İnsan hakları ve hakikat sonrası çağın bireyini,
  • Siyaseten doğruculuk nedeniyle siyasetin kökten yıkımını,
  • Hakikat sonrası dönemde dinin yaşanışını,
  • Post hakikat çağında yalan haberin önlenemez yükselişini,
  • Popülizme suç ortaklığı yapan medyanın hali pür melalini,
  • Popülist söylem olarak komplo teorilerinin yaygın hale gelişini,
  • Ve bunun gibi dikkat çekici konuları tartışıyor.

Kitap, hakikat ve hakikat sonrasının sağlam bir resmini çekmekle yetinmiyor, aynı zamanda bu karanlık çağdan nasıl çıkabileceğimizi de irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Filiz Zabcı, Çetin Balanuye, Can Ulusoy, Özgün Bulut, Deniz Gürsoy, Durdu Baran Çiftci, Berk İlke Dündar, Bülent Özçelik, Hüseyin Köse, Merve Özdemir, Nil Çokluk, Esra İlkay Keloğlu İşler, Burak Özçetin, Ayşegül Akaydın Aydın, Sümeyra Demiralp, Koray Kaplıca, Bülent Özçelik, Gülin Çavuş, Umut Yukaruç, Rasim Özgür Dönmez, Hikmet Kuran ve Halil Burak Sakal.

  • Künye: Kolektif – Hakikat Sonrası, derleyen: Bülent Özçelik, Nika Yayınevi, siyaset, 448 sayfa, 2021

Kolektif – Skolastik Fantazya (2015)

Bu kitapta, mit, masal ve fantazyaları, popüler kültür bağlamında eleştirel bir gözle irdeleyen makaleler yer alıyor.

Andersen’in ünlü Çirkin Ördek Yavrusu‘nda narsisistik boyut, Bremen Mızıkacıları ile kapitalist sistemin işleyişi arasındaki ilişki, Küçük Kara Balık ve toplumun bireyi birörnek yaşamaya zorlayışı, Uyuyan Güzel ya da uyutulan kadınlar üstüne, Hansel ve Gretel’de ev içi tekinsizlik, Küçük Prens’te değer salgınına tepki, Ateşböceği ile Karınca’da emeğin çarpıtılması ve Ezop Masalları’nda erdemli yaşamın antik tesellisi, bu makalelerde tartışılan kimi konular.

Kitaba makaleleriyle katılan isimler ise şöyle: Zeynep Direk, Delal İpek, Nazmiye Kete Tepe, Şeyma Bilginer Erdoğan, Melek Özlem Sezer, Hande Öğüt, Sıdıka Yılmaz, Menekşe Toprak, Fahrünnisa Bakırcı, Yasemin Kılınçarslan, Özgür İpek, Deniz Akın, Ayşe Bilginer, Tahsin Emre Fırat, Mehmet Naci Önal, Asiye Ata, Bahar Balcı, Hüseyin Köse, Gülhanım Küçükalkan, Yurdagül Bezirgân Arar, Zeynep Baki, Zeynep Zelal Dağ ve Beyler Yetkiner.

  • Künye: Kolektif – Skolastik Fantazya, derleyen: Hüseyin Köse, Ayrıntı Yayınları

Hüseyin Köse – Şovenist İnşa (2014)

Medya gösterisinin ideolojik kapsama alanının nitelikli bir analizi.

Dizilerdeki baba figürü ile otoriter toplumsal doku arasındaki ilişki, medyatik popüler kültür, bir “kültürel fast-food” olarak televizyon, medya araçları ve yeni iktidar yapılanması, medyada roller ve tipolojiler, hacker güdüsünün ekonomi politik temelleri ve bunun gibi birçok ilgi çekici konu, Hüseyin Köse’nin burada tartıştığı kimi konular.

  • Künye: Hüseyin Köse – Şovenist İnşa, Ayrıntı Yayınları

 

Hüseyin Köse – İletişimin Issızlaşması (2007)

  • İLETİŞİMİN ISSIZLAŞMASI, derleyen: Hüseyin Köse, Yirmi Dört Yayınları, inceleme, 238 sayfa

iletisimin-issizlasmasi

Hüseyin Köse tarafından derlenen ‘İletişimin Issızlaşması’, medya-iletişim-kültür ekseninde yaşanan sorunlara kafa yoran makalelerden oluşuyor. ‘Sinemasal/Görsel Issızlaşma’, ‘Küresel Issızlaşma’, ‘İmgesel/Melodik Issızlaşma’ ve ‘Toplumsal Bellekte Issızlaşma’ başlıkla dört bölümden oluşan kitap, yeni teknolojilerin ve “iletişim/enformasyon çağı” olarak adlandırılan günümüzün, nasıl da iletişimsizliğin birebir kendisi olduğunu anlatmayı amaçlıyor. Ele aldığı sorunla, gün geçtikçe daha da pervasızlaşan küresel kapitalist yapı arasındaki ilişkiyi ihmal etmeyen bu makaleler, sorunu filmlerden kliplere, reklamcılıktan sanatsal yaratıya kadar çok çeşitli çerçevelerden ele alıyor.

Hüseyin Köse (ed.) – Medya Mahrem (2011)

  • MEDYA MAHREM, editör: Hüseyin Köse, Ayrıntı Yayınları, medya, 405 sayfa

 

Birçok yazarın makaleleriyle katkıda bulunduğu ‘Medya Mahrem’, medyada mahremiyet olgusunu detaylı bir gözle irdeliyor. Son dönemde, özellikle yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesinin bir sonucu olarak, yaşamın her alanında mahremiyetin geri dönüşsüz biçimde parçalandı. İşte bu çalışma, mahremiyet ilhali kurbanlarını kapsamlı bir şekilde saptarken, teknolojinin pek göze gelmeyen ve tartışılmayan zararları konusunda okurunu uyarıyor. Postmodernizm, ideoloji ve mahrem konularının din ve kamusal siyasetle ilişkisi; talk showlarda mahremiyet ve Deniz Baykal örneğinde mahremiyetin ihlali, bu nitelikli kitapta ele alınan konulardan birkaçı.