Émile Zola – Rahip Mouret’nin Günahı (2011)

  • RAHİP MOURET’NİN GÜNAHI, Émile Zola, çeviren: İsmail Yerguz, Kırmızı Yayınları, roman, 417 sayfa

Büyük Fransız yazar Émile Zola’nın ‘Rahip Mouret’nin Günahı’ adlı romanı, doğa ve din arasındaki sonu gelmez mücadelenin yetkin bir hikâyesi. Roman, Serge Mouret adlı bir papazın, Albine Serge isimli genç bir kıza âşık oluşuna dayanır. Papazlık okulundaki eğitimle adeta insanlıktan çıkmış olan Mouret, Serge’ye duyduğu aşkla, yeniden insanlığa dönmüştür. Fakat bu ilişki, Mouret’yi her ne kadar insanlığını keşfettirse de, din ve doğa arasında yaşayacağı büyük çelişkiden kurtaramaz. Aptalca yobazlıklara, dinin sonu gelmez tutuculuğuna saldıran Zola, papazın dramı ekseninde yeniyetmeliği, gençlik heyecanını, aşkı, şehveti ve günahı anlatıyor.

Konstantin Konstantinoviç Vaginov – Keçinin Şarkısı (2011)

  • KEÇİNİN ŞARKISI, Konstantin Konstantinoviç Vaginov, çeviren: Kayhan Yükseler, Everest Yayınları, roman, 213 sayfa

Sıkı sansür uygulamalarına maruz kalmasına rağmen yayımlanabilen ‘Keçinin Şarkısı’, Ekim devriminden sonra hayata tutunmaya çalışan bir kesim aydının yaşadıklarını hikâye ediyor. Rus devriminin olumlu yönlerine rağmen, bilhassa Stalin döneminde artarak, aydınlar üzerinde baskı kurduğu biliniyor. Bundan ‘Keçinin Şarkısı’nın yazarı Konstantin Konstantinoviç Vaginov da nasibini aldı. İşte Vaginov’un romanı, birebir mağduru olduğu bu ortamı anlatıyor. Romanı ilgi çekici kılan hususların başında, baskıcı ortamı işlerken sembolik tarzın iyi bir örneğini vermesi. Vaginov, yaşadıklarını anlatırken, eski Roma’ya ve Yunan mitolojisine uzanıyor.

André Gide – Kadınlar Okulu (2011)

  • KADINLAR OKULU, André Gide, çeviren: Tahsin Yücel, Can Yayınları, roman, 200 sayfa

André Gide’in ünlü eseri ‘Kadınlar Okulu’, bir çiftin inişli çıkışlı ilişkisi ekseninde içtenliği ve ahlakı irdeliyor. Roman, burjuva bir ailenin 1894-1936 yılları arasında üç bireyin anlatımlarına dayanan hikâyesi olarak tasarlanmış. Burada öne çıkan iki figür, genç yaşta tanışıp evlenen, daha sonra çocuk sahibi olan erkek ve kadın karakterlerdir. Burada erkek, güçlü olan tarafı temsil ederken, kadın da, özgüveni eksik, kendini daha çok erkeğe göre konumlandıran bir kişiliğe sahiptir. Roman, uzun yıllar sürmüş bu evlilikte, erkeğin acımasız bir itirafının ardından kadının yaşadığı şoku ve ilişkilerinin içtenliğini sorgulama sürecini tasvir ediyor.

Kim Edwards – Diğer Yarım (2007)

  • DİĞER YARIM, Kim Edwards, çeviren: Sarp Kanşay, Doğan Kitapçılık, roman, 329 sayfa

Kim Edwards’ın ‘Diğer Yarım’ı, ikiz kardeşlerin birbirine kavuşma çabalarını hikâye ediyor. Bir kar fırtınasının tam ortasında doğan ikizlerin hayatı babalarının verdiği bir kararla alt üst olacaktır. İkizler, farklı evlerde birbirlerinden uzakta yaşamaya başlayacaktı. Roman bu aşamadan itibaren, iki kardeşin birbirini arayış öyküsüne dönüşmeye başlar. İki kardeş birbirinden çok uzakta olsa da, aralarındaki sevgi zayıflayacağına daha da büyür. Romandaki anne figürü de, bu sevgiyi sağlam kılan başlıca harçtır. İkizler ve anneleri üzerinden üçlü, sınırsız bir sevgiyi anlatan Edwards, sevginin uğrunda büyük bedeller ödense dahi, hep savunulması gerektiğini anlatmayı amaçlıyor. Roman sevgiyi temel aldığı için, oldukça şiirsel/yoğun bir dile sahip. Kentucky Üniversitesi’nde yazarlık dersleri veren Edwards Whiting ve Nelson Algren Ödülleri’nin de sahibi.

Marshall Jevons – Marjinde Cinayet (2007)

  • MARJİNDE CİNAYET, Marshall Jevons, çeviren: Belkıs Dişbudak, Liberte Yayınları, roman, 218 sayfa

Marshall Jevos’un ‘Marjinde Cinayet’i, en çok baş kahramanı Henry Spearman’la dikkat çekiyor. Çünkü dedektif Spearman bir iktisatçı olması hasebiyle, işlenen cinayetleri açıklığa kavuşturmak için iktisat bilgisini kullanır. Kendisi de iktisatçı olan kitabın yazarı, kahramanını da bu bilgilerle donatarak, hayatı dönüştüren gerçeğin iktisat olduğunu ve olup bitenlerin kökeninde de böylesi rasyonel unsurların bulunduğunu kurguluyor. Polisiye, esrarengiz olayı çözmeye çalışırken, rasyonellik teması üzerine varyasyonlar denebilecek bir takım ekonomik kavramları kullanarak oluşturulmuş. Roman, ekonomik gerçekçiliği merkeze almasıyla aşırı derecede rasyoneldir ve kurgu, iktisat kuramlarının hayali uygulama alanına dönüşmüştür. Polisiyenin, taşıdığı rasyonel unsurlar sayesinde iktisada giriş derslerinde yardımcı kitap olarak okutulduğunu da belirtelim.

Joseph Kanon – İyi Alman (2007)

  • İYİ ALMAN, Joseph Kanon, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Literatür Yayıncılık, roman, 323 sayfa

Joseph Kanon’ın ‘İyi Alman’ı, sinemaya da uyarlanmış ve baş rolünü George Clooney’nin üstlendiği film 26. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilmişti. Kanon’ın romanı, Amerikalı bir savaş muhabiri olan Jake Geismar’ın, bir zamanlar sevgilisi olan Alman kadını bulmak için savaş sonrası Amerikan işgali altındaki Berlin’e dönmesini hikâye ediyor. Görünüşte Potsdam Konferansı’nı izlemek üzere gönderilmiştir, ancak bu arada Rus Bölgesi’nde bir Amerikan askeri öldürülür. Kahramanımız, bir yandan cinayetin gizemini çözmeye çalışırken, diğer yandan da, fiziksel ve ahlaki açıdan büyük yıkım geçirmiş Berlin’de hüküm süren yozlaşma ve entrikalarla da tanık olacaktır.

Olaf Olafsson – Geceye Yürümek (2007)

  • GECEYE YÜRÜMEK, Olaf Olafsson, çeviren: Eda Girmen, Can Yayınları, roman, 262 sayfa

‘Eve Yolculuk’ ve ‘Bağışlama’ Olaf Olafsson’un daha önce yayımlanmış iki romanı. Yazarın bu romanı da, özellikle kahramanı Christian Berediktsson’un ilginç hikâyesiyle dikkat çekiyor. İzlandalı eski bir işadamı olan Berediktsson, yaklaşık yirmi yıldır dünyanın önde gelen medya patronlarından William Randolph Hearst’ün uşağıdır. Fakat, onun bir zamanlar bir eş, bir baba, bir iş adamı ve tutkulu bir âşık olduğunu kimse bilmez. Berediktsson zamanında, aşk uğruna karısı ve çocuklarını terk etmişti. Fakat kendini tamamıyla unutulmaya terk eden ve hep kaçan Berediktsson’un sırları, çalıştığı malikanenin çok yakınında orman yangını çıkmasıyla açığa çıkmaya başlayacaktır.

Honoré de Balzac – Altın Gözlü Kız (2011)

  • ALTIN GÖZLÜ KIZ, Honoré de Balzac, çeviren: Aysel Bora, Turkuvaz Kitap, roman, 102 sayfa

‘Altın Gözlü Kız’, meşhur Fransız yazar Honoré de Balzac’ın ‘On Üçlerin Romanı’ isimli serisinin son kitabı. Hatırlanacağı gibi bu serinin daha önceki kitapları, ‘Çakalların Başı Ferragus’ ile ‘Langeais Düşesi’ adlarını taşıyordu. Yazar, Fransız burjuva sınıfına yoğun eleştiriler yönelttiği serinin elimizdeki son romanında ise, sonu tehlikeli biten bir kaçamağı hikâye ediyor. Yazar, bu hikâyeyle ördüğü romanında, Fransa’nın Restorasyon döneminde burjuva kesiminde yaşanan çürümüşlüğü gözler önüne seriyor. Romanın, Balzac’a özgü kara mizahın ve taviz vermeyen, sivri dilli politik eleştirinin en iyi örneklerinden biri olduğunu belirtelim.

Doğan Akhanlı – Fasıl (2011)

  • FASIL, Doğan Akhanlı, Telos Yayıncılık, roman, 242 sayfa

Doğan Akhanlı, 12 Eylül üzerine kurduğu ‘Fasıl’da, sanat müziğini metninin harcı olarak kullanıyor. Roman, devrimci bir babanın, onun oğlunun ve bir polis şefinin etrafında döner. Yurtdışında yaşamak zorunda kalan baba, bir sanat müziği tutkunudur. Günün birinde, geçmişine dair bilinmeyen gerçekleri, oğluyla paylaşır. Bu esnada, yine sanat müziği hayranı bir polis şefi de kurguya dahil olur. Ömrünü sorgu odalarında geçiren polis şefi de, sorgu aşamalarının her birine makam isimleri verecek denli sanat müziğine hayrandır. Olayları, farklı ideolojilere mensup karakterlerin ağzından anlatan roman, müzikli, ritmik yapısıyla da dikkat çekiyor.

Bernhard Schlink – Eve Dönüş (2007)

  • EVE DÖNÜŞ, Bernhard Schlink, çeviren: Gülderen Pamir, Doğan Kitapçılık, roman, 328 sayfa

‘Aşk Kaçışları’, ‘Gordiyon Fiyongu’, ‘Okuyucu’ ve ‘Selb’in Ölümü’, Bernard Schlink’in Türkçe’de daha önce yayımlanmış eserleri. ‘Eve Dönüş’ isimli bu romanı ise, konusu ve kahramanlarıyla ilgi çeken bir eser. Romanın, Peter Debauer isimli anlatıcısı, çocukluğunda tanık olduğu bir olayın, hayatı boyunca etkisi altında kalacaktır. Çocukken kendisine resim yapılsın diye verilen kağıtları okuması yasak olan Debauer, günün birinde, kendini yazılardan birini okumaktan alamaz. Burada, Sibirya’dan eve dönen askerin, karısının yanında başka bir erkek bulduğu yazılıdır. Yazıdan öykünün sonunu öğrenemeyen Debauer, hikâyenin ne şekilde sonlandığını araştırmaya koyulacaktır.