Émile Zola – Germinal (2010)

Émile Zola 1885’te yayımlanan ve Fransız edebiyatının en iyi yapıtlarından biri olarak kabul edilen ‘Germinal’ romanında, Kuzey Fransa’daki maden işçilerinin grevini hikâye ediyor.

Göçebe bir işçi olan romanın başkahramanı Etienne Lantier’nin yaşadıkları etrafında dönen kurgu, neredeyse sadece gündelik gıdalarını temin edebilmek için insanlık dışı, akıl almaz koşullarda çalışan işçilerin dünyasına iniyor.

Çalışkan ve narin bir genç olarak karşımıza çıkan Lantier ile arkadaşları, kısa bir süre sonra buradaki inanılmaz koşullara isyan edecek, bu isyan da uzlaşmaya yanaşmayan büyük bir greve dönüşecektir.

Montsou’da gerçekleşen grev, daha insanca yaşanacak bir dünyanın tohumlarını atacaktır.

  • Künye: Émile Zola – Germinal, çeviren: Bertan Onaran, İş Kültür Yayınları, roman, 556 sayfa

Émile Zola – Kadınların Cenneti (2010)

Émile Zola ‘Kadınların Cenneti’nde, başkahramanı Denise üzerinden, tekelleşmenin ve tüketim çılgınlığının sıradan insanların yaşamını nasıl etkilediğini hikâye ediyor.

Genç kız Denise, anne ve babasını kaybettikten sonra, kardeşleriyle birlikte Paris’te küçük bir kumaş mağazası işleten amcası Baudu’nun yanına sığınır.

Fakat bu dönemde Paris büyük bir değişim geçirmekte, kentte kurulan büyük mağazalar küçük rakiplerini acımasız bir şekilde yok etmektedir.

Genç kadın kısa bir süre sonra, bu büyük mağazalardan biri olan ‘Kadınların Cenneti’nde çalışmaya başlar.

Bu esnada Denise ile mağazanın sahibi Mouret arasında beklenmedik bir aşk yaşanacaktır.

  • Künye: Émile Zola – Kadınların Cenneti, çeviren: Aydın Karahasan, Telos Yayıncılık, roman, 510 sayfa

Émile Zola – Nana (2009)

Émile Zola ‘Nana’da, Gervaise’nin güzel kızı Nana’nın dünyasını, görkemli yaşamını hikâye ediyor.

Hatırlanacağı gibi çamaşırcı Gervaise, yazarın ‘Meyhane’ isimli romanının da karakterlerinden biriydi.

Çürümekte olan bir toplumda, fahişe olarak hayatta kalmaya çalışan Nana, şehveti, kalpsizliği ve acımasızlığıyla çevresindeki bütün soylu tabaka insanlarını ve zenginleri dize getirir, onları aşağılar; böylece, toplumun anne ve babasına yaptıklarının öcünü almaya çalışır.

Yazarın, Nana’nın II. İmparatorluk Fransa’sının çürümüş toplumuna gösterdiği tepkiyi cinsellikle harmanlayarak hikâye ettiği romanı, yayımlandığı dönem binlerce nüsha satmış, Fransa’yı ayağa kaldırmıştı.

  • Künye: Émile Zola – Nana, çeviren: Nuriye Yiğitler, Artemis Yayınları, roman, 595 sayfa

Fredric Jameson – Gerçekçiliğin Çelişkileri (2018)

Önde gelen Marksist eleştirmenlerden Fredric Jameson elimizdeki çalışmasında, on dokuzuncu yüzyıl gerçekçi romanının üzerine derinlemesine bir sorgulama gerçekleştiriyor.

Bu sorgulamayı Balzac, Flaubert, Zola, Tolstoy, Pérez Galdós ve George Eliot gibi isimlerin eserleri üzerinden ilerleyerek yapan Jameson, gerçekçiliği ikili karşıtlıklar üzerinden irdeliyor.

Yazar, gerçekçiliği, gerçekçilik ve epik, gerçekçilik ve idealizm, gerçekçilik ve doğalcılık, gerçekçilik ve sosyalist gerçekçilik, gerçekçilik ve modernizm gibi ikili zıtlıklar bağlamında tartışıyor ve bunu yaparken söz konusu eserlerde gerçekçiliğin siyasal ve metafizik boyutları nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor.

Gerçekçilikle modernizm arasındaki karşıtlığın içinde başından beri bir tarihsel tahkiye olduğunu belirten Jameson, bu eserleri ortaya çıkaran koşulları daha iyi kavramak için, kaçınılmaz olarak edebiyat tarihinin dışına çıkıp o dönemin kültürel tarihine ve üretim tarzlarına, başka bir deyişle söz konusu dönemin özgül kapitalist koşullarına odaklanmamız gerektiğini gösteriyor.

Jameson’a göre, gerçekçilik bir ideolojidir ve bunun da burjuvazi ve burjuva günlük hayatının ortaya çıkışıyla sıkı bir ilişkisi vardır.

Jameson kitabının ikinci bölümündeyse, gerçekçiliğin, ileri teknoloji savaşının sürdüğü bugünkü durumunu ele alıyor.

Kendisine göre bu yeni küresel gerçeklikte, tarih ve zaman algısını dönüştürmeyi dert edinmiş yazarlar, tarihsel veya bilimkurgu türleri aracılığıyla romana ve gerçekçiliğe yeni bir boyut kazandırıyorlar.

  • Künye: Fredric Jameson – Gerçekçiliğin Çelişkileri, çeviren: Orhan Koçak, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 360 sayfa, 2018

Émile Zola – Rahip Mouret’nin Günahı (2011)

  • RAHİP MOURET’NİN GÜNAHI, Émile Zola, çeviren: İsmail Yerguz, Kırmızı Yayınları, roman, 417 sayfa

Büyük Fransız yazar Émile Zola’nın ‘Rahip Mouret’nin Günahı’ adlı romanı, doğa ve din arasındaki sonu gelmez mücadelenin yetkin bir hikâyesi. Roman, Serge Mouret adlı bir papazın, Albine Serge isimli genç bir kıza âşık oluşuna dayanır. Papazlık okulundaki eğitimle adeta insanlıktan çıkmış olan Mouret, Serge’ye duyduğu aşkla, yeniden insanlığa dönmüştür. Fakat bu ilişki, Mouret’yi her ne kadar insanlığını keşfettirse de, din ve doğa arasında yaşayacağı büyük çelişkiden kurtaramaz. Aptalca yobazlıklara, dinin sonu gelmez tutuculuğuna saldıran Zola, papazın dramı ekseninde yeniyetmeliği, gençlik heyecanını, aşkı, şehveti ve günahı anlatıyor.