Cuniçiro Tanizaki – Anahtar (2011)

  • ANAHTAR, Cuniçiro Tanizaki, çeviren: H. Can Erkin, Can Yayınları, roman, 138 sayfa

 

Japon yazar Cuniçiro Tanizaki’nin ‘Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi’ ile aynı dönemde yazdığı ‘Anahtar’, gün geçtikçe birbirinden daha çok uzaklaşan ve birbirlerine söyleyemedikleri şeyleri günlüklerine yazan bir çiftin dokunaklı hikâyesini anlatıyor. Tanizaki’nin savaş sonrasında kaleme aldığı romanı, orta yaşlarını sürmekte olan bir karı-kocanın etrafında döner. Çift, ilişkilerinde kriz yaşamalarına rağmen, bununla yüzleşme cesaretinden uzaktır. Şimdi ellerindeki tek fırsat, söyleyemediklerini günlüklerine yazmaktır. Zira birbirinin günlüklerini okuyan çift için bu metinler, ikisi arasında bir köprü, bir anahtar vazifesi görecektir.

Serhan Ergin – Yürek Tutsağı (2011)

  • YÜREK TUTSAĞI, Serhan Ergin, Everest Yayınları, roman, 249 sayfa

 

Serhan Engin ilk romanı ‘Yürek Tutsağı’nda, Mahmut isimli kahramanının aşk arayışını ve hayatla giriştiği muhasebeyi anlatıyor. Sovyetler Birliği’nde beş yıl kaçak yaşayan Mahmut, günün birinde ülkesine dönmeye karar verir. Yalnız bu ani dönüş, onu tam bir hayal kırıklığına uğratır. Zira, Türkiye’ye döndüğü gibi yakalanmış ve on yıl boyunca cezaevinde kalmıştır. Cezaevinden çıkan Mahmut’u hayata bağlayan tek şey, yıllar önceki aşkı Bergüzar’dır. Onu bulmak için yola koyulan Mahmut’un karşısına, Ukraynalı fahişe Lilia çıkacaktır. Fakat bu buluşma, onun hayatını alt üst edecek ve Mahmut, değer yargılarıyla bir hesaplaşmaya girişecektir.

William S. Burroughs – Benim Eğitimim (2011)

  • BENİM EĞİTİMİM, William S. Burroughs, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Sel Yayıncılık, roman, 190 sayfa

 

Beat kuşağının en önemli temsilcilerinden William S. Burroghs, ‘Benim Eğitimim’ isimli elimizdeki romanında, düşlerinin, rüyalarının ve bilinçaltının izini sürüyor. Düşleri aracılığıyla, gerçek kabul edilen hayatı, alışkanlıkları ve kültürü tersyüz etmeye koyulan Burroughs, doğrudan, dürüst ve esprili üslubuyla, hayatla uzun soluklu bir kavgaya tutuşuyor. Bilinçaltının farklı duraklarına uğrayan kitap, Burroughs’un özgün tarzını yansıtan iyi örneklerden biri. Hayatın parodisi olarak tasarlanan bir düşler dünyasında geçen roman, aynı zamanda Burroughs’un yazarlık, resim, bilinç ve yaratıcılık konularındaki düşüncelerini de barındırıyor.

Téa Obreht – Kaplanın Karısı (2011)

  • KAPLANIN KARISI, Téa Obreht, çeviren: Merve Sevtap Ilgın, Siren Yayınları, roman, 355 sayfa

 

Téa Obreht, prestijli edebiyat ödülü Orange’ı kazanan en genç isim olarak, yakın bir süre önce haberlere konu olmuştu. 1985 doğumlu Obreht, kendisine söz konusu ödülü kazandıran elimizdeki romanında, Natalia isimli başkahramanının yaşadıkları yoluyla, doğup büyüdüğü Balkanlar’ın trajik tarihini konu ediniyor. Savaşın paramparça ettiği Balkanlar’da yaşayan doktor Natalia, çok bağlandığı büyükbabasını kaybetmiştir. Genç kadın, ücra bir köyde ölen büyükbabasına ait eşyaları almak için yola koyulur. Yolculuğunda Natalia, büyükbabasının hayatı ile bununla iç içe geçmiş kendi hayatı üzerinden, ülkesinin yakıcı gerçekleriyle yüzleşecektir.

Gabriela Adameşteanu – Kayıp Sabah (2011)

  • KAYIP SABAH, Gabriela Adameşteanu, çeviren: Leila Ünal, Yapı Kredi Yayınları, roman, 437 sayfa

 

Gabriela Adameşteanu’nun, Romanya edebiyatının önde gelen eserlerinden biri olarak kabul edilen ‘Kayıp Sabah’ı, ülkesinin 1. Dünya Savaşı’ndan Çavuşesku diktatörlüğünün son yıllarına uzanan dönemini anlatıyor. Bu süreci, üç kuşağın yaşadıkları ekseninde hikâye eden Adameşteanu, karakterlerinin kişisel serüveni ekseninde Romanya yakın tarihinin dönüm noktalarını kaleme getiriyor. 20. yüzyıl Romanya’sının çalkantılı tarihinin bir panoraması olarak okunabilecek roman, renkli kişiliğiyle merkezi bir rol üstlenen Vica Delča adlı karakteriyle olduğu kadar, toplumun farklı kesimlerini temsil eden tiplerin gerçekçiliğiyle de dikkat çekiyor.

Yi Mun-Yol – Şair (2011)

  • ŞAİR, Yi Mun-Yol, çeviren: Nana Lee, Delta Yayınları, roman, 184 sayfa

 

Kore edebiyatının ödüllü kalemlerinden Yi Mun-Yol, ‘Şair’ isimli elimizdeki romanında, geçmişinin karanlığıyla hesaplaşmaya çalışan Kim adlı baş karakterinin yaşadıklarını anlatıyor. Kim’in büyükbabası, bir isyana katılıp başarısız olmuş ve ardından hain ilan edilmiştir. Bu yafta, yıllar geçmesine rağmen Kim’in peşini bırakmamıştır. Zira başarılı bir öğretim üyesi olan ve sınıf atlayan kahramanımız, hâlen bu damgayla yaşamaktadır. Genç adamı bu acılardan kurtarabilecek tek şey de, şiirdir. Kim, şiirin kanatları altına sığınıp, gezgin bir şair olarak yaşamaya başlayacak ve geçmişini inkar etmekle ona sahip çıkmak arasında gidip gelecektir.

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Anna Karenina (2011)

  • ANNA KARENİNA, Lev Nikolayeviç Tolstoy, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, İş Kültür Yayınları, roman, 1062 sayfa

 

Tolstoy’un, uzun yıllardır heybetini koruyan ‘Anna Karenina’sı, adını, yaşadığı yasak aşkla tüm hayatı alt üst olan Anna Karenina’dan alıyor. Rus aristokrasisinin meşhur simalarından Anna Karenina, mutsuz bir evlilik yaşamaktadır. Genç kadın, ağabeyinin evine yaptığı ziyaret esnasında genç kont Vronski ile tanışır. Kont Vronski’nin aşk ilanına, genç kadın da duyarsız kalamaz ve böylece ikili, toplumun ayıplamalarına aldırmadan aşk yaşamaya başlar. Bu hikâye üzerine inşa edilen Anna Karenina’yı özgün kılan asıl husus ise, Tolstoy’un buradan yola çıkarak insana dair daha derin ve daha bütünlüklü bir büyük hikâyeye ulaşmasıdır. Öyle ki, yazarın gözlemleme yeteneği, ayrıntıları yakalamaktaki ustalığı ve karakter inşa etmek konusundaki mükemmelliği, ‘Anna Karenina’yı, dünya edebiyatının mihenk taşlarından biri kılıyor.

Pamuk Yıldız – Babam Yalnız Öldü (2011)

  • BABAM YALNIZ ÖLDÜ, Pamuk Yıldız, Ayizi Kitap, roman, 357 sayfa

 

Pamuk Yıldız, ikinci kitabı ‘Babam Yalnız Öldü’de, uzun yıllar cezaevinde kalmış başkahramanının, hem devletin ceberrut yüzü hem de baba otoritesiyle hesaplaşmasını anlatıyor. Romanın başkahramanı Zeynep, 1980’de işkencelerden geçirilip, dönemin simge mekânlarından olan Mamak Cezaevi’ne kapatılmıştır. Şimdiyse, aradan yedi yıl geçmiş ve Zeynep, yaşadığı Tuzluçayır mahallesine geri dönmüştür. Fakat hiçbir şey, onun bıraktığı gibi değildir. Yalnızca aile bireyleri değil, arkadaşları ve hatta yaşadığı mahallede de çok değişmiştir. Zeynep’in en büyük acısı da, sorunlu bir ilişki sürdürdüğü babasıyla, gerçek anlamda hesaplaşamamasıdır.

Aslı Biçen – Tehdit Mektupları (2011)

  • TEHDİT MEKTUPLARI, Aslı Biçen, Metis Yayınları, roman, 138 sayfa

 

‘Elime Tutun’ ve ‘İnceldiği Yerden’ adlı kitaplarıyla bilinen Aslı Biçen, yeni romanı ‘Tehdit Mektupları’nda, askeri darbenin ertesindeki Türkiye’nin özgün bir panoramasını çiziyor. Bir mahkeme salonunda başlayan roman, sol harekete mesafeli olduğu halde silahlı örgüte yardım etmekten yargılanan bir genci; oğlunu kurtarmak için mücadele eden bir babayı ve davaya bakan ülkücü bir savcıyı karşımıza çıkarıyor. Hikâyesini, mahkeme tutanakları, tehdit mektupları, sanığın günlüğü ve bir sevgiliye yazılmış mektuplar üzerine kuran roman, Türkiye yakın tarihinin sıkıntılı bir döneminde farklı kişilikler üzerinden toplumun vicdanını sorguluyor.

Barış Andırınlı – Kopoy (2011)

  • KOPOY, Barış Andırınlı, Hayy Kitap, roman, 280 sayfa

 

‘Kopoy’, Barış Andırınlı’nın ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Andırınlı burada, taşradan kalkıp İstanbul’a gelen Osman isimli karakterinin, bu şehirdeki hayatla ve insanlarla yaşadığı çatışmayı hikâye ediyor. Anadolu’nun taşrasında yaşadığı sıradan hayattan sıkılan Osman, İstanbul’a gelerek burada bir iş hanında yaşamaya başlar. Kahramanımızın yolu burada, çocukluk arkadaşı Kerem ve onun nişanlısı Banu ile kesişecektir. Fakat kısa bir süre sonra Osman, Banu’ya saplantılı bir ilgi duymaya başlar. Şehirde bir türlü başarılı olamaması ve aşırılığa varan bu tutkusu Osman’ı, çok geçmeden hayatın aşırı uçlarına, sınırlara doğru itecektir.