Mark Vernon – Zamane Platon (2010)

Daha önce Türkçede ‘Derin Düşünce’ isimli kitabıyla bilinen Mark Vernon, ‘Zamane Platon’ başlıklı elimizdeki çalışmasında, modern bireyin sıkıntılarına Antik çağ felsefesinden yararlanarak çözümler getirmeyi amaçlıyor.

Kuşkusuz günümüz bireyi, kimi zaman biraz abartılsa da kendisinden önceki çağlarda yaşamış insanlardan daha çok sorunla boğuşuyor.

Vernon’un, Antik çağ filozoflarından örnekler veren yirmi makaleden oluşan kitabı da, “Bizim önemli saydığımız şeylerle onlar uğraşsalardı ne derlerdi?” sorusunun yanıtını arıyor.

Antik çağ felsefesinin günümüzün bakış açısıyla yorumlandığı kitapta ayrıca, bu dönemden bazı filozofların abartılı yaşamları da eğlenceli bir üslupla resmediliyor.

  • Künye: Mark Vernon – Zamane Platon: Modern Yaşam İçin Antik Kılavuz, çeviren: Gül Korkmaz, Sel Yayıncılık, felsefe, 204 sayfa

Leslie Kern – Feminist Şehir (2020)

Kentsel alanda kadınların önüne çıkarılan pek çok güçlük var.

Leslie Kern’ün bu çalışması da, söz konusu güçlükleri ve bunlara direnme biçimlerini berrak bir üslupla ortaya koymasıyla önemli.

Kern, şehirlerde halen erkeklerin, kentsel ekonomi politikasından konut tasarımına, okulların nereye kurulması gerektiğinden otobüs koltuğunun biçimine, denetimden kar küremeye kadar her konuda başlıca karar mercii olduğu gerçeğini hatırlatarak kitabına başlıyor.

Hakikaten şehir, erkeklerin geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini destekleyip kolaylaştırmak üzere ve erkeklerin deneyimlerini “norm” kabul ederek, şehrin kadınlar için nasıl engeller yarattığıyla pek de ilgilenmeden ve şehir hayatına dair günlük deneyimlerini göz ardı ederek düzenleniyor.

Kern ise, kadınların hamileyken ya da bebeği kucağındayken şehirde hareket etmelerinin güçlükleri, kentsel alanların kadın arkadaşlığına ket vuracak şekilde tasarlanması ve queer, lezbiyen ve sakat kadınların görünmez kılınması gibi örneklerden yola çıkarak bu “erkekler şehri” anlayışının kadınlar için barındırdığı dezavantajları ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Yazar ayrıca, kentin tehlikelerine dair yaratılan yapay korkunun, kadınların kentsel deneyimlerine ket vurduğunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kern, kadınların kentle yaşadığı verili sorunları çözümlemekle kalmıyor, aynı zamanda bunların nasıl aşılabileceğine de kafa yoruyor.

Yazara göre, şehir bir özgürleşme alanıdır ve şehrin sokaklarının kadınlara kapatma girişimlerine daha yüksek sesle karşı çıkmamız gerekiyor.

  • Künye: Leslie Kern – Feminist Şehir: Bir Saha Rehberi, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 197 sayfa, 2020

Hamit Erdem – Emek Tarihi Yazıları (2020)

Hamit Erdem’in ‘Emek Tarihi Yazıları’, 1900’lü yılların başından 1960 yıllarına kadar gelen dönemi kapsıyor.

Toplumsal hafızamıza büyük katkıda bulunacak kitap, Türkiye’nin son yüz yılı aşkın sınıf mücadelesinin dinamiklerini gözler önüne seriyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Osmanlı basınında Karl Marx, Paris Komünü ve sosyalizmin nasıl işlendiği,
  • Osmanlı’da Yahudiler, Ermeniler ve Rumların temsil ettiği gayrimüslim sosyalizmi,
  • Osmanlı / Türkiye Sosyalist Fırkası ve (İştirakçi) Hüseyin Hilmi,
  • Türkiye Komünist Fırkası ve Mustafa Suphi,
  • Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası ve Nazım Resmor,
  • Komünist Manifesto’nun Türkçedeki serüveni,
  • Kürtlerin isyanı,
  • Troçki’nin Türkiye günleri,
  • Varlık vergisiyle sermayenin Türklere aktarımı,
  • Tan matbaası olayı,
  • Sabahattin Ali’nin katledilişi,
  • 1951 komünist tevkifatı,
  • 6-7 Eylül olayları…

‘Emek Tarihi Yazıları’, bu dönemde muazzam yasaklarla boğuşan sosyalist ve komünist hareketin tarihinin dönüm noktalarını kayda almasıyla arşivlik bir çalışma.

  • Künye: Hamit Erdem – Emek Tarihi Yazıları, Sel Yayıncılık, tarih, 356 sayfa, 2020

Ken Bruen – Londra Bulvarı (2010)

Karanlık suç romanlarıyla bildiğimiz Ken Bruen ‘Londra Bulvarı’nda, Londra sokaklarında önlenemez şekilde yükselen suç ve cezanın hikâyesini anlatıyor.

Romanın başkahramanı Mitchell, hiç hatırlamadığı ama işlediği söylenen bir suç nedeniyle üç yıl hapis yattıktan sonra Londra’ya geri dönmüştür.

Kahramanımız, cezaevinde çektiklerinden sonra, beladan uzak durmaya kararlıdır.

İlk zamanlar eski bir aktrisin yanında çalışarak kanunlara saygılı bir yaşam sürmeye çalışan Mitchell, hızla kanundışı olanın, suç olanın alanına çekilecektir.

Çünkü onun gibi usta bir adama suç dünyasında her zaman ihtiyaç duyulmaktadır.

Geçmişin peşini bırakmadığı kahramanımız, kendini, Londra sokaklarında karanlık işlere saplanmış halde bulacaktır.

Romanın, William Monahanın ilk yönetmenlik denemesi olarak sinemaya uyarlandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Ken Bruen – Londra Bulvarı, çeviren: Başak Bingöl, Sel Yayıncılık, roman, 203 sayfa

Lorrie Moore – Boşlukta Bir Kapı (2010)

Amerikalı yazar Lorrie Moore ‘Boşlukta Bir Kapı’ adlı son romanında, üniversiteyi okumak için şehre gelen ve burada çocuk bakıcılığı yapan bir gencin yaşadığı olayları hikâye ediyor.

Üniversite öğrencisi Tassie Keltjin’in, okumak için geldiği büyük şehirde bulduğu tek iş çocuk bakıcılığıdır.

O, yeni evlat edinilen bir çocuğun bakımından sorumludur.

Fakat Keltjin, çocuğu evlat edinen, iyi eğitimli ve kariyer sahibi çiftin hayatının içine girdikçe olayların bildiğinden farklı olduğunu keşfedecek, tam bu esnada 11 Eylül olayları da patlak verecektir.

Moore’un, öğrencilik halini merkeze aldığı romanı, taşra-kent çelişkisini konu etmesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Lorrie Moore – Boşlukta Bir Kapı, çeviren: Figen Bingül, Sel Yayıncılık, roman, 302 sayfa

Raoul Vaneigem – Gençler İçin Hayat Bilgisi (2020)

 

“Çağımızın tarihi, görmedikleri bir uçurumun kenarına doğru çılgınca koşturan şu çizgi film kahramanlarını akla getiriyor; hayal güçleri ile havada asılı kalıyorlar, ama aşağıya bakıp da nerede olduklarını anlar anlamaz, düşüyorlar.”

Raoul Vaneigem böyle diyor ve günümüzün yönünü kaybetmiş bireyini verili iktidarla yüzleşmeye ve kendine devrimci bir rota bulmaya davet ediyor.

Bizde yeni baskısı yapılan ‘Gençler İçin Hayat Bilgisi’, modern kapitalizmin at koşturduğu bugünün dört dörtlük bir analizini yapıyor ve çoğunluğu esir almış nihilist tüketimciliğe, narsisizmi besleyen gösteri toplumuna ve meta tüketimciliğine karşı neler yapabileceğimizi tartışıyor.

Kitabın ilk bölümü, verili iktidarın sağlam bir resmini çekiyor, ikinci bölümü ise, bu iktidar perspektifini tersine çevirmenin yollarını anlatıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Zorunluluklar toplamı olarak iktidar,
  • Aşağılanma, tecrit, ıstırabın egemen olduğu, çalışmanın çöktüğü bir dünyada yaşamanın en anlama geldiği,
  • Evrensel dolayım olarak iktidar,
  • Teknoloji ve onun dolaylı kullanımının beraberinde getirdiği sorunlar,
  • Baştan çıkarmalar toplamı olarak iktidar,
  • Hayatta kalma hastalığı,
  • Düzmece muhalefet,
  • İktidar karşısında uzam-zaman ve geçmişin düzeltilmesi,
  • Kendini gerçekleştirme, iletişim ve katılımın daha iyi bir dünya kurmak konusunda neden vazgeçilmez olduğu…

Künye: Raoul Vaneigem – Gençler İçin Hayat Bilgisi, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 295 sayfa, 2020

Frantz Fanon – Yabancılaşma ve Özgürlük Üzerine Yazılar (2020)

 

‘Yabancılaşma ve Özgürlük Üzerine Yazılar’, devrimci psikiyatrist Frantz Fanon’un daha önce yayımlanmamış yazılarını bir araya getiriyor.

Kitap iki bölümden oluşuyor.

Kitabın ilk bölümünde yer alan psikiyatri yazılarında düşünür, sömürgeciliğin beraberinde getirdiği yabancılaşmayı ve bu yabancılaşmanın tetiklediği akıl hastalıklarını çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kitabın ikinci bölümünde yer alan siyaset yazılarında da Fanon, bizzat katıldığı Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nda tanık olduklarını, savaşın seyrini ve devrimci mücadelenin dönüm noktalarını değerlendiriyor.

Bir isim diziniyle de zenginleşen çalışmada ele alının kimi konular ise şöyle:

  • Müslüman erkeklerde sosyal terapi,
  • Cezayir’de ruhsal destek,
  • Etnopsikiyatri,
  • Kuzey Afrika’da itiraf tavırları,
  • Mağribi Müslümanın delilik karşısındaki tutumu,
  • Müslüman kadınlarda algı ve hayal gücü,
  • Psikiyatri ortamında ajitasyon olgusu,
  • Toplum-psikiyatri buluşması,
  • Cezayir’in bağımsızlığı mücadelesi,
  • Cezayir ve Fransa krizi,
  • Cezayir’de demokratik devrim,
  • Cezayirlinin devrimci bilinci,
  • Sömürgeci aşırılıkçıların yarattığı tahribat,
  • Batı dünyası ve Fransa’da faşist deneyim,
  • Antiemperyalist hareketin gelişimi,
  • Afrika ülkelerinin dayanışması…

Künye: Frantz Fanon – Yabancılaşma ve Özgürlük Üzerine Yazılar, derleyen: Jean Khalfa ve Robert J. C. Young, çeviren: Kahraman Çayırlı, Sel Yayıncılık, felsefe, 357 sayfa, 2020

Terry Eagleton – Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru (2020)

 

Walter Benjamin, geliştirdiği eleştirel felsefesiyle bize yol göstermeye devam ediyor.

Peki, bu eleştirinin temelindeki siyasi ve felsefi zemin nasıl işler?

Ve daha da önemlisi bu eleştiri bugün devrimci bir siyasetle nasıl ilişkilendirilebilir?

İşte Terry Eagleton’ın bu tartışması, Benjamin’in düşüncesini devrimci bir eleştirinin imkânları bağlamında adeta en küçük parçalarına kadar ayırmasıyla dikkat çekiyor.

Eagleton ilk olarak, devrimci eleştirinin bugün içinde bulunduğu çıkmazın geniş bir fotoğrafını çekerek çalışmasına başlıyor.

Yazar ardından, Benjamin’in eleştiriye dair ortaya koyduğu düşünceleri derinlemesine irdeliyor ve bu düşüncelerin devrimci siyasetle nasıl ilişkilendirilebileceğini tartışıyor.

Eagleton bunu yaparken de, barok ve alegori, aura ve meta, tarih, gelenek, devrim, Marksist eleştiri, retorik, metinsellik, Marksizm, yapısöküm, karnaval ve komedi bağlamında Bakhtin ve Brecht gibi pek çok konu ve kavramı yeniden tartışmaya açıyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru, çeviren: Ferit Burak Aydar, Sel Yayıncılık, felsefe, 231 sayfa, 2020

Roland Barthes – Romanın Hazırlanışı 2 (2010)

Roland Barthes’ın kültür, yazın ve öğretim yaşamının doruk noktasındaki son ürün olarak kabul edilen ‘Romanın Hazırlanışı’nın elimizdeki ikinci cildi, onun College de France’taki son ders notları ile ‘Proust ve Fotoğraf’ başlıklı bir seminerinden oluşuyor.

Barthes, ders notları bölümünde, “Yazma Arzusu” ve “Yazma Praksisi” konusundaki görüşlerini, edebiyatın önde gelen isimlerinin yaratımlarına ve kendi yazma serüvenine inerek açıklamaya koyuluyor.

Barthes, Marcel Proust ve fotoğraf konulu seminerinde ise, ünlü yazarı, Paul Nadar tarafından çekilmiş fotoğrafları ekseninde, insani yönlerini merkeze alarak yorumluyor.

  • Künye: Roland Barthes – Romanın Hazırlanışı 2: İstek Olarak Yapıt, çeviren: Mehmet Rifat ve Sema Rifat, Sel Yayıncılık, eleştiri, 326 sayfa

Ali Teoman – Café Esperanza (2010)

Ali Teoman’ın ‘Café Esperanza’sını, bir nevi “Umut Kahvehanesi” olarak tanımlayabiliriz.

Strasbourg Üniversitesi’nde okuyan üç yabancı öğrencinin umut kavramı çerçevesinde yaptıkları çok yönlü sohbetlerinden, felsefi tartışmalarından yola çıkılarak kaleme alınan ‘Café Esperanza’ için Ali Teoman, “İnsanların oturup umutlarını, umutsuzluklarını tartışıp paylaştıkları bir kitap.” diyor.

Aynı zamanda anlatıcı olan Türkiyeli Altuğ, Doğu Avrupalı Xeno ve Brezilyalı Rapahinzo gibi üç ana karakterden oluşan anlatının adı “umut” olmakla birlikte, içeriğinde umutsuzluk, varoluş, yaşam ve sanat gibi çok farklı konular tartışılıyor.

Düşsel ve egzotik bir kafe olarak Esperanza böylece, modern bireyin hayatındaki temel çıkmazların ete kemiğe büründüğü bir mekân olarak karşımıza çıkıyor.

Yazar, bu metaforik mekânda yolları kesişen bireylerinin hikâyeleri ekseninde, dünyanın küçük ve derli toplu bir özetini sunuyor diyebiliriz.

  • Künye: Ali Teoman – Café Esperanza, Sel Yayıncılık, anlatı, 79 sayfa