Leslie Kern – Feminist Şehir (2020)

Kentsel alanda kadınların önüne çıkarılan pek çok güçlük var.

Leslie Kern’ün bu çalışması da, söz konusu güçlükleri ve bunlara direnme biçimlerini berrak bir üslupla ortaya koymasıyla önemli.

Kern, şehirlerde halen erkeklerin, kentsel ekonomi politikasından konut tasarımına, okulların nereye kurulması gerektiğinden otobüs koltuğunun biçimine, denetimden kar küremeye kadar her konuda başlıca karar mercii olduğu gerçeğini hatırlatarak kitabına başlıyor.

Hakikaten şehir, erkeklerin geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini destekleyip kolaylaştırmak üzere ve erkeklerin deneyimlerini “norm” kabul ederek, şehrin kadınlar için nasıl engeller yarattığıyla pek de ilgilenmeden ve şehir hayatına dair günlük deneyimlerini göz ardı ederek düzenleniyor.

Kern ise, kadınların hamileyken ya da bebeği kucağındayken şehirde hareket etmelerinin güçlükleri, kentsel alanların kadın arkadaşlığına ket vuracak şekilde tasarlanması ve queer, lezbiyen ve sakat kadınların görünmez kılınması gibi örneklerden yola çıkarak bu “erkekler şehri” anlayışının kadınlar için barındırdığı dezavantajları ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Yazar ayrıca, kentin tehlikelerine dair yaratılan yapay korkunun, kadınların kentsel deneyimlerine ket vurduğunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kern, kadınların kentle yaşadığı verili sorunları çözümlemekle kalmıyor, aynı zamanda bunların nasıl aşılabileceğine de kafa yoruyor.

Yazara göre, şehir bir özgürleşme alanıdır ve şehrin sokaklarının kadınlara kapatma girişimlerine daha yüksek sesle karşı çıkmamız gerekiyor.

  • Künye: Leslie Kern – Feminist Şehir: Bir Saha Rehberi, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 197 sayfa, 2020

Peter L. Rudnytsky – Psikanalizi Okumak (2010)

Peter Rudnytsky ‘Psikanalizi Okumak’ta, çeşitli türlerdeki önde gelen psikanaliz metinlerini çözümlüyor; edebi eleştiri açısından teorik önem taşıyan meselelere odaklanarak edebiyat ve psikanaliz arasındaki ortak yüzeyleri irdeliyor.

Çalışma bunun yanı sıra, Freud ile onun Rank, Ferenczi ve Groddeck gibi en parlak ve özgün üç müridinin görüşlerini geniş bir çerçevede inceliyor.

Psikanalizi disiplinlerarası bir okumaya tabi tutan ve edebiyat ile psikanaliz arasındaki diyalektik ilişkiyi çözümleyen yazar, ayrıca, “ilişkisel gelenek”ten yorumbilime kadar, psikanaliz çalışmalarının temel eksenini oluşturan kavramları da masaya yatırıyor.

  • Künye: Peter L. Rudnytsky – Psikanalizi Okumak, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Dost Kitabevi, psikanaliz, 340 sayfa

Nikki van der Gaag – Feminizm (2018)

Feminizm kavramını ilk kez olumlu bir şekilde 1882 yılında, kadınların hayatlarını iyileştirmeyi amaçlayan mücadele olarak tanımlayan, Fransız aktivist Hubertine Auclert oldu.

Kuşkusuz feminizm de o günden bu yana epey yol kat etti, fakat bugün, özellikle ırkçılığın veya yoksulluğun neden olduğu türden dezavantajlarla karşı karşıya olan kadınlarla kız çocukları için hâlâ yapılacak çok şey var.

İşte Nikki van der Gaag’ın bu rehber çalışması, feminizme ihtiyacımızın bugün neden daha yakıcı bir hal aldığını gözler önüne seriyor.

Yazar, feminizmin anlamı, tarihi, karşılaştığı güçlükler ve kuramın kendi içindeki farklılıkların izini sürüyor ve ardından gündelik hayat, sosyal ilişkiler, toplumsal roller veya iş dünyasında feminist tavrın ve duruşun ne anlama geldiğini açıklıyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğin sonuçlarını çarpıcı verilerle ortaya koyan der Gaag, her şartta kadınların hayatlarını değiştirmelerinin mümkün olduğunu, dünya çapından derlediği örnek olaylar eşliğinde anlatıyor.

  • Künye: Nikki van der Gaag – Feminizm: Dünyanın Neden Bu Kelimeye Hâlâ İhtiyacı Var?, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 147 sayfa, 2018

Sara Ahmed – Feminist Bir Yaşam Sürmek (2018)

Sara Ahmed’ten, feminizmi bizzat yaşamın içinde konumlandırma, bu yönüyle yaşam ile düşünce arasındaki çatışmayı feminist bir yaşamı öne çıkararak aşma girişimi.

Feminizm birbirimizi nasıl bulduğumuzdur.” diyen Ahmed, feminist bir yaşam sürdürmenin biricik yolunun, en başta her şeyi, ama her şeyi sorgulamakla başlayacağını belirtiyor.

Ahmed burada,

  • Ne adil ne de eşit olan bir dünyada, başka bir deyişle feminist olmayan ve feminizme karşı bir dünyada, nasıl daha iyi yaşanabileceği,
  • Diğerleriyle nasıl daha eşit ilişkiler yaratılabileceği,
  • Ve toplumsal sistemler tarafından desteklenmeyenleri veya daha az desteklenenleri desteklemenin yollarının nasıl bulunacağı gibi konularda etik sorular soruyor.

Yazar, zengin bir teorik çerçeve içinde ve bizzat kendi feminist olma deneyiminden edindiklerinden de hareketle, bu sorulara yanıt arıyor.

Savunduğu değerleri yalnızca zihninde yaşamakla yetinmeyip, bunları hayatına da yedirebilmek isteyen her feministin muhakkak okumak isteyeceği bir kitap.

  • Künye: Sara Ahmed – Feminist Bir Yaşam Sürmek, çeviren: Beyza Sümer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 394 sayfa, 2018