Daisy Hildyard — İkinci Beden (2026)

Daisy Hildyard bu kısa ama yoğun denemesinde, insanı yalnızca deriyle sınırlanan bireysel bir varlık olarak değil, gezegen üzerindeki sayısız canlı, madde ve süreçle sürekli etkileşim hâlindeki ilişkisel bir varlık olarak ele alıyor. Kitabın çıkış noktası, her insanın aynı anda iki bedene sahip olduğu düşüncesi: Birincisi gündelik yaşamda deneyimlediğimiz fiziksel bedenimiz; ikincisi ise atmosfer, ekosistemler, hayvanlar, mikroorganizmalar ve küresel dolaşım ağlarıyla örülü, sınırları belirsiz “ikinci bedenimiz”. Hildyard, bu kavram aracılığıyla bireyin dünyadan yalıtılmış olduğu yönündeki modern yanılsamayı sorguluyor.

‘İkinci Beden’ (‘The Second Body’), kasap dükkânı, laboratuvar, sel felaketine uğramış bir ev ve gündelik yaşamdan çeşitli sahneleri bir araya getirerek görünüşte birbirinden kopuk olayların aslında aynı ekolojik ağın parçaları olduğunu gösteriyor. Moleküler biyoloji, çevre bilimleri ve kişisel gözlemleri iç içe kullanan Hildyard, insanların soludukları havadan tükettikleri gıdalara, salgın hastalıklardan iklim değişikliğine kadar sayısız süreç aracılığıyla birbirlerine ve diğer canlılara sürekli bağlı olduklarını vurguluyor. Böylece bireysel deneyimin ötesinde işleyen görünmez ilişkiler ağı görünür hâle geliyor.

Eserin merkezindeki tartışmalardan biri, ekolojik krizin yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda insanın kendisini algılama biçimini değiştiren felsefi bir kırılma olması. Hildyard’a göre iklim değişikliği, biyolojik dolaşım ve çevresel yıkım gibi olgular, insanın doğadan ayrı ve bağımsız yaşadığı fikrini geçersiz kılıyor. Bu durum rahatsız edici olsa da insanı dünyayla kurduğu bağları yeniden düşünmeye ve bireyselliğin ötesinde ortak bir varoluş bilinci geliştirmeye çağırıyor.

Yazar, etik sorumluluğu da bu çerçevede yeniden tanımlıyor. İnsan eylemlerinin etkileri yalnızca yakın çevresiyle sınırlı değildir; görünmez ekolojik ağlar aracılığıyla dünyanın farklı coğrafyalarına ve gelecek kuşaklara kadar uzanır. Bu nedenle sorumluluk da yalnızca bireysel seçimlerden ibaret değildir; tüm canlılarla paylaşılan ortak yaşamın korunmasını kapsayan daha geniş bir anlam kazanır.

‘İkinci Beden’, ekoloji, biyoloji ve felsefeyi bir araya getirerek insanın dünyadaki yerini yeniden düşünmeye davet eden özgün bir deneme niteliğinde. Hildyard, ekolojik krizin yalnızca doğayı değil, insanın kimliğini, topluluk anlayışını ve etik sorumluluklarını da dönüştürdüğünü savunurken, okuru kendi “ikinci bedeni” ile, yani dünyanın tamamıyla kurduğu kaçınılmaz ilişkiyi fark etmeye çağırıyor.

Daisy Hildyard — İkinci Beden
Çeviren: Serkan Göktaş • Livera Yayınevi
Deneme • 120 sayfa • 2026

Jodi Picoult – Abra Kadabra (2010)

Jodi Picoult ‘Abra Kadabra’da, annesinden koparılan Delia Hopkins’in yaşadıkları ekseninde, iyi ebevyn kimdir sorusunun yanıtını arıyor.

Babasıyla yaşayan Hopkins, annesinin öldüğüne inandırılmıştır.

Fakat bu, şimdilerde genç bir kadın olmuş kahramanımıza pek inandırıcı gelmez.

Kısa süre sonra Hopkins, annesinin ölmediğini, küçük bir kızken babası tarafından ondan koparıldığını öğrenir.

Çok geçmeden annenin de ortaya çıkması, Hopkins’in ebeveynlerinden hangisini seçeceği konusunda kararsızlık yaşamasına neden olur.

Karşısında, kızı için bütün hayatını değiştiren ve alkolik bir anneden onu koparan baba ile bir anne olarak üzerine düşenleri çok sonradan fark eden ve af dilemeye hazır anne vardır.

  • Künye: Jodi Picoult – Abra Kadabra, çeviren: Serkan Göktaş, April Yayıncılık, roman, 493 sayfa

Jodi Picoult – Taş, Kâğıt, Makas (2009)

Jodi Picoult ‘Taş, Kâğıt, Makas’ta, diğer romanlarında olduğu gibi, insanoğlunun temel duygularının ve açmazlarının izini sürüyor.

Romanın başkahramanı June Nealon, New Hampshire’da, iki kızı ve kocasıyla mutlu bir hayat yaşar.

Fakat ailenin hayatı, baba ile kızlardan birinin acımasız bir cinayete kurban gitmesiyle alt üst olur.

Nealon, kalp nakli bekleyen diğer kızıyla bu acıların üstesinden gelmeye çalışır.

Cinayeti işleyen Shay Bourne ise, kısa bir süre sonra idam cezasına çarptırılır.

Fakat Bourne’un idam edilmeden önceki son isteği, ailenin büyük bir kararsızlık yaşamasına neden olur.

Zira Bourne, Nealon’un hasta kızına kalbini vermek istemektedir.

  • Künye: Jodi Picoult – Taş, Kâğıt, Makas, çeviren: Serkan Göktaş, APRIL Yayıncılık, roman, 447 sayfa

Jodi Picoult – Kız Kardeşim İçin (2008)

Jodi Picoult’ün ‘Kız Kardeşim İçin’ romanı, birinin iyiliği için, başka bir insanı acıya sürüklemenin ahlaki ve duygusal boyutlarını irdeliyor.

Kurgunun merkezinde yer alan karakterlerden Anna, ablası Kate’in çocukluğundan beri yakasını bırakmayan lösemiyle mücadele edebilmesi ve ablasına ilik üretebilmesi için dünyaya getirilen, laboratuar ortamında genleri seçilen, tam anlamıyla özel üretim bir çocuktur.

On üç yaşına kadar birçok ameliyat, nakil ve operasyon geçiren Anna, günün birinde bu durumu sorgulamaya ve olanlara isyan etmeye başlar.

Fakat bu durum, ailesinin parçalanmasına, hatta ablası Kate’in hayatının tehlikeye girmesine neden olacaktır.

  • Künye: Kız Kardeşim İçin, Jodi Picoult, çeviren: Serkan Göktaş, APRIL Yayıncılık, roman, 448 sayfa