Leandro Vergara-Camus – Toprak ve Özgürlük (2018)

‘Toprak ve Özgürlük’, Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) ile Zapatist hareketin neoliberalizme karşı geliştirdiği mücadeleler hakkında güncel ve ufuk açıcı bir çalışma.

Leandro Vergara-Camus, bu iki hareketin yirmi yılı aşkın sürede gerçekleştirdiklerinin kapsamlı bir dökümünü yaptığı gibi, bu başarıların bugün için ne gibi alternatif toplumsal modeller sunduğunu tartışıyor.

Chiapas Zapatistaları sadece neoliberalizmin topraksızlaştırmasına karşı yürütülen bir mücadele değil, aynı zamanda Meksika’nın yerlisi olan ve topraklarından zorla sürülen halkın dil, kültür ve yaşamlarını güvence altına alma mücadelesini de veriyor.

Zapatist hareket, özerk bölgeler biçimindeki örgütlenme, kendini yönetme deneyimiyle de öne çıkıyor.

Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) de, daha değişken bir toplumsal kesim üzerinde yükseliyor.

Hem topraksızlaştırılan köylülere, hem işsizleştirilen işçilere, hem de toprakları ellerinden alınmaya çalışılan köylülere dayanıyor.

MST mücadelesinin en belirgin yönü, toprakları “işgal” etme ve yerleşme.

İşte bu kitap da, ilk kez Zapatista ve MST hareketlerini kapsamlı bir şekilde karşılaştırması ve böylece küreselleşen piyasa güçlerine karşı güncel iki direnişe ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Leandro Vergara-Camus – Toprak ve Özgürlük, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, siyaset, 400 sayfa, 2018

Murray Bookchin – Toplumsal Ekolojinin Felsefesi (2017)

Murray Bookchin’in 1980’lerden bu yana ekoloji hareketinde ortaya çıkmış çeşitli eğilimlere karşı yöneltilmiş polemik yazılarından oluşan bu kitabı, yetkin bir perspektifle toplumsal ekolojinin felsefi temellerini ve düşünce kiplerini kuruyor.

Bookchin’in, toplumsal ekolojinin tarihsel ve politik yönlerini irdelediği daha önceki çalışmaları ‘Toplumu Yeniden Kurmak’ ve ‘Kentsiz Kentleşme’ ile bütünlük arz eden kitap, toplumsal ekolojinin felsefi temellerini kurarken de, bilhassa Hegel’in önemli bir etkide bulunduğu diyalektikçi yapıtları referans alıyor.

Tarihi ve ilerlemeyi tek-doğrultulu, kaçınılmaz ve erekbilimsel ya da bir anlamda, önceden belirlenmiş biçimde kabul etmeyen Bookchin, tarih, uygarlık ve ilerlemenin eleştirel bir sorgulamasını yaptığı kitabında felsefi doğalcılık, ekolojik etik, doğada özgürlük ve zorunluluk ve ekolojik açıdan düşünmenin parametreleri gibi konuları tartışıyor.

Diyalektik doğalcılığın toplumsal ekolojinin temelini oluşturduğunu söyleyen Bookchin, kitabının girişi bölümünde şu saptamayı yapıyor:

“Bu kitaptaki denemeler –ussal veya usa aykırı olanı, gerçek veya imgesel olanı, hakiki veya sahte olanı, iyi veya kötü olanı, özgür istençli veya otoriter olanı belirlemek için nesnel bir ölçüt belirlemenin ‘olanaksızlığından’ dolayı– özgürlüğün arzulanması, zorbalıktan ise nefret edilmesine ilişkin tavrımızın, sadece koşullara bağlı öznel bir temel taşıması gerektiği yaygın görüşünü eleştirmektedir. Bu tavır tarihsel gelişme veya maddi koşullarda kökü olmaksızın, soyut olarak oluşturulduğunda, kuramsal açıdan yargılanamaz ve salt bir fikir sorunu olarak kalır.”

  • Künye: Murray Bookchin – Toplumsal Ekolojinin Felsefesi: Diyalektik Doğalcılık Üzerine, çeviren: Rahmi G. Öğdül, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 186 sayfa, 2017

Susan Pollock – Antik Mezopotamya (2017)

Mezopotamya dediğimiz ve bugün Irak ve Suriye’nin geniş kesimlerini de içine alan Fırat ve Dicle ırmakları arasındaki alüvyal düzlükleri kapsayan bölgenin adı Yunanca “Irmaklar arasındaki yer” anlamına gelir.

Bölgenin antik yerleşimcileri güneybatı İran, Zagros sıradağlarındaki ovalar ve Torosların eteklerinde yaşayan insanlar da dâhil olmak üzere, kendi bölgelerinin dışındaki topluluklarla etkileşim içinde olmuşlardır.

Susan Pollock’un bu muhteşem çalışması da, farklı disiplinlerin de verilerinden yararlanarak MÖ 5000 ile 2100 tarihleri arasındaki yaklaşık üç bin yıllık süreç boyunca Mezopotamya’daki ilk devletlerin ve uygarlıkların ortaya çıkışını ele alıyor.

Pollock bunu yaparken, yalnızca antoropolojiden değil, aynı zamanda arkeoloji, ekonomi politik ve feminist antropolojinin katkılarından da yararlanarak konu hakkında oldukça zengin bir çerçeve sunuyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Mezopotamya’da ilk hanedanlar dönemi,
  • Coğrafi ortam ve çevre,
  • Kentler,
  • Köyler,
  • Höyükler ve yerleşim örüntüleri,
  • Beş ve dördüncü binyılların haraç ekonomileri,
  • Mal dağıtım yöntemi,
  • Bürokrasinin gelişmesi,
  • Yazının kökenleri,
  • İdeoloji ve güç imgeleri,
  • Mezopotamya’da anıtsal mimari,
  • Mezopotamya’da gösterişçi tüketim…

Çok sayıda görsel ve harita ile zenginleşen kitabı, bilhassa Mezopotamya medeniyetine giriş yapmak isteyen okurlara yetkin bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Susan Pollock – Antik Mezopotamya: Var Olmamış Cennet, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, antropoloji, 264 sayfa, 2017

Dimitrios Roussopoulos – Politik Ekoloji (2017)

Çevre krizi, açık ve net biçimde, toplumun yapısından, kapitalizmden ve devletten kaynaklanıyor.

Ekolojik krizin niteliği, açgözlülüğe ve rekabete dayalı bir ekonomik sistemde derin köklerini ve toplumda bol miktarda yaşanan diğer krizlerle olan yakın ilişkisi hakkında bugün çok daha fazla berraklığa ve tutarlılığa ihtiyacımız var.

İşte bu önemli kitap, bu yönde çok iyi bir programı ortaya koymasıyla, bize sağlam bir perspektif sunuyor.

Dimitrios Roussopoulos’un alan açısından klasikleşmiş yapıtı ‘Politik Ekoloji’, var olan ekolojik krizi çok yönlü bir bakışla gözler önüne sermekle kalmıyor, aynı zamanda, mahallelerde ve kentlerde sıradan insanların zorba ve adaletsiz bir düzenin tahakkümüne karşı nasıl örgütlenebileceklerini ve nasıl mücadele edebileceklerini de ele alıyor.

Kitap, birbirlerine eşlik eden ekonomik, toplumsal, siyasi ve tinsel krizlerin yanı sıra ekolojik bir krizle de yüzleşebilecek ve radikal bir şekilde dönüştürecek bir politik ekoloji programı ihtiyacına sağlam bir yanıt veriyor.

Çevrenin devlet tarafından yönetilmesinin tarihi, yeryüzünün yaşadığı drama yurttaşların tepkileri, politik ekoloji ve toplumsal ekoloji, çevreciliğin ötesine geçen bir yol haritası ve toplumsal ekolojide yeni siyasetler konularını ele alan Roussopoulos, kitabının sonuna da, katılmış olduğu Paris’teki Aralık 2015’te İklim Değişimi Konferansı’nın bir özetini eklemiş.

  • Künye: Dimitrios Roussopoulos – Politik Ekoloji: İklim Krizi ve Yeni Toplumsal Gündem, çeviren: Fuat Dara Elhüseyni, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 165 sayfa, 2017

Hamid Dabaşi – Arap Baharı: Postkolonyalizmin Sonu (2015)

Arap Baharı zemheri kışta, 17 Aralık 2010’da, Tunus’ta Sidi Buazidli 26 yaşında bir seyyar satıcı olan Muhammed Buazizi meyve sebze arabasına el konmasını protesto etmek için kendini ateşe verince başladı.

Bu olayı protesto etmek için Tunus’ta sokağa dökülen halk, ardından tüm Ortadoğu’yu kasıp kavuracak bir devrimin fitilini ateşledi.

Bu kitap ise, Arap dünyasını sarsan; siyasi, tarihi ve toplumsal alanda çarpıcı değişimler yaratmış Arap Baharı hakkında önemli bir analiz.

Ortadoğu’nun önde gelen entelektüellerinden İran doğumlu Hamid Dabaşi, bu devrimci ayaklanmalar için “ertelemeli başkaldırı” kavramını kullanıyor.

Yazarın ortaya koyduğu şekliyle ertelemeli başkaldırı ise, ulusal ve ulusaşırı siyasetin birbirleri üzerinde etkiler doğurmasına yol açacak, kesin bir sonuca bağlanmayan ve ucu açık hareketler anlamında kullanılıyor.

Dabaşi’nin bu süreci, yaratıcı, aydınlatıcı ve zengin bir bakışla ele aldığını söylememiz gerekiyor.

Kitap, Arap Baharı’nın bölge jeopolitiğini geri dönülemez biçimde nasıl değiştirdiğini, neden Ortadoğu’yu yeniden tahayyül etmemiz gerektiğini ve Arap Baharı’nın gelecekte ortaya çıkacak olası etkilerini tartışıyor.

  • Künye: Hamid Dabaşi – Arap Baharı: Postkolonyalizmin Sonu, çeviren: Aslı T. Esen, Sümer Yayıncılık, siyaset, 350 sayfa, 2015

Karl Marx – Türkiye Üzerine (2017)

Karl Marx, o zaman 200 bin gibi önemli bir tiraja sahip New York Tribune gazetesine, aşağı yukarı on yıl boyunca Avrupa ve Asya’daki politik durum hakkında yazılar yazmıştı.

‘Türkiye Üzerine’ de, Marx’ın söz konusu gazeteye 1853 yılından itibaren yazdığı şark meselesiyle ilgili yazılarını bir araya getiriyor.

Marx’ın buradaki yazıları, hem geçen yüzyılın büyük devletleri hakkında önemli bilgiler vermesi hem de Marx’ın Osmanlı’nın politik ve toplumsal hayatı hakkındaki fikirlerini sunmasıyla değerli.

Kitapta,

  • Türkiye’de milliyetler,
  • Avrupa ve Türkiye arasındaki ilişkiler,
  • Napolyon’un Osmanlı politikası,
  • İngiltere ile Türkiye arasındaki ticaret bağlantıları,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda sınıflar,
  • Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler ve Rusya’nın Türkiye politikası,
  • Ve Rus İmparatoru’nun Osmanlı’daki Rum-Katolik kesimi üzerindeki etkileri gibi, birçok konu ele alınıyor.

Marx’ın yazıları, dönemin büyük güçlerinin “hasta adam” tabir ettiği ve kendi çıkarları doğrultusunda parçalamaya çalıştığı Osmanlı’nın içinde bulunduğu kritik durumu ortaya koymalarıyla önemli.

  • Künye: Karl Marx – Türkiye Üzerine (Şark Meselesi), çeviren: Selahattin Hilav ve Attila Tokatlı, Sümer Yayıncılık, siyaset, 141 sayfa

Karen Kampwirth – Kadınlar ve Gerilla Hareketleri (2014)

Eğer 20. yüzyıl devrimin çağı olmuşsa, Latin Amerika da hiç şüphesiz devrimin merkezi olmuştu.

İşte Kampwirth Nikaragua’da, El Salvador’da ve Meksika Chipas’ta devrimci harekete katılan kadınları, onların nasıl olup da gerilla aktivistler haline geldiğini, bu deneyimin onları nasıl dönüştürdüğünü konu alıyor.

  • Künye: Karen Kampwirth – Kadınlar ve Gerilla Hareketleri, çeviren: Esra Eren, Sümer Yayıncılık

Murray Bookchin – Ekolojik Bir Topluma Doğru (2014)

Murray Bookchin, 1970’li yıllarda yazılan makalelerden oluşan çalışmasında, kapitalist ekonominin yarattığı çevresel sorunları gözler önüne seriyor ve radikal bir toplumsal yaşam eleştirisi sunuyor.

Sanayileşme, kentleşme ve kapitalizmin karşısına anarşist-komünist bir yaklaşım koyan Bookchin’e göre, kentler eko-cemaatlere ayrılarak eko-sistemlere uygun tasarlanmalı.

Yazar, bugün yüz yüze kaldığımız ekolojik sorunların aşılmasında, teknolojinin “tahrip” edici özelliklerinden arındırılıp toplumla doğal dünyanın kucaklaşmasına katkıda bulunacak tarzda yeniden düzenlenmesinin elzem olduğunu ifade ediyor.

  • Künye: Murray Bookchin – Ekolojik Bir Topluma Doğru, çeviren: Abdullah Yılmaz, Sümer Yayıncılık, siyaset, 400 sayfa

Murray Bookchin – Toplumsal Ekoloji ve Komünalizm (2013)

  • TOPLUMSAL EKOLOJİ VE KOMÜNALİZM, Murray Bookchin, çeviren: Fuat Dara Elhüseyni, Sümer Yayıncılık, siyaset, 128 sayfa

TOPLUMSAL

Murray Bookchin ‘Toplumsal Ekoloji ve Komünalizm’de, kökleşmiş toplumsal sorunlardan kaynaklanmış var olan ekolojik sorunlarımızın çözümüne dair perspektifler sunuyor. Bookchin’e göre, yaşanan büyük petrol sızıntıları, tropikal ormanların ve asırlık ağaçların yok edilmesi, yaşam mekânlarını su altında bırakan hidroelektrik santral projelerinin artması ve buna benzer ekolojik tahribatlar, gezegenimizin ekolojik geleceğinin belirleneceği gerçek savaş alanının bizzat toplumsal alan oluşunun göstergeleri. Düşünür, toplumun ekolojik bir temelde yeniden inşa edilebilmesi için ne gibi bir kolektif çalışma yürütüleceğine odaklanıyor.

Murray Bookchin – Toplumu Yeniden Kurmak (2013)

  • TOPLUMU YENİDEN KURMAK, Murray Bookchin, çeviren: Kaya Şahin, Sümer Yayıncılık, siyaset, 228 sayfa

 TOPLUMU

Siyaset felsefecisi Murray Bookchin ‘Toplumu Yeniden Kurmak’ta, bugünkü ekolojik ve toplumsal sorunlarımızın kaynaklarını anlaşılır ve tutarlı bir biçimde ortaya koyuyor. İnsanın insana tahakküm etme anlayışının, doğayı tahakküm altına alma anlayışından önce oluştuğunu ve kabile hiyerarşilerinin, erkek-egemen avcı ve savaşçı toplulukları gibi yapılarla pekiştiğini söyleyen Bookchin, bu tahakküm biçimlerinin zamanla doğaya da yansıtıldığını belirtiyor. Yazar bugünün toplumuna alternatif olarak, katılımcı siyaseti, yerinden yönetimi, yaşanabilir küçük topluluklar oluşturulmasını ve doğaya zarar vermeyecek teknolojileri koyuyor.