Murray Bookchin – Kıtlık Sonrası Anarşizm (2021)

‘Kıtlık Sonrası Anarşizm’, anarşizmin güncel meseleleri hakkında bugün klasikleşmiş bir yapıttır.

Murray Bookchin kendi adıyla 1971’de yayımladığı ilk kitabı olan bu eserinde, bugünün anti-kapitalist hareketlerindeki en temel meseleleri (Örneğin yakınlık grupları ve doğrudan eylem, ekoloji ve çeşitlilik içinde birlik, hiyerarşinin eleştirisi) daha kırk yıl öncesinden ele almış.

Birbiriyle ilişkili olan makaleler dizisini kapsayan kitabında Bookchin “kıtlık sonrası” dönemin sunduğu imkanlarla kendi ekolojik ve anarşist vizyonunu tartıyor.

Marksist politik ekonominin —maddi kıtlık çağından kaynaklanmış ve geleceğin kökten değişimlerini ön göremeyen— kısıtlarını aşan Bookchin, karmaşık sanayi toplumunun özyönetimi için gerekli olan araçların çoktan gelişmiş olduğunu ve devrimci çehremizi büyük oranda değiştirdiğini öne sürüyor.

Yirminci yüzyılda gerçekleşen teknolojik ilerlemeler, üretimi büyük oranda genişletmiş olmakla birlikte, bunu şirketlerin kârı lehine ve insan ihtiyaçları, işçi denetimi ve ekolojik sürdürülebilirlik pahasına gerçekleştirdi.

Sanayinin doğrudan kontrolü ve topluma yönelik ekolojik ve ütopyacı bir vizyonu bir arada ele alan işçi sınıfı, özgürlük mücadelesi için devletin, hiyerarşik toplumsal ilişkilerin ve (öncü) politik partilerin gerekli olduğuna dair miti bertaraf edebilir.

Güncel toplumun gerçekliklerine dayanan Bookchin’in analizi, pragmatik tazeliğini hala koruyor.

Muhtemelen Bookchin’in en etkili makalelerini (meşhur “Dinle, Marksist!” ve “Ekoloji ve Devrimci Düşünce” dahil) bir araya getiren bu üçüncü baskıya, yazarın yeni bir önsözü de eşlik ediyor.

  • Künye: Murray Bookchin – Kıtlık Sonrası Anarşizm, çeviren: Umut Kocagöz, Sümer Yayıncılık, siyaset, 264 sayfa, 2021

Süreyya Su – Dünyadan Geriye Kalan (2021)

“Devrim bir hayaldir” derler.

Fakat bugün tamı tamına bir ihtiyaç oldu.

Süreyya Su, ‘Dünyadan Geriye Kalan’da, devrimi hayal etmenin, dünyayı değiştirmek için inatla mücadele etmenin ve sebatla çalışmanın gerekliliği üzerine bizi bir kez daha düşünmeye çağırıyor.

Çalışma bir anlamda, devrimi hayal etmek için okuru meditasyona çağırıyor.

Kitap, öncelikle başka bir dünyayı hayal edebilmek için başka türlü düşünebilmenin gerekli olduğundan hareket ederek kuramsal bir çerçeve çizen yazıları bir araya getiriyor.

Yazar burada bir anlamda, dünyayı yorumlamak/anlamak ve değiştirmek için gerekli olabilecek alet edevatı kutuya koyuyor.

Sonra bu alet edevatla bazı olay ve olguları yorumlamaya ve anlamaya girişiyor.

Yazara göre, dünyayı değiştirmek için öncelikle onu çözümlemek ve yorumlamak gerekir ve bu amaçla dünyada meydana gelen bazı olayları teorik bakışla çözümlüyor ve yorumluyor.

Su, çalışmasının devamında da, dünyadan geriye kalanlara; yani krizlere, şiddete, adaletsizliğe, güvencesizliğe, umutsuzluğa, utanmazlığa, çer-çöpe, kötülüğe, ölüme eleştirel teorik bir perspektifle bakıyor.

‘Dünyadan Geriye Kalan’, büyüyen çölleşmeye karşı dünyayı değiştirme ve başka bir dünya kurma iradesini, başka dünyaları hayal etme ve tasarlamayı, başka dünyaların olanakları üzerine düşünmeyi koyuyor.

  • Künye: Süreyya Su – Dünyadan Geriye Kalan, Sümer Yayıncılık, siyaset, 160 sayfa, 2021

Kolektif – Süregelen Devrim (2021)

‘Süregelen Devrim’, küresel kadın mücadelesinin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Derleme, küresel kadın hakları hareketinin ve uluslararası insan hakları söyleminin modern kökenlerini ve kaydettiği ilerlemeleri ortaya koymasıyla çok önemli.

Kadın hakları hareketinin ortaya çıkışından bu yana, dünyanın birçok yerinde, cephede muazzam mesafeler kat edildiği bir gerçek.

Fakat halen çocuk yaşta evlendirilen, seks köleliğine zorlanan, sürüklenen, zorla çalıştırılan, tecavüzün savaş silahı olarak kullanıldığı çatışma bölgelerinde sıkışıp kalan, okula gitmesi, hatta özel yaşamlarında kişisel tercihleri engellenen kadınlar ve kız çocukları bulunuyor.

‘Süregelen Devrim’, tüm dünyadaki kadın ve kızların temel haklarını elde etmesi için birçok alanda sürdürülen küresel mücadelenin öyküsünden çarpıcı fotoğraflar çekiyor.

Bu çok yüzlü öykünün coğrafyası, tecavüze uğrayan kadınların hak arama mücadelelerinin eril bürokrasinin umursamazlığına tosladığı ABD’den, Arap Devrimi’nin büyük umutlar uyandırdığı, ancak bu siyasi devrimlerin kadın ve çocuk yaştaki kızların temel haklarını elde etmesi için yetersiz kaldığı, hatta bu hakları daha da kırpma ihtimali doğurduğu açıkça ortaya çıkan Ortadoğu’ya dek uzanıyor.

Kitapta, kadınların mülk hakları, savaş suçu olarak tecavüz, silahlı çatışmanın kadın ve çocuk yaşlarındaki kızlar üzerindeki etkileri, göçmen kadınlara yönelik şiddet, ev işçilerinin hakları gibi acil çözüm bekleyen kadın hakları sorunları masaya yatırılıyor.

  • Künye: Kolektif – Süregelen Devrim: Küresel Kadın Mücadelesinden Sesler, editör: Minky Worden, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, feminizm, 2021

Ben Bova – Hititli (2021)

Ben Bova’nın bu romanı, Troya Efsanesi’nin özgün bir yeniden anlatımı.

Roman, babası öldürülmüş, karısı ve iki küçük oğlu köle tacirleri tarafından kaçırılmış Hititli asker Lukka’nın, Hektor ve Akhilleus’un amansız bir savaşa giriştiği Troya’ya yaptığı yolculuk etrafında gelişiyor.

Lukka, Asurlulara karşı yapılan uzun ve meşakkatli bir seferden ülkesine dönmüştür.

Fakat yaşadığı görkemli imparatorluk Hatti, şimdi büyük bir karmaşa içindedir.

Kent alevlere ve yağmacı çetelere teslim olmuştur.

Üstelik ailesi de büyük bir trajedi yaşamıştır.

Lukka şimdi, eşini ve iki oğlunu kaçıran köle tacirlerinin izini sürmeye başlayacaktır.

Bu yolculuk onu, savaşın kasıp kavurduğu Troya’ya götürür.

Lukka Troya’da, kahraman Hektor ve çevik Akhilleus ile aynı düzeyde bir savaşçı olduğunu kanıtlar.

‘Hititli’, özellikle tarihi roman sevenlerin kaçırmak istemeyeceği türden bir kitap.

  • Künye: Ben Bova – Hititli, çeviren: Ebru İzre, Sümer Yayıncılık, roman, 296 sayfa, 2021

Murray Bookchin – Anarşizm, Marksizm ve Solun Geleceği (2021)

Toplumsal ekoloji hareketinin kurucusu Murray Bookchin’le yapılmış röportajlar ve kendisinin kaleme aldığı makaleler bu kitapta.

Bu röportajlar, Bookchin’in sıkı bir düşünür olmasının yanı sıra, hitabeti kuvvetli bir devrimci propagandacı olduğunu gösteriyor.

Büyük Buhran sırasındaki genç bir Komünist olarak hayatına dair bilinmeyenleri paylaşan Bookchin, ardından 1960’lardaki deneyimlerini, özgürlükçü komünist toplum vizyonunu, özgürlükçü siyaset, anarşizm ve teori ile pratiğin birliği konusundaki fikirlerini anlatıyor.

Bookchin ayrıca, radikalizmin bugün içinde bulunduğu krizi, devrimci bir Solun neden hayati derecede gerekli olduğunu, böyle bir Solun inşasında hem anarşizmde hem de Marksizm’de neye değer verilmesi gerektiğini ve nihayet, yeni bir devrimci toplumsal hareket oluşturmanın yollarını anlatıyor.

  • Künye: Murray Bookchin – Anarşizm, Marksizm ve Solun Geleceği, çeviren: Gökhan Demir, Sümer Yayıncılık, siyaset, 280 sayfa, 2021

Cindy Milstein – Anarşizm ve Arzuları (2020)

Anarşizmin temel değerleri, tarihi ve güncel durumu üzerine usta işi bir çalışma.

Kuzey Amerika’daki anarşist hareketlerin en güçlü sözcülerinden biri olan Cindy Milstein’ın çalışması, insanlığın her tür tahakküm ve hiyerarşiden azade kılacak bir anarşizmin açık ve tutkulu ifadesi olarak okunabilir.

Anarşizmin neden en devrimci siyasi kuram ve pratik olduğu, anarşizmin temel değerlerinin neler olduğunu, anarşist bir devrimi neden bugün yapmamız gerektiği ve anarşizmin hedeflediği gibi gündelik hayatlarımızı eşitlikçi ve müşterek etiğin bir modeli olarak nasıl kurgulayabileceğimiz gibi pek çok konuyu irdeliyor.

Milstein bununla da yetinmeyerek Provo’dan radikal ekolojiden Zapatist anarşizme uzanıyor ve böylece anarşizmin kat ettiği pek çok toplumsal ve kültürel hareket için bir yol haritası da sunuyor.

Anarşist siyasetin temel ilkeleri hakkında aydınlanmak isteyenler kadar, dünyayı hepimiz için daha iyi bir yer haline getirmek isteyen her okurun muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Cindy Milstein – Anarşizm ve Arzuları, çeviren: Tuba Demirci, Sümer Yayıncılık, siyaset, 133 sayfa, 2020

Paul Erickson ve Liam Murphy – Antropoloji Kuramları Tarihi (2020)

Antropoloji, tüm karmaşıklığı ve çeşitliliği içinde insanlığın ilginç ve sıra dışı özelliklerini anlamaya yönelik bilimsel çalışma tutkusunu belki de diğer herhangi bir Batılı akademik disiplinden çok daha fazlı bünyesinde barındırır.

Paul Erickson ve Liam Murphy’nin bu sürekli güncellenen antropoloji kuramları tarihi ise alanda bir referans kitap.

Kitap antropolojiyi, antropolojinin antik

Yunan-Roma dünyasındaki entelektüel kökenlerinden başlayarak erken 21. yüzyıldaki dijital çağın antropolojisine kadar izliyor.

Çalışma ayrıca, antropoloji ve antropoloji kuramı tarihinde yer etmiş “kurucu babalar” (ve anneler) ile ekolleri de ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Tüm antropoloji öğrencilerinin ve antropolojiye ilgi duyan her seviyeden kişinin muhakkak edinmesi gereken; dilsel, arkeolojik ve fiziksel antropoloji ile ilgili önemli bölümler içeren kitabın elimizdeki beşinci baskısı da, bazı yenilikçi ve kullanışlı değişiklikler içeriyor.

Örneğin çalışmaya, dijital çağın antropolojisi üzerine yeni bir bölüm eklenmiş ve bunun yanı sıra, feminizm ve antropoloji bölümüyle, kitap toplumsal cinsiyet ve cinsellik yönünden geliştirilmiş.

  • Künye: Paul A. Erickson ve Liam D. Murphy – Antropoloji Kuramları Tarihi, çeviren: Özge Kanlı, Sümer Yayıncılık, antropoloji, 348 sayfa, 2020

Kolektif – Katılımcı Demokrasi (2019)

Katılımcı demokrasi kavramı, 1960’larda, Yeni Sol tarafından ortaya atıldı.

Michigan Gölü yakınlarındaki bir kamptan demokrasiye yönelik meydan okuyucu bir bildiri açıklandı.

Yeni Sol hareketi, Demokratik Toplum Öğrencileri Port Huran Bildirisi’ni yayımladılar.

Bu bildiri, ilk kez, mevcut “rızaya dayalı demokrasi”den farklı olarak “katılımcı demokrasi” terimini kullanıyordu.

O zamandan başlayarak giderek popülerleşen bu kavram ve onun vaat ettikleri, bugün demokrasinin içinde bulunduğu derin kriz düşünüldüğünde daha da anlamlı hale geliyor.

Katılımcı demokrasi açık ve gayet basit bir görüşe dayanır, bununla beraber, insanların kendi gündelik yaşamlarını etkileyen kararlarda merkezi bir rol oynaması gerektiği varsayımı bakımından ikna edicidir.

Buna göre demokrasi, sadece bazı kişilerin ötekiler hakkında kararlar verdiği değil, siyasetten etkilenen herkesin müdahil olduğu bir karar verme sürecidir.

İşte bu kitap da, Katılımcı Demokrasi kavramını aradan uzun bir zaman geçtikten sonra yeniden hatırlatma ve onu güncelleme çabasının ürünü.

Kitaba katılan yazarlar, demokrasiyi, demokratikleşmeyi, vatandaşların demokrasiye katılımı önündeki engelleri ve bunların nasıl aşılabileceğini dünyadan pek çok örnek eşliğinde tartışıyor.

Kitabın, konu üzerine hem tarihsel hem de çağdaş anlamda yazılmış en iyi makaleleri bir araya getirdiğini söylemeliyiz.

Burada, radikal ve heretik demokrasiden grup örgütlenmesine, topluluk geliştirme kurumunun doğuşundan işte özgürlüğe, özgürlükçü teknolojiden Yugoslav ademimerkezileşme ve özyönetim sistemine, serbest örgütlenmeden yeni kentsel ekonomiye ve Antik Yunan’da demokrasiye pek çok konu tartışılıyor.

Çalışmanın bunun yanı sıra, Porto Alegre ve Montreal modelleriyle birlikte yeni kentsel ekoloji ve doğrudan demokrasi tartışmalarını ele aldığını da ayrıca belirtmeliyiz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Dimitrios Roussopoulos, C. George Benello, George Woodcock, Murray Bookchin, Don Calhoun, Stewart Perry, Rosabeth Moss Kanter, James Gillespie, Gerry Hunnius, John McEwan, Arthur Chickering, Christian Bay, Martin Oppenheimer, Colin Ward, Sergio Baierle, Anne Latendresse, Bartha Rodin ve CLR James.

  • Künye: Kolektif – Katılımcı Demokrasi: Demokrasinin Demokratikleştirilmesi Üzerine İncelemeler, editör: Dimitrios Roussopoulos ve C. George Benello, çeviren: Hakan Şahin, Sümer Yayıncılık, siyaset, 360 sayfa, 2019

Janet Biehl – Toplumsal Ekoloji Siyaseti (2016)

Bu kitap, anarşist toplum kuramcısı Murray Bookchin’in geliştirdiği özgürlükçü yerel yönetimcilik konusuna harika bir giriş.

Yerel demokrasinin ve ekonominin güçlendirilmesi, devlet ve kentleşme, yurttaşlığın oluşturulması, konfederalizm ve muhalefetin organizasyonu gibi kavramlar hakkında bir başucu kitabı.

Özgürlükçü yerel yönetimcilik, Bookchin’in toplumun insancıl ve akılcı bir biçimde radikal bir dönüşümden geçirilmesinin en iyi ne şekilde sağlanabileceği üzerine hayatı boyunca oluşturduğu düşüncelerin doruk noktası olarak kabul ediliyor.

Özgürlükçü yerel yönetimcilik, mevcut yerel yönetimlerde saklı bulunan demokratik olanakları yeniden canlandırarak onları doğrudan demokrasilere dönüştürmeyi hedefler, ayrıca insani bir ölçeğe sahip olmalarını ve doğal çevrelerine uyum göstermelerini sağlamak maksadıyla bu siyasi toplulukların yetkilerinin dağıtılmasını amaçlar.

Janet Biehl de, özgürlükçü yerel yönetimciliğin içerdiği fikirlerin özlü bir açıklamasını sunuyor.

  • Künye: Janet Biehl – Toplumsal Ekoloji Siyaseti, çeviren: Esra Eren, Sümer Yayıncılık, siyaset, 198 sayfa, 2019

Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri (2019)

Toplumsal ekoloji felsefesi önemli isimlerin katkılarıyla ortaya çıktı.

Bu alanın önde gelen üç ismi ise, Lewis Mumford, René Dubos ve Murray Bookchin’dir.

Brian Morris’in bu nitelikli çalışması ise, yaşamın nasıl büyük bir tehlike altında olduğunu ortaya koyan ve alternatif bir hayatın mümkün olduğunu gözler önüne seren bu üç ismin fikirlerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Morris, bu isimlerin “ekolojik insancıllık” adını verdiği bir gelenek ortaya koyduğunu belirtiyor.

Yazara göre “ekolojik insancıllık”, doğayla tekrar hemhal olmuş bir toplum ile ekolojik, eşitlikçi ve demokratik bir kent ve kültürü tahayyül eder ve bunun teorik/pratik koşullarını açıklar.

Konuyu oldukça anlaşılır bir üslupla ele almasıyla her seviyeden okurun rahatlıkla okuyacağı çalışma, Mumford, Dubos ve Bookchin’in fikirlerini açıklarken insanın doğasının dışında bir yaşama nasıl sürüklendiğini; doğayı denetim altına almanın neden bizzat insanın denetim altına alınması anlamına geldiğini; kentlerin ortaya çıkışı, gelişim ve dönüşüm dinamiklerini ve bütün bunların da doğanın bugün karşı karşıya kaldığı büyük tahribatla ilişkisini gözler ününe seriyor.

Ekoloji, siyaset ve felsefenin iyi bir bireşimi olan çalışma, sokaktaki eylemciye de, akademisyene de, ekologa da hitap ediyor.

  • Künye: Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri: Mumford, Dubos, Bookchin, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 2019