Kolektif — Kemalizmin Solu, Aydınlanmanın Sağı (2026)

‘Kemalizmin Solu, Aydınlanmanın Sağı’, Türkiye’de uzun yıllardır süren Kemalizm ve post-Kemalizm tartışmalarını yeni bir aşamaya taşıyan kolektif bir çalışma. Derleme, Kemalizme yönelik eleştirilerin bütünüyle geçersizleştiğini savunmuyor; aksine bu eleştirilerin eksik, indirgemeci ya da genelleyici yanlarını sorgulayarak daha derinlikli bir değerlendirme zemini kuruyor. Böylece kitap, Kemalizmi savunmak ile onu kategorik biçimde reddetmek arasındaki kutuplaşmayı aşmayı hedefleyen bir “eleştirinin eleştirisi” girişimi niteliğinde.

Eserin temel kavramı olan post-post-Kemalizm, Cumhuriyet tarihini yalnızca Kemalist ya da post-Kemalist merceklerden okumaya karşı çıkıyor. Yazarlara göre Türkiye’nin siyasal ve toplumsal deneyimi, bu iki yaklaşımın sınırlarını aşan daha çoğulcu ve karmaşık analizlere ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle kitap, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeni düşünme biçimlerinin mümkün olup olmadığını sorguluyor. Amaç geçmişe dönük kesin hükümler vermekten çok, Cumhuriyet mirasının farklı yönlerini yeniden değerlendirecek eleştirel bir çerçeve oluşturuyor.

Derlemede yer alan makaleler, bu tartışmayı farklı alanlara taşıyor. Sol Kemalizmin tarihsel çelişkileri, devletçilik anlayışının toplumsal ve siyasal sonuçları, sivil Atatürkçülük olgusu, toplumsal cinsiyet rejimi ve feminist tarih yazımı gibi başlıklar Kemalizmin yalnızca bir siyasal ideoloji değil, geniş bir toplumsal deneyim olarak incelenmesini sağlıyor. Böylece Cumhuriyet’in modernleşme projesinin hem özgürleştirici hem de sınırlandırıcı yönleri birlikte ele alınıyor.

Kitapta özellikle Kürt meselesi ve demokrasi tartışmaları önemli bir yer tutuyor. Bazı yazarlar, Kemalizm eleştirilerinin bu alanlarda yeterince derinleşemediğini savunurken, bazıları da post-Kemalist yaklaşımın otoriterlik eleştirisini zaman zaman yüzeyselleştirdiğini öne sürüyor. Bu nedenle eser, Türkiye’de devlet, vatandaşlık ve ulusal kimlik ilişkilerinin yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguluyor. Cumhuriyet tarihinin yalnızca ilerleme ya da baskı anlatılarıyla açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu göstermeye çalışıyor.

Kitabın dikkat çekici yönlerinden biri de post-post-Kemalizm kavramının kendisini tartışma konusu hâline getirmesi. Derlemede yer alan bazı metinler bu yaklaşımı desteklerken, bazıları kavramın teorik sınırlarını ve eksiklerini sorguluyor. Böylece eser, ortak bir görüş üretmekten çok canlı bir entelektüel tartışma zemini yaratıyor. Bu yönüyle kitap, Türkiye düşünce hayatında Kemalizm etrafında oluşan yerleşik kalıpları yeniden değerlendirmeye çağırıyor.

Sonuç olarak ‘Kemalizmin Solu, Aydınlanmanın Sağı’, Cumhuriyet tarihini ne kutsayan ne de bütünüyle mahkûm eden bir perspektif geliştiriyor. Kemalizm ile post-Kemalizm arasındaki uzun süreli gerilimi aşmaya çalışırken, demokrasi, çoğulculuk ve eleştirel düşünce ekseninde yeni sorular ortaya atıyor. Eser, Türkiye’nin modernleşme deneyimini daha nüanslı biçimde anlamak isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı.

Özgür Emrah Gürel ve Tanıl Bora’nın derledikleri kitapta onların yanında İlker Aytürk, Özgür Umut Baz, Selin Çağatay, Menderes Çınar, Özgür Sevgi Göral, Ahmet İnsel, Levent Köker, İlkim Okyar, Ömer Turan, Reyhan Ünal ve Kerem Ünüvar’ın katkıları yer alıyor.

Kolektif — Kemalizmin Solu, Aydınlanmanın Sağı: Post-Post-Kemalizm Tartışmaları
Derleyen: Özgür Emrah Gürel, Tanıl Bora • İletişim Yayınları
Siyaset • 328 sayfa • 2026

Kolektif – Türkiye Siyaseti (2025)

1980’lerden 2010’lara uzanan süreçte Türkiye siyasetine dair hâkim analizler, devlet-toplum, merkez-çevre, asker-sivil gibi ikiliklere dayalı bir bakış açısıyla şekilleniyor. Bu yaklaşım, muhalif bir söylem üretse de zamanla hegemonik bir konum kazanıyor. Siyasi tarih, büyük ölçüde devlet ve bürokrasi içi ilişkiler üzerinden okunuyor; burjuvazi dahil toplumsal aktörlerin devlet ve siyaset üzerindeki etkileri yok sayılıyor. Kapitalizmin sınıfsal boyutları ya da sosyo-politik güç dengeleri arka plana itilerek, liberal demokrasi nihai hedef olarak sunuluyor. Böylece, teorik ve olgusal açıdan sorunlu bir devlet-merkezci anlatı ortaya çıkıyor.

2000’lerden itibaren ise farklı kuramsal yaklaşımlarla beslenen eleştirel çalışmalar yeni bir yönelim geliştiriyor. Bu araştırmalar, Türkiye siyasetini sınıf, toplumsal cinsiyet, etnisite ve dini kimlik eksenlerinde çözümlüyor. Devletin ve siyasetin, toplumsal mücadelelerin ve güç ilişkilerinin sahnesi olduğu vurgulanıyor. Bu derleme, Türkiye siyasetini devlet-merkezli ve ikiliklere dayalı anlatılardan çıkararak sınıf, toplumsal cinsiyet, etnisite ve kimlik mücadeleleri üzerinden yeniden okuyor. Cumhuriyet’in yüz yılı aşan tarihinde işçiler, kadınlar, LGBTİ+ bireyler, Kürtler ve Aleviler gibi toplumsal kesimlerin siyasal özneliğini görünür kılıyor. Türkiye’nin hem içerideki güç dengeleri hem de küresel kapitalizmle ilişkileri bu yeni kuşak çalışmalar ışığında ele alınıyor.

Cumhuriyet’in yüz yılı aşan tarihini konu edinen derleme, dönemsel dinamiklere ve temel meselelere odaklanarak kapsamlı bir bilanço çıkarıyor. 1990’larda gelişen eleştirel birikimden faydalanmakla birlikte esas olarak son yıllarda sosyal bilimlerde ortaya çıkan bu yeni araştırma geleneğinin ışığında Türkiye’nin siyasal geçmişine ve bugününe bakıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: İsmet Akça, Ahmet Demirel, Taha Baran, Y. Doğan Çetinkaya, Alexandros Lamprou, Ozan Kuyumcuoğlu, Cangül Örnek, Ayfer Genç Yılmaz, Mustafa Şener, Gencer Özcan, Ahmet Bekmen, Fulya Atacan, Evren Balta, Umut Bozkurt, Murat Somer, Özgür Sevgi Göral, Ayşegül Kars Kaynar, Özlem Kaygusuz, Yasemin Özgün, Eylem Özdemir, Levent Köker, Ulaş Bayraktar, Gülseren Adaklı.

  • Künye: Kolektif – Türkiye Siyaseti: Dönemler, Aktörler, Meseleler, derleyen: İsmet Akça, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, siyaset, 2025

 

Özgür Sevgi Göral – Yaramız Derindir (2023)

Özgür Sevgi Göral, bir haber sitesinde kaleme aldığı ufuk açıcı yazılarını genişleterek, ayrıca bu metinler için kapsamlı bir de önsöz kaleme alarak bu kitabında yer vermiş.

Bu yazılarda Göral geçmişle hesaplaşma, adalet, sömürgecilik, Cizre JİTEM davası olarak bilinen Temizöz ve Diğerleri dosyası, inkârı içselleştirmesi anlamına gelen “sömürgeci afazya”, katliamlara yönelik resmi inkarcılık, Fransızların Cezayir’deki katliamları ve hem Fransa’da hem Türkiye’de konu sömürgecilikle ilişkili olarak işlenen devlet suçları olunca hukuk alanının faili koruma refleksiyle nasıl hareket ettiği gibi pek çok yakıcı konuyu tartışıyor.

Özgür Sevgi Göral, Türkiye’deki (muhalif) hafıza sahasının yol ve yöntemlerini yeniden değerlendirmeye davet ediyor.

Fransa’nın Cezayir’deki işgal, sömürü ve savaş deneyimiyle birlikte düşünerek, söz konusu sahanın politik çerçevesinde baskın olan hak savunuculuğu temelli; sömürgecilik ve ırkçılık kaynaklı devlet şiddeti biçimlerini bireysel hak ihlali olarak çerçeveleyen; insan hakları odaklı bir politik dilin, yükselen neofaşizmler çağındaki etkisinin sınırlarını sorgulatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Faşizm bitmiş kapanmış bir sayfa değildir; başka biçimlerde, başka kelimelerle, başka silahlarla, kahverengi yerine yeşil renkle, asker postalıyla ya da polis copuyla ama aynı zamanda parlamentoda ve mahkemelerde, savcıların iddianamelerinde, hükümet kararnamelerinde de, demokrasinin karşısında değil demokrasinin içinde her zaman yeniden, mutlaka farklı şekillerde ve çok çeşitli görüngülerle zuhur etme kapasitesine sahiptir. Felaketler, biz onlara karşı mücadele etmezsek, yeniden tekrar ederler.”

  • Künye: Özgür Sevgi Göral – Yaramız Derindir: Hafıza Sahası ve Sömürgeci Afazi, İstos Yayın, siyaset, 2023

Kolektif – Beklerken (2019)

Bu ülkede adaletin tecelli etmesini, bu kötü gidişatın biraz olsun iyileşmesini bekliyoruz.

Hep bekliyoruz…

Sürekli bir bekleme halindeyiz…

Bu özenli çalışma da, Türkiye’de iktidarla ilişkisi “beklemek” üzerine kurulan bireylerin şimdiyi nasıl deneyimlediğini, bu süreçte geçmiş algısı ve gelecek kurgularının neye dönüştüğünü masaya yatırıyor.

Tartışmanın temel meselesi, bekle(t)menin iktidar tarafından yönetim biçimi olarak kullanıldığı durumlarda bireylerin zaman deneyimlerinin, eylem ve eylemsizliklerinin, iktidarla ilişkilerinin neye dönüştüğü.

Kitapta bu mesele, şu sorular üzerinden irdeleniyor.

  • İktidar bekletmeyi ne tür bir yönetim aracı olarak kullanır?
  • Yasal ve politik iktidar aracı olarak kullandığı durumlarda bu süreç öznenin eylem ve eylemsizliğini nasıl yapılandırır?
  • İktidar özne ilişkisini nasıl değiştirir, iktidarı neye dönüştürür?

Burada, tarihsel anlamda farklı dönemlerdeki pek çok bekletilme ve bekleme pratikleri ele alınıyor.

Erken Cumhuriyet döneminde çıkarılan Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair 677 sayılı Kanun’dan etkilenen Bektaşilerin bekle(til)me süreçlerinden 1980 dönemi sıkıyönetim mahkemesi arşivinin Kürt siyasi mücadelesine ve cezaevindeki gündelik hayat döngüsüne dair verdiği ipuçlarına, 1990’lı yıllarda Güneydoğu’da olağanüstü hal yönetimi altında yaşamanın dayattığı beklemelerden barış sürecinin belirsizliği içinde beklemek istemeyen Kürt gençlerinin şimdiki zaman eylemselliklerine ve gelecek zamana dair beklentisizliklerine, 2000-2007 arasında süren ölüm oruçları esnasındaki bekleme hallerinden Ergenekon sürecinde Silivri mahkemeleri önünde bekleyen tutuklu yakınlarına, Terörle Mücadele Yasası çerçevesinde yargılanan tutuklu öğrencilerden cinsiyet değiştirme davasında yasal izin bekleyen trans bireylere ve yasal sürecin kıskacında ülkeden gitmeyi bekleyen mültecilere…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Zerrin Özlem Biner, Özge Biner, Özlem Durmaz, Aslı İkizoğlu Erensü, Özgür Sevgi Göral, Rabia Harmanşah, Sevcan Karcı, Kemal Vural Tarlan ve Nilgün Toker.

  • Künye: Kolektif – Beklerken: Zamanın Bilgisi ve Öznenin Dönüşümü, derleyen: Zerrin Özlem Biner ve Özge Biner, İletişim Yayınları, siyaset, 229 sayfa, 2019