Rüya Kılıç — Deliler ve Doktorları (2026)

Rüya Kılıç’ın ‘Deliler ve Doktorları: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Delilik’ adlı çalışması, akıl hastalığının yalnızca tıbbi bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal bir kurgu olduğunu ortaya koyuyor. Kitap, deliliğin tarihsel serüveni ile psikiyatrinin bir disiplin olarak kendine yer açma çabasını iç içe ele alarak, bu iki alanın birbirini nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.

Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan süreçte, “deli”nin toplum içindeki konumu sürekli yeniden tanımlanıyor. Bir yandan geleneksel anlayışların etkisi sürerken, diğer yandan modern tıbbın yükselişiyle birlikte delilik giderek denetlenmesi, sınıflandırılması ve tedavi edilmesi gereken bir alan haline geliyor. Bu dönüşüm, yalnızca bilimsel bir ilerleme değil; aynı zamanda devletin toplumu düzenleme ve kontrol etme biçimleriyle yakından ilişkili bir süreç olarak ele alınıyor.

Kitap, bu değişimi somut mekânlar üzerinden de izliyor. Süleymaniye Bimarhanesi’nden Toptaşı’na ve oradan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne uzanan hat, deliliğe yönelik yaklaşımın kurumsal dönüşümünü gözler önüne seriyor. Bu kurumlar, yalnızca tedavi merkezleri değil; aynı zamanda modernleşmenin ve disiplin altına almanın araçları olarak işlev görüyor.

Bu süreçte Louis Mongeri ve Mazhar Osman gibi isimler üzerinden psikiyatrinin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan gelişimi de takip ediliyor. Bu figürler, hem modern tıbbın temsilcileri hem de devletin sağlık politikalarının taşıyıcıları olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak eser, deliliğin tarihini anlatırken aslında modernleşmenin, tıbbileşmenin ve devletin birey üzerindeki etkisinin de hikâyesini kuruyor. Akıl hastalığına yönelik yaklaşımların değişimi, yeni kurulan Cumhuriyet’in toplum sağlığı, nüfus politikaları ve “sağlıklı birey” idealini nasıl şekillendirdiğini anlamak için güçlü bir pencere sunuyor.

Rüya Kılıç — Deliler ve Doktorları: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Delilik
• Alfa Yayınları ve Tarih Vakfı Yurt Yayınları Ortak Yayını
Tarih • 288 sayfa • 2026

Rüya Kılıç – Erken Modern Osmanlı’da Deliler ve Delilik (2023)

Hem merak hem korku uyandıran, psikiyatriden çeşitli sanat dallarına geniş bir yelpazenin konusu olmuş delilik ve delileri Rüya Kılıç, erken modern dönem Osmanlı’da inceliyor.

Delilerin teşhis edilmesi, delilik alametleri, tedavi yöntemleri gibi tıbbın konuya yaklaşımının yanı sıra toplumun delilere bakış açısını da ihmal etmiyor.

Osmanlı’da dinin, delilere muameledeki etkisini de siyasi iktidarın delilere olan tavrını da dikkate alıyor.

Modern psikiyatri öncesiyle günümüzdeki delilik “tanımlarının” farklılığını da mercek altına alan ‘Erken Modern Dönem Osmanlı’da Delilik ve Deliler’, yazarının deyimiyle “bir sessizliği” deliyor, ilgi duyulan ancak üzerine çok çalışılmamış bir alana ışık tutuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“[…] delilik bir kişi için sürgün gerekçesi daha sonra aynı kişi hakkında merhamet talebiyle affedilme gerekçesi olarak karşımıza çıkabiliyor. Kaldı ki sıklıkla vurgulanan merhamet sınırsız ve karşılıksız değildi. Kısaca ifade edecek olursak, yapılan, sadece Osmanlı’da deliler ve delilikle ilgili yüzeysel ve genelleyici yargılara varmak yerine bunları anlamaya ve anlatmaya yönelik sınırlı bir çabadan ibarettir.”

  • Künye: Rüya Kılıç – Erken Modern Osmanlı’da Deliler ve Delilik, İletişim Yayınları, tarih, 180 sayfa, 2023

Rüya Kılıç – Hasta, Doktor ve Devlet (2020)

Osmanlı’da modern tıbbın tarihi üzerine harika bir eser.

Rüya Kılıç, Batı tıbbının 19. yüzyılda Osmanlı topraklarına girdiği, yani Osmanlı tıbbının modernleşme sürecini hasta, doktor ve devlet üzerinden izliyor.

Bir hastalık veya kronolojik kurum tarihi olmaktan çok bireyin deneyimlerine dayanmasıyla dikkat çeken çalışma, Osmanlı’nın söz konusu döneminde doktor hasta ilişkisini, kadın ve erkeklerinin hastalıkla baş etme çabalarını, bu dönemin hasta rolü ve hastalık stratejilerini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kılıç ayrıca, doktorların yeni dönemde sadece hastalıkla değil cehaletle de mücadele rolünü üstlenirken meslek etiği ve uygulamadaki güçlüklerle nasıl baş ettiklerini ve yöneticilerin iktidar stratejileri doğrultusunda hastalara karşı sergiledikleri hayırseverlik, iş verimliliği, ekonomik çıkarların gözetilmesi ve bunların güç ve statü kazanımına dair içerdiği anlamları da sorguluyor.

Yazar, bu çok yönlü ilişkiler ağını da, merhamet, itibar, minnet, hak ediş, sorumluluk ve meşruiyet gibi, şimdiye kadar üzerinde durulmamış daha geniş bir alana taşıyor ve böylece Osmanlı’nın modern tıp tarihine oldukça farklı bir yönden bakıyor.

  • Künye: Rüya Kılıç – Hasta, Doktor ve Devlet: Osmanlı Modern Tıbbında Hastalıkla Mücadelenin Bitmemiş Hikâyeleri, Kitap Yayınevi, tarih, 188 sayfa, 2020

Rüya Kılıç – İntiharın Tarihi (2018)

Rüya Kılıç, daha önce iki güzel çalışmaya, ‘Osmanlı Devleti’nde Seyyidler ve Şerifler’ ile ‘Deliler ve Doktorları’na imza atmış, psikiyatri ve psikoloji tarihi alanında çalışan bir isim.

Kılıç’ın elimizdeki özgün araştırması da, Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyette intiharın hem bireysel hem toplumsal hem de siyasi tezahürlerini açıklığa kavuşturuyor.

Kılıç’ın çalışmasını özgün kılan hususların başında ise, yalnızca toplumun ve siyasi erkin çoğunlukla intiharı kınayan tavrını değil, aynı zamanda intihar eden kişinin, yani müntehirin duygularının altındaki etkenleri de anlamaya çalışmasıdır diyebiliriz.

  • Toplum bekçileri intihara nasıl yaklaştı?
  • Neden bunların gözünde intihar, gelecek nesilleri de tehdit eden ahlaki, tıbbi ve toplumsal bir sorundu?
  • Müntehirin intiharı konuşmak istememesinin önündeki kişisel, toplumsal ve en önemlisi de ekonomik engeller neydi?

Kılıç bu soruların yanıtlarını ararken, hem müntehirin hem de kendilerini toplumsal düzenin koruyucuları olarak konumlandıranların konuya yaklaşımları arasındaki farklılıkları kapsamlı bir perspektifle ortaya koyuyor.

  • Künye: Rüya Kılıç – İntiharın Tarihi: Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyette İstemli Ölüm Halleri, Kitap Yayınevi, tarih, 125 sayfa, 2018

Rüya Kılıç – Osmanlıdan Cumhuriyete Sufî Geleneğin Taşıyıcıları (2009)

Ağırlıklı olarak sufilik ve sufî çevreler konularında çalışan Rüya Kılıç elimizdeki bu çalışmasında, Osmanlı tarzı sufî geleneğin Cumhuriyet Türkiye’sine nasıl ve hangi şartlarda aktarıldığını inceliyor.

Bu geçiş dönemindeki devamlılık, kırılma ve yeniden yapılanmalara odaklanan Kılıç ayrıca, laik uygulamalarını tarikat üyelerinin nasıl algıladıklarını ve buna ne tür tepkiler verdiklerini de araştırıyor.

İncelemesini, son dönem Melâmileri, Bektâşiler, Mevlevîler ve Nakşibendîler olmak üzere dört tarikat üzerinden yapan Kılıç, İslamî geleneğin bu güçlü damarı hakkında tarihsel ve güncel bir analiz sunuyor.

  • Künye: Rüya Kılıç – Osmanlıdan Cumhuriyete Sufî Geleneğin Taşıyıcıları, Dergah Yayınları, inceleme, 157 sayfa