Violet Moller – Bilginin Yolculuğu (2024)

Antik çağların kadim bilgisinin büyük eserleri Roma İmparatorluğu’nun bölündüğü, şehirlerin terkedildiği, kütüphanelerin yandığı bir devirde unutuldu ve adeta kayboldu.

Okurunu heyecanlı bir yolculuğa davet eden bu eser, üç kadim kitabın bin yıllık hayatta kalma mücadelesini, yedi şehirden oluşan bir güzergâhta takip ediyor.

İskenderiye Kütüphanesi yok olduktan sonra Bağdat, Kurtuba, Toledo, Salerno, Palermo ve Venedik karanlık bir dünyada adanmış âlimlerin metinleri topladığı, tercüme ettiği ve paylaştığı nadir bilgi merkezleri oldu.

‘Bilgi’nin Yolculuğu’, okuru bu yedi şehrin parlak entelektüel hayatına götürüyor ve Müslüman âlimlerin Batı düşüncesinin köşe taşı fikirlerini geliştirmesinde oynadıkları rolü vurguluyor.

Öklid, Batlamyus ve Galen’in matematik, astronomi ve tıp alanındaki temel eserleri nasıl olup da Rönesans ve sonrasında bilim neşriyatının ana merkezi olan Venedik’e ulaşmıştı?

Violet Moller’a kulak veriyoruz.

  • Künye: Violet Moller – Bilginin Yolculuğu: Klasik Fikirler Nasıl Kayboldu ve Bulundu (Yedi Şehir Bir Tarih), çeviren: Sinan Çakır, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 424 sayfa, 2024

Nicholas Dent – Rousseau Sözlüğü (2024)

Filozofların terminolojilerini bilmek, sistemlerini ve tartıştıkları sorunlara yaklaşımlarını doğru anlamak için anahtar görevi görür.

‘Rousseau Sözlüğü’, 18. yüzyıl felsefesini ve aydınlanma düşüncesini derinden etkilemiş olan Fransız filozof Jean-Jacques Rousseau için bu görevi layıkıyla yerine getiriyor.

Tanınmış Rousseau yorumcularından Nicholas Dent’in kaleme aldığı eser siyaset, iktisat ve eğitim gibi birçok alanda eserler vermiş filozofun temel kavramlarını analiz ediyor.

Dent hazırladığı sözlükle sadece Rousseau düşüncesinin doğru anlaşılmasına katkıda bulunmuyor, aynı zamanda her bir maddeyi başka maddelere bağlayarak filozofun zihnindeki kavram ağını da ortaya çıkarıyor.

Sıra dışı hayatının özetlendiği bir girişle açılan çalışmada Rousseau’nun eserleri ve Rousseau hakkındaki çalışmaları içeren kapsamlı bir bibliyografya da bulunuyor.

  • Künye: Nicholas Dent – Rousseau Sözlüğü, çeviren: Ahmet Ayhan Çitil, Aliye Kovanlıkaya, Hasan Bülent Gözkân, Tarık Necati Ilgıcıoğlu, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 288 sayfa, 2024

James Howard-Johnston – Antik Çağ’ın Son Büyük Savaşı (2024)

‘Antik Çağın Son Büyük Savaşı’, Roma ve Sasani İmparatorlukları arasında geçen ve insanlık tarihinin seyrini değiştiren destansı bir mücadelenin hikâyesi. Özellikle 603-628 yılları arasında kızışan ve Kafkaslardan Filistin’e, Kuzey Afrika’dan Karadeniz sahillerine kadar geniş bir coğrafyada meydana gelen bu uzun savaşlar silsilesi, tarihin en uzun ve en karmaşık savaşlarından biri.

Oxford Üniversitesi’nin kıdemli profesörlerinden geç antik çağ tarihinin önde gelen uzmanlarından James Howard-Johnston dönemin siyasi, askerî ve sosyal dinamiklerini titizlikle ele alarak okuyucuyu olayların merkezine çekiyor.

I. Hüsrev ve Heraclius gibi figürlerin stratejilerini, başarılarını ve başarısızlıklarını detaylandırarak, her iki imparatorluğun da nasıl birbirlerini zayıflattıkları, Türk kağanlığının bu savaşlardaki kritik rolünü ve İslam’ın içine doğduğu siyasi ve sosyal konjonktürü akıcı bir dille resmediyor.

Kitap, sadece askerî tarihi değil, aynı zamanda dönemin sosyal yapısını ve yerel yaşamı da detaylandıran zengin kesitler sunuyor.

‘Antik Çağın Son Büyük Savaşı’ hem içeriği hem de anlatım tarzıyla tarih okurları için vazgeçilmez bir kaynak ve rehber niteliğinde.

  • Künye: James Howard-Johnston – Antik Çağ’ın Son Büyük Savaşı, çeviren: İlhami Tekin Cinemre, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 536 sayfa, 2024

Thierry Paquot, François Pépin – Larousse Felsefe Sözlüğü (2024)

Larousse Ansiklopedisi’nin felsefe tarihi bölümlerinin gözden geçirilmiş ve güncellenmiş bir versiyonu olan ‘Larousse Felsefe Sözlüğü’, Antik Yunan’dan başlayıp çağdaş felsefeye uzanan geniş bir zaman dilimine ilişkin kapsamlı bir inceleme yürütüyor.

“Felsefi Kavramlar”, “Felsefi Referans Noktaları”, “Büyük Filozoflar” ve “Felsefi Eserler” başlıklı dört ana bölümün altındaki her bir madde, felsefi düşüncenin gelişimindeki dönemlere, akımlara, önemli isim ve kavramlara dair bilgiler sunuyor.

Sözlük aynı zamanda felsefi meselelerle ilgili ödev, rapor, sunum hazırlayacaklar için önerilerde bulunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Felsefe soru sormakla başlar. Yunanlar şöyle soruyordu: ‘Neden hiçlik değil de bir şey var?’. 2500 yılın ardından, kesin bir yanıta hâlâ sahip değiliz. Bu da felsefe yapmanın müşkülpesent bir güzergâhtan ilerlediğini açıkça ortaya koyar. Düşüncenin aydınlığa götürmesi için aşılması gereken engelleri ısrarla vurgulayan Kierkegaard ‘yol, zor olandır’ diyordu.”

  • Künye: Thierry Paquot, François Pépin – Larousse Felsefe Sözlüğü: Kavramlar, Filozoflar, Eserler, çeviren: Selami Atakan Altınörs, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 452 sayfa, 2024

Jan De Vries – Çalışkanlık Devrimi (2024)

On yedinci yüzyılın başlarından itibaren tüketicilerin yeni talepleri, kuzeybatı Avrupa ve Kuzey Amerika’nın maddi kültürlerini kökünden değiştirecek yeni bir çalışkan davranışla birleşti.

Bu çalışkanlık devrimi, Sanayi Devrimi ile ilişkilendirilen ekonomik ivmenin içinde şekillendiği bağlamdır.

Hollandalı tarihçi De Vries’in erken modern dönem iktisat tarih yazımında dönüm noktası olan bu eseri, tüketim mallarının yeni önemine ilişkin entelektüel anlayışı ve bütün gelir düzeylerinden hane halklarının tüketici davranışlarını araştırıyor.

Tüketici davranışını hane halkı ekonomisi bağlamına yerleştirerek, tüketim taleplerinin farklılaşması ve bunların çeşitlenmesi ekonomik kalkınmanın seyrini nasıl şekillendirdi?

Hane halklarının çalışmak ve tüketmek üzerine yoğunlaşmaları nasıl bir iktisadi düzen yarattı?

Orijinal kaynakları ve iktisat tarihi modellerini birleştiren bu kitap, mevcut tüketici teorisinin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koyuyor ve ekonomik soyutlamalara tarihsel gerçekçilik katan revizyonlar öneriyor.

  • Künye: Jan De Vries – Çalışkanlık Devrimi: 1650’den Günümüze Tüketici Davranışı ve Hane Halkı Ekonomisi, çeviren: Ramiz Üzümçeker, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 472 sayfa, 2024

Allen W. Wood – Kant’ın Etik Düşüncesi (2024)

Allen Wood, ‘Kant’ın Etik Düşüncesi’ kitabında, modern dönemin en önemli filozofu Immanuel Kant’ın ahlak düşüncesine dair kapsamlı ve titiz bir analiz sunuyor.

Kant’ı Aydınlanma’nın tarihsel ve felsefi bağlamı içinde ele alan Wood, onun ahlak düşüncesini şekillendiren entelektüel akımları belirginleştirirken bir yandan da onun fikirlerinin kendisinden sonraki döneme etkisini ortaya koyuyor.

Kant’ın etik düşüncesini, daha kolay anlaşılabilecek ve günümüz etik sorularıyla daha yakından ilişkilendirilebilecek yeni bir yaklaşımla sunmaya çalışan Wood, kitabın ilk kısmında, Kant’ın özellikle ödev, otonomi ve kategorik buyruk gibi önemli kavramlarının ahlak düşüncesindeki temel rollerini sunarken, ikinci kısmında ise bu düşüncenin antropolojik uygulamalarını aktarıyor.

Wood’un bu eseri, Kant felsefesi ya da etik alanıyla ilgilenen herkes için temel bir başvuru kaynağı olmaya aday.

Kitaptan bir alıntı:

“Açıkça görüldüğü üzere, Kant’ın hem ahlaki ilkeleri hem de insan doğası kuramı sadece kendimizden duyduğumuz hoşnutsuzluğu artırmak için tasarlanmıştır. Hegel’in aksine, Kant için felsefenin vazifesi bizi insanlık durumuyla uzlaştırmak değildir. Kant, rasyonel varlıklar olarak durumumuzun tatminsizlik, kendine yabancılaşma ve bitimsiz bir mücadele hâli olması gerektiğini düşünür. Felsefe bunu aşmaya çalışmamalı, yalnızca bu durumun kaçınılmazlığıyla yaşamamıza ve daha da önemlisi, bize biçilen bu acılı vazifede ilerleme kaydetmemize yardımcı olmalıdır.”

  • Künye: Allen W. Wood – Kant’ın Etik Düşüncesi, çeviren: Umut Eldem, Seniye Tilev, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 480 sayfa, 2024

Harold Garfinkel – Sosyolojik Bakış (2024)

Bu kitap, ünlü sosyolog Harold Garfinkel’in 1948’de Harvard’dayken, Amerikan akademisinde yürütülen sosyoloji çalışmalarına getirdiği sistemli eleştirilerin ilki.

Garfinkel’e göre bu dönemde sosyoloji çalışmaları aslında giderek büyüyen bir boşluk üzerine inşa edilmekteydi.

Garfinkel’in fikri ise daha ampirik ve etkileşimli terimlerle yapılan fenomenolojik betimlemenin, hâkim görüşteki eksiklikleri giderebileceği yönündeydi.

Onun yaklaşımı ve toplumsal ilişkilerin kavramsal ve pozitivist yorumuyla mücadelesi, elinizdeki kitapta, ileride kaleme alacağı bazı çalışmalarından daha açık bir şekilde görülebilir.

1954’te ünlü “etnometodoloji” terimini icat eden Garfinkel’in ‘Sosyolojik Bakış’ eserinde, sonraki kuşak sosyologları etkileyecek olan etnometodoloji teriminin kaynaklarını buluyoruz.

Editörlüğünü Anne Warfield Rawls’un yaptığı ‘Sosyolojik Bakış’, sosyal teori alanında çalışan tüm akademisyenler, lisansüstü öğrenciler, antropoloji ve diğer alanlarda çalışan tüm sosyal bilimciler için giriş niteliğinde ve temel okuma listesinde yer alması gereken bir kaynak.

  • Künye: Harold Garfinkel – Sosyolojik Bakış: Toplumsal Eylemin Genel Sebepleri, çeviren: Barış Arpaç, Vakıfbank Kültür Yayınları, sosyoloji, 304 sayfa, 2024

Peter Brooks – Melodramatik Muhayyile (2024)

Melodram, başta Hollywood olmak üzere Türk sineması gibi ulusal sinemaların popüler hikayelerini anlamak için sıklıkla kullanılan bir kavram.

Peter Brooks, kavrama teorik bir derinlik kazandıran bu duru ve etkileyici kitabında melodramın modern edebiyatın önemli bir ifade biçimi olduğunu savunuyor.

On dokuzuncu yüzyılda hâkim bir popüler tür olan sahne melodramını inceleyerek yola çıkan yazar, romanda Balzac ve Henry James’i merkeze alarak bu “gerçekçi” romancıların melodramın retoriğini ve aşırılığını, özellikle de sekülerleştirilmiş iyilik-kötülük, felaha erme-lanetlenme karşıtlıklarını kullanarak nasıl hikâyeler anlattıklarını gösteriyor.

‘Melodramatik Muhayyile’ yazıldığı günden bugüne tiyatro, roman ve sinemayı anlamak için temel bir eser olma özelliğini koruyor.

  • Künye: Peter Brooks – Melodramatik Muhayyile: Balzac ve Henry James’te Aşırılık Kipi, çeviren: Suzan Sarı, Vakıfbank Kültür Yayınları, edebiyat inceleme, 384 sayfa, 2024

Hans Renders, Binne de Haan, Jonne Harmsma – Biyografik Dönemeç (2024)

‘Biyografik Dönemeç’, tarih ve sosyal bilimlerde biyografi alanındaki gelişmelere ışık tutan en güncel araştırmaları bir araya getiriyor.

Bu alanda önde gelen on beş akademisyen, biyografik perspektifi bir araştırma metodolojisi olarak sunuyor.

Biyografi, 1980’lerden bu yana akademik çevrelerde giderek daha çok rağbet görüyor.

Bu kitap, beşerî bilimlerin içinden geçmekte olduğu biyografik dönemecin teorik sonuçlarını ve imkânlarını vurgulamaktadır.

Kitabın bölümleri din, ırk, medya ve mikro tarih gibi konuları ele alarak biyografiyi sadece tarihçiler için değil aynı zamanda edebiyat, sosyoloji, ekonomi ve siyaset gibi alanlardaki keşifler için de uygun bir saha olarak sunmakta.

Bu kitap tarihsel failliği, birincil kaynakların kullanımı ile bağlam ve tarih yazımının eleştirel analizini vurgulayarak biyografinin bilimsel bir metodoloji olarak nasıl iş görebileceğini göstermektedir.

Yirminci yüzyıl tarih yazımında siyaset, toplum ve iktisat perspektifleri güç kazandı.

Bireyin geçmiş üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olabileceği çoğunlukla göz ardı edildi.

Bireysel yaşamların tarih anlatısı için devletler, kurumlar ve olguların tarihi kadar önemli olabileceği bu kitapta ileri sürülüyor.

Kitap biyografi, tarih ve tarih teorisi okurları için önemli, değerli bir kaynak.

  • Künye: Hans Renders, Binne de Haan, Jonne Harmsma – Biyografik Dönemeç: Tarih ve Sosyal Bilimlerde Biyografinin Yeniden Keşfi, çeviren: Uğur Yankı Üçkardeşler, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2024

Katja Hoyer – Kan ve Demir (2024)

1871’den önce Almanya henüz bir ulus değil, sadece bir fikirdi.

Otto von Bismarck, “Devrin büyük meseleleri müzakerelerle ve çoğunluğun tercihleriyle değil, demir ve kanla karara bağlanacak.” demişti.

Bismarck’ın önünde zorlu bir görev vardı.

Otuz dokuz ayrı devlet tek bir Kayser’in hükmü altına nasıl girebilirdi?

Birleşebilse bu genç Avrupa ulusu Britanya ve Fransa imparatorluklarına rakip olacak güce sahip olabilir miydi?

Yoksa böyle bir gaye bu ulusun sonunu mu getirecekti?

Katja Hoyer, modern tarihin akışını değiştirecek elli yıllık bir macerayı kitabına konu ediyor.

Bismarck’ın Realpolitik’inden II. Wilhelm’in Weltpolitik’ine Alman İmparatorluğu’nun kan ve demirle geçen bir devrini akıcı bir şekilde okura sunan bu kitap 20. yüzyılın insanlık felaketlerini anlamak için bir rehber.

  • Künye: Katja Hoyer – Kan ve Demir: Alman İmparatorluğu’nun Yükselişi ve Çöküşü (1871-1918), çeviren: Sinan Çakır, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2024