Mahmud Derviş – Bu Şiirin Bitmesini İstemiyorum (2016)

“Maziyi biliriz ama oradan geçmeyiz / Aramakla geçirmeyiz yaz gecelerini / Dünün altın şövalyeliklerini…”

Dünyaca ünlü Filistinli şair Derviş, elimizdeki kitabında yer alan bir şiirinde böyle diyor…

Derviş’in mücevher gibi ışıldayan şiirleri, Arapça’dan yapılmış harikulade çevirileriyle karşımızda.

  • Künye: Mahmud Derviş – Bu Şiirin Bitmesini İstemiyorum, çeviren: Mehmet Hakkı Suçin, Yapı Kredi Yayınları

Niyazi Berkes – Teokrasi ve Laiklik (2016)

Uzun zamandır birbiriyle kavga halinde olan iki yaklaşımı, farklı disiplinlerden yola çıkarak tartışan önemli bir çalışma.

Laikliğin tarihsel kaynakları, teokrasi ve feodalizm, Osmanlı İmparatorluğu ve Ortodoks kilisesi, Türkiye toplumunda dinin dinamikleri ve Türk devriminde laikliğin gelişimi, kitapta tartışılan bazı konular.

  • Künye: Niyazi Berkes – Teokrasi ve Laiklik, Yapı Kredi Yayınları

Haşim Şahin – Dervişler, Fakihler, Gaziler (2020)

Tarihçi Haşim Şahin, daha önce yayımlanan ‘Dervişler ve Sufi Çevreler’ adlı özgün çalışmasında, klasik çağ Osmanlı toplumunda, halkı derinden etkilemiş tasavvufi şahsiyetlere ve bu şahsiyetlerin dönemlerinin iktidarlarıyla ilişkilerine odaklanmıştı.

Şahin şimdi de, erken dönem Osmanlı toplumunun önde gelen dini zümrelerini kapsamlı bir şekilde izliyor.

Kitabın, özellikle Türklerin İslam dinini kabul ettikleri dönemden başlayarak sufilerin Türk devletleri içerisindeki faaliyetleri, belli başlı sufi ekolleri ve Türk sufiliğini etkilemiş önemli mutasavvıflar hakkında muazzam bir çalışma olduğunu belirtelim.

Şahin, Türkmen gruplarının muhtemel göç güzergâhındaki coğrafyanın dinî hareketliliğini, sufîlerin yaşantısını, erken yüz­yıllardan itibaren bu güzergâhta faaliyet gösteren mutasavvıfların ve sufî ekollerin varlığını çok yönlü bir şekilde araştırıyor ve böylece Osmanlı tarihinin bu döneminin sağlam bir analizini yapıyor.

Türklerin İslam’ı kabul edip benimsemesinde ticarî ve siyasî ilişkilerin yanı sıra, Türk geleneğindeki alplık motifi ile İslam’daki eren-evliyâ inancı gibi İslam diniyle eski Türk dini arasındaki benzerlikler ve Türk toplumu arasında yayılan Budizm’in de etkisi olduğunu savunan Şahin, bu etkileşimin, Müslüman Türklerin kullandıkları bazı kelimelerde yahut bazı geleneklerinde bariz bir şekilde kendisini gösterdiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Haşim Şahin – Dervişler, Fakihler, Gaziler: Erken Osmanlı Döneminde Dinî Zümreler (1300-1400), Yapı Kredi Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2020

Fatma Akerson – Nisan (2014)

Yaşam ve yazı, gerçek ve hayal arasındaki sınırları ortadan kaldıran bir roman.

Yazdığı öykülerin içine düşen Nisan’ın hikâyesi.

Herkes kadar sıradan bir hayat süren Nisan, kendi yaşam öyküsünü yazmaya koyulur.

Fakat bir yerde, yazdıklarına dışarıdan bakamaz hale gelir.

O artık, gerçek veya kurgu olduğu kestirilemeyen bu öykünün başkarakteridir.

  • Künye: Fatma Akerson – Nisan, Yapı Kredi Yayınları

Hulki Aktunç – Yoldaşım Kırk Yıl (2014)

Şair, öykücü, romancı ve sözlük yazarı Hulki Aktunç’un hayatı ve sanatına dair derinlikli bir anlatı.

Söyleşilerle oluşan bu kitap, bir yazarın çocukluğundan yetişkinliğine uzanarak hayatındaki dönüm noktalarını sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda 68’li yıllar, TİP deneyimi, 12 Eylül darbesi gibi Türkiye yakın tarihindeki önemli olaylara dair tanıklığını da sunuyor.

  • Künye: Hulki Aktunç – Yoldaşım Kırk Yıl, söyleşi: Rıza Kıraç, Yapı Kredi Yayınları

Ertuğ Uçar – Dünyayı Seyretmek İçin Bir Yer (2010)

‘Rüya Arızaları’ ve ‘Yalnızlığın 17 Hali’, Ertuğ Uçar’ın daha önce yayımlanmış kitapları. Uçar, öykülerinden oluşan ‘Dünyayı Seyretmek İçin Bir Yer’de ise, deniz fenerleri hikâyeleriyle okurunun karşısına çıkıyor.

Araştırmalara dayalı notlar eşliğinde kaleme alınan ve zevkle okunan öykülerde deniz fenerleri, insanın tarihsel yalnızlığının evi olarak tasvir edilmiş.

Uçar’ın metinleri, sadece öykünün değil, anı, belgesel ve tarih anlatımı gibi farklı türlerin sınırlarında geziniyor. Yazar, tarihi bilgilere dayanan yarı kurgu öyküler, kurgu öyküler ve ansiklopedik bilgiler eşliğinde, deniz fenerlerinin dününü, bugününü ve yarınını anlatıyor.

  • Künye: Ertuğ Uçar – Dünyayı Seyretmek İçin Bir Yer, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 98 sayfa

Onat Kutlar – Unutulmuş Kent (2010)

‘Unutulmuş Kent’, 1995 yılında aramızdan ayrılan Onat Kutlar’ın şiirlerini bir araya getiriyor.

Burada, Kutlar’ın ‘Pera’lı Bir Aşk İçin Divan’ ile ‘Unutulmuş Kent’ adlı kitapları yer alıyor.

 

Kitapta yer alan ‘Turgut’a’ adlı şiirden bir alıntı:

 

“(…) Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin

unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz

ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından

ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım

durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için.”

 

Yine burada yer alan ‘Bir Şiir Üstüne Çeşitleme’den bir alıntı:

 

“Külrengi bulutlarıyla güz günlerinin

Sevdiğim İstanbul’u gibisin

Gene de çağırıyor yüreğin

Daha aydınlık bir yeryüzünü

 

Her zaman genç gözlerinde gülüyor

Şu kocamış ve yorgun İstanbul

Gene de yaşıyor ve sırlı aynasında

Bana gösteriyor senin yüzünü

 

Ayak basmadığım çorak bozkırda

Sevdiğim Anadolu gibisin

Gene de bekliyor yüreğin

Uzakta ve elinde olmayanı (…)”

 

  • Künye: Onat Kutlar – Unutulmuş Kent, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 78 sayfa