İlham Dilman – Sevgi (2011)

  • SEVGİ, İlham Dilman, çeviren: Ertürk Demirel, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 314 sayfa

 

2003 yılında yaşama veda eden İlham Dilman’ın ‘Sevgi’ başlıklı elimizdeki kitabı, sevginin farklı biçimlerine, farklı veçhelerine ve bunların birbirleriyle ilişkisine odaklanıyor. Sevginin cinsellikle bağlantısı, sevginin önündeki engeller, sevginin hayal kırıklıkları, sevginin bozulup sona ermesi ve engellerle karşılaştığı zaman beraberinde getirdiği varoluş sorunları, kitabın barındırdığı bazı konular. Çalışmayı yetkin kılan hususlardan biri de, sevgi gibi kapsamı geniş ve zengin bir konuyu, Platon, Sigmund Freud, Marcel Proust, Erich Fromm, Søren Kierkegaard ve D. H. Lawrence gibi yazar ve düşünürlerin fikirleri üzerinden izlemesi.

Yücel Kayıran – Felsefi Şiir: Tinsel Poetika

  • FELSEFİ ŞİİR: TİNSEL POETİKA, Yücel Kayıran, Yapı Kredi Yayınları, eleştiri, 529 sayfa

 

‘Felsefi Şiir: Tinsel Poetika’, Yücel Kayıran’ın ‘Felsefi Şiir’ ile ‘Evet, Etik’ başlıklı kitaplarından oluşuyor. Kayıran ilk kitabında, felsefi şiiri, “şiirin gösterdiği ve şiire içkin olan tinsel evrendeki durumundan alan bir şiir,” olarak tanımlıyor. Yani Kayıran’ın deyimiyle bu tür şiir, felsefi söylem veya filozofların ortaya koydukları felsefi bilgiyle oluşturulan şiir değildir. ‘Evet, Etik’ isimli ikinci kitapta ise, bir yandan, günümüz Türk şiirindeki pragmatist zihniyetin eleştirisi sunuluyor, öte yandan da, Türk şiirindeki temel sorunlar irdeleniyor. Kayıran şiirin yapısını incelerken, bir “kamusal varlık” olarak tanımlayabileceğimiz şaire de odaklanıyor.

Peter Ackroyd – Poe: Kısacık Bir Hayat (2011)

  • POE: KISACIK BİR HAYAT, Peter Ackroyd, çeviren: Esin Eşkinat, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 138 sayfa

 

Korku, gerilim ve polisiye türlerinin öncüsü olan Edgar Allan Poe, yaşarken değeri bilinmeyen yazarlardan. Poe’nun hayatı da, karakterlerininki gibi trajik bir sona sahiptir. O da, henüz kırk yaşındayken gizemli bir şekilde ölmüş ve yalnızca dört kişinin katıldığı bir cenaze töreniyle defnedilmişti. İşte yazar ve edebiyat eleştirmeni Peter Ackroyd elimizdeki kitabında, Poe’nun kısacık yaşamındaki dönüm noktalarının izini sürüyor. William Blake, Thomas More, Charles Dickens ve T.S. Eliot gibi isimleri, çağları ve çevreleriyle birlikte ele aldığı biyografileriyle de tanınan Ackroyd burada, Poe’nun çocukluğunu, yetim kalışını, öğrencilik yıllarını, askerliğini, gazeteciliğini, yazarlığını, dergi editörlüğünü, hayatına giren kadınları, yaşadığı skandalları ve hâlâ tam olarak aydınlatılamamış garip ölümünü anlatıyor.

Samet Ağaoğlu – Arkadaşım Menderes (2011)

  • ARKADAŞIM MENDERES, Samet Ağaoğlu, Yapı Kredi Yayınları, anı, 163 sayfa

 

Samet Ağaoğlu, tanınmış bir siyasetçi olmasının yanı sıra, iyi bir edebiyatçı olarak da biliniyor. Ağaoğlu, 1946 yılında Demokrat Parti’ye katılarak siyasete atılmış ve 1950 ile 1960 arasında Manisa milletvekili olarak Meclis’te yer almıştı. Aynı dönemde,  Adnan Menderes hükümetlerinde çalışma, sanayi ve devlet bakanlığı görevlerinde bulunmuş Ağaoğlu, 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından yargılanarak ömür boyu hapse mahkum edilmişti. Ağaoğlu’nun elimizdeki anıları, birebir yaşadıkları, Adnan Menderes’in kişiliği ve 1950-1960 arasına damgasını vurmuş Demokrat Parti ekseninde, bir dönemin siyasal atmosferini ayrıntılı bir bakışla betimliyor.

Bernhard Zeller – Hermann Hesse (2011)

  • HERMANN HESSE, Bernhard Zeller, çeviren: Kâmuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 174 sayfa

İsviçreli yazar Herman Hesse, eserlerinin yanı sıra, yaşamıyla da dünya çapında ilgi uyandırmış isimlerden. Türkiyeli okurlar da, onun ‘Bozkırkurdu’, ‘Siddhartha’, ‘Çarklar Arasında’ ve ‘Boncuk Oyunu’ gibi eserleriyle uzun zamandır tanışıyor. Edebiyat tarihçisi Bernhard Zeller elimizdeki kitabında, Hermann Hesse’in zevkle okunan bir biyografisini sunuyor. Kitapta, Hesse’in soyu sopu ve çocukluğu, gençlik bunalımları, kitabevinde çıraklık yaptığı dönemler, Konstanz gölü civarında geçen yılları, 1. Dünya Savaşı’nda yaşadıkları, Doğu’ya yaptığı yolculuklar ve son yılları gibi, ünlü yazara dair merak edilen birçok konu anlatılıyor. Yalnız Zeller, Hesse’in derli toplu bir biyografisini yazmakla yetinmiyor. Zira kitap, Hesse’in yazarlık serüvenine dair bilinmeyen ayrıntılar barındırmasıyla da ilgi çekecek nitelikte.

Orhan Duru – Boğultu (2011)

  • BOĞULTU, Orhan Duru, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 578 sayfa

 

‘Boğultu’, gezi ve köşe yazıları, deneme, çeviri ve tiyatro uyarlamalarından da bildiğimiz ve 2009’un başlarında aramızdan ayrılan Orhan Duru’nun toplu öykülerinin ikinci cildi. Duru’nun ilk öyküsü ‘Kadın ve İçki’ 1953’te yayımlanmıştı. Bazı eleştirmenler, daha sonra birçok öyküsü yayımlanan Duru’yu, kimi zaman gözlemci, kimi zaman güldürücü ve kimi zamansa bilim-kurgucu bir yazar olarak değerlendirdi. Yazarın toplu öykülerinin elimizdeki iki cildi, Duru’nun ‘Fırtına’, ‘Yeni ve Sert Öyküler’, ‘Düşümde ve Dışımda’, ‘Kazı’ ve ‘Küp’ gibi kitaplarını bir araya getiriyor. Bu cilt, Duru’nun ironi ustalığını yeniden hatırlamak için iyi bir fırsat.

Sándor Márai – Buda’da Bir Boşanma (2011)

  • BUDA’DA BİR BOŞANMA, Sándor Márai, çeviren: Tarık Demirkan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 164 sayfa

 

Macaristanlı yazar Sándor Márai ‘Buda’da Bir Boşanma’da, Budapeşte’de, iki dünya savaşı arasında, iç içe geçmiş yaşamları ve insan ilişkilerindeki çözülmeyi anlatıyor. Boşanma davalarına bakan yargıç Kömives, yıllar önce tanıdığı doktor Greiner’in boşanma dosyasını karşısında bulur. Fakat kendisini şaşırtan, yalnızca bu değildir. Akşam işten çıkıp evine giderken, Greiner’i, sabırsızca kendisini bekler halde bulacaktır. Doktorun Kömives’e anlatacağı çok şey vardır. Öyle ki bunlar, sabaha değin sürecektir. Bu görüşme gerçekte, Kömives ve Greiner’le temsil edilen, toplumdaki iyi ve kötü eğilimlerin birbiriyle kapışmasıdır. Bir yanda çalışkan ve sorumluluk sahibi Kömives, öte yanda saplantılı ve hırslı Greiner. Márai iki karakteri aracılığıyla, zor zamanlarındaki vatanında insani değerlerin çözülüşünü anlatıyor.

Tuncer Erdem – Kar, Kömür, Keder (2011)

  • KAR, KÖMÜR, KEDER, Tuncer Erdem, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 65 sayfa

 

Tuncer Erdem, öykü, şiir ve çizgiyi bir arada ustalıkla kullanan yazarlardan. Erdem’in daha önce bu türde yayımlanmış ‘Hayalifener ve İstanbul’ adlı bir kitabı bulunuyor. Yazar şimdi de, bu çalışmalarının devamı olan yeni bir kitapla, ‘Kar, Kömür, Keder’le okurun karşısına çıkıyor. Erdem ‘Fısıltı’ isimli şiirinde şöyle diyor: “raylara kulak veren çocuklar bir ses bekler şehirde, ıssız kalmış / köylerinden // güç gelince sararan çalıların ıslığını, ağıllarına çekilen sürülerin / uğultusunu… // gece rüzgârıyla gelir bazen kırların mızıkası, avare dolanır boş / meydanlarda // usulca fısıldar göçmen kanatlar, uyuyan çocukların kulağına”

Niall Ferguson – İmparatorluk (2011)

  • İMPARATORLUK, Niall Ferguson, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 391 sayfa

 

Ekonomi tarihi üzerine uzman olan Niall Ferguson ‘İmparatorluk’ta, Britanya’nın imparatorluğa dönüşmesini ve modern dünyayı nasıl yarattığını anlatıyor. Kitap bilhassa, Britanya’nın Afrika ormanlarından Arabistan çöllerine uzanan öyküsü ekseninde, emperyalizmin açgözlülüğünü kapsamlı bir bakışla ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Büyük Britanya’nın öncelikle bir ekonomik olgu olarak başlamasından, Britanya’nın tarih terazisinde tartıldığı Hitler’li 1940’lı yıllara uzanan kitapta, sömürgelerin bağımsızlık mücadeleleri ve sömürge ülkelerde yetişen ve İngiliz eğitimi alan kuşakların açmazları, gibi oldukça ilgi çekebilecek konular da irdeleniyor.

Melania G. Mazzucco – O, Öyle Sevgiliydi (2011)

  • O, ÖYLE SEVGİLİYDİ, Melania G. Mazzucco, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yayınları, roman, 478 sayfa

Melania G. Mazzucco, biyografik romanı ‘O, Öyle Sevgiliydi’de, iki dünya savaşı arası bohem hayatın simgelerinden, Annemarie Schwarzenbach’ın hikâyesini anlatıyor. Varlıklı bir aileden gelen Schwarzenbach, yazarlığının yanı sıra, gezi gazeteciliğiyle de bilinir. Schwarzenbach bu gezilerinde, güney ve doğu Avrupa, Ortadoğu, ABD ve Kongo gibi ülkelere gitmişti. Hatırlanacağı gibi, kısa bir süre önce Türkçede yayımlanan ‘İran’da Ölüm’, Schwarzenbach’ın 1935 yılında İran’da geçirdiği zamanın meyvesiydi. İtalyan yazar Mazzucco’nun elimizdeki romanı ise, sıra dışı bir kadının inişli çıkışlı hayatının bilinmeyen birçok ayrıntısını günyüzüne çıkarıyor.