Atilla Güney – Sosyolojinin Marksist Reddiyesi (2019)

Sosyolojinin tarihinde, kapitalist üretim ilişkilerini meşrulaştıran evreler istisna değildir.

Özellikle işçi sınıfı ve onun hikâyesinin kuramsal izdüşümü olan tarihsel maddeciliğin reddedilişi üzerinden kurgulanmış, emek değer teorisi yerine idealist-spekülatif bir kültürel değer anlayışını ana omurgası yapmış bir sosyoloji disiplininden bahsediyoruz.

İşte Atilla Güney’in bu özgün çalışması, soğuk savaş döneminin ideolojik mücadeleler ikliminde kurumsallaşmış ve “olgunlaşmış” bu sosyoloji disipliniyle, yanı sıra onun Türkiye’deki tedarikçileriyle hesaplaşıyor.

‘Sosyolojinin Marksist Reddiyesi’nin ilk bölümü, 20. yüzyılın hâkim toplumsal düşünce biçimini, yani paradigmasını alan sosyolojinin felsefi arka planını eleştirel bir gözle değerlendiriliyor.

İkinci bölümde, soğuk savaş döneminin örtük sınıf savaşımları koşullarında söz konusu paradigmanın sosyolog denilen kişi tarafından nasıl ideoloji ve dünya görüşüne dönüştürüldüğü ortaya konuluyor.

Üçüncü bölümde ise, iki tersine dönmüş toplumsal görüngü olarak din ve devlet gerçekliğinin nasıl kavramsal bir inşa olarak merkez-çevre modeli aracılığıyla Türkiye yakın tarihinin ve bugününün açıklanmasında kullanıldığını irdeliyor.

Çalışmanın, toplumsal/siyasal olgulara, din ve devlet üzerinden kurgulanmış merkez-çevre gibi ikili açıklama modelleri üzerinden yaklaşan sosyoloji anlayışının sınıfsal ve ideolojik tarihsel seyrini açıklamasıyla büyük öneme haiz olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Atilla Güney – Sosyolojinin Marksist Reddiyesi, Yordam Kitap, sosyoloji, 238 sayfa, 2019

Stephanie McMillan – Kapitalizm Ölmeli! (2019)

Kapitalist sistem ölümcül ve kötücüldür.

Durdurulması gerekir.

Fakat kapitalizm kendi kendine ortadan kalkmayacak veya yıkılmayacaktır.

Daha da kötüsü, eğer bu şekilde devam etmesine izin verilirse yeryüzündeki yaşamın tamamını silip süpürecektir.

Stephanie McMillan’ın çizimlerle zenginleşen, ayrıca eğlenceli üslubundan da taviz vermeyen bu kitabı, kapitalizmi mağlup etme mücadelemizde bize yardımı dokunacak kavramları netleştiriyor ve nesnel koşullarımızı çözümlemeye katkıda bulunuyor.

Akademik bir deneme veya sanatsal bir göz boyama olmadığını özellikle belirtmemiz gereken kitabın ilk bölümü, düşmanımız kapitalizmi daha yakından tanımamızı sağlayacak bazı temel kavram ve fikirleri açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitabın ikinci bölümü kapitalizmi yok edebilmemize olanak sağlayacak politik hattı inşa etmek için nasıl bir hedef, strateji ve taktik geliştirebileceğimizi açıklıyor.

McMillan’ın bütün bunları anlatırken eğlenceden de taviz vermediğini, kitabın da mizahı ustaca kullanmasıyla benzer çalışmalardan ayrıldığını ayrıca söylememiz gerek.

  • Künye: Stephanie McMillan – Kapitalizm Ölmeli!, çeviren: Deniz Eren İnan ve Ali Mert, Yordam Kitap, siyaset, 240 sayfa, 2019

Piero Sraffa – Malların Mallarla Üretimi (2010)

Yirminci yüzyıl iktisat literatürünün en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilen, Piero Sraffa imzalı ‘Malların Mallarla Üretimi’nde, kapitalist dünyada iktisat düşüncesine bir yüzyıl boyunca hâkim olmuş neoklasik iktisadın dışında yeni bir teorik çerçeve öneriliyor.

Sraffa, kitabın ilk bölümünde, tek ürünlü üretim dalları ile dolaşır sermaye konusunu irdeliyor.

Çalışmanın ikinci bölümü, çok ürünlü üretim dalları ile sabit sermayeye, üçüncü bölümü ise, bir üretim yönteminden öbürüne geçiş konusuna odaklanıyor.

Kitapta ayrıca, Heinz D. Kurz, Christian Lager ve Sungur Savran’ın Straffa’nın siyasal iktisada katkılarına odaklanan yazıları da bulunuyor.

  • Künye: Piero Sraffa – Malların Mallarla Üretimi, çeviren: Ümit Şenesen, Yordam Kitap, iktisat, 176 sayfa

Paulo Freire – Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler (2019)

Her şeyden önce güçlü bir kavrayışın ürünü olan bu kitap, bu yüzyılın son yarısındaki en önemli eğitimci olarak Paulo Freire’in tarihteki yerini bir kez daha ortaya koyan, çok önemli bir eser.

Büyük başarısızlıklara yol açan ve daha da büyüklerine yol açmayı sürdüren, kapitalist bankacı eğitim modeline verilmiş çarpıcı bir yanıt olan ‘Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler’, pedagojik mücadele yoluyla ve yorulmak bilmeden bir hümanizm ve demokrasi öğretisi yayıyor, otoriterliğin ve baskının tiranlığını yıkmaya ve insanlığa eksiksiz bir şekilde sahip çıkan küresel yurttaşların kucaklayıcı ve çok renkli kardeşliğini sunuyor.

Kitap, öğretmenler bağlamında eleştirel pedagojiyi bir meslek olarak ele alırken, diyalektik bir biçimde öğretmen sorumluluğuna ilişkin tartışmaya derin bir felsefi kavrayış katıyor.

Freire öğretmenlerin rolünü anaç bir ebeveyn ya da teyze rolü olarak görmez.

Öğretmenler ideolojiden, ırkçılıktan, toplumsal sınıflardan arındırılmış saf bir dünyada yaşamazlar; onlar, “öğrencilerinin erken ve uygun bir yaştan itibaren oyunlarla, hikâyelerle, okumalarla söylemle pratiğin tutarlı olması ihtiyacını anlamalarını sağlayan” toplumsal ve siyasi faillerdir.

Sonuç olarak bu kitap da dâhil olmak üzere Freire’in bütün çalışmaları, pedagoji ile siyaset arasında eleştirel bir ilişki kurarak, pedagojik olanın siyasi veçhelerini öne çıkararak ve siyasetin içindeki açık ya da örtük pedagojiye dikkat çekerek çözülen toplumsal sözleşmeyi yeniden tasarlamakla ilgilenir.

Öğretmenlerin yanı sıra, eğitimle ilgilenen her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Paulo Freire – Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler: Öğretmeye Cesaret Edenlere Mektuplar, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, eğitim, 191 sayfa, 2019

Annelies Laschitza – Rosa Luxemburg (2019)

Annelies Laschitza, akıcı bir dille kaleme aldığı ‘Rosa Luxemburg’ta, Polonya ve Alman Sosyal-Demokrasisi’nin yıldızı Rosa Luxemburg’un yetkin bir yaşamöyküsünü sunuyor.

Luxemburg, örgütlenmeye olan inancı, mücadelenin olmazsa olmazı olarak kitle grevinden yana olması ve parti yönetimlerinin dar kadrolarından öte, eylem içindeki kitlelerin kendi deneyimlerini merkeze alan tavrıyla bugün de önemini ve etkisini koruyan bir devrimci.

Luxemburg’un toplu eserlerini ve mektuplarını da yayına hazırlamasıyla bilinen Laschitza kitabında, Luxemburg’u botanik ve edebiyat düşkünü, yazar ve militan, tutkulu bir iktisatçı ve devrimci olarak ele alıyor.

Bu arada, biz kitabın ilk baskısının kapak tasarımını da beğenmiştik. O nedenle o kapağı da buraya ekliyoruz.

  • Künye: Annelies Laschitza – Rosa Luxemburg, çeviren: Levent Bakaç, Yordam Kitap, biyografi, 480 sayfa

Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri (2010)

Sungur Savran’ın ‘Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri’nin ilk cildi olan elimizdeki eser, 1908-1980 zaman aralığındaki mücadelelere odaklanıyor.

Savran, 20. yüzyıl Türkiye’sinin politik gelişiminin sınıf mücadelelerinin prizmasından ele alınmadıkça doğru biçimde kavranamayacağını belirtiyor.

Çalışma bu fikirden hareketle, 30’lu yıllardan başlayarak 70’li yıllara kadar Türkiye solunu etkisi altına almış olan Kemalizm ile 80’li yıllarda sol Kemalizme, hâkim ideolojinin sınırları içinden bir alternatif oluşturmaya yönelen sol liberalizmle hesaplaşıyor.

1908 Jön Türk devrimi konusunda bir bölümün de yer aldığı kitapta, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze sermaye birikimi, sınıf mücadeleleri, devlet ve burjuva kesim ekseninde gelişen hareketlilik kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kitabın hazırlanmakta olan ikinci cildi ise, sınıf mücadelelerini 1980-2010 zaman aralığında irdeliyor.

  • Künye: Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri, Yordam Kitap, siyaset, 253 sayfa

Mustafa Sönmez – ‘Teğet’in Yıkımı (2010)

Mustafa Sönmez’in kaleme aldığı ‘Teğet’in Yıkımı’, 2008 krizinin dünyada ve Türkiye’de yarattığı enkazı ve emekçi sınıflar üzerindeki etkisini konu alıyor.

Kitapta, küresel krizin dünyada merkez ülkeleri ve çevre-bağımlı ülkeleri nasıl etkilediği; küresel krizin Türkiye kapitalizmine etkileri; krizin en önemli tahribatı olan işsizlik; çalışan sınıfın yaşadığı enflasyon ve düşen reel gelir; kriz döneminde bütçenin gelir ve harcama ayaklarında neler yaşandığı; Türkiye için özel bir önem taşıyan bölgesel eşitsizliklerin ne boyutlara ulaştığı, süren göçlerin hangi bölgelere yöneldiği ve nihayet, emekçi sınıfları bekleyen yeni saldırılar ve tehditlerin neler olduğu konuları irdeleniyor.

  • Künye: Mustafa Sönmez – ‘Teğet’in Yıkımı, Yordam Kitap, inceleme, 159 sayfa

Kolektif – Devrim Provaları (2010)

‘Devrim Provaları’, işçi sınıfının devrim niteliğindeki beş büyük deneyimine odaklanıyor. Bunlar, 1968 Mayısında ve Haziran başlarında Fransa’yı saran grev dalgası; 1972 ve 1973’te Şili’de Allende yönetimi altındaki işçi hareketi; 1974-1975 Portekiz Devrimi; 1979 İran Devrimi ve 1980-1981 yıllarında Polonya’da ortaya çıkan Dayanışma hareketi.

Bu mücadelelerin ortak yönleri, bağımsız bir işçi sınıfı eylemliliğine ve örgütlenmesine sahip olmaları.

Kitabın ilgi çeken yanlarından biri, her biri dünyanın her yerindeki sosyalistler için büyük birer ilham kaynağı haline gelen bu mücadelelerin başarıya ulaşamama nedenlerini ve bu deneyimlerden çıkarılabilecek dersleri gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Kitaptaki örnek mücadeleler, Ian Birchall, Mike Gonzalez, Peter Robinson, Elaheh Rostami-Povey ve Colin Barker tarafından kaleme alınmış.

  • Künye: Kolektif – Devrim Provaları, hazırlayan: Colin Barker, çeviren: Umut Haskan ve İrem Yılmaz, Yordam Kitap, siyaset, 316 sayfa

Ardea Skybreak – Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi (2010)

Ardea Skybreak imzalı ‘Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi’nde, evrim bilimiyle ilgili konular detaylı bir bakışla ve genel okuyucu gözetilerek kaleme alınmış.

Evrimle ilgili temel bilimsel gerçekleri ortaya koyan Skybreak, insanların evrim konusunda cahil ve şaşkın kalmasını isteyen köktendincilerin, nasıl gerici bir sosyal ve politik gündemle hareket ettiklerini de gözler önüne seriyor.

Evrimin ne olduğuyla çalışmasına başlayan yazar, hâlâ iş başında olan evrimden örnekleri, evrimin yepyeni türleri nasıl meydana getirdiğini, evrimsel yeniliklerin ortaya çıkışını, evrimin ortaya konmuş kanıtlarını ve evrim karşıtı yaratılışçılık yaklaşımını anlatıyor.

  • Künye: Ardea Skybreak – Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi, çeviren: Betül Çelik, Yordam Kitap, bilim, 395 sayfa

Feliks Çuyev – Molotov Anlatıyor (2010)

‘Molotov Anlatıyor’, yaşadığı dönem boyunca Rusya’da, aralarında son çar da olmak üzere Lenin, Stalin, Kruşçev, Brejnev ve Gorbaçov gibi on bir yöneticiyi görmüş Vyaçeslav Mihayloviç Molotov’la yapılmış görüşmelerden oluşuyor.

Ekim 1917 devrimine katılan ve devrimi yöneten beyin takımına yakın olan Molotov, Lenin’in ölümünden sonra Stalin’i desteklemiş; yıllarca Stalin’in sağ kolu ve Sovyetlerin ikinci adamı olarak önemli görevler üstlenmiş.

İşte kitap, Lenin’den sonraki parti içi çekişmelerin ve Nazi-Sovyet Paktı’nın önemli isimlerinden; İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş döneminde Dışişleri Bakanlığı yapmış Molotov’un tanıklığını okurlara sunuyor.

  • Künye: Feliks Çuyev – Molotov Anlatıyor, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu ve Suna Kabasakal, Yordam Kitap, siyaset, 607 sayfa