Henry Bernstein – Tarımsal Değişimin Sınıfsal Dinamikleri (2010)

Henry Bernstein ‘Tarımsal Değişimin Sınıfsal Dinamikleri’nde, Karl Marx’ın ekonomi politik yaklaşımını kullanarak modern dünyadaki değişik tarımsal dönüm noktalarını anlamlandırıyor.

Kapitalizmin kökleri ve ilk gelişim dönemi; sömürgecilik ve kapitalizm; yerel ve küresel çiftçilik ve tarım; neoliberalizm sürecinde küresel tarım; kapitalist tarıma karşı mücadele yolları; kırsal kesimde sınıfsal oluşum ve kırsal kesimde sınıf mücadeleleri, Bernstein’in ele aldığı konulardan bazıları.

Eldeki bu ufuk açıcı çalışma, iktisat tarihi ve tarım ekonomisi alanındaki değerli çalışmalarıyla bildiğimiz Prof. Oya Köymen tarafından Türkçeye kazandırılmış.

  • Künye: Henry Bernstein – Tarımsal Değişimin Sınıfsal Dinamikleri, çeviren: Oya Köymen, Yordam Kitap, iktisat, 160 sayfa

August Bebel – Kadın ve Sosyalizm (2019)

Türkiye’de ilk kez 1935’te yayımlanan ‘Kadın ve Sosyalizm’, o dönem ülkede kadın sorununu temel boyutlarıyla ele alan ilk çalışmalardan biri oldu.

Kitabın bu baskısı ise, Sertel’in çevirisini esas alarak Sevinç Altınçekiç’in eksik bölümleri Almancasından baştan çevirmesiyle hazırlanmış.

Bebel’in ilk olarak 1879’da yayımlanmış ve bugün klasik olmuş yapıtı, kadın sorununun çözümlenmesinin ancak toplumsal sorunun çözümlenmesiyle mümkün olacağı gerçeğini esas alarak sosyalist tahayyülün bu sorunun aşılmasında bize ne gibi perspektifler sunacağını ayrıntılı şekilde açıklıyor.

“Kadına tam eşitliği kabul eden ve veren, kadını her çeşit baskı ve sömürüden kurtaran, bunu programına esas olarak koyan tek parti, sosyalistlerin partisidir.” diyen Bebel, ilkel toplumlarda kadının yerinden günümüzde ve gelecekte kadına uzanarak konuyu tarihsel bir bakışla tartışıyor.

Kitapta,

  • Anaerki ve ataerki arasındaki tarihsel çatışma,
  • Hıristiyanlık ve kadın,
  • Ortaçağ’da kadın,
  • Modern evlilik,
  • Geçim aracı olarak evlilik,
  • Burjuva toplumu ve fuhuş,
  • Kadının kazanç durumu ve sanayide kadın,
  • Kadınların eğitim ve öğretim mücadelesi,
  • Kadının yasalar karşısındaki durumu,
  • Sınıflı devlette kadının konumu,
  • Ve sosyalist toplumda kadın gibi pek çok konu ele alınıyor.

Künye: August Bebel – Kadın ve Sosyalizm, çeviren: Sabiha Sertel ve Sevinç Altınçekiç, Yordam Kitap, kadın, 560 sayfa, 2019

Paulo Freire – Özgürlüğün Pedagojisi (2019)

Paulo Freire’in son dönem çalışmalarından olan bu kitap, 1997’de Harvard’ta verilmesi düşünülen özgürleşme pedagojisi konulu seminer için yazıldı.

Freire burada, her öğretmenin sahip olması veya hiç olmazsa ders olarak görmesi gereken, ama öğretmenlik eğitimi sırasında nadiren öğretilen başka temel bilgilerin altını çiziyor.

“Öğretmek eğitimin ideolojik olduğunu bilmeyi de gerektirir.” diyen Freire, öğretmenin etikten ayrı düşünülemeyeceğini ve öğretmenin eleştirel olma becerisi gerektirdiğini belirtiyor.

Freire bu temel bilgilerin, dünyanın eleştirel bir okumasını yapabilmek için kesinlikle gerekli olduğunu çok ikna edici biçimde ortaya koyuyor.

Kitap, her şeyden önce özgürleştirici eğitim yolundaki mücadeleyi tazelemek için baskıcı eğitime alternatif arayanlara yapılmış güçlü bir çağrı.

‘Özgürlüğün Pedagojisi’, Freire’nin kült kitabı ‘Ezilenlerin Pedagojisi’nden uzun yıllar sonra yayımlandı ve bir yönüyle de o ünlü eserdeki temel kavramları zamanın süzgecinden geçirip yeniden yorumlamasıyla çok önemli.

  • Künye: Paulo Freire – Özgürlüğün Pedagojisi: Etik, Demokrasi ve Medeni Cesaret, çeviren: Gülden Kurt Gevinç, Yordam Kitap, eğitim, 188 sayfa, 2019

Vijay Prashad – Esmer Milletler (2019)

Afrika, Asya ve Latin Amerika halkları sömürgeciliğe karşı verdikleri sonu gelmeyecek gibi görünen mücadeleleri boyunca yeni bir dünyanın hayalini kurdular.

İkinci Dünya Savaşı’nın enkazından, insanlığın varlığını tehdit eden iki kutuplu bir dünya doğmuştu.

ABD ve Sovyetler şeklinde ayrılan bu iki kutbun arasında kalan esmer milletler ise, Üçüncü Dünya olarak bir araya gelmeye başladı.

Bu süreç, milyonları harekete geçirdiği gibi büyük tarihsel kahramanlar da yarattı.

Bu kahramanların bazıları, üç büyük dev (Nasır, Nehru, Sukarno) ve Vietnam’dan Nguyen Thi Binh ile Ho Şi Minh, Cezayir’den Bin Bella, Güney Afrika’dan Nelson Mandela gibi siyasi figürlerdi.

Bu proje, aynı zamanda şair Pablo Neruda, şarkıcı Ümmü Gülsüm ve ressam Sudjana Kerton gibi kültür emekçileri için de yeni bir dünya demekti.

İşte Vijay Prashad’ın ‘Esmer Milletler’i, 1920’lerden 1960’lara ve oradan da 1980’lere uzanarak Üçüncü Dünya projesinin dört dörtlük bir tarihini sunuyor.

Üçüncü Dünya’yı coğrafi olmaktan ziyade dünya çapında sömürgeciliğe karşı çıkan halkların siyasi, iktisadi ve kültürel mücadelelerinin bütünü olarak ele alıp irdeleyen Prashad, bu projeyi ortaya çıkaran koşulları, gelişimini, dönüm noktalarını, gerileyişi ve nihayet trajik çöküşünü baştan sona izliyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, bu deneyimin geleceğe nasıl bir miras bıraktığı üzerine derinlemesine düşünmesi.

  • Künye: Vijay Prashad – Esmer Milletler: Halkların Üçüncü Dünya Tarihi, çeviren: Çağdaş Sümer ve Senem Erdoğan, Yordam Kitap, tarih, 448 sayfa, 2019

Atilla Güney – Sosyolojinin Marksist Reddiyesi (2019)

Sosyolojinin tarihinde, kapitalist üretim ilişkilerini meşrulaştıran evreler istisna değildir.

Özellikle işçi sınıfı ve onun hikâyesinin kuramsal izdüşümü olan tarihsel maddeciliğin reddedilişi üzerinden kurgulanmış, emek değer teorisi yerine idealist-spekülatif bir kültürel değer anlayışını ana omurgası yapmış bir sosyoloji disiplininden bahsediyoruz.

İşte Atilla Güney’in bu özgün çalışması, soğuk savaş döneminin ideolojik mücadeleler ikliminde kurumsallaşmış ve “olgunlaşmış” bu sosyoloji disipliniyle, yanı sıra onun Türkiye’deki tedarikçileriyle hesaplaşıyor.

‘Sosyolojinin Marksist Reddiyesi’nin ilk bölümü, 20. yüzyılın hâkim toplumsal düşünce biçimini, yani paradigmasını alan sosyolojinin felsefi arka planını eleştirel bir gözle değerlendiriliyor.

İkinci bölümde, soğuk savaş döneminin örtük sınıf savaşımları koşullarında söz konusu paradigmanın sosyolog denilen kişi tarafından nasıl ideoloji ve dünya görüşüne dönüştürüldüğü ortaya konuluyor.

Üçüncü bölümde ise, iki tersine dönmüş toplumsal görüngü olarak din ve devlet gerçekliğinin nasıl kavramsal bir inşa olarak merkez-çevre modeli aracılığıyla Türkiye yakın tarihinin ve bugününün açıklanmasında kullanıldığını irdeliyor.

Çalışmanın, toplumsal/siyasal olgulara, din ve devlet üzerinden kurgulanmış merkez-çevre gibi ikili açıklama modelleri üzerinden yaklaşan sosyoloji anlayışının sınıfsal ve ideolojik tarihsel seyrini açıklamasıyla büyük öneme haiz olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Atilla Güney – Sosyolojinin Marksist Reddiyesi, Yordam Kitap, sosyoloji, 238 sayfa, 2019

Stephanie McMillan – Kapitalizm Ölmeli! (2019)

Kapitalist sistem ölümcül ve kötücüldür.

Durdurulması gerekir.

Fakat kapitalizm kendi kendine ortadan kalkmayacak veya yıkılmayacaktır.

Daha da kötüsü, eğer bu şekilde devam etmesine izin verilirse yeryüzündeki yaşamın tamamını silip süpürecektir.

Stephanie McMillan’ın çizimlerle zenginleşen, ayrıca eğlenceli üslubundan da taviz vermeyen bu kitabı, kapitalizmi mağlup etme mücadelemizde bize yardımı dokunacak kavramları netleştiriyor ve nesnel koşullarımızı çözümlemeye katkıda bulunuyor.

Akademik bir deneme veya sanatsal bir göz boyama olmadığını özellikle belirtmemiz gereken kitabın ilk bölümü, düşmanımız kapitalizmi daha yakından tanımamızı sağlayacak bazı temel kavram ve fikirleri açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitabın ikinci bölümü kapitalizmi yok edebilmemize olanak sağlayacak politik hattı inşa etmek için nasıl bir hedef, strateji ve taktik geliştirebileceğimizi açıklıyor.

McMillan’ın bütün bunları anlatırken eğlenceden de taviz vermediğini, kitabın da mizahı ustaca kullanmasıyla benzer çalışmalardan ayrıldığını ayrıca söylememiz gerek.

  • Künye: Stephanie McMillan – Kapitalizm Ölmeli!, çeviren: Deniz Eren İnan ve Ali Mert, Yordam Kitap, siyaset, 240 sayfa, 2019

Piero Sraffa – Malların Mallarla Üretimi (2010)

Yirminci yüzyıl iktisat literatürünün en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilen, Piero Sraffa imzalı ‘Malların Mallarla Üretimi’nde, kapitalist dünyada iktisat düşüncesine bir yüzyıl boyunca hâkim olmuş neoklasik iktisadın dışında yeni bir teorik çerçeve öneriliyor.

Sraffa, kitabın ilk bölümünde, tek ürünlü üretim dalları ile dolaşır sermaye konusunu irdeliyor.

Çalışmanın ikinci bölümü, çok ürünlü üretim dalları ile sabit sermayeye, üçüncü bölümü ise, bir üretim yönteminden öbürüne geçiş konusuna odaklanıyor.

Kitapta ayrıca, Heinz D. Kurz, Christian Lager ve Sungur Savran’ın Straffa’nın siyasal iktisada katkılarına odaklanan yazıları da bulunuyor.

  • Künye: Piero Sraffa – Malların Mallarla Üretimi, çeviren: Ümit Şenesen, Yordam Kitap, iktisat, 176 sayfa

Paulo Freire – Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler (2019)

Her şeyden önce güçlü bir kavrayışın ürünü olan bu kitap, bu yüzyılın son yarısındaki en önemli eğitimci olarak Paulo Freire’in tarihteki yerini bir kez daha ortaya koyan, çok önemli bir eser.

Büyük başarısızlıklara yol açan ve daha da büyüklerine yol açmayı sürdüren, kapitalist bankacı eğitim modeline verilmiş çarpıcı bir yanıt olan ‘Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler’, pedagojik mücadele yoluyla ve yorulmak bilmeden bir hümanizm ve demokrasi öğretisi yayıyor, otoriterliğin ve baskının tiranlığını yıkmaya ve insanlığa eksiksiz bir şekilde sahip çıkan küresel yurttaşların kucaklayıcı ve çok renkli kardeşliğini sunuyor.

Kitap, öğretmenler bağlamında eleştirel pedagojiyi bir meslek olarak ele alırken, diyalektik bir biçimde öğretmen sorumluluğuna ilişkin tartışmaya derin bir felsefi kavrayış katıyor.

Freire öğretmenlerin rolünü anaç bir ebeveyn ya da teyze rolü olarak görmez.

Öğretmenler ideolojiden, ırkçılıktan, toplumsal sınıflardan arındırılmış saf bir dünyada yaşamazlar; onlar, “öğrencilerinin erken ve uygun bir yaştan itibaren oyunlarla, hikâyelerle, okumalarla söylemle pratiğin tutarlı olması ihtiyacını anlamalarını sağlayan” toplumsal ve siyasi faillerdir.

Sonuç olarak bu kitap da dâhil olmak üzere Freire’in bütün çalışmaları, pedagoji ile siyaset arasında eleştirel bir ilişki kurarak, pedagojik olanın siyasi veçhelerini öne çıkararak ve siyasetin içindeki açık ya da örtük pedagojiye dikkat çekerek çözülen toplumsal sözleşmeyi yeniden tasarlamakla ilgilenir.

Öğretmenlerin yanı sıra, eğitimle ilgilenen her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Paulo Freire – Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler: Öğretmeye Cesaret Edenlere Mektuplar, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, eğitim, 191 sayfa, 2019

Annelies Laschitza – Rosa Luxemburg (2019)

Annelies Laschitza, akıcı bir dille kaleme aldığı ‘Rosa Luxemburg’ta, Polonya ve Alman Sosyal-Demokrasisi’nin yıldızı Rosa Luxemburg’un yetkin bir yaşamöyküsünü sunuyor.

Luxemburg, örgütlenmeye olan inancı, mücadelenin olmazsa olmazı olarak kitle grevinden yana olması ve parti yönetimlerinin dar kadrolarından öte, eylem içindeki kitlelerin kendi deneyimlerini merkeze alan tavrıyla bugün de önemini ve etkisini koruyan bir devrimci.

Luxemburg’un toplu eserlerini ve mektuplarını da yayına hazırlamasıyla bilinen Laschitza kitabında, Luxemburg’u botanik ve edebiyat düşkünü, yazar ve militan, tutkulu bir iktisatçı ve devrimci olarak ele alıyor.

Bu arada, biz kitabın ilk baskısının kapak tasarımını da beğenmiştik. O nedenle o kapağı da buraya ekliyoruz.

  • Künye: Annelies Laschitza – Rosa Luxemburg, çeviren: Levent Bakaç, Yordam Kitap, biyografi, 480 sayfa

Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri (2010)

Sungur Savran’ın ‘Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri’nin ilk cildi olan elimizdeki eser, 1908-1980 zaman aralığındaki mücadelelere odaklanıyor.

Savran, 20. yüzyıl Türkiye’sinin politik gelişiminin sınıf mücadelelerinin prizmasından ele alınmadıkça doğru biçimde kavranamayacağını belirtiyor.

Çalışma bu fikirden hareketle, 30’lu yıllardan başlayarak 70’li yıllara kadar Türkiye solunu etkisi altına almış olan Kemalizm ile 80’li yıllarda sol Kemalizme, hâkim ideolojinin sınırları içinden bir alternatif oluşturmaya yönelen sol liberalizmle hesaplaşıyor.

1908 Jön Türk devrimi konusunda bir bölümün de yer aldığı kitapta, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze sermaye birikimi, sınıf mücadeleleri, devlet ve burjuva kesim ekseninde gelişen hareketlilik kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kitabın hazırlanmakta olan ikinci cildi ise, sınıf mücadelelerini 1980-2010 zaman aralığında irdeliyor.

  • Künye: Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri, Yordam Kitap, siyaset, 253 sayfa