Georg Fülberth – Kapitalizmin Kısa Tarihi (2010)

  • KAPİTALİZMİN KISA TARİHİ, Georg Fülberth, çeviren: Sadık Usta, Yordam Kitap, tarih, 320 sayfa

Siyaset bilimi profesörü Georg Fülberth ‘Kapitalizmin Kısa Tarihi’ adlı elimizdeki eserinde, kapitalizmin ortaya çıkışını ve tarihsel gelişimini kapsamlı bir bakışla ele alıyor. Kitabın ilk bölümü olan ‘Teori’de, konuyu daha önce ele almış önemli isimlerin fikirleri eleştirel bir gözle değerlendiriliyor. Fülberth’in çalışmasını özgün kılan hususlardan biri de, kapitalizm bilimi anlamında “kapitalistik” tanımını önermesidir diyebiliriz. Kitabın ikinci bölümü ise, feodal toplumdan polizentrik kapitalizme, sanayi devriminden emperyalizme, neoliberal kapitalizmden ABD hegemonyasına uzanarak, kapitalizmin derli toplu bir tarihini sunuyor.

Bernhard Brosius – Tarihin Yapıları: Tarihsel Materyalizme Giriş (2010)

  • TARİHİN YAPILARI: TARİHSEL MATERYALİZME GİRİŞ, Bernhard Brosius, çeviren: Nejat Ağırnaslı, Yordam Kitap, felsefe, 190 sayfa

Bernhard Brosius ‘Tarihin Yapıları’yla, tarihsel materyalizme dair rehber nitelikte bir çalışmaya imza atıyor. Diyalektik ve tarihsel materyalizm; diyalektik yöntem; tarihsel materyalizmin temel kaynakları; ücretli emek ve sermaye; üretim tarzının bölünmesi; beşeri üretici güçler ve üretim araçları; devrimin üç aşaması ve tarihsel süreçte üretim tarzlarındaki devrimler, Brosius’un yoğun bir anlatımla okurlarına sunduğu konulardan birkaçı. Çok sayıda grafik ve tabloyla desteklenen, ayrıca tarihi ve arkeolojik araştırmaların sonuçlarından ustaca yararlanan çalışma, devrim ve barbarlık arasındaki yapısal ilişkiye de ışık tutuyor.

Yıldız Silier – Oburluk Çağı (2010)

  • OBURLUK ÇAĞI, Yıldız Silier, Yordam Kitap, felsefe, 192 sayfa

‘Özgürlük Yanılsaması’ kitabıyla beğeni toplayan Yıldız Silier’in ‘Oburluk Çağı’, felsefe ve politik-psikoloji denemelerinden oluşuyor. “Hayatın anlamı” ve “kendini kandırma” temalarını irdeleyerek kitabına başlayan Silier, hayatın anlamını, mutluluk kavramıyla özdeşleştirmenin sorunlarını ve çağın mutluluk fetişizmini eleştirel bir gözle değerlendiriyor. Annelik ideolojisiyle de hesaplaşan yazar, kadınların evcilleştirilmeleriyle nasıl güçlerini kaybettiklerini gözler önüne seriyor. Kitaba adını veren son bölümde ise çağın ruhuna odaklanılarak, sıkıntıdan kaçma çabalarının oburluğu körükleyişi ile kapitalizmin nesneleri ve özneleri hızla çöp haline getirişi ele alınıyor.