Ingmar Bergman – Büyülü Fener (2007)

  • BÜYÜLÜ FENER, Ingmar Bergman, çeviren: Gökçin Taşkın, Agora Yayınları, anı, 306 sayfa

buyulu-fener

Yakın tarihteki ölümüyle sinema dünyasını yasa boğan Ingmar Bergman’ın anılarından oluşan ‘Büyülü Fener’in ilk baskısı 1990 yılında yapılmıştı. Kitap, Bergman’ın kendi dilinden, hem kişisel hayatına hem de sinema anlayışına dair önemli ayrıntılar barındırmasıyla, oldukça değerli bir kaynak. “Genelde dostluk kurma yeteneğim konusunda kendimi hiç hayale kaptırmıyorum. Ben gerçi sadık ama son derece kuşkucu biriyim. Eğer bana ihanet edildiğini fark edersem, ben de hemen ihanet ederim. Dışlandığımı hissedersem, ben de hemen dışlarım. Kuşku götürür ve tipik Bergman’vari bir yetenek,” diyen Bergman, çocukluğundan başlayarak, yetişkinliğini ve sinemasını anlatıyor.

Muzaffer Oruçoğlu – Muzaffer Oruçoğlu Anlatıyor (2016)

  • MUZAFFER ORUÇOĞLU ANLATIYOR, söyleşi: İbrahim Ekinci, Ayrıntı Yayınları

muzaffer-orucoglu-anlatiyor

TKP(ML) kurucuları arasında yer almış; ressam ve yazar Muzaffer Oruçoğlu’nun hayatı, Türkiye siyasal tarihinin önemli anlarıyla iç içe geçti. Oruçoğlu bu söyleşideki tanıklığında, Kars’a bağlı Zavot köyünde başlayıp ülkenin başka başka şehirlerinde devam eden ve buradan Melbourne’e uzanan hayatının dönüm noktalarını okurlarıyla paylaşıyor.

Nasuh Mahruki – Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir (2007)

  • VATAN LAFLA DEĞİL EYLEMLE SEVİLİR, Nasuh Mahruki, Güncel Yayıncılık, anı, 688 sayfa

vatan-lafla-degil-eylemle

Nasuh Mahruki’nin ‘Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir’ isimli bu kitabı, tam açılımı ‘Arama Kurtarma Derneği’ olan AKUT’un kuruluş serüvenine ve zor dönemlerde yaptığı çalışmalara yer veriyor. Özellikle 1999 depreminde yaptığı çalışmalarla, geniş yığınların takdirini kazanan ve sivil toplum çalışmalarının en iyi örneklerinden biri olarak sunulan AKUT, depremden sonraki yıllarda da çok sayıda çalışmaya imza attı. Kitap, AKUT’un serüvenine yer verirken, Mahruki’nin bir başka profesyonel deneyimi olan dağcılığına, kendisinin kişisel dünyasının gelişimine de yer veriyor. AKUT kimliği çerçevesinde, Mahruki’nin düşünsel serüvenini izlemek için iyi bir fırsat.

Ahmet Murat – Kayıt Dışı Anılar (2007)

Ahmet Murat, uzun yıllar İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı başkanlığını yürüttü.

Kendisinin ‘Kayıt Dışı Anılar’ı ise, çocukluğunun ve ilk gençliğinin geçtiği İstanbul’a dair anılarından oluşuyor.

Burada, 1940-1950’lerin İstanbul’una, özellikle de Beşiktaş’a dair anlatımların olabildiğince detaylı oluşu, kitaba tarihi bir kaynak niteliği kazandırıyor.

1940’ların Beşiktaş’ı, neredeyse ev ev, dükkân dükkân, sokak sokak, zengin ayrıntılarıyla okuyucunun karşısına çıkıyor.

Kitap buradan yola çıkara, yazarın ilk ve ortaokul eğitimine ve oradan da İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarına uzanıyor.

Murat bu zaman aralığında, yaşadığı şehirle kesişen hayat hikâyesini, ilgi çekici ayrıntılarla sunuyor.

  • Künye: Ahmet Murat – Kayıt Dışı Anılar, Yapı Kredi Yayınları, anı, 273 sayfa, 2007

Mayda Saris – İzi Kalır Hatıraların (2007)

  • İZİ KALIR HATIRALARIN, Mayda Saris, Aras Yayıncılık, anı, 383 sayfa

izi-kalir-hatiralarin

Mayda Saris’in ‘İzi Kalır Hatıraların’ isimli bu kitabı, otuz söyleşiyi ve bu otuz söyleşi çerçevesinde şekillenen otuz hayat hikâyesini anlatıyor. Saris, izleyenlerinin de hatırlayacağı gibi, 2001’den bu yana Agos gazetesi için söyleşiler yapan bir gazeteci. Çalışmanın temel çerçevesini bu söyleşiler oluşturuyor. Kitabın Ermenilerden oluşan konuklarına ve onların hikâyelerine bakıldığında da, çalışmanın bilinemeyenleri gün yüzüne çıkardığı, bu toprakların hem sanat, hem de sosyal tarihine ışık tuttuğu görülür. Söyleşilerin taşıdığı iyimserlik ise, yaşanan tüm acıları geçmişte bırakıp, günümüze daha barışçı ve sevgi dolu bir perspektifle bakma umudunu taşıdığından, ayrıca ilgi çekiyor.

Sheila Fitzpatrick – Arşivdeki Casus (2017)

  • ARŞİVDEKİ CASUS, Sheila Fitzpatrick, çeviren: İrem Yüce Almaç, Doğan Kitap

arsivdeki-casus

Fitzpatrick, 1960’ların sonunda, Soğuk Savaş’ın kıyasıya sürdüğü bir dönemde Devrim sonrasının ilk Halk Eğitim Komiseri Lunaçarski üzerine tez yazmak için Moskova’ya gider. Burada Lunaçarski’nin kayınpederi ve özel sekreteriyle dostluk kuran Fitzpatrick bu anılarında, dönemin Sovyetler Birliği’nin sıcak ve gerçekçi bir fotoğrafını çekiyor.

Aysel Doğan – 18 Yaşında UYudun 29 Yaşında Uyandın Oğlum (2007)

  • 18 YAŞINDA UYUDUN 29 YAŞINDA UYANDIN OĞLUM, Aysel Doğan, Timaş Yayınları, anı, 144 sayfa

18-yasinda-uyudun

Aysel Doğan’ın oğlu Serdar, uzun yıllar şizofreni tedavisi gördü. Ailenin bu sürede yaşadığı sıkıntılar, Doğan’ın bu kitapta yer alan anılarında karşımıza çıkıyor. Oğlu şizofren olduğu için toplum tarafından dışlanmış, iyileşene kadar yalnız bir hayat yaşamıştı. Serdar’ın bu dönemde en büyük destekçisi ise annesi olacaktı. Doğan’ın kitabı, zorlu, sıkıntılı geçmiş bir döneme dair anıları, okuyucuyla paylaşma ihtiyacından doğmuş. Ayrıca kitap, benzer sorunlarla karşılaşmış ailelere bu durumda neler yapılabileceğini anlatma kaygıyla kaleme alınmış. Dokunaklı ve öğretici bir tanıklık.

Selim İleri – İstanbul: Lâle ile Sümbül (2007)

  • İSTANBUL: LÂLE İLE SÜMBÜL, Selim İleri, Doğan Kitap, anı, 198 sayfa

istanbul-lale-sumbul

Okuyucularının iyi bildiği gibi, Selim İleri yazınının bir yönü de, İstanbul’a duyulan sonu gelmez tutkudur. İleri’nin kırk yıldan beri emek verdiği edebiyat, hem bu şehirden beslenir, hem de bu şehri besler. Kendisinin İstanbul’a dair yazılı kaynaklara ve şehir kültürüne duyduğu tutku, asıl gücünü bu çift yönlü üretimden alır. Dolayısıyla İleri’nin bu kitabı, İstanbul’a, onun tarihine ve kültürüne adanmış bir anlatı olarak düşünülebilir. ‘Gözlem ve Anı’, ‘Edebiyatın Dile Getirdiği’ ve ‘Veda Vakti’ başlıklı üç bölümden oluşan kitapta, şehrin muhtelif semtlerine, önemli aktörlerine, mevsimlerine, tarihine, kısacası İstanbul’u İstanbul yapan pek çok ayrıntıyı atıf yapılıyor.

Şengül Hablemitoğlu – Sessiz Ağıt (2007)

  • SESSİZ AĞIT, Şengül Hablemitoğlu, Bilgi Yayınevi, anı, 157 sayfa

sessiz-agit

Şengül Hablemitoğlu, bir suikast sonucu hayatını kaybeden Necip Hablemitoğlu’nun eşi. Şengül Hanım’ın ‘Sessiz Ağıt’ı da, bu beklenmedik cinayete kurban giden kocasının yokluğu karşısında hissettiklerine yer veriyor. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, buradaki anlatımların çoğunluğu, böylesi muazzam bir acı karşısında duyulan öfkeyi ve çaresizliği dile getiriyor. Hablemitoğlu, yaşadıklarını neden yazıya dökmeye karar verdiğini şöyle açıklıyor: “Dostlarımızla ve kendi arkadaşlarımla her yan yana gelişimizde, Necip’le ilgili nokta koymadan, nefes almadan konuştuğumu, bunun bir tür bağımlılık olarak hastalıklı bir duruma dönüştüğünü, beni de sıkıcı bir insan yaptığını gördüğümde yazmaya karar vermiştim.”

Aziza de Rochebrune – Dilber Kethy’nin Bursa ve İstanbul Hatıratı (2007)

  • DİLBER KETHY’NİN BURSA VE İSTANBUL HATIRATI, Aziza de Rochebrune, çeviren: İlhami Yurdakul, Kitabevi Yayınları, anı, 174 sayfa

dilber-kethy

Orijinal adı, ‘Le Calvaire de l’Islam’ olan bu kitabın ilk baskısı 1913 yılında Paris’te yapılmıştı. Kitabın yazarı ise, Doğu ve Batı kültürüne oldukça aşina olan Fransız yazar Madam Aziza de Rochebrune. Kitabın anlatıcısı, Kethy Brown isimli kurgu karakterdir. Brown’ın anlatımıyla verilen hatıraların birinci bölümü Bursa, ikinci bölümü de İstanbul’da geçer. Önemli bir ayrıntı olarak da, Balkan Savaşları’nda işgal edilen Edirne, kitapta karşımıza çıkan mekânlardan bir diğeri. Hatırat, Osmanlı yaşamına dair ayrıntılar barındırmasıyla ilgiye değer.