Marguerite Yourcenar – Rüya ve Kader (2008)

Marguerite Yourcenar, hayatının bir döneminde gördüğü rüyalardan yola çıkarak ‘Rüya ve Kader’i kaleme almış.

Tabi Yourcenar’ın kendi rüyalarından hareketle bir nevi otobiyografik bir metne imza atması da kitabı ilgi çekici kılan hususların başında geliyor.

Rüya gören kişinin yaşadığı deneyimin şairin deneyimiyle benzerlik taşıdığını söyleyen Yourcenar, “rüya unsurlarının işlenmemiş halini, sonsuz sayıda çoğaltılabilecek simgesel çağrışımlarıyla bir sözlüğün sütunlarında sıralanan bayağı ya da ulvi kafiyelere benzetebiliriz.” diyor.

Yourcenar da kitabında, rüyaların sunduğu düzensiz imgeleri, kendine has tarzıyla bir araya getirip anlamlandırıyor.

  • Künye: Marguerite Yourcenar – Rüya ve Kader, çeviren: Roza Hakmen, Yapı Kredi Yayınları, anlatı, 134 sayfa

Epifania Uveda de Robledo ve Alejandro Vaccaro – Senyor Borges (2008)

‘Senyor Borges’, edebiyat ustası Jorge Louis Borges’in gündelik hayatını okura aktaran ilginç bir kitap.

Kitabın ilginçliği, Borges’e otuz yıl hizmet eden Epifania Uveda de Robledo’nun anlatımlarıyla oluşmuş olması.

Robledo’nun Alejandro Vaccaro’yla yaptığı söyleşilerin sonucunda oluşan bu kitap, hayatı boyunca Borges’in tek bir eserini dahi okumamış Robledo’nun gözünden, yazarın gündelik yaşamına dair bilinmeyenleri barındırıyor.

Robledo’nun tanıklığı okura, yazarın ruh halini, ailesiyle ilişkilerini, evliliklerini ve yaşlılık döneminde düştüğü aşkı anlatıyor.

Kitap, ustanın hayatının farklı yönlerini keşfetmek iyi bir fırsat.

  • Künye: Epifania Uveda de Robledo ve Alejandro Vaccaro – Senyor Borges, çeviren: Aylin Demirhan, Can Yayınları, anlatı, 120 sayfa

Erk Acarer – çArşı Ulan! (2014)

çArşı, Gezi Direnişi esnasında daha bir devleşerek diğer taraftar gruplarından hızla sıyrılıp öne çıkmıştı.

Erk Acarer, avangart haller ve mizah denince ilk akla gelen gruplardan olan çArşı’yı Gezi’deki sıra dışı eylemlerini çerçeve alarak anlatıyor.

Hem de grubu benzerlerinden ayıran anarşist ruhunu ve çArşı tarihinin önde gelen şahsiyetlerini ihmal etmeden.

  • Künye: Erk Acarer – çArşı Ulan!, Yitik Ülke Yayınları, anlatı, 136 sayfa

Orhan Tez – Üç Balıkşörler (2014)

Ezop’tan bu yana biliniyor; aslında hayvanlar hikâyenin en eski kahramanlarından.

Gerçek hayatta ve kurmacada bireyin fütursuzca yükselişi, bu alegorik varlıkları arka plana atmış olsa da, onların yokluğu önemli bir eksiklik.

Orhan Tez’in girişimi de bu yönde: Hayvan masallarıyla, eski sakinleri evlerine çağırıyor.

Bir nevi iade-i itibar.

  • Künye: Orhan Tez – Üç Balıkşörler, Etki Yayınları, masal, 64 sayfa

Mahmut Makal – Memleketin Sahipleri (2008)

Mahmut Makal’ın ‘Memleketin Sahibi’, yazarın köy yaşamı ve köylünün inançları konusundaki gözlemlerini barındırıyor.

“Kayalık, dere olan, ören denilen eski viranelerin bulunduğu yerler hakkında öyle söylentiler ve inanışlar vardır ki, bunları duyup dinleyenin bu köyden kaçası gelir.” diyen Makal, Anadolu köylüsünün cinlere, şeytanlara, yatırlara ya da ölümsüzlüğün sırrına eren dedelere dair inanışlarını anlatıyor.

Makal ustanın çalışması, bir mizah eseri, folklorik bir çalışma veya lezzetli bir edebi metin olarak okunabilir.

Kitap, Anadolu köylüsünün ilginç inanışlarını gözlemlemesi ve köylünün yenileşmeye bakışını can alıcı noktalar üzerinden yakalamasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Mahmut Makal – Memleketin Sahipleri, Literatür Yayıncılık, anlatı, 164 sayfa

Maurice Blanchot – Bekleyiş Unutuş (2014)

Yazın ve düşünce dünyasının nevi şahsına münhasır isimlerinden Maurice Blanchot’dan anlatı biçimleri, felsefi söylemin derinlikleri ile şiirin harmanlandığı şahane bir metin.

Bir yönüyle yoğun bir tefekkür metni, diğer yönüyle Blanchot’nun üslubunun en görkemli duraklarından biri.

Unutuş, bekleyiş, zaman, ebedilik, an, mekân, ölüm, acı, gelip geçicilik, mevcudiyet, anlam ve hiçlik üzerine derinlemesine düşünmek için.

  • Künye: Maurice Blanchot – Bekleyiş Unutuş, çeviren: Ender Keskin, MonoKL Yayınları, anlatı, 120 sayfa

Thomas Bernhard – Ucuzayiyenler (2017)

Thomas Bernhard’ın kaleminden, yıllarını fizyonomi üzerine bir çalışmaya adamış, saplantılı karakteri Koller’in ayrıksı hikâyesi.

Koller, tamı tamına on altı yıl önce, parkta bir köpek tarafından ısırılmış ve bunun sonucunda bacaklarından birini kaybetmiştir.

Bu olayın etkisiyle, fizyonomi üzerine bir bilimsel araştırma yapmaya girişen Koller, şimdi dönüp baktığında, bu konuda kat ettiği mesafeden pek memnun değildir.

Kahramanımız bir gün, Viyana Açık Mutfağı’nda, ya da daha bilinen adıyla VAM’da birlikte ucuza yemek yediği beylere, Enzig, Goldschmidt, Grill ve Weninger’e rastlar.

Bu esnada büyük bir aydınlanma yaşayacak Koller, kendisi için artık kısırdöngü haline gelmiş fizyonomi çalışmasını bu dört beyin, yani Ucuzayiyenler’in üzerine inşa etmeye karar verir.

Bu beklenmedik fırsatı değerlendirmeyi düşünen Koller’in niyeti, fizyonomi incelemesinin bir bölümü olarak Ucuzayiyenler üzerine bir deneme yazmaktır.

Bernhard’ın alaycı üslubunun en iyi örneklerinden olan anlatı, Koller gibi sıra dışı bir karakteri bize armağan ediyor.

  • Künye: Thomas Bernhard – Ucuzayiyenler, çeviren: Esen Tezel, Yapı Kredi Yayınları, anlatı, 88 sayfa

Oktay Güzeloğlu – Beyoğlu’nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz (2014)

Oktay Güzeloğlu, 4. baskısıyla yeniden yayımlanan ‘Beyoğlu’nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz’da, Beyoğlu kaldırımlarına düşmüş, toplumun dışına itilmiş insanların sıra dışı hikâyelerini anlatıyor.

Bunu yaparken acıklı bir üslup tutturmaktan öte hikâyeleri trajikomik bir tarzda sunması, Güzeloğlu’nun metnini özgün kılan hususların başında geliyor.

Kitapta,

İyi bir eğitim aldığı halde kimi sebeplerle Beyoğlu bataklıklarına düşmüş, bir nevi ayaklı kütüphane Adil Dayı,

Dümbüllü’yü seyretmeye gidip burada yankesicilik yapan kafti Çavuş,

Ve kışlarını cezaevinde geçirmek için ufak yaralamalar yapan Sarı Mustafa gibi ilginç hikâyeler yer alıyor.

  • Künye: Oktay Güzeloğlu – Beyoğlu’nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, Hiç Yayınları, anlatı, 140 sayfa

Czeslaw Milosz – Tutsak Edilmiş Akıl (2017)

Varşova’daki Nazi işgalinin yanı sıra Sovyetlerin ülkesi Polonya’ya yönelik baskılarını da bizzat deneyimlemiş büyük şair ve denemeci Czeslaw Milosz’tan diktatörlüklerin, totaliterliğin altında inim inim inleyen insanlığa bir ağıt.

1953’te yayımlanan kitabın konusu, ağırlıklı olarak komünizmin düşüncelerin ifade edilmesi üzerindeki baskıcı tutumu ve bunun ardında entelektüel dünyada yaşanan çölleşme.

Fakat kitabı yalnızca bundan ibaret görmek, onun sahip olduğu evrensel ve çağlar üstü niteliği basite indirgemek olur.

‘Tutsak Edilmiş Akıl’, güncelliğini halen koruyan ve dünya üzerinde baskıcı yönetimler var oldukça da etkili kalacak bir metin.

Kitap, baskıcı iktidarların aklı neden ele geçirmeye ihtiyaç duyduklarını, zamanla bunda hangi araç ve yöntemleri kullanarak başarılı olduklarını ve buna karşı ruhumuzu ve aklımızı nasıl koruyabileceğimizi anlamak için iyi bir fırsat.

Kitaptan bir alıntı:

“Tek bir şey biliyorum: Eğer arkadaşım, zaferin tatlı meyvelerini yiyecekse, yerküre uzun yüzyıllar için planlı şekilde imar edilecekse, o güne kadar yaşayacaklara yazık. Şimdi yataklarında uyuyorlar ya da aptal eğlencelere veriyorlar kendilerini ve gerçekten her bir eylemleriyle yok oluşa hizmet etmeye uğraşıyorlar.”

Milosz, karamsar bir tablo çiziyor görünse de, iyinin nihayetinde kazanacağına duyduğu derin inançla bize de muazzam bir ümit aşılıyor.

  • Künye: Czeslaw Milosz – Tutsak Edilmiş Akıl, çeviren: Osman Fırat Baş, MonoKL Yayınları, anlatı, 240 sayfa

Halil İçöz – Karpit (2014)

Halil İçöz, bir belgesel anlatı olarak değerlendirilebilecek ‘Karpit’te, kanserle girdiği mücadelenin öyküsünü paylaşıyor.

Bir gerilim romanı gibi tasarlanmış kitap, İçöz’ün kanser ameliyatı olduktan sonra iç dünyasında yaptığı yolculuğa dayanıyor.

Yazar, anılarına yer verdiği gibi, kendisini şekillendiren yaşam tarzını, hayata olan bağlılığını, devrimci heyecanını, uzun yıllar verdiği özgürlük mücadelesini, kanser hastalığına yakalandıktan sonra ölümle giriştiği hesaplaşmayı ve enerjisini öğüten bu süreci kimi zaman çocukluğuna dönerek, kimi zaman devrimci günlerinin coşkusunu hatırlayarak nasıl aştığını anlatıyor.

  • Künye: Halil İçöz – Karpit, Ceylan Yayınları, anlatı, 208 sayfa