Jacques Derrida – Mimarlık ve Dekonstrüksiyon (2023)

Dekonstrüksiyon düşüncesinin yaratıcısı ve geliştiricisi olan felsefeci Jacques Derrida’nın ‘Mimarlık ve Dekonstrüksiyon’ başlıklı kitabı raflardaki yerini aldı.

‘Mimarlık ve Dekonstrüksiyon’, Derrida’nın söyleşilerinden, girdiği tartışmalardan ve yazılarından oluşuyor.

Ünlü felsefecinin yazıştığı, tartıştığı, söyleştiği mimarlar arasında, dekonstrüktif mimarlığın öncülerinden Daniel Libeskind ve Peter Eisenman da yer alıyor.

Derrida’nın katkıda bulunduğu Paris La Villette projesinin mimarı Bernard Tschumi ise tüm tartışmaların odak noktasında bulunuyor.

Jacques Derrida, bir söyleşisinde, yöntem olarak mimari dekonstrüksiyon üzerine şunları söylüyor: “Dekonstrüksiyon, inşa edilmiş olanı dekonstrüksiyona uğratmayı bekleyen mimarın yönteminden ibaret değil; daha ziyade tekniğin kendisine, mimari mecazın otoritesine dokunan ve tam da bu sebeple kendi mimari retoriğini dekonstrüksiyona uğratan bir sorgulama.”

Derrida, dekonstrüktif mimarlığın kendisini giderek daha çok ilgilendirdiğini ise şöyle anlatıyor: “Dekonstrüktif mimarlıkla değil de mimarlık hakkında dekonstrüktif söylemle ilk karşılaştığımda tepkim şaşkınlık ve güvensizlik oldu. İşin içinde bir analojinin, yer değiştirmiş bir söylemin, kesinlik değil analoji içeren bir şeyin olduğunu düşündüm. Daha sonra dekonstrüksiyonu hayata geçirmenin en etkili yolunun sanattan ve mimarlıktan geçmek olduğunu fark ettim. Bildiğiniz gibi dekonstrüksiyon bir söylem sorunundan ya da söylemin anlamsal içeriğinin, kavramsal yapısının yerinin değiştirilmesi sorunundan ibaret değildir. Dekonstrüksiyon, bazı politik ve toplumsal yapıları boydan boya kat eder, yol üstünde dirençle karşılaşır ve kurumları yerinden eder. Tüm bu sanat biçimlerinde ve her türlü mimarlıkta geleneksel -kuramsal, felsefi, kültürel- kabulleri dekonstrüksiyona uğratmak için yerinden edilmesi gereken ‘katı’ yapılardır, yalnızca maddi yapılar oldukları için değil, kültürel, pedagojik, politik ve ekonomik yapılar olmaları anlamında da katı oldukları için. Ve dekonstrüksiyonun (bu terimi kullanmam uygunsa eğer) hedef tahtasında olan tüm o kavramlar, teoloji, duyulur olanın anlaşılır olana tabiyeti ve bunun gibi bütün bu kavramlar ‘dekonstrüktif mimarlık’a dönüşmek amacıyla bilfiil yerinden ediliyorlar. Yani dekonstrüktif mimarlık beni gitgide daha çok ilgilendiriyor, teknik olarak yetkin olmasam da.”

  • Künye: Jacques Derrida – Mimarlık ve Dekonstrüksiyon: Yazılar, Tartışmalar, Söyleşiler, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Arketon Yayıncılık, mimari, 348 sayfa, 2023

Émile Bréhier – Plotinos’un Felsefesi (2023)

Bu metin, Émile Bréhier’nin, 1921-1922 kış döneminde Sorbonne’da verdiği derslerden oluşuyor.

Burada Plotinos felsefesinin baştan sona bir açıklaması yer almıyor; bazı önemli konular göz ardı edilmiş.

Bunlar; duyusal dünya, doğa, madde, maddeyle ilişkisinde kötülük gibi konuları.

Başka bir deyişle, Bréhier çalışmasını Plotinos’un genel bir ad verdiği akledilirin incelemesiyle sınırlandırmış; araştırma, Plotinos’un ifadesiyle “tanrısal şeylerin durduğu” yerde, yani altında sadece maddenin düzensizliğinin ve çirkinliğinin bulunduğu ruhta sonlandırılmış.

Bréhier, bu “tanrısal şeyler”in, Bir’in, Akıl’ın ve Ruh’un incelemesine yine de ‘Plotinos Felsefesi’ başlığını vermiş, çünkü Plotions’un düşüncesinin merkezinin burada yattığına inanıyor.

Bu tanrısal şeyler, duyusal dünyada dolaşan ruhun, Ulysses’in geri dönmesi gereken sevgili vatanıdır; Ulysses gibi ruh da duyusal şeylerin büyüsünden, Kirke’nin cazibesinden kurtulmalıdır.

Plotinos, ruhun bu anavatanının öylesine canlı ve derin bir hissine kapılmıştır ki, eserleri, o zamanlar aynı arayışa girişen pek çok entelektüel maceraperestin eserleri arasında eşsiz olarak kalmıştır.

Bréhier’nin Plotinos’un düşüncesine dair kaleme aldığı bu girişin amacı, başka bir dünyaya duyulan bu tutkulu eğilimin varsaydığı zihin durumunu açıklığa kavuşturmak.

  • Künye: Émile Bréhier – Plotinos’un Felsefesi, çeviren: Ayşe Meral ve Ahmet Faruk Çağlar, Albaraka Yayınları, felsefe, 228 sayfa, 2023

Sadık Usta – Şüphenin Tarihi (2023)

‘Şüphenin Tarihi’, düşünce dünyamızda “daha fazla bilme” kıvılcımının parladığı ilk andan bugüne felsefenin öyküsü…

İnsanı diğer türlerden ayıran en önemli özelliğin düşünme yetisi olduğunu bilsek de bu meziyeti temel alan “felsefe” kavramıyla daima mesafeli bir ilişkimiz olmuştur.

Peki, esasen attığımız her adımda bir izi olan bu disiplini araştırma ya da hayatımıza uygulama gayretinden geri durmamıza sebep nedir?

‘Dünyayı Değiştiren Düşünürler’ adlı kapsamlı felsefe tarihi serisiyle tanıdığımız Sadık Usta, olabilecek en yalın dille insanlığın düşünce tarihini anlatmaya koyulduğu bu yeni seride akla takılan tüm soruları yanıtlıyor.

Zihinde şüphe kıvılcımlarının ilk belirişinden bugüne, benzersiz bir öyküyü kaleme alırken felsefe kürsülerinin korkutucu dilinden fersah fersah uzakta durarak okurla müthiş bir sohbete koyuluyor.

Kitabın sayfaları arasında kaybolmadan önce, yazarın hepimizin bilmesini istediği önemli bir mesajı var, büyük bir zevkle iletiyoruz:

Herkes felsefe öğrenebilir; herkes felsefeci ve hatta bazılarımız filozof da olabilir.

Bunun için çok şeye gerek yok; sadece sorgulamak, araştırmak, merak etmek, derinlemesine okumak, mevcut durumu eleştirmek ve her anlatılana kanmamayı öğrenmek yeterlidir.

Bu yüzden bu kitap, en başta gençlere ve sonra da felsefeye ilgi duyan her yaştan insana yönelik yazılmıştır.

Eğer felsefenin günlük yaşamda ne işe yaradığını bilmek, felsefi-düşünsel merakınızı gidermek, düşünme yönteminin yasalarını kavramak istiyor ya da felsefe yapmanın ne olduğunu merak ediyorsanız bu kitap size göre.

  • Künye: Sadık Usta – Şüphenin Tarihi: Felsefeye Giriş, Kafka Kitap, felsefe, 400 sayfa, 2023

Francis Bacon – Tahsilin İlerletilmesi (2023)

Francis Bacon, Yeni Çağ’ı Orta Çağ’dan ayıran gelişmeler zincirinin önemli bir halkası olan Bilimsel Devrimin önde gelen bir ismi.

1605’te yayımlanan ‘The Advancement of Learning’ (‘Tahsilin İlerletilmesi’) Bacon’ın ilk felsefi eseri olmasının yanı sıra, İngilizce yazılmış tek felsefi eseri.

Birinci Kitap, Bacon’ın kendi ifadesiyle ikinci kitap için bir “uşak” ya da “hizmetçi” konumunda.

Burada Bacon eğitime yönelik eleştirilere karşı onun değerini savunur.

İkinci Kitapta ise doğa ve beşerî bilimlerin yanı sıra ilahiyatı tasnif eder, bu konularda şimdiye kadar yapılmış çalışmaların eksikliklerini sıralar ve eğitimin ve bilimin nasıl geliştirilebileceklerine dair öneriler sunar.

Eserin başlıca önemi Bacon’ın tasnif ve özellikle de geleceğe dönük eleştirileri ve önerilerinden kaynaklanır.

Bacon’ın kendisinden önceki geleneğin aksine teorik ve pratik bilgiyi eşit derecede önemsemesi modern çağın kaydettiği bilimsel gelişme açısından önemli.

Bilimlerin ilerletilmesi açsısından önerilen reformlardan biri de bilimsel alt yapının (kütüphaneler, üniversiteler, araştırma merkezleri gibi bilime hizmet eden kurumlar) geliştirilmesi, bir diğeri ise bilimle uğraşan kadrolara başka mesleklere yönelmelerini gerektirmeyecek ölçüde maddi imkânların sağlanmasıdır.

Ancak Bacon’ın önerilerinin kendi ömrü boyunca karşılıksız kaldığı anlaşılıyor.

Yine de onun ardından, 1660’da doğa bilimlerini geliştirmeye yönelik kurulan The Royal Society bir nevi onun çocuğu sayılabilir.

  • Künye: Francis Bacon – Tahsilin İlerletilmesi, çeviren: Özgüç Orhan, Albaraka Yayınları, eğitim, 400 sayfa, 2023

Max J. Charlesworth – Platon’dan Derrida’ya Felsefe ve Din (2023)

  • Felsefe ve din arasında nasıl bir ilişki var?
  • Felsefe dinin hizmetçisi mi?
  • Görevi onu savunup temellendirmek mi?
  • Felsefenin amacı bizi dinî bir dünya görüşüne ve yaşam tarzına ulaştırmak mı?
  • Yoksa bu ikisinin alanları tamamen ayrı mı olmalı?
  • Belki de felsefenin görevi imanın imkân koşullarını belirlemektir sadece.
  • Peki ya postmodernist bir din felsefesi mümkün mü?

Avustralyalı filozof Max Charlesworth bu eserinde, Platonculuktan Aristotelesçiliğe, Kantçı devrimden çağdaş Wittgensteincı analiz ve postmodernizm akımlarına kadar uzanan felsefi serüven boyunca, din ile felsefe arasındaki ilişkiye dair bütün bu seçeneklerin nasıl değerlendirildiğini ayrıntılı ve net bir biçimde gösteriyor.

İskenderiyeli Philon’dan Kierkegaard’a, Augustinus’tan Heidegger ve Derrida’ya uzanan bu felsefi serüvende din felsefesi yapma tarzları sade bir dille ele alınıyor.

Felsefi düşüncenin bütüncül ve tarihsel bir bakış açısına ulaşmaya çalışan herkes için bir başucu kitabı.

  • Künye: Max J. Charlesworth – Platon’dan Derrida’ya Felsefe ve Din, çeviren: Kevser Çelik, Fol Kitap, felsefe, 296 sayfa, 2023

Betül Çotuksöken – Antropontoloji (2023)

Dünyaya ve bilgiye yönelişin temelinde insan varoluşunun her şeyi belirlediği yadsınamaz.

İnsanın varoluşu ise arada kalmışlıkla karakterize olur.

Dışdünya-düşünme-dil arasındaki ilişkileri inceleyen bir etkinlik olarak felsefe de hiç kuşku yok ki “tarihsel özne”nin, bu arada kalmışlığı yaşayan insanın ürünüdür.

İşin bir de diğer tarafı var: varolanlar dünyası.

Varolanları, var dediğimiz şeyleri yalnızca dışdünya boyutuna sıkıştırmayıp buna dilin ve düşünmenin ürünlerini de eklediğimizde, daha geniş bir perspektife sahip bir ontolojiye (varlıkbilgisine) duyulan ihtiyaç daha da artacaktır.

Uzun yıllardır insan, varlık, bilgi, dil felsefesi ve etiğin temel sorunlarıyla uğraşmakta olan Betül Çotuksöken, bu kitabında işte bu iki ucu bir araya getiren yeni bir kavramla karşımıza çıkıyor: antropontoloji.

Antropontoloji, insanın nasıl bir varlık olduğunu, onun söylemini ya da tarihselliğini ihmal etmeden varlığın bilgisine olan yönelimi ifade eden bir kavram.

Bu bakımdan, felsefi bir bakış açısı olduğu kadar felsefenin temel bir disiplini… Betül Çotuksöken bu kitabıyla insana, bilgiye ve dış dünyaya dair tüm konulara yeni bir gözle bakmayı öneriyor…

  • Künye: Betül Çotuksöken – Antropontoloji: Ya Da İnsan-Varlık Bilgisi, Alfa Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2023

Jonathan Glover – Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma (2023)

Uygulamalı etik, ahlaki psikoloji ve biyoetik alanlarına yaptığı önemli katkılarla tanınan İngiliz filozof Jonathan Glover, ‘Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma’ kitabında, yaşam ve ölümü sarmalayan karmaşık ahlaki ve etik soruları ustalıkla irdeliyor.

Glover, okurları ötanazi, kürtaj, intihar, idam cezası ve savaş gibi konuların ardındaki inceliklere yönelik düşünmeye sevk eden bir yolculuğa çıkarırken, hayat kurtarmanın ahlaki yükümlülüklerini de ele alıyor.

Titiz bir analiz ve insan deneyimlerine duyarlılığın kendine özgü uyumuyla çağdaş ahlak felsefesinde ufuk açan kitap; önyargıları yeniden değerlendirmeye ve insanın varoluşunu tanımlayan ahlaki ikilemler hakkında anlamlı bir diyaloğa girmeye davet ediyor.

  • Künye: Jonathan Glover – Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma: Kürtaj, Bebek Öldürme, İntihar, Ötanazi, İdam Cezası, Savaş ve Diğer Ölüm-Kalım Meselelerine Dair Ahlaki Sorunlar, çeviren: Murat Öznaneci ve Dilşad Karakurt, Akademim Yayıncılık, felsefe, 344 sayfa, 2023

 

Michael Della Rocca – Spinoza (2023)

Metafiziğiyle ün kazanmış olan Spinoza insan zihninin ve duygularının anlaşılmasına, ahlak ve siyaset felsefelerine muazzam katkılar yaptı.

Michael Della Rocca, okuru Spinoza’nın yaşamı hakkında kısaca bilgilendirdikten sonra onun felsefesini açıklamaya girişiyor: töz metafiziği ve Spinoza’nın tüm felsefi sisteminin merkezinde yer alan, tanrının tek bağımsız töz olduğu savı; insan zihnine ve zihnin beden ile ilişkisine dair açıklaması; insanların kendilerini korumaya eğilimli oldukları teorisi; özgür irade kavramı dâhil en meşhur çalışması ‘Etika’; ve devlet, din ve Kutsal Kitap’a dair yazıları.

Della Rocca kitabını Spinoza’nın mirası ve Hume, Hegel ve Nietzsche gibi modern filozofların onun meydan okuyuşuna nasıl yanıt verdiklerini ele aldığı bir sonuç bölümüyle bitiriyor.

‘Spinoza’, dev filozof ile ilk kez karşılaşanlar için olduğu kadar onun düşüncesine aşina olanlar için de ideal bir kaynak.

Felsefeyi iyi okumak isteyen herkes için birebir.

  • Künye: Michael Della Rocca – Spinoza, çeviren: Berk Yaylım, Say Yayınları, felsefe, 408 sayfa, 2023

Georges Canguilhem – Yaşam Bilgisi (2023)

Biyoloji ve modern tıptaki dönüşümler yaşam kavrayışlarımızı nasıl şekillendirdi?

Felsefi kavramlar ve bakış açıları biyolojik fikirleri ve deney çalışmalarını nasıl etkiledi?

Birbirine çok uzak disiplinler olarak tasavvur edilen felsefe ve tıp/biyoloji arasındaki etkileşimler nasıl gerçekleşti?

Genetik devrimin şafağında yayınlanan ‘Yaşam Bilgisi’, hücre teorisinin tarihini, organizmaya dair mekanik anlayışlara yakınlaşmamızı ve uzaklaşmamızı, bilim ve nesnelerindeki normalliğin doğasını ve hatta canavarları ele alarak bu sorulara kendi özgünlüğüyle cevap veriyor.

‘Yaşam Bilgisi’, bir bilim olarak biyolojinin yapısını inceliyor.

İlk olarak biyolojide yöntemin incelenmesi, ardından hücre teorisinin tarihi ve son olarak felsefe ve biyoloji arasındaki ilişki olmak üzere üç bölüme ayrılan kitabın ana tezi, canlının fiziko-kimyasal yasalara indirgenemez olduğu ve yapay bir makine olarak anlaşılamayacağıdır.

Michel Foucault, François Jacob, Louis Althusser ve Pierre Bourdieu gibi düşünürlerin çalışmalarındaki izlerinden anladığımız kadarıyla Georges Canguilhem, hem Fransız felsefesi hem de bilim felsefesi üzerinde muazzam bir etki bıraktı.

Yirmi yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu eser, modern biyolojinin doğuşundan geçen yüzyılın ortasına kadar meydana çıkan felsefi muğlaklıkları ve sorunları işleyerek epistemolojik bir tarihsel analiz de sunuyor.

  • Künye: Georges Canguilhem – Yaşam Bilgisi, çeviren: Adem Beyaz, Kolektif Kitap, felsefe, 256 sayfa, 2023

Peter Sloterdijk – 20. Yüzyılda Ne Oldu? (2023)

Çağdaş düşünür Peter Sloterdijk, önceki yüzyılın bizlere miras bıraktığı yükleri, öğretileri ve umutları farklı perspektiflerden irdeliyor.

Okurlarını ters köşeye yatırmayı seven yazar, insanlık tarihine savaş, kıyım ve devrimleriyle damgasını vuran aşırı yüklü bu yüzyılı alışıldık tarihsel ya da ideolojik bakış açılarıyla ele almaz; çünkü kendi deyişiyle olaylara ve ideolojilere odaklanarak 20. yüzyılı anlamak olası değildir.

Sloterdijk’a göre 20. yüzyılın baskın motifi, hakikati burada ve şimdi dolaysızca harekete geçirme iradesi olarak kendini gösteren şeydir.

Geçmiş yüzyılı anlamak için ekonomiden felsefeye tüm alanlarda tümden yeni yaklaşımlara gereksinim olduğunu öne süren Sloterdijk; ‘20. Yüzyılda Ne Oldu?’ ile okurları Antroposen’in anlamı, insanların evcilleştirilmesi, denizin önemi, küreselleşmenin felsefi veçheleri gibi bir dizi ilgili konunun yanı sıra Derrida ve Heidegger’in siyaseti üzerine de yeniden düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Peter Sloterdijk – 20. Yüzyılda Ne Oldu?, çeviren: Mustafa Tüzel, Tellekt Kitap, siyaset, 280 sayfa, 2023