Jacqueline Godfrind – Kadınlık Kadınlara Nasıl Gelir? (2014)

Toplumun, cinsiyetleri tarifleme yaklaşımının en büyük mağdurları, kadınlar.

Jacqueline Godfrind, psikanalitik bir yaklaşımla, kadınlığın toplumsal ve ruhsal alanlardaki yapılanışının kaynakları üzerine düşünüyor.

Çalışma, şimdiye dek ağırlıklı olarak erkek analistlerin gözünden yorumlanmış kadınsı kimlikle hesaplaşmasıyla önemli.

  • Künye: Jacqueline Godfrind – Kadınlık Kadınlara Nasıl Gelir?, çeviren: Levent Mete, Bağlam Yayınları

Pierre Bourdieu – Eril Tahakküm (2014)

Ünlü düşünür Pierre Bourdieu’den, eril düzenin tarihsel yapıları ile bunun bilinçli ya da bilinçsiz izdüşümlerine dair, daha sonra söz konusu alanda yapılmış birçok çalışmaya öncülük etmiş sıkı bir analiz.

Bourdieu, kendine özgü sosyo-analitik perspektifiyle, eril tahakkümün ürünü olan algılama ve değerlendirme biçimlerini en ince ayrıntısına kadar deşifre ediyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Eril Tahakküm, çeviren: Bediz Yılmaz, Bağlam Yayınları

Ayşegül Utku Günaydın – Kadınlık Daima Bir Muamma: Osmanlı Kadın Yazarların Romanlarında Modernleşme (2017)

Tanzimat sonrası siyasal ve kültürel ortam, kadın hareketine de önemli bir sıçrama imkânı verdi.

Özellikle bugünlerde, Osmanlı’nın son döneminde kadın hareketinin durumuna dair yoğun bir ilgi gözleniyor.

İşte Ayşegül Utku Günaydın da, Osmanlı’nın sancılı modernleşme sürecini kadın yazarların yapıtları bağlamında derinlemesine inceliyor.

Halide Edib Adıvar’ın ‘Heyûlâ’ romanında yer alan “Kadınlık daima bir muamma!” cümlesinden adını alan kitap,

  • Tanzimat sonrası reformlarla kadın hareketinin yükselişini,
  • Bu dönemde yaşanan siyasal ve kültürel gelişmeleri,
  • Kadın olarak yazmanın toplumsal, politik ve kültürel anlamlarını,
  • Kadın kimliğini simgeleştirmede toplumsal cinsiyetin rolünü,
  • Kadın üzerindeki baskı mekanizmalarını ve kadını yalnızlaştırma çabalarını,
  • Ve modernleşme sürecinde zorlu aşamalardan geçen kadın kimliğinin oluşumunu detaylı bir bakışla tartışıyor.

Günaydın bunu yaparken de, Zafer Hanım, Fatma Aliye’, Selma Rıza Feraceli, Emine Semiye, Fatma Fahrünnisa, Güzide Sabri Aygün, Halide Edib Adıvar, Nezihe Muhiddin, Müfide Ferit Tek, Suat Derviş ve Halide Nusret Zorlutuna’ya ait toplam otuz romanını ele alıyor.

Kitap, modernleşmenin önemli simgelerinden biri olagelmiş, ayrıca derin bir toplumsal değişimin izlerini yansıtan kadınlık ve kadın kimliği üzerine sağlam bir çalışma.

  • Künye: Ayşegül Utku Günaydın – Kadınlık Daima Bir Muamma: Osmanlı Kadın Yazarların Romanlarında Modernleşme, Metis Yayınları, inceleme, 240 sayfa

Julia Kristeva – Simone de Beauvoir Aramızda (2017)

Simone de Beauvoir, yaşamı ve eserleriyle (1908-1986), kendisini önceleyen ve çevreleyen kadınların özgürlük hareketlerini toparlayıp bir araya getiren, müstesna şahsiyetlerden biri.

Dilbilim, göstergebilim, psikanaliz üzerine yazıları post-yapısalcı teorinin gelişmesinde belirleyici konuma sahip olan Julia Kristeva da bu kitabında, Simone de Beauvoir’ın hayatı ve çalışmaları ekseninde, kadınların dünya çapındaki özgürlük mücadelelerinin izini sürüyor.

Kristeva,

  • Simone de Beauvoir’ın çalışmalarıyla ortaya koyduğu antropolojik devrimin nitelikleri,
  • Beauvoir’ın güncel mirası,
  • Beauvoir’dan önce ve sonra feminist kuramın geçirdiği dönüşümler,
  • Çin’de kadın hakları hareketinin gelişimi,
  • Ve Pakistan’da köktenciliğe karşı Malala Yusufzay’la simgeleşen kadın mücadelesi gibi önemli konu ve meseleleri ele alıyor.

Kristeva bu konuları irdelerken, nüansları ve güncelliğiyle bizi sorgulamaya ve şaşırtmaya devam eden Beauvoir’ın kurucu deneyimini yeniden ve derinlemesine keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Julia Kristeva – Simone de Beauvoir Aramızda, çeviren: Özgü Berksoy, Sel Yayıncılık, kadın çalışmaları, 118 sayfa

Carole Pateman – Cinsel Sözleşme (2017)

Erkeklerle kadınlar bir zamanlar tümüyle eşitken, ne oldu da erkekler özgür, kadınlar tabi hale geldiler?

Carol Pateman’ın, artık bir klasik olarak kabul edilen bu önemli kitabı, bu eşitsizliği sağlayan toplumsal sözleşmenin ortaya çıkışını ve bunun üzerine inşa edilen koskoca tarihi maharetli bir perspektifle gözler önüne seriyor.

Pateman, ilk sözleşmenin nasıl olup da erkeklerin kadınlara egemen olmasını sağladığını tartışırken, özünde eşitlikçi olduğunu öne süren toplumsal sözleşmenin gerçekte bir siyasi kurgu veya hipotezden öne geçemediğini ortaya koyuyor.

Pateman bu sorgulamayı da, cinsel sözleşmenin kadın tabiyetini esas alan mahiyetlerini evlilik, kölelik, iş, fahişelik, taşıyıcı annelik gibi olguları merkeze alarak yapıyor.

Aynı zamanda feminist yaklaşımların kimi sorunlu yönlerine, ayrıca bu konuya odaklanan güncel siyasi akla da eleştirel yaklaşan Pateman, eşitlik ilkesine uygun yeni bir toplumsal ve cinsel sözleşmenin imkânları üzerine düşünüyor.

Kitabın siyaset bilimi, siyaset felsefesi, kadın çalışmaları, feminizm, sosyoloji ve hukuk gibi alanlarda çalışanlar için önemli bir kılavuz olduğunu ayrıca belirtmeliyiz.

  • Künye: Carole Pateman – Cinsel Sözleşme, çeviren: Zeynep Alpar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, toplumsal cinsiyet, 346 sayfa

Meral Harmancı McDermott – Bastırılanın Geri Dönüşü (2016)

Eril tarihin ısrarla görmezden geldiği kadınların izini süren, onları mahkûm edildikleri karanlıktan çıkaran değerli bir çalışma.

Meral Harmancı McDermott ‘Bastırılanın Geri Dönüşü’nde, Osmanlı’nın son yılları, Tanzimat ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşamış ve bugün neredeyse kimsenin bilmediği feminist kadın oyun yazarlarını anlatıyor.

Kadınların kendi tarihlerini oluşturabilmeleri açısından önemli bir kaynak vazifesi görecek çalışma, ele aldığı kadınları yalnızca üretimleriyle değil, aynı zamanda yaşadıkları çağın kendine has dinamikleri içinde de ele alıyor.

Yalnızca tiyatro çalışmaları alanında değil, feminist çalışmalar, kadın araştırmaları, kadın tarihi açısından da önemli bir kaynak.

  • Künye: Meral Harmancı McDermott – Bastırılanın Geri Dönüşü: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Kadın Oyun Yazarlarında Toplumsal Cinsiyet, Habitus Kitap, tiyatro, 320 sayfa

Diana Scully – Cinsel Şiddeti Anlamak (2014)

Tutuklu tecavüzcü erkeklerin dünyasına inerek, erkeklerin kadınlara yönelttiği cinsel şiddetin nedenlerini irdeleyen sağlam, derinlikli bir sosyoloji çalışması.

Bizzat mahkûm tecavüzcülerle yapılan görüşmelere dayanan kitap, cinsel şiddetin, kökeni erkek egemen kültürde yatan yaygın bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Diana Scully – Cinsel Şiddeti Anlamak, çeviren: Şirin Tekeli ve Laleper Aytek, Metis Yayınları

Kolektif – Medyada Cinsiyetçiliğe Son (2008)

MEDİZ, medyada cinsiyetçilikle mücadele etmeyi amaçlayan 23 kadın örgütünün desteğiyle başlatılan bir proje.

Kadınların cinsiyetlerinden ötürü ayrımcılığa uğramamaları, medyada bağımsız ve bütünlüklü bir biçimde temsil edilmeleri, yönetici pozisyonlarda kendilerine yer açılması ve cinsiyetçi olmayan bir medya etiğinin oluşturulması, projenin başlıca hedefleri.

İşte elimizdeki araştırma, bu yılın mayıs aylarında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansa sunulan, medyada cinsiyetçilik temalı bildirilerden oluşuyor.

Türkiye medyasının cinsiyetçi anlayışını örnekler üzerinden kanıtlayan araştırma, “Medya nasıl cinsiyetçi olmaz?” sorusundan hareketle, cinsiyet ihlallerinin olmadığı bir medyanın imkânları üzerine düşünüyor.

  • Künye: Kolektif – Medyada Cinsiyetçiliğe Son, Medya İzleme Grubu, medya, 380 sayfa

Kolektif – İslâmî Feminizmler (2014)

Feminizmi yalnızca Batı’ya ait gören yaygın inanca güçlü bir yanıt.

Hem de tümü İslâmî ülkelerde doğmuş kadınların yazılarıyla.

Dinin, kadın bedenini sömürgeleştirerek ataerkiye nasıl hizmet ettiğini tamı tamına kavrayan ve egemen feminizm anlayışına yeni ve güçlü bir boyut kazandıran tafsilatlı bir tartışma.

  • Künye: Kolektif – İslâmî Feminizmler, derleyen: Zahra Ali, çeviren: Öykü Elitez, İletişim Yayınları, feminizm, 204 sayfa

Sibel Hürtaş – Canına Tak Eden Kadınlar (2014)

Bu ülkede erkeğin pervasız şiddeti dur durak bilmiyor.

İşin vahim yönü, bu şiddet artık kanıksanmış durumda.

Fakat buna eyvallah demeyenler de var.

Sibel Hürtaş bu kitabında, bu toprağın derinlerine dek işlemiş şiddeti, kocalarını öldüren kadınların hikâyelerini izleyerek gözler önüne seriyor.

Devlet erki, yasalar ve polis, erkek şiddetinin üstesinden gelmekte acizken, bu şiddetin hedefindeki kadınların artık canına tak ediyor.

Çalışma, kocalarını öldüren kadınlarla yapılan birebir görüşmelere dayanmasıyla alana büyük bir katkıda bulunuyor.

Bu kadınları cinayet işlemeye götüren toplumsal, siyasi ve kültürel etkenleri analizi açısından çok değerli ve önemli bir çalışma.

  • Künye: Sibel Hürtaş – Canına Tak Eden Kadınlar, İletişim Yayınları, kadın, 192 sayfa