Andrew Mearman – Heterodoks İktisat Kavramlarının Öğretilmesi (2024)

Lisans düzeyindeki iktisat öğretiminde, çağdaş ekonominin (günümüz kapitalizminin) durumunu açıklamada yetersiz kalan bir eğitim programı kullanılmaktadır.

Bu durum, sadece Türkiye’deki üniversiteler için değil, birkaç istisna dışında dünyadaki bütün üniversiteler için geçerlidir.

Bunun çeşitli sebepleri vardır: eğitimin güç ilişkileriyle doğrudan bağlantısı, eğitim verenin öğretimin içeriğini değiştirmekten tembellik ya da bilgi yetersizliği nedeniyle kaçınması, ayrıksı bir öğretim içeriğinin öğrencilere fayda sağlamayacağının düşünülmesi bu sebeplerden bazılarıdır.

“Anaakım” iktisat olarak adlandırılan ve iktisadın tamamını temsil etmeyen bir bakış açısının, belirli yöntem ve varsayımlar tekelinin bir ürünü olan bu eğitim programının çoğulcu bir yaklaşımı temel alarak değiştirilmesi elzemdir.

Zira bu eğitim programı, eğitenleri ve eğitilenleri bir çeşit bilimsel körlüğe iter, gerçeklik ya da var olan koşullar anaakım iktisadın yöntem ve varsayımlarına sadık kalarak kavranmaya, açıklanmaya çalışılır.

Bu çalışma, ilgili bilimsel körlüğü ortadan kaldıracak üç farklı program önerisi sunmakta:

  • Ortodoks Bir Modülü Zenginleştirmek
  • Alternatif Bir Düşünce Sistemine Odaklanan Bir Modül Oluşturmak
  • Ortodoks ve Heterodoks İktisadı Paralel Olarak Öğretmek

Künye: Andrew Mearman – Heterodoks İktisat Kavramlarının Öğretilmesi, çeviren: Eren Kırmızıaltın, Heretik Yayıncılık, iktisat, 126 sayfa, 2024

Kolektif – İktisadi Hayatın Sosyolojisi (2024)

‘İktisadi Hayatın Sosyolojisi’, iktisadi eylemlerin sosyal bağlamla nasıl iç içe geçtiğini ve iktisadi süreçlerin toplumsal yapılarla nasıl şekillendiğini anlamaya yönelik derinlemesine bir keşif sunuyor.

Mark Granovetter ve Richard Swedberg’in derlediği bu eser, iktisat ve sosyoloji disiplinlerini harmanlayarak, bireylerin ve kurumların iktisadi kararlarını belirleyen sosyal ağları, normları ve tarihsel bağlamları inceliyor.

Kitap, Granovetter’in Gömülülük Teorisi ve sosyal ağlar üzerine çığır açıcı fikirleriyle, iktisadi davranışların bireysel değil, toplumsal dinamiklerle nasıl biçimlendiğini gözler önüne seriyor.

Ayrıca Pierre Bourdieu, Karl Polanyi ve Viviana Zelizer gibi iktisat sosyolojisinin literatürünü oluşturan pek çok ismin makalelerini içeriyor.

  • Künye: Kolektif – İktisadi Hayatın Sosyolojisi, derleyen: Mark Granovetter, Richard Swedberg, çeviri: Kolektif, Alfa Yayınları, sosyoloji, 824 sayfa, 2024

Liah Greenfeld – Kapitalizmin Ruhu (2024)

‘Kapitalizmin Ruhu’, ne iktisatçıların ne de iktisat tarihçilerinin cevaplayabildiği temel bir iktisat sorusuna cevap veriyor: Sürekli ekonomik büyümenin nedenleri (sadece koşulları değil) nelerdir?

Başlığını Max Weber’in aynı konudaki ünlü çalışmasından alan Greenfeld, 16. yüzyıldan itibaren ekonomik faaliyetin doğasını dönüştüren ve ekonomiyi kendini geçindirmeden kâra doğru yönlendiren çığır açıcı davranış değişikliğinin ardındaki motivasyon sorununa odaklanıyor.

İngiltere, Hollanda, Fransa, Almanya, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik bilincin gelişiminin ayrıntılı bir analizi, modern, büyüme odaklı ekonominin arkasındaki motivasyonun veya “ruhun,” “rasyonel ekonomik aktörün” özgürleşmesi değil, daha ziyade milliyetçilik olduğunu iddia etmesine olanak tanıyor.

Milliyetçilik, halk kitlelerini ulusal prestij için sonu gelmez bir yarışa sokmuş ve böylece ekonomik rekabet olgusunu ortaya çıkarmıştır.

‘Kapitalizmin Ruhu’, ekonomik büyüme anlayışında bir paradigma değişikliği yaratıyor.

  • Künye: Liah Greenfeld – Kapitalizmin Ruhu: Milliyetçilik ve Ekonomik Büyüme, çeviren: Ayda Rona Aylin Altınay, Alfa Yayınları, iktisat, 544 sayfa, 2024

 

Ümit Akçay – Krizin Gölgesinde En Uzun Beş Yıl (2024)

Ekonomi politikalarındaki “U-dönüşleri” nasıl açıklanabilir?

Bu dönüşlerin siyasi ve ekonomik nedenleri nelerdir?

Ümit Akçay, Türkiye’de neoliberalizmi eleştirel olarak inceleyen iktisatçıların ön saflarında yer alıyor.

Dünya ekonomisini yakından izlemesi, Türkiye analizini teorik ve karşılaştırmalı çerçevelere oturtuyor.

Bu kitap, bu analizi Türkiye’nin 2018-2023 yıllarına taşıyor.

“Krizin gölgesinde geçen” bu dönemde izlenen iktisat politikalarına odaklanıyor.

Saray iktidarının sınıfsal bağlantıları Türkiye’de tartışılıyor.

Akçay, bu tartışmaya ışık tutacak bir döküm önermekte; sermaye gruplarının son beş yılda politika virajlarını etkileme ve onlardan etkilenme biçimlerini titizlikle araştırıyor.

Bu tabloda halk sınıfları pasif görünümdedir; ama seçim dönemeçleri, bu çaresiz konumu değiştiren dinamikleri hayata geçiriyor.

Akçay’ın Türkiye’ye ilişkin bu tespitleri neoliberalizmin yüzeysel, kaderci, katı analizine dönük örtülü bir eleştiri de içeriyor.

AKP’nin yirmi yılı aşkın iktidarı, Türkiye ekonomisinin bağımlı gelişme modelini yoğunlaştırdı.

Ümit Akçay’ın çalışması, bu modelden köklü bir dönüşümle çıkışın gerektiğini vurguluyor; sosyalistleri alternatifler üzerinde tartışmaya davet ediyor.

Kitap, Türkiye’nin 2018-2023 arasındaki çalkantılı dönemine eleştirel siyasal iktisat perspektifinden bakarak derinlemesine bir analiz sunuyor.

  • Künye: Ümit Akçay – Krizin Gölgesinde En Uzun Beş Yıl (2018-2023): Türkiye`de Kriz, Siyaset ve Sermaye, Doğan Kitap, siyaset, 264 sayfa, 2024

Andrew Leigh – Kısa İktisat Tarihi (2024)

Bu küçük kitap büyük bir hikâye anlatıyor.

‘Kısa İktisat Tarihi’ antik çağlardan modern dünyaya savaşın, yeniliklerin ve toplumsal dönüşümün ardındaki gizli ekonomik güçleri ortaya çıkarırken, kapitalizm ve piyasa sisteminin nasıl ortaya çıktığının izini sürüyor ve ekonomi disiplinini şekillendiren temel fikirleri ve kişileri tanıtıyor.

Andrew Leigh, Monopoly oyununun kökenlerini, sabanın icadının neden cinsiyet eşitsizliğine yol açtığını, bazı hastalıkların sömürgeciliğin kalıplarını nasıl şekillendirdiğini, gökdelenin ilk olarak Amerikan kentlerinde ortaya çıkmasının nedenlerini ve çok daha fazlasını ortaya koyuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Birçoğumuz iktisat araştırmacısı olmayacağımıza göre iktisadın bize en büyük katkısı, daha iyi bir hayat yaşamamıza yardımcı olmasıdır. Bir konuda kararsız kaldığınızda maliyetler ile faydaları kıyaslayın. Fırsat maliyetlerini dikkate alın; nelerden vazgeçiyorsunuz? Marjı da düşünün; bir şeyden bir tane daha almanıza değip değmeyeceğini kendinize sorun. Elbette dışsallıkları, yani kararlarınızın diğer insanlara olumlu ya da olumsuz etkilerini de değerlendirmeyi unutmayın. Eğitimden girişimciliğe, sosyalleşmekten hisse piyasasına, her alanda iktisat daha iyi bir hayat yaşamanızı sağlayabilir.”

  • Künye: Andrew Leigh – Kısa İktisat Tarihi, çeviren: Ramazan Kılınç, Say Yayınları, iktisat, 224 sayfa, 2024

Öner Günçavdı – Nasıl Büyüdük? (2024)

Öner Günçavdı bu çalışmasında, 2017 yılına kadar olan zaman zarfında AKP iktidarının uyguladığı ekonomik büyümenin teorik temellerini inceliyor.

Bu dönemden sonra ekonominin maruz kaldığı dışsal şokların etkisiyle ortaya çıkan kurumsal dönüşümün ekonomide yol açtığı sonuçlar, bu kitaba dahil edilmemiş.

Kuralların yerine daha çok durumsal yönetimin öne çıktığı bugünün Türkiyesi’nde herhangi bir büyüme pratiğinin tutarlı teorik bir çerçeve içinde ele alınması neredeyse imkânsız.

Bu kitapta, bir dönem başarılı bulunan ekonomik uygulamaların, aslında bugünkü sorunlarımızın kaynağını oluşturduğu analitik bir çerçevede anlatılıyor.

O günlerde amaçlanan yüksek büyümenin büyük ölçüde dışarıdan borçlanılan mali kaynaklarla, yapılan harcama tercihlerinin ve uygulanan para politikasının kurumsal çerçevesinin de sonucu olduğu gösteriliyor.

Ayrıca ‘Nasıl Büyüdük?’ ekonomi öğrencileri ile ekonomiye ilgi duyan ve AKP’nin ilk yıllarındaki ekonomik büyümenin nedenlerini ve doğurduğu sonuçları anlamak isteyenler için kaynak niteliğinde.

Kitap, Türkiye’nin 21. yüzyılda ekonomik performansını alışılagelenden farklı bir gözle değerlendiren, beraberinde kullandığı teorik araçları da okuyucuya tanıtan özgün, kapsamlı ve öğretici bir çalışma.

Özellikle ülkenin iki ezeli (ve ebedi) sorunu, yani enflasyon ve dış açıkla büyüme dinamikleri arasındaki karşılıklı karmaşık ilişkiler üzerine önemli gözlem ve analizler sunuyor.

Türkiye ekonomisi son yirmi yılda bir yandan büyürken öte yandan da önemli yapısal sorunlar biriktirdi.

Günçavdı ayrıntılı ve özgün araştırmalarıyla bu gelişmeleri en yakından izleyen iktisatçılardan biri.

Bu çalışmasında son dönemde derinleşen iktisadi sorunların uzun dönemli nedenlerini inceliyor, izlenen politikaların, yapılan siyasi ve iktisadi tercihlerin sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Hem bugünkü Türkiye ekonomisini daha iyi anlayabilmek hem de yaşadığımız sorunların nedenlerini doğru teşhis edebilmek ve bunların nasıl aşılabileceği konusunda daha sağlıklı düşünebilmek için okunması gereken önemli bir kitap.

  • Künye: Öner Günçavdı – Nasıl Büyüdük?: 2001 Sonrası Ekonomik Büyümenin Analitik Bir İncelemesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 298 sayfa, 2024

Pyotr Alekseyeviç Kropotkin – Tarlalar, Fabrikalar ve Atölyeler (2024)

Kropotkin, en önemli eseri sayılan ve bugün de geçerliliğini koruyarak tarım ve küçük ölçekli sanayiler üzerine bilimsel araştırma yapanlar için çok zengin bir ansiklopedik bilgi kaynağı olmaya devam eden bu kitabında, daha sürdürülebilir ve eşitlikçi bir toplum yaratmak için insanları sıkıcı ve anlamsız işlerde çalışmaya zorlayan katı bir iş bölümü yerine tarımın sanayi ile zihinsel emeğin de beden gücüyle birleştirilmesi fikrine dayalı bir toplumsal örgütlenme modeli ortaya koyuyor.

Kropotkin, bu farklı emek biçimlerinin birbirinden ayrılmasının emekçilerin sömürülmesine, çevrenin bozulmasına ve zenginliğin bir azınlığın elinde toplanmasına yol açtığını savunurken, yerel toplulukların ihtiyaçlarına öncelik verecek, rekabet yerine iş birliğine dayanan ve karşılıklı yardımlaşmayı teşvik eden yerinden yönetimli, ürün ve gıda üretiminde kendi kendine yeterli olarak ithalat ve ihracatı devre dışı bırakan bir üretim sistemi öneriyor.

  • Künye: Pyotr Alekseyeviç Kropotkin – Tarlalar, Fabrikalar ve Atölyeler, çeviren: Murat Erenel, Öteki Yayınevi, siyaset, 454 sayfa, 2024

Claude Meillassoux – Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler (2024)

‘Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler’ kitabını antropoloji ve iktisadın kesişiminde önemli kılan nedir?

Hiç kuşkusuz, teorik ve ampirik ayakları güçlü bir çifte köprü kurması: bir yandan, kendi kendine yeterli tarımsal topluluklar özelinde üretim ve üreme ilişkileri arasında (Birinci Bölüm), diğer yandan da bu topluluklarda üretilen/yeniden üretilen emek gücünün ve artı emeğin mevsimlik göçler yoluyla kapitalist sistem tarafından hem artı değer hem de emek rantı biçiminde sömürülmesi ve modern kölelik formları arasında (İkinci Bölüm).

Geçimlik besin üretimi ve üreticilerin yeniden üretimi gibi, insan faaliyetinin en belirleyici yönlerinden hareket eden ve bu manada diyalektik materyalizmin en yaratıcı örneklerinden birini sunan Claude Meillassoux, çalışmasında Lévi Strauss’un yapısalcılığının keskin bir eleştirisine de girer.

Kadın, yapısalcı antropoloji dâhilinde sadece ittifak temelli mübadelelerin konusu olarak ele alınırken, burada bir üretim ilişkisine dönüşmüş üreme ilişkilerinin, babayanlı soy ilişkilerinin tesisinde üreme fonksiyonu gereğince aranan, el konulan, boyun eğdirilen bir figür; eril bir kolektif siyasal girişimin nesnesi olarak karşımıza çıkar.

Bu açıdan bakıldığında, ‘Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler’, Marksizm ile uzlaşılabilecek bir feminizm ve feminizm ile uzlaşabilecek bir Marksizm için, tıpkı toplumsalın ve sömürünün karmaşık kıvrımları hususunda naif olmaması gereken bir teorinin yapması gibi, iyi tasarlanmış bir başlangıç noktası teşkil eder.

  • Künye: Claude Meillassoux – Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler, çeviren: Levent Ünsaldı, Heretik Yayıncılık, antropoloji, 267 sayfa, 2024

Mark Koyama, Jared Rubin – Dünya Nasıl Zenginleşti? (2024)

Bugün, atalarımızdan çok daha zenginiz ve bu servetimizin neredeyse tamamını son iki yüzyılda kazandık.

  • Peki, bu zenginliği nasıl elde ettik?
  • Zenginlik bir kader mi yoksa bir dizi etkenin bir araya gelmesinin sonucu mu?
  • Sanayi Devrimi neden 18. yüzyıl Britanyası’nda başladı?
  • Bazı ülkeler neden yenilikleri takip etme ve ekonomik büyüme konusunda geride kaldı?

Tüm bu sorulara onlarca yıldır cevaplar aranmış ve birçok önemli düşünür tarafından teoriler geliştirilmiştir.

Ekonomi tarihi uzmanlarından Jared Rubin ve Mark Koyama, ‘Dünya Nasıl Zenginleşti?’ kitabında bu soruları, bugüne kadar yapılmış araştırmaları ve ortaya konulan tüm teorileri inceleyerek cevaplıyor.

İlk olarak mevcut teorilere değinen yazarlar; coğrafyanın, iklimlerin, siyasi kurumların, kültürlerin, demografik yapının ve sömürgecilik faaliyetlerinin ekonomik büyümedeki rollerini tarihten örnekleriyle ele alıyor.

Dahası ‘Dünya Nasıl Zenginleşti?’ geçmişin, toplumların yoksulluktan nasıl kurtulabileceklerine dair bir rehber olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu kitap, dünyadaki ekonomik büyüme ve yoksulluğun geleceğini merak edenler için eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Mark Koyama, Jared Rubin – Dünya Nasıl Zenginleşti?, çeviren: Uğur Gülsün, Antre Kitap, ekonomi, 400 sayfa, 2024

Jacob Goldstein – Paranın Öyküsü (2024)

Para, yalnızca hepimiz ona inanmayı kabul ettiğimiz için işe yarar.

Jacob Goldstein Antik Yunanistan’da madeni paranın ortaya çıkışından, 16. yüzyılda Amsterdam’da oluşan ilk borsaya ve 21. yüzyılda gölge bankacılığın ortaya çıkışına kadar paranın toplumları şekillendiren faydalı bir kurgu olduğunu gösteriyor.

Hikâyenin merkezinde parayı yeniden tasarlayan düşünürler ve dünya liderleri bulunuyor.

Moğol İmparatoru Kubilay Han kâğıt parayı yarattı, bir kumarbaz ve katil olan John Law Fransa’ya modern parayı getirdi.

Bir grup bilgisayar programcısı Bitcoin’in yolunu açtı.

Hepsinin de farkına vardığı tek bir şey vardı: Neyin para sayıldığı ya da sayılmadığı yaptığımız seçimlerin bir sonucudur.

İlginç ayrıntılarla dolu ‘Paranın Öyküsü’, bu seçimlerin hikâyesidir.

  • Künye: Jacob Goldstein – Paranın Öyküsü: Uydurma Bir Şeyin Gerçek Hikâyesi, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, iktisat, 248 sayfa, 2024