Dikmen Yakalı Çamoğlu – Kaynana Ne Yaptı, Gelin Ne Dedi? (2017)

  • KAYNANA NE YAPTI, GELİN NE DEDİ?, Dikmen Yakalı Çamoğlu, İletişim Yayınları, kadın, 216 sayfa

Erken Cumhuriyet döneminde (1923-1950’ler) evlenme yoluyla edinilen kadınlar arası akrabalık ilişkilerine odaklanan, Türk ailesine ve genel olarak aile kurumuna kuramsal bir yaklaşım getiren özgün bir çalışma. Dikmen Yakalı Çamoğlu burada aile hikâyelerinin nasıl kurulduğunu, aile fertleri arası ilişkilerdeki “güç” olgusunun neyle ve nasıl kurulduğunu, kimlerin bu hikâyelerden ve hangi gerekçelerle dışlandığını, aile büyüklerinin ne gibi nitelikleriyle aile hikâyelerinde kendilerine yer bulduklarını ve bunun gibi pek çok önemli ayrıntıyı irdeliyor. Sağlam bir kuramsal çerçeve ve mülakatlarla zenginleşen; romanlardan alıntılar ve popüler kültürden örneklerle beslenen kitap, bildiğimiz aile olgusunu farklı bir gözle ele alıyor. Keyifli ve ufuk açıcı bir çalışma.

Kolektif – Bir Annenin Doğuşu (2014)

  • BİR ANNENİN DOĞUŞU, Daniel N. Stern, Nadia Bruschweiler-Stern ve Alison Freeland, çeviren: Meltem Aydoğdu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 165 sayfa

Kapsamlı klinik deneylere dayanan ‘Bir Annenin Doğuşu’, bir annenin gebeliğin ilk aylarından doğum sonrasına kadarki süreçte yaşadığı psikolojik dönüşümleri saptıyor. Kitap, kadının bir anne olarak bedensel, duygusal, bilişsel, ilişkisel ve sosyal düzeyde dönüşümü ve bu dönüşüm esnasında yaşadıklarını ortaya koymasıyla, alana dair nitelikli bir çalışma. Bebeğin evliliğe ve aileye etkilerini de araştıran yazarlar; prematüre ve engelli bebek ile evlat edinme durumunu, erkeğin bir koca ve baba olarak bu süreçteki konumunu ve annenin bebek bakımı ve kariyer arasında yaşadığı bocalamaları detaylı bir şekilde irdeliyor.

Zümrüt Sönmez – Savaşın Kadınları (2008)

  • SAVAŞIN KADINLARI, Zümrüt Sönmez, Yarımada Yayınları, tarih, 164 sayfa

Zümrüt Sönmez, tam adı, ‘Kızıl Toprak Ak Yemeni Savaşın Kadınları’ olan bu çalışmasında, Çanakkale Savaşı’nda cephede savaşan veya cephe gerisinden destek sunan kadınların hikâyelerini anlatıyor. Kitapta, kimi zaman cephede savaşan, kimi zaman erkek kılığına giren, kimi zaman da cephe gerisinde askerler için elbise diken, böylece bir şekilde mücadeleye katkıda bulunan kadınların yaşadığı zorluklar anlatılıyor. Zeynep Mido Çavuş, Mücahide Hatice Hanım, Safiye Hüseyin Elbi ve Nezahat Onbaşı, bu mücadeleye katkı sunmuş kadınlardan birkaçı olarak karşımıza çıkıyor. Çalışma, kadının Çanakkale Savaşı’ndaki rolüne dair değerli bir kaynak.

Burcu Hatiboğlu – İmkânsız Medeniyet (2017)

  • İMKÂNSIZ MEDENİYET, Burcu Hatiboğlu Eren, Ayizi Kitap, inceleme, 144 sayfa

Kentsel dönüşüm, bilhassa AKP’nin iktidar yıllarında yoğunluklu olarak gündemimizde yer aldı ve göründüğü kadarıyla uzun bir süre de böyle olmaya devam edecek. Türkiye’nin her tarafının “dönüştüğü” bu sürecin, esasında açık bir rant mekanizması olduğu açık bir biçimde görülüyor. Bu kitap ise, kentsel dönüşüme farklı bir pencereden, kadınların gözünden bakıyor. TOKİ’nin Ankara’da yaptığı Aktaş Mahallesi’nden kadınların deneyimine dayanan kitap, gecekonduların çok katlı ve karmaşık TOKİ binalarıyla yer değiştirmesinin kadınların cephesinden nasıl göründüğünü gözler önüne seriyor. Eskiden bahçeli, ferah evlerin olduğu mahallelerde yaşamış kadınlar, bahçesi dahi olmayan, içine kapalı bu “steril” mekânların hayatlarını nasıl dönüştürdüğünü, kendilerini nasıl yabancılaştırdığını anlatıyor.

Waris Dirie – Anneme Mektup (2008)

  • ANNEME MEKTUP, Waris Dirie, çeviren: Nurten  Hatırnaz, Bilge Kültür Sanat Yayınları, kadın, 183 sayfa

Ünlü manken Waris Dirie’nin ‘Anneme Mektup’u, yazarın kendi geçmişini anımsama çabası olarak da düşünülebilir. Dirie’nin annesine hitap ettiği mektuplarından oluşan bu anlatı, annesi üzerinden, yaşadıkları toplumun baskısı altında ezilmiş Afrika kadınlarının çileli yaşamlarını anlatıyor. Dirie, henüz on üç yaşındayken, yaşı altmışı geçen bir adamla beş deve karşılığında evlendirilmek istenir. Evlenmemek için Somali’den kaçan Dirie, on sekiz yaşında iken, İngiliz bir fotoğrafçı tarafından keşfedilir. Ünlü bir manken olan Dirie, modellik kariyerinin ardından, Afrika’da uygulanan kadın sünnetiyle mücadele etmeye başlar. İşte kitap, bu yaşanmışlığın ayrıntılarını sunmasıyla dikkat çekiyor.

Nora Ephron – Yaşlanıyor muyum Ne? (2008)

  • YAŞLANIYOR MUYUM NE?, Nora Ephron, çeviren: Serhat Ataman, Mikado Yayınları, kadın, 137 sayfa

yaslaniyor-muyum-ne

Nora Ephron ‘Yaşlanıyor muyum Ne?’si, kadınlık durumları üzerine denemeler barındırıyor. Başta yaşlılık, yaşlılığın getirdiği bedensel-ruhsal durumlar olmak üzere, kadın-erkek ilişkileri, ebeveynlik ve tek eşlilik, bu denemelerde karşımıza çıkan konulardan birkaçı. Ephron’un bu durumlara, hem bir edebiyatçının hem de bir kadının dünyasından bakması ise, kitabın en öne çıkan yanıdır denebilir. Temelde yaşlılık gibi sıkıntılı bir konuyu işleyen bu denemelerin, yazarın kendine has mizah anlayışıyla keyifli bir okuma olarak karşımıza çıkıyor. Ephron’un senarist olduğunu ve yazdığı on iki senaryodan üçünün Oscar ödüllü olduğunu da hatırlatalım.

Ayşe Buğra ve Yalçın Özkan – Akdeniz’de Kadın İstihdamının Seyri (2014)

 

1950 AKDENIZKADIN.indd

Birçok yazarın katkıda bulunduğu çalışma, kadınların işgücüne katılım oranının dünya çapında yükselişini mümkün kılan belirleyicileri ve kadın istihdamının farklı toplumlar üzerindeki etkilerini Mısır, Türkiye, İtalya, İspanya ve Yunanistan’dan oluşan beş Akdeniz ülkesi bağlamında irdeliyor.

Kadın istihdamıyla ilgili mevcut literatürün hâkim akımlarının eleştirel bir gözle ele alındığı çalışma, ekonomik gelişim ve yapısal dönüşümlerin kadın istihdamı üzerinde yarattığı etkinin diğer faktörlerle etkileşimini ve toplumsal cinsiyet ilişkilerinin siyasal dinamikler tarafından nasıl şekillendirildiğini ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Kolektif – Akdeniz’de Kadın İstihdamının Seyri, derleyen: Ayşe Buğra ve Yalçın Özkan, İletişim Yayınları, kadın, 220 sayfa, 2014

Gizem Çelik – Öldüren Erkek(lik)ler (2017)

  • ÖLDÜREN ERKEK(LİK)LER, Gizem Çelik, Nota Bene Yayınları, toplumsal cinsiyet, 336 sayfa

olduren-erkeklikler

Türkiye’nin en yakıcı sorunlarının başında, kadına yönelik şiddet geliyor. Hatta kamuoyunda bu yönde büyük bir tepki oluştuğu halde, kadına yönelik işkence ve cinayetler azalmak yerine gün geçtikçe daha da artıyor. Gizem Çelik’in bu önemli çalışması da, eşine şiddet uygulamış cezaevindeki erkeklerin dünyasını gözler önüne sermesi açısından, alana önemli bir katkı sunuyor. Doğrudan bu erkeklerin anlatımlarıyla yol alan bu kitap, meselenin ataerkil boyutunu kapsamlı ayrıntılı bir şekilde serimliyor. Sorunu saptamakla kalmayıp, bunun çözümü konusunda öneriler de geliştiren Çelik, hem eleştirel erkeklik incelemeleri hem de toplumsal cinsiyet konularına ilişkin nitelikli bir kaynağa imza atmış.

Sedat Özkol – Dişil Yönetişim (2007)

  • DİŞİL YÖNETİŞİM, Sedat Özkol, Resital Yayınevi, kişisel gelişim, 282 sayfa

disil-yonetisim

Sedat Özkol, ‘Dişil Yönetişim’de, kadınların iş, çalışma ve hizmet dünyasında kadın kalarak başarılı olabilmelerinin ipuçlarını sunuyor. Çalışma dünyasında erkek egemenliğinin sonuna gelindiğini savunan kitap, sıranın kadınlara geldiğini, çünkü kadınların yaşadıkları dünyaya karşı, erkekler kadar gaddar olmadığını söylüyor. Kadının dünyada genel olarak maruz kaldığı hak gaspı, kitaptaki anlatımın merkezinde yer alıyor.. Özkol, bu ayrımcılığı istatistikler ve kaynaklarla verirken, kadının iş dünyasındaki varlığının, eril anlayışa ne gibi alternatifler sunacağını da sıralıyor.

Aylin Kılıç Oğuz – Fedakâr Eş – Fedakâr Anne (2007)

  • FEDAKÂR EŞ – FEDAKÂR YURTTAŞ, Aylin Kılıç Oğuz, Kitap Yayınevi, eğitim, 236 sayfa

fedakar-es-fedakar-anne

Aylin Kılıç Oğuz’un ‘Fedakâr Eş – Fedakâr Yurttaş’ adlı bu çalışması, Türkiye’nin 1970-1990 yılları arasındaki “Yurttaşlık Bilgisi” ve “Yurttaş Eğitimi” politikalarına odaklanıyor. Türkiye’de devletin, bireyi, haklarından çok sorumluluklarıyla tanımlaması, eğitim sisteminin de, her daim bireye bu “sorumluluklarını” benimsetme rolünü üstlenmesine neden oldu. Aylin Kılıç Oğuz’un kitabı, genel bir yurttaşlık tanımlamasını verdikten sonra, yurttaşlığın Türkiye serüvenini masaya yatırıyor. Kitapta en öne çıkan yön de, devlet erkinin, yurttaşlığı hak olmaktan çok, bireye yurttaşlık hakkını, “vergi vermek, askere gitmek, seçimlere katılmak” şeklindeki görev üçlemesini gerçekleştirmesi halinde tanıdığıdır. Dönemi, yurttaşlık bilgisi kitapları üzerinden değerlendiren çalışma, Türkiye’deki birey-devlet ilişkisi konusunda önemli saptamalar sunuyor.