Emel Akal – Kızıl Feministler (2011)

  • KIZIL FEMİNİSTLER, Emel Akal, İletişim Yayınları, inceleme, 315 sayfa

 

Emel Akal, nitelikli çalışması ‘Kızıl Feministler’de, 1975’te kurulan İlerici Kadınlar Derneği’nin (İKD) kadın hareketindeki yerini inceliyor. İKD, Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü ilk kez yığınsal olarak kutlayan, ilk kadın yürüyüşlerini düzenleyen bir dernek olmasıyla, Türkiye kadın hareketi tarihinde önemli bir yere sahip. Akal çalışmasına, sosyalist hareketin gelişimini ve 1970’li yıllara kadar Türkiyeli kadınların sosyalist harekette nasıl varolduklarını irdeleyerek başlıyor. Yazar devamında da, İKD’nin nasıl kurulduğunu, sosyalist solda kadın sorunuyla ilgili yapılan değerlendirmeleri ve derneğin faaliyetlerini ele alıyor.

Pervin Erbil – Kibele’den Pandora’ya (2007)

  • KİBELE’DEN PANDORA’YA, Pervin Erbil, Arkadaş Yayınevi, inceleme, 207 sayfa

 

Araştırmacı yazar Pervin Erbil’in ‘Kibele’den Pandora’ya’ isimli bu çalışması, kadının son beş bin yıldır süren tarihsel yenilgisinin arka planına odaklanıyor. Bu tarihsel arka plan ele alınırken, eski çağlara ait veriler, dünyanın değişik yerlerinden derlenmiş. Çağlar boyu, toplumsal alanda önemli bir yer edinen kadının ne şekilde ataerkil değerlerin kölesi olduğu ve erkeğin tarihin hangi noktasında, hangi dürtülerle kadını geri plana ittiği, kitabın cevap bulmayı amaçladığı başlıca sorular. Kitap, toplumsal gelişmeyi kadın-erkek-toplum üçgeninde ele alması ve sosyo-ekonomik unsurların, cinsler arasındaki bariz uçurumu derinleştirdiğini göstermesiyle dikkate değer.

Rabia Özden Kazan – Tahran Melekleri (2007)

  • TAHRAN MELEKLERİ, Rabia Özden Kazan, Birharf Yayınları, kadın, 197 sayfa

 

‘Tahran Melekleri’, gazeteci-yazar Rabia Özden Kazan’ın İran’a dair günlüklerinden oluşuyor. Kazan, Samir Ammari ile tanışmış ve 2006 yılında da İran’a gitmişti. Yazarın bu kitabı da, çoğunlukla İranlı kadınlara dair izlenimlerinden oluşuyor. Bu kadınlardan iş dünyasında yer edinmiş olanlarının, “rejime saygıdan dolayı” örtünmek zorunda kalmaları, genç kızların ise buna karşı çıkarak kendilerince savunma mekanizmaları geliştirmeleri, Kazan’ın metinlerinde öne çıkan çelişki. Yazarın, İran’ın iki arada kalmış kadınlarıyla çerçevelediği yazıları, iyi gözlemleriyle, hakkında pek bir şey bilmediğimiz bu ülkeye dair ilgi çekici ve gerçekçi ayrıntılar da barındırıyor.

Gökhan Yavuz Demir ve Alper Kanca (ed.) – Kızlar ve Babaları (2011)

  • KIZLAR VE BABALARI, editör: Gökhan Yavuz Demir, Alper Kanca, Paradigma Yayıncılık, kadın, 445 sayfa

 

Paradigma yayınları 2010 Haziranında, oğulların babalarını anlattığı bir kitap yayımlamıştı. Bu projenin devamı olan ‘Kızlar ve Babaları’ adlı elimizdeki kitap için de, rahatlıkla Türkiye’de bir ilk denebilir. Zira burada, elli altı kadının babalarına dair yazıları yer alıyor. Burada Anjelika Akbar, Nazlı Eray, Feyza Hepçilingirler, Işıl Özgentürk, Cihan Aktaş, Suzan Samancı, Meral Akşener, Nazan Bekiroğlu, Sevin Okyay, Berrin Karakaşlı, Özge Atay Canbek ve Nevval Sevindi gibi, farklı yaşlardan, farklı mesleklerden ve tabi farklı politik duyarlılıklardan kadınların anlatımlarına yer verilmesi, çalışmayı ayrıca nitelikli kılıyor. Kızların babalarına daha düşkün olduğu ve onların, babalarını erkek çocuklara nazaran daha iyi anlattığı kabul gören görüşlerden. Bu kitap, bir anlamda bu tezi de sınavdan geçiriyor.

Hatice Şebnem Seçer – Çalışan Anneler ve Çalışan Annelere Yönelik Ayrımcılık (2011)

  • ÇALIŞAN ANNELER VE ÇALIŞAN ANNELERE YÖNELİK AYRIMCILIK, Hatice Şebnem Seçer, Altın Nokta Yayınevi, kadın, 270 sayfa

 

Çalışan annelere ilişkin özellikle Anglo-Sakson kaynaklı literatür, ağırlıklı olarak çalışan annelerin yaşadıkları rol çatışmasına, iş-aile yaşamı etkileşimine ve uzlaşımına odaklanır. Hatice Şebnem Seçer elimizdeki çalışmasında, söz konusu anlayıştan farklı olarak, çalışan kadının “anne” olmaktan dolayı iş yaşamında farklı bir muamele görmesinin temel nedenlerini ve çalışan annenin buna verdiği tepkileri irdeliyor. Seçer, çalışan annelere yönelik cinsiyet ayrımcılığı ve bu ayrımcılığa tepkiyi de, on dört akademisyen anne ile gerçekleştirdiği görüşmeler yoluyla değerlendiriyor. Annelik olgusu ve çalışan anne kavramının açıklanmasıyla başlayan kitap, kadınların annelik ve işi birlikte yürütmeye çabalarken, iktidarın bilendiği iş yaşamında ayakta kalmak için verdikleri mücadeleyi, bilimsel bir yaklaşımla irdeliyor.

Hande Öğüt (haz.) – Kadın Öykülerinde Doğu (2011)

  • KADIN ÖYKÜLERİNDE DOĞU, hazırlayan: Hande Öğüt, Sel Yayıncılık, öykü, 276 sayfa

 

Doğu’nun, genel olarak dini ve mistisizmi işaret ettiği söylenir. Buna ek olarak Doğu, kadının en nefessiz bırakıldığı coğrafyalardan biri olarak da bilinir. İşte Hande Öğüt’ün hazırladığı bu kitap, otuz dört kadın yazarın Doğu’yu işledikleri öykülerinden oluşuyor. Doğulu kadınların yaşadığı büyük ezilmişlik, doğal olarak buradaki öykülerden çoğunun odak noktası. İnci Aral, Erendiz Atasü, Sezer Ateş Ayvaz, Nâlân Barbarosoğlu, Oya Baydar, Gaye Boralıoğlu, Ayşe Düzkan, Müge İplikçi, Sema Kaygusuz ve Nezihe Meriç gibi kadın yazarların öykülerini bir araya getiren kitap, Doğu’yu hem içeriden hem de farklı bir kültürel iklimden gelmiş olmanın yarattığı duygularla irdeleyen öykülerden oluşuyor. Kitap, toplumun acımasızlığı altında ezilen Şehriban’ın, Gulîzer’in, Lorîn’in, Xezal’ın ve Baveşin’in hikâyesini anlatıyor.

Handan Çağlayan – Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar (2007)

  • ANALAR, YOLDAŞLAR, TANRIÇALAR, Handan Çağlayan, İletişim Yayınları, kadın, 278 sayfa

 

Handan Çağlayan’ın ‘Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar’ı, Kürt hareketinde kadınlar ve kadın kimliğinin oluşumuna odaklanıyor. Kitap, ekler dışında, Kürt kadınının günümüzdeki konumunu, erken dönem milliyetçi ideolojide kadınların yerini, yeni bir kimlik inşa süreci olarak 1980 sonrası Kürt kadın hareketinin gelişmesi, yasal partilerde kadınlar ve politikacı kadın kimliği ve nihayet Kürt kadın kimliğinin oluşumu, bileşenleri ve dinamikleri gibi konular yer alıyor. Çağlayan’ın çalışması, kadınların siyasette özne olup olmadıkları sorusuna, ortaya koyduğu önemli bulgularla sağlam bir yanıt veriyor.

Süheyla Kırca Schroeder – Popüler Feminizm (2007)

  • POPÜLER FEMİNİZM, Süheyla Kırca Schroeder, Bağlam Yayınları, feminizm, 304 sayfa

Süheyla Kırca Schroeder’in ‘Popüler Feminizm’i, Türkiye ve İngiltere’deki kadın dergilerine odaklanan bir çalışma. Dolayısıyla kitap, feminizm konusunda teorik bir çerçeve sunuyor ve kadınların medyada ve genel olarak kültürel atmosferde nasıl temsil edildiklerini araştırmayı amaçlıyor. Medyadaki egemen kadınlık imgelerinin ve kalıplarının ne olduğu, özellikle son yirmi-otuz yıldır, feminist araştırmaların önemli çalışma alanlarından. Schroeder’in çalışması, bunlara Türkiye’den yapılmış önemli bir katkı. Kitap, İngiltere ve Türkiye’deki kadın dergilerini incelerken, iki ülkenin feminizmi arasındaki benzerlik ve farklılıkları da ortaya koyuyor.

Jale Erlat ve Özlem Kasap – Başlangıcından Günümüze Fransız Edebiyatında Kadın Yazarlar (2011)

  • BAŞLANGICINDAN GÜNÜMÜZE FRANSIZ EDEBİYATINDA KADIN YAZARLAR, Jale Erlat ve Özlem Kasap, Bilgesu Yayınları, inceleme, 303 sayfa

Kadınlar, her alanda olduğu gibi yazın alanında da görmezden geliniyor. İki yazarlı elimizdeki eser, Fransız edebiyatında kalem oynatmış, fakat uzun yıllar ihmal edilmiş kadın yazarları okurlarına sunuyor. Eski çağlardan günümüze Fransız kadın yazarların serüvenini sunan kitap, aynı zamanda bu yazarların yapıtlarını inceleyip tanıtıyor. Kitap ayrıca, kadın yazarların Fransız toplumunun neresinde durduklarını, nasıl algılandıklarını, verdikleri savaşımları, deneyimlerini, yazma tutkularını, yazım tarzlarını, duygusal ve sosyal ilişkilerini, aşklarını ve nefretlerini de aydınlatıyor. Kadın yazarların seçme metinlerinin de verildiği kitapta, 16. yüzyılda yaşamış Madame Jeanne Flore’den 2009’un Goncourt ödülünü kazanan Marie NDiay’e kadar, Fransız edebiyatında varolma savaşı vermiş kadınların hikâyelerini anlatıyor.

Mary Wollstonecraft – Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi (2007)

  • KADIN HAKLARININ GEREKÇELENDİRİLMESİ, Mary Wollstonecraft, çeviren: Deniz Hakyemez, İş Kültür Yayınları, felsefe, 284 sayfa

Mary Wollstonecraft, ‘Frankenstein’ın yazarı Mary Shelley’nin annesi. 18. yüzyılın önemli düşünürlerinden olan Wollstonecraft, felsefe alanında yazdıklarıyla erkek egemenliğindeki düşün dünyasından, kadın kimliğiyle sıyrılmış ve kendinden sonraki yüzyılları kadın hakları anlamında etkilemiş önemli bir isim. 1792 yılında yayımlanan ‘Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi’ ise, düşünürün kadın haklarını temel alan ve 215 yıl önce yayımlandığı halde hâlâ etkisini önemli ölçüde koruyan başlıca eseri. Wollstonecraft’ın çalışması, kuru bir kadın hakları savunuculuğundan öte, ahlak anlayışına eleştirel bakışıyla de ilgiye değer.