Kolektif – Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10: Feminizm (2020)

Ne mutlu ki, dünden bugüne her geçen gün kadın hareketi, kadın dayanışması güçleniyor, mücadele pratikleri artıyor, çeşitleniyor.

Bu kitap ise, bu topraklarda feminizmle ilgili olarak kadınların politik ve ideolojik açıdan ne biriktirdikleri, ne düşündükleri, hangi izleklerden gelerek buluştukları ya da ayrıldıkları üzerine 880 sayfalık çok önemli bir çalışma.

Yayınevinin başvuru niteliğindeki ‘Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce’ başlıklı dizisinin onuncu cildi olarak yayımlanan kitap, 19. yüzyıldan itibaren feminizme dair üretilen fikirleri ve bu fikriyatın nasıl, kimler tarafından ve hangi tarihsel koşullar içerisinde üretildiğini ele alıyor.

Müslüman Osmanlı kadınları ve feminizmden dergicilik üzerinden feminizm tartışmalarına, 1980 sonrası kadın hareketinde gözlemlenen kurumsallaşmadan Türkiye’de İslâmi feminizm tartışmalarına, Kürt kadın hareketinin feminist hareketle ilişkisinden feminist hareketin erkek şiddetiyle mücadelesine kadar pek çok farklı konunun karşımıza çıktığı çalışma, bizdeki feminist fikriyat ve feminist mücadele külliyatına muazzam katkı sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10: Feminizm, İletişim Yayınları, editör: Feryal Saygılıgil ve Nacide Berber, İletişim Yayınları, feminizm, 880 sayfa, 2020

Valeria Bryson – Feminist Politika Teorisi (2019)

“Feminist” terimi, kadınların erkeklerle eşit yasal ve politik haklara sahip olmasının desteklenmesi anlamıyla İngilizcede ilk kez 1880 yılında kullanıldı.

Valeria Bryson’ın bu kapsamlı çalışması ise, feminist düşüncenin zengin mirasını, Orta Çağ’da kadınların değerini belirtmek için genellikle dini geleneklere dayanan yaklaşımdan eşit haklara ilişkin seküler liberal fikirlerin ortaya çıktığı 17. yüzyıla ve oradan da 21. yüzyıldaki zengin feminist teoriye uzanarak izliyor.

Kitapta, kronolojik bir sırayla ele alınan kimi konular şöyle:

  • Feminist düşüncenin ilk yılları,
  • yüzyılın ortalarında ana akım feminizm,
  • Marx ve Engels’in katkıları,
  • Oy hakkı ve sonrası (1880‐1939) ana akım feminizm,
  • Britanya ve Amerika’da sosyalist feminizm,
  • Rusya’da Marksist feminizm,
  • İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra feminizm.
  • Almanya’da Marksist feminizm,
  • 1960’lardan itibaren gelişen feminizm ve eşit haklar hareketi,
  • Radikal feminizm ve patriarka kavramı,
  • 1960’lardan itibaren Marksist ve sosyalist feminizmin gelişimi,
  • Siyah ve postmodern feminizm,
  • Ve 21. yüzyılda feminist teori…

Bu çalışmayı, feminizmin tarihinde öne çıkan aktörleri ve bir bütün olarak feminist hareketin kaydettiği gelişimi daha yakından bilmek isteyen okurlara şiddetle tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Valeria Bryson – Feminist Politika Teorisi, çeviren: Aylin Gülaşık, Phoenix Yayınevi, feminizm, 463 sayfa, 2019

Ayşe Düzkan – 05 17 (2018)

1980’li yıllardan itibaren Türkiye’deki feminist hareketin içinde yer almış ve bu alanda önemli çalışmalara imza atmış Ayşe Düzkan’ın, bir anlamda ülkedeki feminist hareketin dönüm noktalarını ve güncel sorunlarını saptayan yazıları, bu kitapta.

Feminist ve Kadınlara Mahsus Gazete Pazartesi gibi feminist fikriyat ve eylemi Türkiye’de görünür kılan yayınların da kurucularından olan Düzkan’ın daha önce yayınlanmamış kimi yazılarını da barındıran ‘05 17’de, şiddet ve tacizle mücadeleden kadın cinayetlerine, Kürt sorunundan eğitim meselesine, Aydın Doğan’ın medyadan çekilmesinin sonuçlarından Türkiye feminizminin güncel sorunlarına pek çok konu tartışılıyor.

Kitabın başlığı olan ‘05 07’ ise, yirminci yüzyıl tarihinde çok önemli iki gelişmeye, yani 1905 Nisan Devrimi ile 1917 Ekim Devrimine işaret ediyor.

Düzkan, feminizm konusunda kendisini yazmaya sevk eden nedenler hakkında şöyle diyor:

“Bu hareket, bu hareketin ilham ettiği fikir ve bakış açısı olmasaydı bu kadar yazma ihtiyacı duymazdım. O yılların, o yıllarda yasladığımız dışlanmanın birçok açıdan kişiliğimi de şekillendirdiğini, bana ve yol arkadaşlarıma tarifsiz bir güç katığını düşünüyorum. Bugün ne yazarsam yazayım, feminist metodolojiye, insiyaki bir biçimde başvurduğumu görüyorum.”

  • Künye: Ayşe Düzkan – 05 17, Güldünya Yayınları, feminizm, 279 sayfa, 2018

Kolektif – Feminizm mi Sosyalizm mi? (2015)

Feminizmi, kapitalist sistemin özüne zarar vermeyen bir burjuva ideolojisi olarak tanımlayan bir kitap.

Kitapta bir araya gelen yazarlar, kadınların köleleştirilmesini, sınıfların ortaya çıkışını, kadın işçi hareketinin gelişimini ele alıyor ve feminizmin sınıf sorununa yaklaşımını kapsamlı bir bakışla tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Feminizm mi Sosyalizm mi?, derleyen: Zeynep Poyraz ve Hakan Çabuk, Yediveren Kökleri Yayınları

 

Gülnur Acar Savran – Feminizm Yazıları (2018)

Türkiye’de feminist çalışmalar alanının önde gelen isimlerinden olan Gülnur Acar Savran, feminizmin güncel sorunlarını Dünya ve Türkiye ölçeğinde irdelediği kimi yazılarıyla karşımızda.

Kitapta,

  • AKP iktidarının aileye ve kadına bakışındaki sıkıntılar,
  • Neoliberal politikalar ve onların soyut eşitlik ve soyut evrenselci yaklaşımlarının feminizme yönelik tehditleri,
  • Muhafazakârlığın yükseldiği bir dönemde feminist bir perspektifin karşı karşıya kaldığı tehlikeler,
  • Muhafazakârlık çağında savunmacı bir cinsel politikanın barındırdığı olası çıkmazlar,
  • Kadın emeğini tehdit eden faktörler,
  • Kolektif bir feminist öznenin nesnel imkânları,
  • Patriyarka-kapitalizm ve yeniden üretim ilişkisi ile heteroseksizm-patriyarka ilişkisi,
  • Ve bunun gibi birçok konu tartışılıyor.

Feminist kuram ve politikanın güncel sorun ve tartışmaları hakkında aydınlanmak isteyenler, bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Gülnur Acar Savran – Feminizm Yazıları: Kuramdan Politikaya, Dipnot Yayınları, feminizm, 298 sayfa, 2018

Nikki van der Gaag – Feminizm (2018)

Feminizm kavramını ilk kez olumlu bir şekilde 1882 yılında, kadınların hayatlarını iyileştirmeyi amaçlayan mücadele olarak tanımlayan, Fransız aktivist Hubertine Auclert oldu.

Kuşkusuz feminizm de o günden bu yana epey yol kat etti, fakat bugün, özellikle ırkçılığın veya yoksulluğun neden olduğu türden dezavantajlarla karşı karşıya olan kadınlarla kız çocukları için hâlâ yapılacak çok şey var.

İşte Nikki van der Gaag’ın bu rehber çalışması, feminizme ihtiyacımızın bugün neden daha yakıcı bir hal aldığını gözler önüne seriyor.

Yazar, feminizmin anlamı, tarihi, karşılaştığı güçlükler ve kuramın kendi içindeki farklılıkların izini sürüyor ve ardından gündelik hayat, sosyal ilişkiler, toplumsal roller veya iş dünyasında feminist tavrın ve duruşun ne anlama geldiğini açıklıyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğin sonuçlarını çarpıcı verilerle ortaya koyan der Gaag, her şartta kadınların hayatlarını değiştirmelerinin mümkün olduğunu, dünya çapından derlediği örnek olaylar eşliğinde anlatıyor.

  • Künye: Nikki van der Gaag – Feminizm: Dünyanın Neden Bu Kelimeye Hâlâ İhtiyacı Var?, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 147 sayfa, 2018

Kolektif – Feminizm Kitabı (2015)

Birinci ve ikinci dalga feminist hareketin Türkiye’nin yirminci yüzyıldaki macerasını serimleyen seçme metinlerden oluşan arşivlik bir eser.

Müslüman kadınların pratiklerinden Ermeni kadın hareketine, Cumhuriyet dönemindeki kadınların mücadelelerinden Kürt kadın hareketine ve LGBTI harekete, feminizmin bizdeki tarihsel dönüşüm ve devamlılığının derli toplu bir takibi, burada.

  • Künye: Kolektif – Feminizm Kitabı, hazırlayan: Hülya Osmanağaoğlu, Dipnot Kitabevi

Kolektif – Marksizm ve Feminizm (2018)

Bu nitelikli derleme, feminizm ve Marksizm çerçeveleri içinde, toplumsal kuram ve siyasette var olan bir dizi kavram ve konuyu farklı yönleriyle irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Bilhassa Marksizm ve feminizm arasındaki belirsiz ilişkiye merak duyan araştırmacılar, öğrenciler ve aktivistlerin bu çalışmadan oldukça feyz alacağını söylemeliyiz.

Feminizmde neyin burjuva ve ırkçı ve Marksizm’de neyin ataerkil ve ırkçı olduğunu netleştirmek isteyenler ve Marksist-feminizmdeki tire (-) işaretini merak edenler, sınıfın feminist bir analizine ve her iki yaklaşımdaki ırk ve farklılık kavrayışlarının incelenmesine ilgi duyanlar da bu kitapla ilgilenecektir.

Kitabın ilk bölümü, Marksizm ve feminizmin sınıf ve ırk konularına nasıl yaklaştığını irdeliyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, demokrasi, finansallaşma, ideoloji, emperyalizm ve ilkel birikim, kesişimsellik, emek gücü, ulus ve ulusçuluk, yeniden üretim, devrim ve bakış açısı kuramı gibi, Marksist-feminist yaklaşımdaki anahtar kelimeleri kapsamlı bir bakışla açıklayıp tartışıyor.

Derlemeyi hazırlayan Shahrzad Mojab, Kanada’da Toronto Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalışıyor.

Toplumsal cinsiyet, eğitim politikaları, devlet, diaspora, kadın, militarizasyon, feminizm, sömürgecilik ve şiddet, Mojab’ın üzerine çalışmakta olduğu kimi konular.

  • Künye: Kolektif – Marksizm ve Feminizm, hazırlayan: Shahrzad Mojab, çeviren: Funda Hülagü, Yordam Kitap, feminizm, 480 sayfa, 2018

Abdullah Topçuoğlu, Gamze Aksan ve Duygu Alptekin – Yoksulluk ve Kadın (2014)

Alana önemli katkı sunan kitap, kadın yoksulluğunu sosyolojik, ekonomik ve feminist perspektiflerden irdeliyor.

Kadınların yoksulluğu ne denli derin yaşadığını verilerle ortaya koyan kitap, sorunu saptamaktan öte, yoksullukla başa çıkma stratejilerini ayrıntılı bir bakışla ele almasıyla da dikkat çekiyor.

    • Künye: Abdullah Topçuoğlu, Gamze Aksan ve Duygu Alptekin – Yoksulluk ve Kadın, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji

Judith Butler ve Athena Athanasiou – Mülksüzleşme (2017)

Feminist kuramcı Judith Butler, felsefi çalışmalarıyla ve özellikle de etik ve siyaset, feminizm, toplumsal cinsiyet, bedensellik, kuir aktivizm, normatif şiddet gibi alanlardaki önemli katkılarıyla bilinen, günümüzün önde gelen entelektüellerinden.

Feminist kuram ve radikal toplumsal düşünceye odaklanan Athena Athanasiou ise Luce Irigaray, Martin Heidegger ve Michel Foucault’nun yapıtlarına getirdiği özgün perspektiflerle bilinen bir isim.

İşte elimizdeki bu kitap, iki ismin 2009’da başlayıp toplantılarla, söyleşilerle ve mektuplarla süren uzun soluklu diyaloglarının neticesi.

Yunanistan’da SYRIZA’nın neoliberal politikalara karşı güçlü bir muhalefet ortaya koyduğu, aynı zamanda Mısır Devrimi’nin en yoğun günlerini yaşadığı bir döneme rastlayan bu diyaloga, söz konusu gelişmelerin rengini verdiğini de bilhassa belirtelim.

Çeşitli hareketlere, gösterilere ve eylemlere değinen yazarlar, kendi uzmanlık alanlarının yanı sıra Heidegger’in teknoloji eleştirisinden, Foucault’nun biyopolitika yaklaşımından, Irigaray’ın çalışmalarından ve hatta Yunan mitlerinden yola çıkarak,

  • Performatif siyasetin ne anlama geldiğini,
  • Yeni direniş imkânlarının neler olduğunu,
  • Siyasal hareketliliğin yeni biçimlerini,
  • Devlet ırkçılığını,
  • Ve kamusal yası, ayrıntılı bir şekilde tartışıyor.

Künye: Judith Butler ve Athena Athanasiou – Mülksüzleşme, çeviren: Başak Ertür, Metis Yayınları, felsefe, 200 sayfa