Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (2021)

Modern mimarlık ve şehircilik tarihi üzerine, tam 784 sayfalık muazzam bir çalışma.

Michel Ragon, iki yüzyıllık zaman diliminde, modern şehirciliğin geçirdiği dönüşümler üzerine kapsamlı bir analiz sunuyor.

On üç yıllık bir çalışmanın ürünü olan ‘Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (1800-1991)’, tarih, teknoloji, sosyoloji ve estetik gibi alanların iç içe girdiği çetrefil bir konuda, yaklaşık iki asırlık bir zaman dilimini kuşatan başarılı bir sentez sunuyor.

Ragon, sanayi devrimi öncesinde bir düzenleme sanatı olan şehirciliğin geçirdiği dönüşümleri, şehirli işçi sınıfının doğuşu ve konut sorunlarını ele alıyor, bunun yanı sıra modern şehirciliğin, sanayi uygarlığıyla birlikte gelen büyüme krizine bir çözüm üretme çabası içerisinde nasıl şekillendiğini anlatıyor.

Mimarlık ile şehirciliğin birbirinden ayrılamayacağı anlayışıyla kaleme alınan kitapta, metal, betonarme gibi yeni yapı malzemelerinin kullanımıyla ortaya çıkan yeni estetik ve mimari yöntemler; Walter Gropius, Mies van der Rohe, Le Corbusier gibi kuramcı mimarlar; Bauhaus, işlevselcilik ve uluslararası üslup gibi akımlar proje ve icraatlarıyla birlikte ele alınıyor.

Kronolojik tablolarla, fotoğraflarla ve çizimlerle zenginleştirilmiş eserde Barselona, Moskova, Viyana, Chicago, Paris ve Brasilia’ya gibi şehirlerdeki mimarlık ve şehircilik serüvenlerini, başarıları ve başarısızlıklarıyla birlikte gözler önüne seriliyor.

  • Künye: Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi, çeviren: Murat Çeyişakar, Kabalcı Yayınları, mimari, 784 sayfa, 2021

Ricardo Porro – Mimarlıkta İçeriğin Beş Görünümü (2021)

Hem mimarlığı hem de hocalığıyla dünya çapında nam salmış Ricardo Porro’nun mimari anlayışını yansıtan çok önemli bir çalışma.

Porro’ya göre mimarlık bir sanattır ve içerik ile biçim ayrılmazdır.

Fidel Castro’nun mimarlığını da yapmış, Küba asıllı Fransız mimar Porro, belirli bir kalıba sokulamayan bir mimari üretim gerçekleştirmekle kalmamış, hem hocalığı hem de güçlü entelektüel formasyonuyla geçen yüzyılın sonunda kalıcı bir iz bırakmıştı.

Porro’nun düşüncelerini yansıtan bu kitap, çalışmalarını bir araya getiren bir sergi dolayısıyla, 1993’te Fransızca yayımlanmış.

Gerek eğitimci gerekse de tasarımcı olarak Porro için ‘içerik’ kavramı birincil önemdedir.

Porro için, mimarlığın bir sanat olduğu ve sanatın biçim ile içeriğin ayrılmaz birlikteliğinden oluştuğu bir ön kabuldür.

İşte, Porro’nun, ‘Mimarlıkta İçeriğin Beş Görünümü’ başlıklı kitabı, bu ana paradigmaya dayanır.

Mimarlık, içinde yaşanılan mekânlara dönüşen kültürdür.

Kültür ise insanı çevreleyen, onun yaşam alanını oluşturan her şeydir.

Bununla ifade edilen sadece insanın çevresi değil, çevresi ile etkileşim halindeki insanın, doğuştan gelen özellikleriyle de biçim kazanan iç dünyasıdır.

Burada simgeler ön plana çıkar.

Porro’ya göre, yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren, akademizme ve türlü şekilci yaklaşımlara, rasyonalizmin yaşam makinelerine, merkantilizmin çıkar temelli hedeflerine odaklı, uluslararasılaşmış bir modern mimarlık anlayışı kentlerimizin manzarasını çölleştirmiş, ruhu olmayan, yaşantısı olmayan yapılarla dünyayı doldurmuş ve bir kültür varlığı olarak insanı ihmal etmiştir.

Kentleri çölleştirenler kendi iç dünyalarını da çölleştirmiş ve kurutmuşlardır.

Porro bir mimar olarak mekânlarına şiirselliğin onurunu kazandırmayı hedeflemişti. Mimarlıktan ne anladığını ve mimari tasara nasıl yaklaştığını anlatan bu kitap geçmişin olduğu kadar günümüzün mimarlığı için de önemli bir bakış açısı, bir yöntem öneriyor.

  • Künye: Ricardo Porro – Mimarlıkta İçeriğin Beş Görünümü, çeviren: Orhun Alkan, Arketon Yayıncılık, mimari, 140 sayfa, 2021

Vahap Candan – Köy Yapı Sanatı Sözlüğü (2021)

Köy mimari kültürü üzerine güzel bir çalışma.

Vahap Candan’ın beş yılı bulan çalışmalarının ürünü olan ‘Köy Yapı Sanatı Sözlüğü’, köylünün zengin mimari mirasını gözler önüne seriyor.

Köy halkının başta barınma olmak üzere çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaptıkları yapıları “köy yapı sanatı” olarak kavramsallaştırabiliriz.

Ev dışında; konukevi, samanlık, ahır, ayakyolu, fırın, köy mescidi, köy çeşmesi, namazgâh, ziyaret makamları, cemevi, çoban çeşmesi, sarnıç, mahzen, kahvehane, değirmen, köyodası, köprü/geçek, su bentleri, kuyu, kümes, ağıl, birken (ambar) gibi yapılar da “köy yapı sanatı” alanı içine girer.

Bu çalışma da, köy yapı sanatının bütün bu zenginliğini gözler önüne sermesiyle, özellikle yerel mimari alanında çalışanlar için çok önemli bir kaynak olmaya aday.

  • Künye: Vahap Candan – Köy Yapı Sanatı Sözlüğü, Nobel Yayınları, mimari, 124 sayfa, 2021

Robert Ousterhout – Bizans’ın Yapı Ustaları (2021)

Bizans mimarisinin yaratıcılığı ve yenilikçiliğini gözler önüne seren eşsiz bir çalışma.

Bizans sanatı ve mimarisi alanında önde gelen otoritelerden olan Robert Ousterhout, eski ustaların bizi kendilerine hayran bırakan maharetlerini anlatıyor.

Bizans mimarisini, ağırlıklı olarak dokuzuncu yüzyılla on beşinci yüzyıl arası Konstantinopolis bölgesinde inşa edilmiş olan kiliseleri inceleyen Ousterhout, tasarım ve inşaat süreçlerinde en sık karşılaşılan sorunları tespit ediyor.

Yazılı kanıtları, arkeolojik kayıtları ve bilhassa ayakta kalmış olan yapıları analiz ederek Bizans mimarisinin, bilindiğinden çok daha yaratıcı ve yenilikçi olduğu sonucuna varan Ousterhout, ustaların tuğla ve harçtan çatı kiremitlerine, temellerden kubbelere kadar tüm malzemeleri nasıl seçtiklerini, ürettiklerini ve kullandıklarını anlatıyor.

İkinci baskısıyla raflardaki yerini alan kitap, zengin süslerle dekore edilmiş; mermer levhalar, mozaik ve fresklerle kaplı kilise iç mekânlarını, karmaşık ikonografik programlarıyla birlikte, yapı ustasının görüşleri çerçevesinde konumlandırıyor.

Ousterhout bunu yanı sıra, Rusya, Balkanlar ve İsrail’deki ustalara da değiniyor.

  • Künye: Robert Ousterhout – Bizans’ın Yapı Ustaları, çeviren: Fügen Yavuz, Koç Üniversitesi Yayınları, mimari, 348 sayfa, 2021

Otto Wagner – Modern Mimarlık (2021)

Paradigma kurucu bir metin olan ‘Modern Mimarlık’ mimarlık tarihinde haklı bir üne sahiptir.

Otto Wagner burada, mimaride modernizmin temel ilkelerini ortaya koyduğu gibi, 19. yüzyılın tarihselci eğilimleriyle de hesaplaşıyor.

Özgün dilinden yapılan çevirisiyle raflardaki yerini alan kitapta, usta mimarın tüm çalışmalarının fotoğraflarına da yer verilmiş.

Bu fotoğraflar, metne paralel bir düzende akarak Wagner’in sözüne eşlik ediyor.

Mimarlık tarihinde, yapıtında bir dönüşüm sürecinin izlenebildiği mimarların başında Wagner gelir.

Kısaca özetlersek, Wagner’in ilk çalışmaları, 19. yüzyıl seçmeciliğinin sıkı örnekleri arasında yer alır ve bu dönemini de Art Nouveau hareketinin Avusturya versiyonu olan Secession çizgisinde yapıtlar izler.

Wagner, burada fazla zaman geçirmez ve hızla Modernizme doğru yol alır.

1895’te verdiği konferanslar bunun ilk kırılmasını oluşturur ve 1896’da yayımladığı elimizdeki kitap da bu dönüşümün ilk yazılı ürünü olur.

Modern mimari konusunda neredeyse bir manifesto olarak da tanımlanabilecek bu eser, mimarlık yazınının temel metinlerinden biri olduğu gibi, daha sonra yazılan metinleri de derinden etkileyecekti.

Bunun en bilinen örneklerinden biri ise, daha önce burada da yer verdiğimiz Bruno Taut’un ‘Mimarlık Öğretisi’ adlı kitabıdır.

  • Künye: Otto Wagner – Modern Mimarlık, çeviren: Hüseyin Tüzün, Arketon Yayıncılık, mimari, 140 sayfa, 2021

Vittorio Magnago Lampugnani – Modernlik ve Kalıcılık (2021)

Bir mimari, bir şehir, bir iç mekân düzenlemesi veya bir kullanım nesnesi için yapılan tasarım nedir?

Bilim midir, sanat mıdır, yoksa zanaat mıdır?

Mimar, kuramcı ve tarihçi Vittorio Magnago Lampugnani, mimaride daha kapsayıcı bir modernlik tasavvurunun olanaklarını tartışıyor.

Şehir hayatına tasarımsal müdahalelerde bulunurken akıldan çıkarılmaması gereken ilkeler üzerine düşünen Lampugnani, ayrıca tasarım konusunda zanaattan ve gelenekten neler öğrenebileceğimizi de irdeliyor.

Tasarımda yeniliğin neden basitlik ve sıradanlığı kucaklaması gerektiği, yeniliğin cazibesini neden sorgulamamız gerektiği ve kitlesel üretimin ve tüketimin karşısında tasarrufun hükmünün olup olmadığı üzerine düşünmek isteyen her okurun severek okuyacağı, küçük ama çarpıcı bir kitap.

  • Künye: Vittorio Magnago Lampugnani – Modernlik ve Kalıcılık: Şehir, Mimarlık ve Tasarıma Dair Denemeler, çeviren: Turgut Saner ve Erdem Üngür, Yort Kitap, mimari, 120 sayfa, 2021

Kolektif – Kent ve Planlama (2020)

Kent planlaması üzerine nitelikli eser arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

48 yazarın katkıda bulunduğu, tam 728 sayfalık bu dev çalışma, planlama kavramlarından planlama hukukuna, İstanbul’un dönüşümünden planlamada yenilikçi yaklaşımlara konuyu çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Çalışmanın, Türkiye’de şehir ve bölge planlama, kentsel tasarım ve kentsel planlamanın öncü isimlerinden Prof. Hüseyin Kaptan’a armağan olması ise bambaşka bir güzellik.

Kaptan Hoca ile birlikte çalışmış, planlamış, üretmiş, yolu kesişmiş akademisyen ve tasarımcıların 34 makalesini bir araya getiren kitap, konuyla ilgilenen her okurun kitaplığında muhakkak bulunmalı.

  • Künye: Kolektif – Kent ve Planlama (Hüseyin Kaptan’a Armağan), editör: İclal Dinçer ve Zeynep Enlil, YEM Yayın, mimari, 728 sayfa, 2020

Doğan Hasol – Geleceğin Geçmişini Yemişler (2021)

Mimar, yönetici, yayıncı, reklamcı ve yazar Doğan Hasol’un bu kitaptaki 70 yıllık tanıklığı, karşıtlıklar ülkesi Türkiye’nin eşsiz bir fotoğrafını çekiyor.

Atatürk dönemindeki maddi manevi birikimin 1940’lı yıllardan beri hovardaca tüketildiğini söyleyen Hasol, bunun yalnızca kendi kuşağını etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda gelecek kuşaklara aktarılacak değerleri ve mirası da tükettiğini belirtiyor.

Bir yandan pek çok örnek eşliğinde Türkiye’nin şehircilik, mimari ve planlama alanında bugün geldiği olumsuz durumu adım adım izleyen Hasol, diğer yandan da çocukluğundan yetişkinliğine ve mimari kariyerine uzanan süreci, yurtiçinde ve yurtdışında tanıştığı, birlikte çalıştığı; önemli kişilerle yaşadığı ilginç olayları, çevresinde olup bitenleri ve gözlemlerini aktarıyor.

  • Künye: Doğan Hasol – Geleceğin Geçmişini Yemişler, YEM Yayın, anı, 336 sayfa, 2021

Hüseyin Kaptan – Kentleşme Serüveni (2021)

Mimar ve plancı Hüseyin Kaptan, 60 yıllık mesleki deneyimi ile planlama tarihinde iz bırakmış bir isimdir, Türkiye şehircilik tarihi ile yaşıttır.

Kaptan, Anadolu’nun hemen her coğrafyasında ve İstanbul’da yürüttüğü çalışmalarda planlamanın en önemli unsurunun “insan” olduğunu savunmuş, katılımcı planlama çalışmalarının öncülerinden olmuş, kent ile doğa arasında köprü kurmuş, tüm kentlerin kuşlarının, ağaçlarının, ormanlarının, sularının, özetle tüm ekolojik değerlerinin savunucusu olmuştu.

Bugünün açgözlü, insana, doğaya ve hayvana düşman müteahhitlerine bakıldığında, Hüseyin Kaptan gibi değerlerin özlemini çokça duymamız bu yüzden.

Kaptan ile yapılan röportajlar, ayrıca kendisinin kaleme aldığı yazılar, plan ve proje raporları ile belgesel ve televizyon programlarındaki söyleşilerinden derlenerek hazırlanmış bu güzel çalışma da, genel olarak Kaptan’ın mesleki deneyimlerini ve tanıklığını sunuyor, bunun yanı sıra Türkiye’nin planlama ve şehircilik tarihinin harika bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Planlama mesleği bir macera ve ben o maceranın her aşamasında yer almayı tercih ediyorum. Irmakta su kenarında da balık vardır; en sert, en vahşi yerinde de. Adam gibi kenarda balık tutmak varken ben hep orayı, o vahşi yeri tercih ettim.”

“Planlama süreçlerinde bütün teorilerin üzerinde bir gerçek olduğunu, bunun yerelde yaşayan insanlarla bir uzlaşma anlamına geldiğini, 1960’lı yıllarda İller Bankası’nda çalışırken yer aldığım Iğdır deneyiminden itibaren gördüm ve yaşadım. Öyle tepeden inme bir yaklaşımla: ‘Kuramsal doğru budur, bu sizin istikbaliniz için çok faydalıdır ve vazgeçilmez doğrulardır.’ şeklinde entelektüel bir dayatmanın çok yanlış olduğunu hep hissettim. Bu farkındalığın faydasını meslek hayatımda çok gördüm. Büyük yenilgiler yaşamama rağmen hepsi onurlu oldu. Ben meslek hayatımda onursuz bir yenilgi hatırlamıyorum. Bu yenilgilerden bile zevk aldım. Bir şey yaptığımın, işe yaradığımın farkına vardım.”

  • Künye: Hüseyin Kaptan – Kentleşme Serüveni, derleyen: Eylem Gülcemal Aktan, Literatür Yayıncılık, kent çalışmaları, 240 sayfa, 2021

Bruno Taut – Mimarlık Öğretisi (2021)

Mimarlık tarihinde unutulmaz yeri olan Bruno Taut’un Güzel Sanatlar Akademisi’nde çalıştığı dönemde yazdığı ve ilk basımı 1938’de yapılan ‘Mimarlık Öğretisi’ yepyeni bir çeviri ve zengin görsellerle raflardaki yerini aldı.

Taut burada, hem kendi mimarlık anlayışını açıklıyor hem mimarinin sanat, resim, renk, heykel, müzik, astroloji gibi alanlarla ilişkisini ve hem de milli mimarlık ve modern mimarlık gibi pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Hem bir akademisyen hem de Ankara’daki Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binası ve ünlü Taut Evi’yle usta bir uygulamacı olarak mimariye muazzam katkılarda bulunmuş Taut’un buradaki kuramsal mimari üzerine yazıları, aradan geçen yıllara rağmen güncelliğini halen koruyor.

  • Künye: Bruno Taut – Mimarlık Öğretisi, çeviren: Hüseyin Tüzün, editör: Zeynep Kuban ve Pınar Gökbayrak, Arketon Yayıncılık, mimari, 216 sayfa, 2021