Sinem Özen Canbolat – Bebeğimle Oynuyorum (2014)

0-6 ay bebekler için 101 oyun.

Bebeğin gelişiminin takip edilebileceği bir kontrol listesi ve oyuncak listesiyle birlikte!

Bilimsel araştırmalarla geçerliliği kanıtlanmış, bebek gelişimine katkı sunan bu oyunlar, ebeveynlerin bebekleriyle neden, nasıl, ne zaman, nerede ve ne oynamaları konularında aydınlatıcı bilgilerle de zenginleştirilmiş.

  • Künye: Sinem Özen Canbolat – Bebeğimle Oynuyorum, Hayy Kitap

James Matthew Barrie – Sevgili Brütüs (2017)

İskoç romancı ve oyun yazarı James Matthew Barrie, ilk kez 1902’de yayımlanan ve günümüze kadar eksilmeyen bir ilgiyle takip edilen ‘Peter Pan’ın yaratıcısı olarak dünya çapında büyük bir üne sahip.

Fakat Barrie’nin ününü borçlu olduğu ‘Peter Pan’, zaman zaman yazarın diğer eserlerinin göz ardı edilmesine de sebep oldu.

Örneğin elimizdeki ‘Sevgili Brütüs’ de, yıllar boyunca farklı ülkelerde sahnelenen iyi bir oyun olmasına rağmen, Barrie’nin bundan nasibini alan eserlerindendir.

‘Peter Pan’ gibi başka bir boyuta geçmeyi hikâye eden oyun, bir yaz günü, karakterlerinin sihirli bir ormana girmeleri ve kendilerini hayal ettikleri her şeye ulaştıkları bir dünyada bulmaları üzerinden ilerler.

Karakterler, bu eğlenceli ve düşündürücü deneyimleri vesilesiyle, geçmiş ve şimdiki hayatları üzerine bir muhasebe yapacaklardır.

‘Sevgili Brütüs’ün Türkçede ilk kez yayımlandığını da, önemli bir bilgi olarak belirtelim.

  • Künye: James Matthew Barrie – Sevgili Brütüs, çeviren: Macidegül Batmaz, Maya Kitap, oyun, 174 sayfa

Maksim Gorki – Ayaktakımı Arasında (2014)

İşçi ve köylüyü can evinden vuran ekonomik krizin alt üst ettiği Çarlık Rusya’sı.

Maksim Gorki, özgün tasvirleri, olağanüstü karakterleri ve gerçekçi atmosferiyle dikkat çeken oyununda, bizi 19. yüzyıl sonlarında, adaletsizliğin ve yoksulluğun ezip posasını çıkardığı; maddi ve manevi açıdan çökmüş bireyin hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Maksim Gorki – Ayaktakımı Arasında, çeviren: Koray Karasulu, İş Kültür Yayınları

Carlo Goldoni – Sevgililer (2014)

Geleneksel tiyatroya önemli yenilikler getirmiş, 1707-1793 yılları arasında yaşamış Carlo Goldoni’nin maharetini ortaya koyan bir aşk ve hiciv oyunu.

Birbirine tutkun Eugenia ile Fulgenzio’nun aşkı oyunun omurgasını oluşturmakla beraber, soylu sınıfının ikiyüzlü ahlaki değerleri de, Goldoni’nin sivri dilli zekâsından fazlasıyla nasibini alıyor.

  • Künye: Carlo Goldoni – Sevgililer, çeviren: Necdet Adabağ ve Leyla Tecer, İş Kültür Yayınları, oyun, 122 sayfa

Anton Pavloviç Çehov – Martı (2014)

Dünyanın sonunu hırs getirecek dense yeridir.

‘Martı’, yaşama hırsının heba ettiği, olağanüstü resmedilmiş karakterler sunuyor.

Ününü kaybetmiş yıldız Irina Arkadina, oyun yazarı Konstantin Treplev ve yeteneksiz yazar Trigorin’in bir ortak yönü sanatsa, diğeri de daha iyi bir yerde olmaları gerektiğine dair boş düşünceleridir.

Ve bu durum, üç karakteri de hızla trajik bir bicimde dönüştürür.

Aynı şekilde, onların etrafında olan kişileri de.

  • Künye: Anton Pavloviç Çehov – Martı, çeviren: Ataol Behramoğlu, İş Kültür Yayınları, oyun, 96 sayfa

Güngör Dilmen – Ben, Anadolu (2008)

Güngör Dilmen’in ‘Ben, Anadolu’su, Türkiye tiyatrosunun hâlâ en ilgi çeken oyunlarından biri.

Oyunda, Eskiçağ’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Anadolu kadını, çok çeşitli rollerde canlandırılıyor.

Burada yer alan her kadının trajediden güldürüye uzanan öyküsü, mitolojik çağlardan, Kurtuluş Savaşı’na kadar uzanıyor.

Oyun, karakterlerini oldukça gerçekçi ve sağlam bir şekilde tasvir etmesi ve tarihi-mitolojik ayrıntıları sağlam bir şekilde kurgulamasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

Oyun Türkiye dışında İngiltere, Almanya, Amerika, Rusya, Danimarka, Kanada, Hollanda ve Singapur gibi ülkelerde de sahnelendi.

  • Künye: Güngör Dilmen – Ben, Anadolu, Pan Yayıncılık, oyun, 420 sayfa

 

Anton Pavloviç Çehov – Vanya Dayı (2014)

Anton Çehov’un, Çarlığın hızla çöktüğü 19. yüzyılın sonlarındaki Rusya’da geçen oyunu, bir çiftlikte bir araya gelmiş karakterlerinin yaşadıkları hezeyanları hikâye ediyor.

Çehov’un olağanüstü gözlemleriyle güç kazanan oyun, ellerinden bir şeylerin hızla kayıp gidişinin acısını çeken bireyin trajik ruh halini tasvir ediyor.

  • Künye: Anton Pavloviç Çehov – Vanya Dayı, çeviren: Ataol Behramoğlu, İş Kültür Yayınları, oyun, 90 sayfa

Wolfgang Borchert – Kapıların Dışında (2017)

‘Kapıların Dışında’, Wolfgang Borchert’in tek oyunu ve trajik bir tesadüfle, yazarın ölümünden bir gün sonra sahnelenmişti.

Anti militarist yönleri baskın olan oyun, savaştan dönen Beckmann’ın hikâyesini anlatıyor.

Beckmann, 2. Dünya Savaşı’nda her nasılsa hayatta kalabilmiş “şanslı” insanlardan biri olarak nihayet ülkesine geri döner.

Fakat ne yazık ki, arkasında bıraktığı hiçbir şey, eskisi gibi değildir.

Ne yaşadığı şehir, ne evi ne de eşi…

İşin trajik tarafı, bu değişim sadece fiziksel anlamda değildir.

İnsanlar da artık farklılaşmış, adeta Beckmann’ın tanıyamadığı bencil varlıklar haline gelmiştir.

Bu süreçte bunalıma giren kahramanımız, hayata karşı nihilist bir tutumun tüm kişiliğini adım adım ele geçirmeye başladığını keşfeder.

İkinci Dünya Savaşı’nın toplumda ve bireyde yarattığı devasa yıkımı yetkin karakter analizleriyle tasvir eden bir oyun.

Behçet Necatigil’in bir o kadar muhteşem çevirisiyle!

  • Künye: Wolfgang Borchert – Kapıların Dışında, çeviren: Behçet Necatigil, Can Yayınları, oyun, 120 sayfa

Ulvi İçil ve Esra Karaköse (haz.) – La Colmenita, Küçük Arı Kovanı (2008)

  • LA COLMENITA, KÜÇÜK ARI KOVANI, hazırlayan ve çeviren: Ulvi İçil ve Esra Karaköse, Yazılama Yayınları, oyun, 155 sayfa

‘Küçük Arı Kovanı’, uluslararası üne sahip Küba Çocuk Tiyatrosu Kumpanyası’nın bir müzikal oyunu. Bu kumpanyanın en önemli özelliği, engelli ve sağlık sorunları yaşayan çocukların da oyuna dâhil edilmesi. Örneğin bu oyundaki çocuklardan bazıları tekerlekli sandalyede yeteneklerini sergilerken, down sendromlu çocuklar, oyununun finalindeki dansı gerçekleştiriyor. Turnelerle Küba dışına çıkan, fakat en çok da kendi ülkelerindeki turnelerle Küba’nın her yerine ulaşan bu tiyatro topluluğunun oynadığı oyunların en karakteristik özelliği de, sevgi, kardeşlik, paylaşım gibi pozitif duyguları öne çıkarmaları.

 

Yakup Almelek – İş Adamı (2008)

  • İŞ ADAMI, Yakup Almelek, Arion Yayınevi, oyun, 144 sayfa

Yakup Almelek, ‘İş Adamı’ isimli bu oyununda, güç ve iktidar hırsıyla zehirlenmiş kahramanı Aydın Tuna’nın hikâyesini anlatıyor. Ülkenin en başarılı iş adamlarından biri olan Tuna’nın yaşamı, para ve güç üzerine kuruludur. Fakat günün birinde hastalanan Tuna, paranın sağlıktan daha önemli olmadığını, hayatını yeni duruma göre yeniden düzenlemek zorunda kaldığını görecektir. Kendisinin o güne kadar fark edemediği küçük şeylerin, yaşamında aniden anlam kazanması ve geçmişiyle yaptığı yüzleşme, onu İtalya’nın Sicilya adasına sürükleyecektir. Tuna, buradaki küçük bir köyde bulunan mütevazı bir pansiyonda, kendisini mutluluğun ve sağlığın beklediğini görecek ve aslında “insan” olduğunu fark edecektir. Almelek, Aydın Tuna’nın dönüşen hayatını anlatırken, aslında para ve güç hırsının, insanı hayatın gerçek güzelliklerinden ve dinginliğinden nasıl uzaklaştırdığını anlatıyor.