Jenn Granneman, Andre Sólo – Duyarlı (2023)

Çevrenizden sıklıkla “aşırı hassas davranıyorsun” ya da “fazla tepki veriyorsun” gibi cümleler mi işitiyorsunuz?

İnsanları iyi okuyor, duygudurumlarından kolayca etkileniyor, hatta duygularını sünger gibi çekiyor musunuz?

Ya da öfke, endişe gibi yoğun duygular hissettiğinizde etkisinden çıkmanız vakit mi alıyor?

Endişelenmeyin, yalnız değilsiniz.

Sadece gürültülü, hızlı ve sürekli üstümüze gelen bu dünyada yadsınamaz bir güce sahipsiniz ve dönüştürücü bir yetenekle kuşatılmışsınız.

Herkesin duyarlı bir tarafı var, ancak dünyada yaklaşık her üç kişiden biri hem fiziksel hem de duygusal anlamda başkalarından daha duyarlı olma eğilimine sahip.

Bu kişiler detaylarla yakından ilgileniyor, çoğunluğun gözden kaçırdığı bağlantıları kuruyorlar.

Zeki, cömert ve yaratıcılar.

Duyarlı bireylerin iç dünyalarına odaklanan bu kitap, bugüne kadar yeterince değer verilmeyen bu özelliğin potansiyelini nasıl ortaya çıkaracağınızı ve hayatın her alanına nasıl entegre edeceğinizi anlatıyor; uygulanabilir alıştırmaları, anekdotları ve güncel bilimsel araştırmaları bir araya getirerek derin bir içgörü sunuyor.

Duyarlı insanlara yönelik dünyadaki en kapsamlı internet sitesi Sensitive Refuge’un kurucuları olan Jenn Granneman ve Andre Soló, duyarlılık kavramını tüm yönleriyle masaya yatırarak yavaşlamanın, derinden bağlanmanın ve sıradan yaşamlarımızda anlam yaratmanın kıymetini hatırlatan bu özelliği kucaklamak gerektiğinin altını çiziyorlar.

‘Duyarlı’, gittikçe daha gürültülü hâle gelen dünyada hassas bireyin gücünü ortaya koyuyor.

  • Künye: Jenn Granneman, Andre Sólo – Duyarlı: Gürültülü, Hızlı ve Sürekli Üstümüze Gelen Dünyada Aşırı Hassas Olmanın Saklı Gücü, çeviren: Sena Bayraktar, Timaş Yayınları, psikoloji, 320 sayfa, 2023

Glenn R. Schiraldi – Psikolojik Sağlamlık (2023)

Hayatın fırtınaları karşısında bazı insanlar sapasağlam dururken bazıları neden savrulup gider?

Psikolojik sağlamlık bu sorunun anahtarıdır.

Psikolojik sağlamlık, sevdiğiniz birini kaybetmek, işten çıkarılmak, ciddi hastalıklar yaşamak ve hatta gündelik sıkıntılar gibi çeşitli zorlukların ve stres verici olayların ardından toparlanabilme becerisidir.

Psikolojik sağlamlık, zorluklar karşısında insanların güçlü tepkiler verebilmesini sağlayan beden, zihin ve karakter gücüdür.

Kısacası, psikolojik sağlamlık ruh sağlığının yapıtaşıdır.

Glenn Schiraldi ‘Psikolojik Sağlamlık’ kitabında, pozitif psikoloji, bilişsel davranışçı terapi, kabul ve kararlılık terapisi ve bilinçli farkındalık gibi kanıta dayalı yaklaşımlarla, zorlayıcı durumların ardından nasıl toparlanabileceğinizi açıklıyor.

Ayrıca travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, depresyon, öfke ve madde bağımlılıkları gibi stres kaynaklı sorunları önlemek ve iyileştirmek için etkili beceriler sunuyor.

Schiraldi, psikolojik sağlamlık eğitiminde okuru üç önemli aşamadan geçiriyor: psikolojik sağlamlığın önemli sorunları hakkında temel bir anlayış kazanmak, okurun kendi psikolojik sağlamlık düzeyini belirlemesi ve sonra da psikolojik olarak sağlam bir zihin oluşturup devamlılığının sağlanması için okura çeşitli etkinliklerle rehberlik etmek.

Yazar, hayatın zorluklarına karşı ihtiyacımız olan esnekliği nasıl geliştireceğimizi öğretiyor.

  • Künye: Glenn R. Schiraldi – Psikolojik Sağlamlık (Rezilyans), çeviren: Mirhan Petek, Nova Kitap, psikoloji, 312 sayfa, 2023

Jonathan Sadowsky – Depresyon İmparatorluğu (2023)

Bugün dünyada 300 milyondan fazla insan depresyon teşhisi almış durumda.

Tıp çevrelerinde bir depresyon salgınından bahsediliyor.

Oysa tarih boyunca depresif olmak bir hastalıktan ziyade bir ruh hali olarak görüldü ve melankolik olmakla eşanlamlı kullanıldı.

Sık sık yaratıcılığın ve ayrıcalıklı bir varoluşun işareti olarak görülen bu gizemli rahatsızlık, her dönem kalabalıkların ilgisini çekti ve tartışmaların odağında yer aldı.

Jonathan Sadowsky ‘Depresyon İmparatorluğu’nda ruh ile beden arasındaki ilişkiye dair kadim tartışmayı ele aldıktan sonra, 20. yüzyılda psikiyatrinin ve farmakolojinin akıl sağlığı alanında çığır açan çalışmaları, nihayet bizzat hastaların tanıklıkları eşliğinde depresyonun kültür tarihini inceliyor.

İnsan ıstırabının zamandan ve mekândan bağımsız sürekliliğini vurgularken farklı kültürlerin sıkıntı ve kederi nasıl deneyimlediklerini, manevi acıyı ne tür yöntemlerle dindirmeye çalıştıklarını gösteriyor.

Yazar psikolojik, toplumsal ve biyolojik temelleri olan bu karmaşık rahatsızlığın günümüzün kâr güdümlü tıp kültüründe nasıl kavrandığını tartışmayı da ihmal etmiyor: Antidepresanların etkinliği, çok tartışmalı elektrokonvülsif tedavinin etik sınırları, psikoterapinin imkânları ve depresif bulguları kılavuzlaştırma çabaları…

Sadowsky depresyonun geçmişini anlamaya çalışırken, geleceğini daha iyi yönetebilmek için topluma ipuçları veriyor.

  • Künye: Jonathan Sadowsky – Depresyon İmparatorluğu: Yeni Bir Tarihçe, çeviren: Biray Anıl Birer, İletişim Yayınları, tarih, 277 sayfa, 2023

Johannes Hepp – Homo Dijital (2023)

Sigmund Freud tarih boyunca insanlığın üç büyük hakarete uğradığını söylemişti.

Bunlardan ilki Kopernik’in evrenin merkezinde güneşin olduğunu keşfetmesi, ikincisi Darwin’in evrim teorisi, üçüncüsüyse Freud’un kendisinin ortaya attığı bilinçaltı kavramıydı.

Öyle ki Freud “İnsan kendi evinde bile patron değildir” diyerek insanın kibirli tahtını sarsmıştı.

Bugünse insanlık en büyük ve en kapsamlı dördüncü büyük hakarete maruz kalıyor, insanın bilinçdışının, gizli arzularının, isteklerinin ve duygularının kontrolünü ele geçirdiği dijital devrim yapıyor bunu.

Artık akıllı telefonlarımız ve algoritmalar bizim ne istediğimizi bizden çok daha iyi biliyor üstelik böyle bir çağda nevrozların şekli ve adı da değişiyor…

Bu sarsıcı kitapta psikolog ve psikoterapist Johannes Hepp, hızla ilerleyen dijitalleşme sürecinde 21. yüzyılın 21 nevrozunu tanımlıyor.

Çevrimiçi seks bağımlılığı, ilişki korkusu, artan iletişime rağmen yalnızlık, ahlak nevrozu, kusursuzluk peşinde koşma, patolojik yalan, değer görme bağımlığı, flört nevrozu, kendini sömürme ve deneyim doyumsuzluğuna kadar bugünün endüstri dünyasının yarattığı yeni sorunları ortaya koyuyor.

Hepp, somut ipuçları, kişisel deneyimler ve psikoterapötik uygulamalardan örneklerle zihinsel dayanıklılığımızı güçlendirmeye ve bu karanlık dijital ormanda güvenli bir şekilde yolumuzu bulmaya yardımcı oluyor.

  • Künye: Johannes Hepp – Homo Dijital: 21. Yüzyılda Bizi Zorlayan 21 Nevroz, çeviren: Gonca Gül Kurtulmuş, Serenad Yayınları, psikanaliz, 408 sayfa, 2023

Boris Cyrulnik – Çirkin Ördek Yavruları (2023)

Travmaya maruz kalan kimi çocuklar nasıl oluyor da her şeye rağmen dayanıklılık geliştirebiliyor, hatta bu travmatik deneyimlerini güç ve yaratıcılık kaynaklarına dönüştürebiliyor?

Çetin sınavların ardından yaşama tutunmayı nasıl başarıyorlar?

Nörobiyoloji ve psikoloji uzmanlığından yararlanan Cyrulnik; Maria Callas, Barbara ve Georges Brassens gibi ünlü isimlerin hikâyeleri aracılığıyla, zorluklarla karşılaşan kişilerin bu deneyimlerini nasıl bir güç ve büyüme kaynağı olarak kullanabileceğini ve kendi yaralarını nasıl dayanıklılık kaynaklarına dönüştürebileceğini gösteriyor.

İster zorluklarla karşılaşmış ya da travmayla mücadele etmiş olun ister yalnızca insan ruhunu anlamak ve yaralarını güce dönüştürmek isteyin; duygusal bağların ve duyguları ifade etmenin önemine odaklanan ‘Çirkin Ördek Yavruları’, herkesin mutlaka okuması gereken bir yol haritası.

  • Künye: Boris Cyrulnik – Çirkin Ördek Yavruları, çeviren: Hasan Can Utku, Monografi Yayınları, psikoloji, 216 sayfa, 2023

Mary Cregan – Geride Kalan (2023)

Yeni doğan kızının ölümünden sonra amansız bir depresyonun pençesine düşen bir kadının, hayatını ve kendini yeniden keşfetmesinin hikayesi.

‘Geride Kalan’, depresyon ve intihar gibi zorlu konularla mücadele eden sayısız insan için bir umut ışığı.

Yazar Mary Cregan, yaşadıklarından yola çıkarak en karanlık gecenin sabahına çıkmanın mümkün olduğunu gösteriyor, bunu yaparken edebiyatın, kültürel tarihin ve bilimsel araştırmaların sokağından geçmeyi de ihmal etmiyor.

Bu kitap, yalnızca bir otobiyografi değil, aynı zamanda depresyon hakkında derin bir anlayış sunan kapsamlı bir çalışma.

Aşılması zor görünen güçlüklerle karşılaşan ve hayatlarını daha iyi bir yönde değiştirmek isteyen herkes için güçlü bir ilham kaynağı olmaya aday.

  • Künye: Mary Cregan – Geride Kalan: Kayıpla Yaralanmış Bir Ruhun İyileşme Hikayesi, çeviren: Demet Karaman, Okuyanus Yayınları, anlatı, 240 sayfa, 2023

Dawn Starley – Mükemmeliyetçiliğe Meydan Okumak (2023)

Gerçek dünya, kendi lehinize çözümler tasavvur ettiğiniz hâlde karışık ve öngörülemezdir.

Mükemmeliyetçiliğe meydan okuyan Dawn Starley, ancak “mükemmel’’ arayışımızı bir kenara bıraktığımızda gerçek yaratıcılığı kucaklayabileceğimizi ve özgürlüğe ulaşabileceğimizi belirtiyor.

Mükemmeliyetçilik sıklıkla olumlu bir özellik olarak görülse de gençlerin eğitimi ve gelişimi üzerinde boğucu bir etkiye sahip olabilir ve yetenekleri ne olursa olsun her öğrenciyi olumsuz etkileyebilir.

‘Mükemmeliyetçiliğe Meydan Okuma’, gençlerle çalışan profesyonellere mükemmeliyetçilikle ilgili araştırmaların yanı sıra bununla ilişkili kaygıyı hafifletmek için denenmiş ve test edilmiş stratejiler sunuyor.

Gerçek mutluluk, kişinin hayattan aldığı hem zevk hem de anlamla mümkündür ve maalesef ki mükemmeliyetçi bir gençte bunların her ikisi de sınırlıdır.

Bu kitap sayesinde, gençleri mükemmeliyetçiliğin neden olduğu kaygılardan kurtaracak, onları başarıya yönlendirecek pratik ipuçlarına sahip oluyoruz.

  • Künye: Dawn Starley – Mükemmeliyetçiliğe Meydan Okumak: Bilişsel Davranışçı Terapi Yardımıyla Gençleri Desteklemek, çeviren: Defne Yazıcıoğlu, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2023

David Smail – Mutsuzluğun Kökenleri (2023)

David Smail, ‘Mutsuzluğun Kökenleri’nde sınıfsal bariyerlerin aşılamazlığını izaha girişiyor.

Doğumdan itibaren kendilerini yetersiz görmesi tembihlenmiş insanlar için para ve itibar kazanmak, hayatlarının ilk aşamalarında kazandıkları (kendilerinin ya da başkalarının gözündeki) bu ilkel değersizlik hissini nadiren giderebiliyor.

“Ait olduğu” sosyal çevrenin dışına çıkan biri daima korku ve paniğe boğulma tehlikesiyle yaşıyor.

Psikoloji dünyasında alışık olunanlar dışında bir bakış açısıyla, insanların mutsuzluklarının temelinde yatan sebepleri ortaya koyan Smail, bu eserinde psikoterapinin yanılgılarını ve insana dair daha gerçekçi bir anlayışa ulaşmanın yollarını inceliyor.

İçinde yaşadığımız çağın getirdiği baskılar ve mutsuzlukların ardında yatan güç ilişkileri ve toplumsal etkileri gözler önüne seriyor ve bu çığ gibi büyüyen mutsuzluk dalgasının anlamını kavramaya çalışan okuyuculara ve profesyonellere yeni bir işaret ateşi yakıyor.

  • Künye: David Smail – Mutsuzluğun Kökenleri: Kişisel Buhranlara Yeni Bir Yaklaşım, çeviren: Gökçe Metin, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 236 sayfa, 2023

Daryl R. Van Tongeren – Tevazu (2023)

Tevazu kendimize, başkalarına ve bizi çevreleyen dünyaya, onu olduğu gibi algılamamızı sağlayacak şekilde yaklaşmanın yoludur.

Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki tevazu insan ilişkilerini güçlendirmeye, iş hayatında ilerlemeye ve toplumu daha iyi bir noktaya taşımaya katkı sağlar.

Yadsınamaz bir güce sahiptir ve dönüştürücüdür.

Bugün artık modern bilimin kadim bilgeliği onadığı noktadayız: Tevazunun güçlü bir dönüştürücü etkiye sahip olduğunu biliyoruz.

Narsisizm bizi kendimizi aldattığımız bir yalan dünyaya tutsak ederken tevazu özgürleştirir, güçlendirir ve geliştirir.

Sosyal Psikolog Darly R. Van Tongeren, tevazu kavramı üzerinden bizi kendini tanıma, kendini kontrol edebilme ve kendini aşabilmeye dair düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.

İçine hapsolduğumuz yankı odalarından çıkmak için Tevazu’yu yeniden keşfetmeliyiz.

Narsisizm milyonlarca kişiyi, aslında olmadıkları biri gibi davranarak hayatlarını bir hiç uğruna heba etmeye yöneltti.

Van Tongeren tevazunun kadim erdemini ortaya koyarak bize bir çıkış yolu gösteriyor.

  • Künye: Daryl R. Van Tongeren – Tevazu: Narsistik Dünyanın Tuzaklarından Kurtulmak, çeviren: E. Gülsen Yüksel, Timaş Yayınları, psikoloji, 352 sayfa, 2023

Gabor Maté ve Daniel Maté – Normal Efsanesi (2023)

Sağlık söz konusu olduğunda “normal” dediğimiz şey nedir?

Ya da normalleştirmek?

Önceden anormal olan bir şey radarımıza yakalanmasın diye türettiğimiz bir şey midir normalleştirmek?

Bu durumda normal, “burada görülecek bir şey yok, tüm sistemler sağlıklı bir şekilde çalışıyor, daha fazla araştırmaya gerek yok” anlamına geliyor.

Oysa modern psikoterapi deyince tüm dünyada akla gelen ilk isimlerden biri olan Dr. Gabor Maté için durum hiç de böyle değil.

Maté hâkim “normal” algısının yanlış olduğunu, bu algının travma ve stresi, modern hayatın bedenlerimiz üzerindeki etkisini tamamen göz ardı ettiğini söylüyor.

Tüm uzmanlığına ve teknolojik gelişmelere rağmen Batı tıbbı insanı bütünlüklü bir şekilde ele almada sık sık başarısızlığa uğruyor; bugünün kültürünün, bedeni nasıl strese soktuğunu görmezden geliyor, duygusal dengeyi hakir görüp bütün sorumluluğu bağışıklık sistemine yüklüyor.

Gabor Maté, oğlu Daniel Maté ile yazdığı bu kitapta; karşılanmayan gelişimsel ihtiyaçların, stresin ve travmanın fizyolojik etkilerinin izini sürüyor, bizi hasta eden şeylerle ilgili efsaneleri çürütüyor, bireylerin marazları ile toplumun gittikçe azalan refahı arasındaki noktaları birleştiriyor, böylece ortaya sağlık ve iyileşme üzerine şefkatli bir rehber çıkıyor.

  • Künye: Gabor Maté ve Daniel Maté – Normal Efsanesi: Toksik Bir Kültürde Travma, Hastalık ve İyileşme, çeviren: Engin Süren, Hep Kitap, psikoloji, 552 sayfa, 2023