Stephen L. Macknik – Zihnin Sihirbazlığı (2014)

Yoktan var olan madeni paralar, görünmez güçler tarafından hareket ettirilen iskambil kâğıtları, ortadan ikiye bölünen güzelim kadınlar…

El çabukluğu sanatı karşısında beynimiz neden bu kadar savunmasız?

Bu yanılsamanın insan olmanın bir parçası olduğunu, bilimsel bir perspektifle ortaya koyan bir kitap.

Çalışmayı, özellikle illüzyonun nörobilimi konusunda aydınlanmak isteyenler okumalı.

  • Künye: Stephen L. Macknik, Susana Martinez-Conde ve Sandra Blakeslee – Zihnin Sihirbazlığı, çeviren: Gülçin Vardar, Alfa Yayınları, psikoloji, 340 sayfa

Ian Leslie – Doğuştan Yalancı (2014)

Ya, yalan söylemek doğamızdan bir sapma değil de, onun bir gereğiyse?

Veya iyi yalancılar, geri kalanlardan zihinsel açıdan daha dengeliyse?

Kendini aldatmak bir sorun değil de bir gereklilikse ve başarı, sağlık, mutluluk getiriyorsa?

Tümüyle bilimsel araştırmalara yaslandığını iddia eden Ian Leslie’ye sorarsak, yalana dair bilgilerimizi rafa kaldırmamız gerekecek.

Leslie burada yalan derken, küçük hakikatler konusunda insanın kendini kandırmasını kast ediyor. Daha çok beyaz yalanlardan yani.

Fakat dilimiz çok yandığından biz yine de bildiğimizden şaşmayalım: Yalan en ahlaksız eylemlerdendir!

  • Künye: Ian Leslie – Doğuştan Yalancı, çeviren: Erhan Derya Kibaroğlu, NTV Yayınları, psikoloji, 288 sayfa

Peter A. Levine ve Maggie Kline – Ey Travma Bizden Uzak Dur (2014)

Modern hayatta sıklıkla karşılaştığımız çocuklarda travma ile nasıl baş edilebilir?

Alanında uzman iki yazar tarafından kaleme alınan bu kitap, çocuğun acılarının, korkularının anlaşılması; oyun, sanat ve şiirle çocuklarda travmaya direnç geliştirme; çocuğu cinsel istismardan koruma ve yas süreçlerinde çocuğa destek olmak isteyenlere önerilir…

  • Künye: Peter A. Levine ve Maggie Kline – Ey Travma Bizden Uzak Dur, çeviren: Ayşegül Cebenoyan, Doğan Kitap, çocuk eğitimi, 248 sayfa

Erving Goffman – Etkileşim Ritüelleri: Yüz Yüze Davranış Üzerine Denemeler (2017)

Erving Goffman’ın ‘Etkileşim Ritüelleri’, bundan tamı tamına 50 yıl önce, duygular sosyolojisinin henüz ortaya çıkmadığı bir dönemde yazıldı.

Yazarının birebir gözlemleri ve ufuk açıcı yorumlarıyla öne çıkan çalışma, insanlar arasında bakışlar, jestler, mimikler, duruşlar ve sözlü ifadeler üzerinden ilerleyen yüz yüze davranışları inceliyor.

Yayımlandığı yıllarda yankı uyandıran kitabında Goffman, başkalarıyla bir arada olduğumuz esnada ortaya koyduğumuz davranışların sosyolojisini kuruyor.

Kitap, toplumsal örgütlenmeyi ana gündem olarak belirliyor, fakat bunu kişilerin birbiriyle karşılaşmaları ve bundan kaynaklı etkileşim pratikleriyle açıklıyor.

Çalışmanın en özgün katkısı da budur diyebiliriz.

Kitabın asıl ilgi çeken bölümü ise, Goffman’ın Nevada’da bir kumarhanedeki gözlemleri üzerinden kimi davranış pratiklerini irdelemesi.

Yazar, çok ilginç ayrıntılardan yola çıkarak kumarı, benliğin sunulduğu önemli bir karşılaşma türü olarak ele alıp yorumluyor.

Daha sonra bu alanda yapılacak araştırmalar için önemli bir başlangıç oluşturmuş bu kült kitap, benliği hem kırılgan hem de yetkin bir yapı olarak ele alması ve etkileşim ritüellerinin bireyi kişisel ve toplumsal olarak nasıl yeniden ve yeniden inşa ettiğini gözler önüne sermesiyle değerli ve önemli.

  • Künye: Erving Goffman – Etkileşim Ritüelleri: Yüz Yüze Davranış Üzerine Denemeler, çeviren: Adem Bölükbaşı, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 302 sayfa

Michael Tomasello – İnsan İletişiminin Kökenleri (2017)

Gelişim psikolojisi alanında çalışan Michael Tomasello’dan, insan iletişiminin evrimsel kökenleri hakkında kapsamlı bir inceleme.

Tomasello, insanların dil yardımıyla birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını ve bu kabiliyetin evrimde nasıl ortaya çıkmış olabileceğini anlamak için öncelikle insanların birbirleriyle doğal jestlerle nasıl iletişim kurduklarına bakıyor.

İnsana özgü ilk iletişim biçimlerinin işaret ve jestler olduğunu belirten yazar, bunların daha sonra uzlaşımsal dillerin ortaya çıkışında gerekli olan, tümüyle insana özgü toplumsal idrak ve güdülenim biçimlerinin büyük bir bölümünü içlerinde barındırmaları dolayısıyla, insan iletişiminin evriminde kritik geçiş noktaları olduklarını söylüyor.

  • Primatlardaki maksatlı iletişim nasıl gelişti?
  • İnsanlarda işbirliğine dayalı iletişim nasıl gelişti?
  • İletişimde bireysel ve sosyal kökenler nelerdir?
  • İletişim, büyük maymunların jestlerinden insan diline doğru ne şekilde evrildi?

Yetkin anlatımıyla dikkat çeken çalışma, konuştuğumuz her bir dilin hangi aşamalardan geçerek bugünlere geldiğini daha yakından görmek isteyenler için şahane bir fırsat.

Alanın en itibarlı isimlerinden Michael Tomsello’nun, bu konuda pek çok çalışma yürüttüğünü de belirtelim.

  • Künye: Michael Tomasello – İnsan İletişiminin Kökenleri, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 288 sayfa

Ian Robertson – Zafer Sarhoşluğu (2014)

Gücün beyin üzerindeki etkilerini araştıran Ian Robertson, liderlerin beyinlerinde testosteronu artıran gücün, antidepresan ve kaygı giderici özelliklere sahip olduğunu söylüyor.

Gücün denetlenmemesinin, kaçınılmaz olarak beynin işlevlerini çarpıtarak yargı bozukluğu ve risklere karşı kör olmaya yol açacağını savunan Robertson, gücün denetlenmesinde serbest seçimler, liderler için sınırlı görev süresi, özgür basın ve bağımsız yargının ne denli elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ian Robertson – Zafer Sarhoşluğu, çeviren: Samet Öksüz, Say Yayınları, psikoloji, 327 sayfa

Koray Karabekiroğlu – Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım? (2008)

Koray Karabekiroğlu’nun ‘Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım?’ı, ebeveynleri, çocuğun ruhsal gelişimi konusunda bilgilendirmeyi amaçlıyor.

Çocuk ruh sağlığının temel kavramlarına odaklanan çalışma, çocuklardaki inatçılık, kıskançlık, okul korkusu, anne depresyonu, çocuk eğitimi gibi, temel duygu ve durumlara odaklanan yazılar barındırıyor.

  • Üstün zekâlı çocuklarda sık görülen özelliklerin neler olduğu,
  • Bebeklerin neden uyku sorunu yaşadığı,
  • Çocukta kendine güvenin nasıl geliştirilebileceği,
  • Ve hiperaktiviteyi üretici ve yaratıcı bir sürece dönüştürmek, kitapta yer alan kimi konular.

Künye: Koray Karabekiroğlu – Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım?, Turkuaz Yayınları, psikoloji, 335 sayfa

Oğuz Tan – Depresyon (2008)

Belli başlı belirtileri hayattan eskisi kadar zevk almama, isteksizlik, uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk, unutkanlık ve cinsel ilgide azalma olan depresyon, modern bireyin en büyük sıkıntılarından.

Yine bir mizaç bozukluğu olan manik depresif de, bazen depresyon, bazen de “mani” denilen aşırı neşe ve taşkınlık dönemiyle kendini gösterir.

Psikiyatri uzmanı Oğuz Tan, ‘Depresyon’ isimli bu çalışmasında, iki mizaç bozukluğu olan depresyon ile manik depresifin ne olduğuna dair bilgiler veriyor ve bu sıkıntıların nasıl aşılabileceğine odaklanıyor.

Tan, hastaların ve doktorların dilinden vaka örnekleriyle depresyonun sebeplerini verirken, hastalığın belirtileri ile tedavi yöntemlerini de anlatıyor.

  • Künye: Oğuz Tan – Depresyon, Timaş Yayınları, psikoloji, 298 sayfa

Jonathan Haidt – Mutluluk Varsayımı (2014)

Sosyal psikoloji profesörü Jonathan Haidt ‘Mutluluk Varsayımı’nda, Platon’dan Buda’ya uzanarak modern gerçeklikle kadim bilgeliği bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Doğu’nun ve Batı’nın felsefi bilgeliklerini buluşturan Haidt, kitabının her bölümünde, dünyada klasik düşüncenin ortaya çıktığı üç büyük bölge olan Hindistan, Çin ve Akdeniz coğrafyalarındaki uygarlıklar tarafından keşfedilmiş, bilhassa mutluluğa odaklanan düşünceleri inceliyor.

Haidt bu düşünceleri bugünkü bilimsel araştırmaların verileri ışığında sorguluyor ve bu bilgeliklerin modern hayata mutluluk perspektifi kazandırmak açısından ne gibi dersler sunabileceğini irdeliyor.

  • Künye: Jonathan Haidt – Mutluluk Varsayımı, çeviren: Özcan Özgür, Hil Yayın, sosyal psikoloji, 336 sayfa

Liliane Maury – Piaget ve Çocuk (2008)

Lilian Maury, ‘Piaget ve Çocuk’ta, İsviçreli ünlü psikolog Jean Piaget’in teorileri üzerinden, çocuğun hazır bir dünya karşısındaki konumunu ve tutumunu, iletişim ve etkileşim sorunlarını ele alıyor.

Piaget, çocuğun gözleriyle iletişimi ve içerden dışarıya evreni anlatırken, bu büyüme adaylarının kendilerine has iletişim ve etkileşim süreçlerini anlamaya ve anlatmaya çalışmıştı.

Piaget yaptığı araştırmalar neticesinde, çocukta düşünce ile dil gelişiminin süreklilik içinde olmaktan çok, evrelerden ge­çerek oluştuğunu ve birey-çevre ilişkilerinde etkin bir şekilde yapılandığını saptamıştı.

Yine, çocuk zihniyetinin yetişki­nin zihniyetiyle hiçbir ilişkisinin olmadığını savunan Piaget, çocuğun mantığının kendine özgü olduğunu söyler.

Maury, Piaget’in bakış açısının günümüzdeki anlamını ele alırken, buna dair yorumlar ile eleştirilerin bir analizini sunuyor.

  • Künye: Liliane Maury – Piaget ve Çocuk, çeviren: Nurten Sarıca, De Ki Yayınları, eğitim, 118 sayfa