Burak Soyer – Zıvana (2017)

  • ZIVANA, Burak Soyer, Doğan Kitap

zivana

Geleceğe dair ümidini hepten kaybetmiş, adeta tüm enerjisini kendisini tüketmeye harcayan Sarı’nın hikâyesi… Bir dönem Radikal ve Akşam gazetelerinde çalışmış Soyer, romanını bizzat kendi yaşadıklarından yola çıkarak yazmış. Roman, nevi şahsına münhasır Sarı’nın engellenemez savruluşunu anlatırken alttan alta bir toplumsal eleştiri de dillendiriyor. Sert ve başarılı bir ilk roman.

Nadeem Aslam – Kör Adamın Bahçesi (2017)

  • KÖR ADAMIN BAHÇESİ, Nadeem Aslam, çeviren: Ufuk Boran Kaptan, Kırmızı Kedi Yayınları

 

kor-adamin-bahcesi11 Eylül sonrası Pakistan’da hayatta kalmaya çalışan iki arkadaşın hikâyesi. Batı güçleriyle Taliban arasında acımasız bir savaşın sürdüğü bu süreçte, Jeo yaralılara yardım etmek istemekte, Mikail ise, kişisel bir travmanın üstesinden gelmeye çalışmaktadır. Fakat bir süre sonra gelişmeler, iki arkadaşı savaşın kalbine savuracaktır.

Selim İleri – Kapalı İktisat (2007)

  • KAPALI İKTİSAT, Selim İleri, Notos Kitap, roman, 77 sayfa

kapali-iktisat

Selim İleri’nin ‘Kapalı İktisat’ı, 1970’lerin İstanbul’unda yaşayan bir mirasyedinin geçirdiği değişimi hikâye ediyor. Fakat bu hikâye ediş, sadece kahramanımızın yaşadığı dönüşümleri değil, Türkiye’nin yüz yüze kaldığı değişimler çerçevesinden de veriliyor. Bu yönüyle romanın, aynı zamanda bir dönem okuması örneği olduğunu söyleyebiliriz. Kurgu temelde, içinde yaşadığı toplumdan habersiz bir bireyin, bir kadın imgesi ile bir kitabın sayfaları ardından, geçmişi ve kendisiyle yüzleşmesini konu alır. Fakat yüzleşme, kahramanımızın “şimdi hakikatin eşiğindeyim; hakikat ise, buncak yakınında olmama karşın, içinden çıkılamayacak kerte karışık,” cümlesinden de anlaşılacağı üzere kolay olmayacaktır.

Eva Tucker – Berlin Bir Mozaik (2007)

  • BERLİN BİR MOZAİK, Eva Tucker, çeviren: Belkıs Çorakçı Dişbudak, Can Yayınları, roman, 196 sayfa

berlin-bir-mozaik

‘İlişki’ ve ‘Boğulma’, Alman kökenli İngiliz yazar Eva Tucker’in daha önce yayınlanmış romanlarıydı. Tucker’in ‘Berlin Bir Mozaik’ isimli bu romanı ise, bir ailenin yirminci yüzyılın başından sonuna uzanan çalkantılı öyküsünü anlatıyor. Bu büyük burjuva ailenin yaşadıkları üzerinden, Almanya’nın ve Berlin’in tarihte yüz yüze kaldığı trajedilerin tasvir edilmesi romanı ilgi çekici kılan başlıca husus. Zira ailenin yüz yıllık tarihi, Almanya’nın görüp görebileceği en büyük felaketlerden biri olan 2. Dünya Savaşı’yla birleşiyor. Tucker’in kurgusu, bu ailenin yaşadıklarının tarihsel arka planını ihmal etmeden verebilmesiyle okunmaya değer.

Shelley Freydont – Sudoku Cinayeti (2007)

  • SUDOKU CİNAYETİ, Shelley Freydont, çeviren: Deniz Başkaya, Doğan Kitap, roman, 289 sayfa

sudoku-cinayeti

Shelley Freydont asıl ününü, Broadway gösterileri ve televizyon alanında yapmış bir isim. Daha önce yayınlanan ‘Lindy Haggerty’ dizisi ile kariyerine yazarlığı da eklemişti. Romanın başkahramanı Katie McDonald, Washington’da hükümetin oluşturduğu analiz grubunda görevli bir matematikçi ve bulmaca uzmanıdır. Bir gün McDonald, Bulmaca Müzesi Müdürü P. T. Avondale’den bir mektup alır. Kasabaya yapılacak bir alışveriş merkezi yüzünden müze binası yıkılacaktır ve buna karşı çıkan Avondale de, sürekli tehdit edilmektedir. Mektuptan kısa bir süre sonra Avondale, öldürülmüş halde bulunacak, masasının üzerinde yarısı çözülmüş bir sudoku bulmacasından katilin izini sürmek de McDonald’a düşecektir.

Thomas Mann – Doyuran Yusuf (2007)

  • DOYURAN YUSUF, Thomas Mann, çeviren: Zeki Cemil Arda, Hece Yayınları, roman, 568 sayfa

doyuran-yusuf

Thomas Mann’in ‘Doyuran Yusuf’u, ‘Yusuf ve Kardeşleri’nin dördüncü cildini oluşturuyor. Roman, yazarın eskiçağ tarihi ve dilbilimine, mitolojik konulara ilgi duymasının ürünü olarak düşünülebilir. Mann bu romanında, din tarihinin önemli figürlerinden Hz. Yusuf’u hikâye ediyor. Kurguda, Hz. Yusuf’un hayatı ve dönemi, babası Yakup Peygamber’den başlayarak anlatılır. Fakat kurgu bunun da ötesine geçerek, bir tarih, uygarlık ve kültür serüvenine dönüşüyor. Mann’in 1926-1942 yılları arasında tamamladığı dizi, dünya edebiyatının bu büyük ustasından kaçırılmayacak bir eser.

Heinrich Mann – Mavi Melek (2007)

  • MAVİ MELEK, Heinrich Mann, çeviren: İlknur Özdemir, İthaki Yayınları, roman, 241 sayfa

mavi-melek

Bir adı da ‘Profesör Unrat’ olan ‘Mavi Melek’, beyaz perdeye uyarlamasında Marlene Dietrich’e uluslararası ün getirmişti. Romanın iki başkahramanı var. Bunlardan biri, otoriter, ezik, sosyal ilişkilerinde beceriksiz bir öğretmen olan Profesör Unrat; diğeri de, Rosa Frohlich adlı genç bir dansçıdır. Mann’in hikâyesi, Unrat’ın Rosa’ya âşık olması ve beraberinde gelişen olaylardır. Fakat romanın olağanüstülüğü, tam da bu aşkın, Unrat’ın dünyasında yaratacağı değişimleri, yıkımları anlatması. Çünkü Rosa’ya âşık olan Profesör, toplumdaki itibarını ve işini kaybetmesi bir yana, peşinden savrulduğu bu aşkın kendisini taşıyacağı bilinmezlere doğru da yol alacaktır. Bu yol alışta, toplumsal tahammülsüzlüklere karşı cephe alan Unrat, kendisiyle de hesaplaşmak zorunda kalacaktır. Mann’in bu eşsiz trajik kurgusunda, aslında kazanan ne toplum ne de birey olacaktır.

 

John Milton – Kayıp Cennet (2007)

  • KAYIP CENNET, John Milton, çeviren: Enver Günsel, Pegasus Yayınları, roman, 240 sayfa

kayip-cennet

‘Kayıp Cenet’, Âdem ile Havva’nın cennetten kovuluşunu hikâye ediyor. 17. yüzyılda İngiliz edebiyatının ‘Kör Homeros’u olarak adlandırılan John Milton’un eseri, dinsel Âdem ile Havva mitine edebiyat elbisesi giydirerek, bu tarzın ilklerinden birini gerçekleştirmişti. Milton’un, efsanenin her ayrıntısına sadık kalarak kurguladığı şiirsel metni, roman sanatının gelişiminde önemli bir aşamaya işaret ediyor. Kitabı, tam anlamıyla bir roman olmaktan ziyade destansı bir metin olarak tanımlamak daha doğru. İlk günahın işlenmesiyle başlayan kurgu, çarpıcı yorumları, canlı dili ve edebi göndermeleriyle klasik metin okumak isteyenlere ziyadesiyle hitap ediyor diyebiliriz.

Alexander Trocchi – Genç Âdem (2007)

  • GENÇ ÂDEM, Alexander Trocchi, çeviren: Algan Sezgintüredi, Versus Kitap, roman, 118 sayfa

genc-adem

Alexander Trocchi’nin ilk romanı olan ‘Genç Âdem’, 2003 yılında başrollerini Ewan McGregor ve Tilda Swandon’un paylaştığı aynı adlı bir filmle sinemaya uyarlanmıştı. İngiltere’de geçen roman, temelde, kahramanı Joe’nun yaşadığı ahlaki çöküşü hikâye ediyor. Joe’nun hayatı, günün birinde, Clyde Nehri’nde bir kadın cesedi bulmasıyla adeta kâbusa dönüşmeye başlar. Zira nehirde çalışan bir adamın karısı olan bu kadın, zamanında Joe ile ilişkiye girmiştir. Bu ölüme tanık olan Joe ise, düştüğü ahlaki buhran esnasında, “Ben olsaydım ne yapardım?” diye düşünmeye başlar. Kahramanımızın hayatını karmaşaya dönüştüren bu ahlaki ikilem, romanın da asıl gerilim unsurunu oluşturuyor.

V. S. Naipaul – Yarım Hayat (2007)

  • YARIM HAYAT, V. S. Naipaul, çeviren: Begüm Kovulmaz, Yapı Kredi Yayınları, roman, 187 sayfa

yarim-hayat

Büyük ustalardan Naipaul’un ‘Yarım Hayat’ı, merkeze aldığı, başkahramanı Willie Chandran’ın kişisel arayış hikâyesiyle ilgi çekiyor. Hindistan’da, kötü bir evlilikten doğan Chandran, kendi kaderini çizmek, önyargıların baskısından kurtulmak için yolculuğa çıkar. Fakat bu yolculuk, asıl olarak, kendisinden kaçmasından başka bir şey değildir. Çünkü yolculukta açığa çıkarılan başlıca giz, tamı tamına bu olacaktır. Chandran’ın doğduğu yerden, ailesinden ayrılarak oldukça uzaklara, İngiltere’ye, ardından da Afrika’ya uzanan bu yolculuğu, kendisini, küçümsediği ailesini ve ülkesini tanıması ve anlayabilmesi için yepyeni bir fırsat olacaktır.