Murat Küçük – Lâmekân (2011)

  • LÂMEKÂN, Murat Küçük, Horasan Yayınları, roman, 302 sayfa

 

Murat Küçük, 20. Yüzyılın başındaki İzmir’de geçen romanı ‘Lâmekân’da, bir cinayet hikâyesi ekseninde, okurunu unutulmuş Rumca nefeslerin renklendirdiği İzmirli Bektaşilerin dünyasına götürüyor. Roman, şehirde bir Bektaşi dergahında yaşanan cinayeti araştıran Ali Yakup Derviş’in yaşadıkları üzerine inşa edilmiş. Derviş, cinayetin izini sürerken, Ege’de üç büyük dine mensup sufilerin gizli tarikatına ulaştıracaktır. Hikâyenin arka planında da, dönemin İttihat ve Terakki Fırkası iktidarına muhalefet eden Osmanlı Demokrat Fırkası, Osmanlı Sosyalist Fırkası, İzmir çevresinde hayat bulmuş Hurufi gelenek ve Şeyh Bedreddin düşüncesi yer alıyor.

Alexander McCall Smith – İskoçya Sokağı 44 Numara (2011)

  • İSKOÇYA SOKAĞI 44 NUMARA, Alexander McCall Smith, çeviren: Aslı Mertan, İş Kültür Yayınları, roman, 514 sayfa

 

Alexander McCall Smith’in ‘İskoçya Sokağı 44 Numara’sı, Edinburgh’un gerçek olan bu sokağında, kurmaca bir binada yaşamakta olan farklı tiplerin hikâyelerini anlatıyor. Okulda istediği başarıyı yakalayamayan ve bunun gerilimini yaşayan Pat, onun çapkın ev arkadaşı Bruce, gösteriş düşkünü İrene ile beş yaşındaki oğlu ve binanın entelektüel siması Domenica Macdonald, romanda karşımıza çıkan kişilerden birkaçı. Güldürüyü romanın harcı olarak kullanan Smith, yerlisi olduğu Edinburgh’un öğrenciler, şairler, başarısızlar, hırslılar, ilginç tipler, ressamlar ve çapkınlardan mürekkep bu bohem sokağında yaşanan keyifli olayları hikâye ediyor.

Karl Olsberg – Kara Yağmur (2011)

  • KARA YAĞMUR, Karl Olsberg, çeviren: Ömürnaz Kurt, Can Yayınları, roman, 335 sayfa

 

Alman yazar Karl Olsberg ‘Kara Yağmur’da, nükleer patlamaların yaşanamaz hale getirdiği bir dünyayı tasvir ediyor. Roman, Türk işçiler ile Neo naziler arasında çatışmaların büyüdüğü Almanya’da geçer. Ülkede büyük bir hızla yabancı düşmanlığı tırmanırken, faili bilinmeyen bir bomba patlaması yaşanır. Hiroşima’ya atılan bombanını on katı gücünde olan patlamanın olağan şüphelileri İslamcı teröristlerdir. Fakat işler, kesinlikle göründüğü gibi değildir. Zira bu patlama, güçlü bir Almanya’yı yeniden diriltmeye çalışan Neo nazi yanlısı silah sanayiinin, Rus mafyasının ya da ABD’deki savaş taraftarı bir organizasyonun işi de olabilir.

Sándor Márai – Buda’da Bir Boşanma (2011)

  • BUDA’DA BİR BOŞANMA, Sándor Márai, çeviren: Tarık Demirkan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 164 sayfa

 

Macaristanlı yazar Sándor Márai ‘Buda’da Bir Boşanma’da, Budapeşte’de, iki dünya savaşı arasında, iç içe geçmiş yaşamları ve insan ilişkilerindeki çözülmeyi anlatıyor. Boşanma davalarına bakan yargıç Kömives, yıllar önce tanıdığı doktor Greiner’in boşanma dosyasını karşısında bulur. Fakat kendisini şaşırtan, yalnızca bu değildir. Akşam işten çıkıp evine giderken, Greiner’i, sabırsızca kendisini bekler halde bulacaktır. Doktorun Kömives’e anlatacağı çok şey vardır. Öyle ki bunlar, sabaha değin sürecektir. Bu görüşme gerçekte, Kömives ve Greiner’le temsil edilen, toplumdaki iyi ve kötü eğilimlerin birbiriyle kapışmasıdır. Bir yanda çalışkan ve sorumluluk sahibi Kömives, öte yanda saplantılı ve hırslı Greiner. Márai iki karakteri aracılığıyla, zor zamanlarındaki vatanında insani değerlerin çözülüşünü anlatıyor.

Nuriye Akman – Kim (2011)

  • KİM, Nuriye Akman, Doğan Kitap, roman, 262 sayfa

 

Nuriye Akman ‘Kim’de, olgunluk dönemlerini yaşayan bir yazarın dönüşümü ekseninde, “insan”, “ego” ve “ben” kavramlarını masaya yatırıyor. Başarılı bir yazar olan Aydın Aytaç, otuzuncu kitabının adını ‘Ben’ olarak koyar. Kendini okurlarına açtığı bu kitabında Aytaç, kitaplarını nasıl yazdığını, konularını nereden aldığını anlatır. Yazar, kitabının son düzeltilerini yapmak için sakin bir sahil kasabasına gider ve burada, kendine, insana ve hayata dair algılarla hesaplaşır. Kahramanımız, hayatında önemli yer tutacak kafe sahibi Hikmet Bey ve ahtapot avcısı Emre Usta aracılığıyla aşkı, kaderi, hayatı, insanı ve benliği sorgulayacaktır.

Neslihan Acu – Kuzgunun Şarkısı (2007)

  • KUZGUNUN ŞARKISI, Neslihan Acu, Epsilon Yayıncılık, roman, 307 sayfa

 

Neslihan Acu’nun ‘Kuzgunun Şarkısı’ isimli bu romanı, bir varoluş öyküsü. Romanın kahramanı Asu, bilincinin izinden ta 1923’lere, atalarının toprakları Girit’e kadar gidiyor. Hayalci, uydurukçu ve huysuz Asu, okuru buradan, İstanbul’un bir kenar mahallesinde ve Marmara Denizi’nin ortasında geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarına götürüyor. 1960 ve 70’li yılları, Türkiye durağında anlatmaya başlayan Acu, göçmen ailenin burada yaşadıklarını trajikomik unsurları kullanarak hikâye ediyor. Romanın asıl olarak, göç kavramını işlemesiyle öne çıktığını söyleyebiliriz. Hikâyede yer alan bireylerinin çelişkili dünyaları ise, kurgunun keyifle okunacak bölümlerinin başında geliyor.

John Dos Passos – A.B.D. 42. Enlem (2011)

  • A.B.D. 42. ENLEM, John Dos Passos, çeviren: Oya Dalgıç, İş Kültür Yayınları, roman, 489 sayfa

 

John Dos Passos, ‘A.B.D.’ üçlemesinin ilk kitabı olan ’42. Enlem’de, Amerikan toplumun çeşitli katmanlarından seçtiği karakterler aracılığıyla, ABD’nin kapitalist vahşetini yerden yere vuruyor. Romanın merkezinde, Fanny, J. Ward Moorehouse, Eleanor Stottard, Janey Williams ve Charley Anderson adlı karakterler yer alıyor. Güçlü gözlem yeteneğiyle dikkat çeken roman, bu karakterlerinin yaşadıkları ekseninde, tüketim hırsının ele geçirdiği ve kayıtsızlığın başat hayat biçimi haline geldiği ABD kültürünü kıyasıya eleştiriyor. Sacco ve Vanzetti’nin idamlarının da yer aldığı romanın bir bölümü de, Enternasyonal’in dizeleriyle başlıyor.

Marguerite Duras – Acı (2007)

  • ACI, Marguerite Duras, çeviren: Orçun Türkay, Sel Yayıncılık, roman, 173 sayfa

Melankolik, romantik ve yoğun metinlerin üstadı Marguerite Duras’nın ‘Acı’ isimli bu romanında, dünyanın görüp görebileceği en trajik savaşlardan biri olan 2. Dünya Savaşı’ndan kaynaklanan gerçek bir acıyı hikâye ediliyor. 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanan Paris işgalinde, Nazi subayları, dönemin ünlü sanatçı ve düşünürlerinin yoğunluklu olduğu bir bölgedeki Yahudilerin izini sürüp, onları toplama kamplarına gönderir. Aralarında François Mitterand ve Marguerite Duras’nın da bulunduğu Direnişçiler, bu kıyımı engellemeye çalışırken, Naziler, Duras’ın eşi Robert Antelme’yi tutuklayıp toplama kampına gönderirler. İşte Duras’ın romanı, bu gerçek olayın hikâyesini anlatıyor.

Fakir Baykurt – Yarım Ekmek (2007)

  • YARIM EKMEK, Fakir Baykurt, Literatür Yayınları, roman, 364 sayfa

‘Yarım Ekmek’, yayınevinin epey bir zamandır yayımlamaya başladığı ‘Fakir Baykurt Kitaplığı’ dizisinin sekizinci kitabı. Baykurt’un bu kurgusu, baş kahramanı Kezik Acar ve ailesi üzerinden, Almanya’daki Türklerin nasıl yaşadıklarını, sorunlarının neler olduğunu hikâye ediyor. Baykurt bu hikâyenin arkaplanına da, Türkiye sol edebiyatının önemli bir ismine yakışır şekilde, 12 Eylül 1980 darbesinin Türkiye’de yarattığı çalkantıları, hiç yoktan verilen ölüm cezalarını, o dönemde yaşanan sosyoekonomik çalkantıları ve sıkıntıları ustaca yerleştiriyor. Demiryolcu Mustafa’yla yaşadıkları aşk sonucunda evlenen Kezik, üç çocuk sahibi olduktan sonra kocasını bir kazada kaybeder. Üç çocuğuyla bir başına kalan Kezik, çareyi Almanya’ya gidip işçi olarak çalışmakta bulur. Kezik’in Almanya’daki zor çalışma şartları, bu zorluklar karşısındaki inadı ve Almanya’yada yeni bir hayat kurması, romanın omurgasını oluşturuyor.

Melania G. Mazzucco – Hayat (2007)

  • HAYAT, Melania G. Mazzucco, çeviren: Alev Sümer, Doğan Kitapçılık, roman, 342 sayfa

Melania G. Mazzucco’nun ‘Hayat’ı, İtalya’dan New York’a yapılan bir göçü hikâye ediyor. İtalya’nın buhranlı 1903 yıllarında, on iki yaşındaki Diamante ile 9 yaşındaki Vita, Güney İtalya’nın bir limanından iki binden fazla bir göçmenle Amerika’ya göç edecektir. Diamante ve Vita’nın New York deneyimi, bu şehrin görkemine ve büyük karmaşasına tanık olacak; New York’un suç oranı yüksek bir bölgesinde, Prince Street’te hayatta kalma, yeni bir yaşam kurma ve Amerikalı olma mücadelesi verecektir. Mazzucco’nun romanı, 2003 yılında Strega Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştı.