Danielle Trussoni – Asi Melekler (2010)

Danielle Trussoni ‘Asi Melekler’de, kötü ve iyi melekler arasında yaşanan kıyasıya bir mücadeleyi hikâye ediyor.

Trussoni, kutsal gerilim türünde kaleme aldığı romanının başkahramanı, annesi öldükten sonra bir manastıra bırakılan Evangeline’dir.

Yeminine sadık rahibelerden olan Evangeline, dünyada en nadide melek resimlerinin ve zengin kitap koleksiyonunun bulunduğu kütüphaneden sorumludur.

Fakat günün birinde, sanat tarihçisi Verlaine’den gelen bir mektup, genç rahibenin manastırda ibadetle geçen sakin günlerinin sonunu getirecektir.

Evangeline, birden kendini, Tanrının lanetine uğramış Tanrı’nın lanetine uğramış asi meleklerin soyundan olan Nefiller ile Melekbilimciler arasında yüzlerce yıldır süren kanlı bir savaşın tam ortasında bulacaktır.

Bu savaş, Bulgaristan’da bin yıl önce bir melek cesedinin bulunduğu gizemli Rodop Dağları’ndan Paris’teki Montparnasse mezarlığına kadar pek çok cephede sürmektedir ve Evangeline de tarafını seçmek zorundadır.

  • Künye: Danielle Trussoni – Asi Melekler, çeviren: Sıla Okur, Doğan Kitap, roman, 429 sayfa

Stella Rimington – Gizli Ajan (2010)

Britanya Gizli Servisi MI5’ta, 1965 ile 1996 arasında çalışmış olan Stella Rimington ‘Gizli Ajan’ adlı polisiyesinde, başkahramanı Liz Carlye’nin yeni bir macerasını sunuyor.

MI5 istihbarat görevlisi Carlye, İslami bir kitapçıda gizli bir toplantının yapılacağı ihbarını alır.

Terörist bir hücrenin saldırı planları yaptığını hisseden istihbaratçı, durumu Terörle Mücadele şubesi yöneticisi Charles Wetherby’ye bildirir.

Kısa süre sonra Wetherby, Carlye’i, terörist hücreyle bağlantısı olabilecek bir gelişmeyi araştırmakla görevlendirir.

Daha da vahimi, İngiliz istihbaratının şubelerinden birine bir köstebek yerleştirilmiştir ve Carlye çok geç olmadan bunu açığa çıkarmak zorundadır.

  • Künye: Stella Rimington – Gizli Ajan, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, roman, 367 sayfa

Kenzaburo Oe – Kişisel Bir Sorun (2010)

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kenzaburo Oe’nin ‘Kişisel Bir Sorun’ adlı romanı, engelli bir çocuk sahibi olduktan sonra tüm hayalleri yıkılan başkahramanı Bird’ün yaşadıklarını anlatıyor.

Büyük, oldukça gürültülü bir şehirde yaşayan dershane öğretmeni Bird’in hayali, Afrika gezisine çıkmaktır.

Fakat şimdi önündeki en büyük engel, karısının doğum yapmak üzere olmasıdır.

Gezi planlarını belirsiz bir zamana erteleyen Bird, doğan çocuğunun beyin fıtığı gibi nadir görülen bir hastalığa sahip olduğunu öğrenir.

Yaşadığı kötü durumun önce alkole ve kaçışa yönelttiği Bird, kısa bir süre sonra da çocuğun yaşamaya hakkı olup olmadığını sorgulamaya başlar.

Çocuğu öldürmeyi planlayan Bird, aynı esnada kendisiyle büyük bir hesaplaşmaya girişecektir.

Kenzaburo Oe’nin de başkahramanı Bird gibi engelli bir çocuğa sahip olması, hikâyeyi gerçekçi kılan hususlardan biri.

  • Künye: Kenzaburo Oe – Kişisel Bir Sorun, çeviren: H. Can Erkin, Can Yayınları, roman, 232 sayfa

Zühal İzmirli ve Yücel İzmirli – İzmir’de Bir Manastır Çınarı (2010)

İki yazarlı ‘İzmir’de Bir Manastır Çınarı’, eğitimci ve ders kitapları yazarı Halim Eker’in anılarından hareketle kaleme alınan bir roman.

1915 yılında Manastır’da doğan Halim Eker’in babası, Manastır eşrafından Kamil Efendi, annesi Florinalı Hatice hanımdı.

Ailesi Nüfus Mübadelesi’ne dahil olarak Türkiye’ye gelen Eker, burada ilkokula devam etti.

“Manastır’ın ortasında var bir havuz” türküsüyle başlayan roman, Eker’in doğumundan 2008 yılındaki ölümüne uzanan hayatını, Fatma Eker’le evliliğini, ilkokul ve ortaokullarda uzun yıllar sürdürdüğü matematik kitapları yazarlığı dönemini, uzun yıllar süren öğretmenlik görevini ve 1989 Haziran’ında memleketi Manastır’ı ziyaret edişini hikâye ediyor.

Roman, doksan üç yaşına geldiği halde ders kitapları yazmaya devam eden Eker’in hayatı ekseninde, Cumhuriyet’in çalışkan ilk kuşağını anlatıyor.

  • Künye: Zühal İzmirli ve Yücel İzmirli – İzmir’de Bir Manastır Çınarı, Kırmızı Kedi Yayınevi, roman, 187 sayfa

Rebecca Pawel – Bir Faşistin Ölümü (2010)

Rebecca Pawel ‘Bir Faşistin Ölümü’nde, İspanya’da iç savaş döneminde yaşananları anlatıyor.

İspanya’da yaşanan toplumsal kamplaşma, romanın geçtiği kentteki insanlara da zorlu bir hayat dayatmıştır.

Önyargılar her birini başkalarına karşı güvensiz hale getirmiş, açlık ve ölümler sıradan hale gelmiştir.

İşte bu dönemde, kentte neredeyse herkes tarafından çok sevilen iki kişi öldürülmüştür.

Bu korkunç cinayetler, Çavuş Tejada Alonso y Leon, komünist Gonzalo Llorente ve öğretmen Elena Fernandez’i buluşturur.

İşlenen cinayetler, gündelik hayatını devam ettirmeye çalışan insanlarda büyük öfke uyandırmış ve öfke, önü alınamayan büyük bir ateşe dönüşmüştür.

  • Künye: Rebecca Pawel – Bir Faşistin Ölümü, çeviren: Elif Uras Akhan, Literatür Yayıncılık, roman, 263 sayfa

Refik Halit Karay – Nilgün (2010)

 

Bilindiği gibi Refik Halit Karay, Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e uzanan zaman dilimini, güçlü gözlem yeteneği ve dilinin zenginliğiyle resmetmiş, önemli yazarlarımızdandır.

Karay’ın Nilgün isimli karakteri üzerinden bir aşk hikâyesini işlediği romanı ise, 1950-52 yıllarında tamamlanmıştı.

İşte elimizdeki edisyon, ‘Türk Prensesi Nilgün’, ‘Mapa Melikesi Nilgün’ ve ‘Nilgün’ün Sonu’ başlıklarıyla yayımlanmış üçlemeyi bir araya getiriyor.

Okur, romanın başkahramanı Nilgün’ün yaşadığı inişli çıkışlı aşk ekseninde, Afrika, Hindistan ve Uzakdoğu gibi farklı coğrafyalara uzanıyor.

Karay’ın Türkçeyi en ustaca kullandığı eserlerinden olan ‘Nilgün’, kadın-erkek ilişkilerini derinlemesine ele alıyor.

  • Künye: Refik Halit Karay – Nilgün, İnkılap Kitabevi, roman, 1029 sayfa

Isabel Allende – Denizin Altındaki Ada (2010)

Türkiyeli okurların daha önceki romanlarından iyi bildiği Isabel Allende, ‘Denizin Altındaki Ada’ adlı romanında, köle kadın Zarité’nin hayatını anlatıyor.

Dokuz yaşındayken zengin bir toprak ağasına satılan Zarité, hayatının büyük bölümünü evde çalışan bir hizmetkâr olarak yaşayacaktır.

Zarité burada, şekerkamışı tarlalarında insanlık dışı koşullarda çalıştırılan kölelerin ve onlara bu eziyeti yapan efendileri beyaz adamların kötülüklerine tanık olacaktır.

Fakat bir gün Zarité, efendisi tarafından New Orleans’a götürülür. Bu yeni yer genç kadın için, özgürlüğün farkına vardığı ve kendisi için kölelikten öte bir hayat kuracağı mucizevî bir dünyadır.

  • Künye: Isabel Allende – Denizin Altındaki Ada, çeviren: İnci Kut, Can Yayınları, roman, 586 sayfa

Ken Bruen – Londra Bulvarı (2010)

Karanlık suç romanlarıyla bildiğimiz Ken Bruen ‘Londra Bulvarı’nda, Londra sokaklarında önlenemez şekilde yükselen suç ve cezanın hikâyesini anlatıyor.

Romanın başkahramanı Mitchell, hiç hatırlamadığı ama işlediği söylenen bir suç nedeniyle üç yıl hapis yattıktan sonra Londra’ya geri dönmüştür.

Kahramanımız, cezaevinde çektiklerinden sonra, beladan uzak durmaya kararlıdır.

İlk zamanlar eski bir aktrisin yanında çalışarak kanunlara saygılı bir yaşam sürmeye çalışan Mitchell, hızla kanundışı olanın, suç olanın alanına çekilecektir.

Çünkü onun gibi usta bir adama suç dünyasında her zaman ihtiyaç duyulmaktadır.

Geçmişin peşini bırakmadığı kahramanımız, kendini, Londra sokaklarında karanlık işlere saplanmış halde bulacaktır.

Romanın, William Monahanın ilk yönetmenlik denemesi olarak sinemaya uyarlandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Ken Bruen – Londra Bulvarı, çeviren: Başak Bingöl, Sel Yayıncılık, roman, 203 sayfa

Lorrie Moore – Boşlukta Bir Kapı (2010)

Amerikalı yazar Lorrie Moore ‘Boşlukta Bir Kapı’ adlı son romanında, üniversiteyi okumak için şehre gelen ve burada çocuk bakıcılığı yapan bir gencin yaşadığı olayları hikâye ediyor.

Üniversite öğrencisi Tassie Keltjin’in, okumak için geldiği büyük şehirde bulduğu tek iş çocuk bakıcılığıdır.

O, yeni evlat edinilen bir çocuğun bakımından sorumludur.

Fakat Keltjin, çocuğu evlat edinen, iyi eğitimli ve kariyer sahibi çiftin hayatının içine girdikçe olayların bildiğinden farklı olduğunu keşfedecek, tam bu esnada 11 Eylül olayları da patlak verecektir.

Moore’un, öğrencilik halini merkeze aldığı romanı, taşra-kent çelişkisini konu etmesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Lorrie Moore – Boşlukta Bir Kapı, çeviren: Figen Bingül, Sel Yayıncılık, roman, 302 sayfa

Karl Olsberg – Sistem (2010)

Karl Olsberg, gerilim romanı ‘Sistem’de, yarattığı yapay zekânın başına umulmadık belalar açtığı Marc’ın yaşadıklarını hikâye ediyor.

Marc, Google’a rakip olacak bir arama motoru geliştirmiştir.

Yapay zekâyla oluşturulan Pandora adlı bu program, internet teknolojilerinde devrim yaratacak niteliktedir.

Fakat kısa bir süre sonra, yazılımın hazırlanmasında çalışan iki programcı esrarengiz bir şekilde öldürülür.

Yeni nesil bir bilgisayar virüsüne dönüşmüş olan Pandora, dünyadaki internet ağına hızla yayılarak her yerde kaos yaratmıştır.

İşlenen iki cinayetin zanlısı olarak aranmaya başlayan Marc, suçsuzluğunu ispat etmek ve daha da önemlisi hayatını kurtarmak için mücadele edecektir.

  • Künye: Karl Olsberg – Sistem, çeviren: Ömürnaz Kurt, Can Yayınları, roman, 375 sayfa