José Saramago – Yitik Adanın Öyküsü (2006)

  • YİTİK ADANIN ÖYKÜSÜ, José Saramago, çeviren: Dost Körpe, Merkez Kitaplar, roman, 352 sayfa

1998 Nobel Edebiyat Ödüllü Jose Saramago ‘Yitik Adanın Öyküsü’nde, Fransa’da oluşan bir çatlakla Avrupa’dan ayrılan İber Yarımadası’nın hikâyesini anlatıyor. Yarımada bu kopuşun ardından yolculuğuna başlarken, beş kişi bir araya gelecektir. Bunlar, toprağa karaağaç dalıyla bir çizgi çizen Joana Carda, yerin sarsıldığını hisseden Pedro Orce, bir sığırcık sürüsü tarafından takip edilen José Orce, ağır bir taşı denize fırlatmaya çalışan Joaquim Sassa ve nihayet, tavan arasında bulduğu bir çorabı sökmeye başlayan Maria Guavaira’dır. Karakterlerden her biri, Yarımada’nın anakaradan kopuşunun, kendi davranışlarının bir sonucu olduğuna inanır. Yazar bu durumdan hareketle, insan doğasının farklı yönlerini irdeliyor.

Carl-Johan Vallgren – Bir Garip Aşk Öyküsü (2006)

  • BİR GARİP AŞK ÖYKÜSÜ, Carl-Johan Vallgren, çeviren: Ali Arda, Metis Yayınları, roman, 309 sayfa

 

 

‘Bir Garip Aşk Öyküsü’nün yazarı Carl-Johan Vallgren, şu ana kadar çıkardığı beş albümle, müzik alanında da adını duyurmuş bir isim. İlk kitabıysa 1987 yılında yayımlanan ‘Nomederna’ydı. Vallgren’in yeni yayımlanan romanı, on dokuzuncu yüzyılın başında Königsber’de geçer. Filozof Kant’ın da doğum yeri olan bu yerdeki bir genelevde bir hilkat garibesi doğar. Doğarken annesinin ölümüne neden olan bu canavarımsı yaratık sağır, dilsiz ve ürkütücü bir çirkinliktedir. Ne var ki, Herkül adı verilen bebek, gizli yeteneklere de sahiptir: İnsanların zihnini okur, kalplerinin derinlerinde olup biteni bilir. Herkül’ün sahip olduğu tek şeyse, aynı genelevde aynı gün dünyaya gelen Henriette Vogel’dir. Fakat çok geçmeden, içinde yaşadıkları dünya, ikisini de birbirinden ayırır. Romanın polisiyeye yakın olay örgüsü, bu ayrılık üzerinden gelişen bir nefret üzerinden ilerler.

Muhammed Muhammedali – Gizli Rol (2006)

  • GİZLİ ROL, Muhammed Muhammedali, çeviren: Haşim Hüsrevşahi, Kapı Yayınları, roman, 185 sayfa

İranlı yazar Muhammed Muhammedali’nin ‘Gizli Rol’ romanı, 1991 yılında yayımlandıysa da ilgi çekmemişti ve yazarın 2001 yılında yaptığı ufak birkaç değişiklikten sonra olumlu bir karşılık aldı. Muhammedali’nin romanının asıl teması kesinliğin olmayışıdır diyebiliriz. Burada öykü, Tahran’ın sıradan insanlarının yaşadığı sıradan bir sokağında işlenen bir cinayetle başlar. Maktülün oğlu olan ve katilin idam edilmesi için mücadele eden romanın anlatıcısı, gerçekle düş arasında gittikçe belirsizleşen bir sınırda kendi geçmişine yaptığı yolculuğu ve bu yolculukta keşfettiği, hem babasının sevgilisi hem de katilin eski karısı olan bir kadının öyküsünü de anlatır.

Michael Tobias – Öfke (2006)

  • ÖFKE, Michael Tobias, çeviren: Algan Sezgintüredi, Versus Kitap, roman, 335 sayfa

Michael Tobias’ın ‘Öfke’si, insan öfkesinin hayvan katliamına giden yıkıcılığını konu ediyor. Fakat, hayvana yönelen bu şiddet, yazarın da çok iyi gösterdiği gibi, çok kolay bir şekilde, çocuklara, savunmasızlara, güçsüzlere ve siyahlara yönelebiliyor. Tobias, bir yazar olarak, elbette tavrını hayvan haklarından yana koyar. İnsanın cinai halinin hayvanı da kapsayan yoğunluğu karşısında, Tobias da, bir kişisel anlatı olarak düşünülebilecek romanında, bu şiddeti uygulayanlara karşı öfke duyar. “Acıyı hissetmek için kurban olmak gerekmez…” cümlesiyle başlayan roman, insanlarla, şiddet uyguladıkları hayvanlar arasında bir empati kurmayı amaçlıyor.

Andonis Samarakis – Yanlış (2006)

  • YANLIŞ, Andonis Samarakis, çeviren: Ari Çokana, İletişim Yayınları, roman, 204 sayfa

‘Yanlış’ romanı, totaliter bir rejimin iki gizli servis ajanının, tutukladıkları bir şüpheliyi başkente götürmeleriyle başlar. Yolculuk başladığında, Merkez tarafından tüm detayları dikkatle hazırlanmış plan da işlemeye başlar. Bundan böyle ajanlar resmi görevliler değil, “insan” rolüne bürünmüş birer dosttur. Başkente gitmek için feribota yetişme çabalarından kentte beraber çıktıkları gezintiye kadar her şey, şüphelinin kendini güvende hissetmesi için kurgulanmış bu planın parçalarıdır. Amaç, tutukluya suçunu itiraf ettirmektir. Samarakis bu romanında, birbirlerine üstün gelmeye çalışan kahramanları üzerinden totaliter rejimlerin psikolojik savaşıyla alay ediyor.

Faik Baysal – Drina’da Son Gün (2006)

  • DRİNA’DA SON GÜN, Faik Baysal, Can Yayınları, roman, 381 sayfa

Faik Baysal’ın ilk kez 1972 yılında yayımlandığında büyük ilgi gören romanı ‘Drina’da Son Gün’,  otuz dört yıl sonra yeniden yayımlandı. ‘Sarduvan’, ‘Elleri Sesinin Rengindeydi’, ‘Kırmızı Sardunya’, ‘Rezil Dünya’ ve ‘Madam Bambu’ Baysal’ın başlıca eserleri. Roman, parçalanma eşiğindeki Yugoslavya’nın yaşadığı etnik çatışmaları merkeze alıyor ve yüzyıllardır farklı din ve milletlerden insana kucak açan, hoşgörünün hüküm sürdüğü bu coğrafyadaki trajik değişime odaklanıyor. “Bu roman, gerçekten yaşanmış olan olayların bir yansısıdır” diyen Baysal’ın eseri, parçalanmış bir coğrafyayı kurgularken, özellikle barındırdığı görsel sahneler ve psikolojik tahlilleriyle de dikkate değer.

Jonathan Carroll – Kahkahalar Ülkesi (2006)

  • KAHKAHALAR ÜLKESİ, Jonathan Carroll, çeviren: Sönmez Güven, İthaki Yayınları, roman, 335 sayfa

Jonathan Carroll’un ‘Kahkahalar Ülkesi’nin kahramanı, Marshall France adında bir yazar. Romanın ismi olan ‘Kahkahalar Ülkesi’, kurguda, Galen adlı küçük bir kasabada inzivaya çekilmiş ve kırk dört yaşında geçirdiği bir kalp krizi sonucunda ölmüş olan, çocuk kitapları yazarı France’ın da kaleme aldığı kitabın ismi olarak görünür. Olay örgüsü, Tom Abbey ve kız arkadaşı Saxony Gardner en beğendikleri yazar olan France’ın biyografisini yazmak için Galen’e gelmeleriyle başlar. Ancak ne bu uyuşuk, küçük kasaba ne de orada yaşayanlar göründükleri gibidir: France’ın gölgesi hâlâ kasabada dolaşmaktadır. Carroll’ın romanının, ‘İmgelem Büyük Ödülü’ aldığını da belirtelim.

John Steinbeck – Ay Battı (2010)

  • AY BATTI, John Steinbeck, çeviren: Leyla Özcengiz, Remzi Kitabevi, roman, 118 sayfa

John Steinbeck ‘Ay Battı’da, Nazilerin Norveç’i işgalini ve halkın kuşatmaya karşı onurlu direnişini hikâye ediyor. Savaş yıllarında filme de alınan roman, yüzyıllardır barış içinde yaşayan, özgürlüğüne düşkün halkının kömür madeniyle geçimini sağladığı şirin bir Norveç kasabasının, başlarında Albay Lanser’in olduğu Nazi kuvvetlerince işgal edilişiyle başlar. Bu baskından sonra, kasabanın halkı özgürlüğünü koruyabilmek için ölümüne bir mücadeleye koyulacaktır. Kasabanın kömür madenlerini ele geçirmeye çalışan işgalcilere karşı, özgür bireylerin kişisel çabalarıyla başlayan direniş, kısa bir süre sonra kolektif bir eyleme dönüşecektir.

Cevat Karahasan – Gece Meclisi (2010)

  • GECE MECLİSİ, Cevat Karahasan, çeviren: Ayalp Talun İnce, Apollon Yayıncılık, roman, 223 sayfa

Günümüz Boşnak edebiyatının önde gelen isimlerinden olan Cevat Karahasan ‘Gece Meclisi’nde, dünyası öfkeye kurban edilen baş kahramanı Dr. Simon’un, şiddetle hesaplaşmasını hikâye ediyor. Uzun yıllar sonra ülkesi Bosna’ya geri dönen Simon, kendini nefretin, şiddetin ve öfkenin kol gezdiği bir dünyanın göbeğinde bulur. Öte yandan, Simon’un buraya gelişinin ertesinde, dört cinayet işlenmiş ve kendisinden, yani “Batı’dan gelen yabancı”dan şüphelenilmeye başlanmıştır. Bu esnada ortaya çıkan Sufi dervişi Enver ise, Simon’un iç dünyasının gizemlerini keşfetmesine; ülkesindeki acımasız savaşla ve şiddetle hesaplaşmasına vesile olacaktır.

Gerard Donovan – Schopenhauer’in Teleskopu (2006)

  • SCHOPENHAUER’İN TELESKOPU, Gerard Donovan, çeviren: Nazmi Ağıl, Yapı Kredi Yayınları, roman, 284 sayfa

‘Schopenhauer’in Teleskopu’ İrlandalı şair Gerard Donovan’ın ilk romanı. Donovan, 2. Dünya Savaşı esnasındaki Avrupa’da geçen romanında, Öğretmen ve Fırıncı isimli iki karakteri üzerinden, şiddetle iç içe geçmiş insanlık durumunu sorgular. Buradaki iki kahraman, işgal altındaki bölgeden alınıp, askerlerin gözetimi altında ücra bir tarlaya getirilir. Kahramanlardan biri kuyu kazarken, diğeri de onun başında beklemeye başlar. Romanın ilginç yönü, kurguya felsefi bakış açısının yedirilmesidir denebilir. Burada iki kahraman arasında geçen diyalog, insanın varoluş sorununa ve şiddete, tarihi çerçeveyi olabildiğince geniş tutarak odaklanıyor.