Joshua Ferris – Makul Bir Saatte Yeniden Uyansam (2015)

Diş hekimi Paul O’Rourke, sanal âlemde adına açılan hesaplar olduğunu fark eder.

Bu hesapların peşinden giden kahramanımız, kadim bir dine mensup olduğunu öğrenecek ve daha da önemlisi kendini, Tanrı ile karşılaşma fırsatını sunan bir dünyada bulacaktır.

Günümüz bireyini acımasızca hicveden, trajikomik bir varoluş öyküsü.

Romanın 2014 Dylan Thomas Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Joshua Ferris – Makul Bir Saatte Yeniden Uyansam, çeviren: Begüm Kovulmaz, Siren Yayınları

Cormac McCarthy – Yol (2019)

Cormac McCarthy’nin, başarılı bir film uyarlaması da bulunan ‘Yol’u, edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en muhteşem distopyalarından.

Bizde uzun zamandır baskısı tükenmiş olan roman, şimdi yeniden raflardaki yerini aldı.

Yaşanan büyük bir felaketin ardından Amerika, yanıp kül olmuştur.

Bir baba ve oğul, ölümün soluğunu her daim enselerinde hissettikleri bu dünyada hayatta kalabilmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkacaktır.

Amaçları bir ihtimal sahile ulaşmaktır ve ellerinde de bir tabanca, birkaç kurşun ve yağmaladıkları yemekler dışında hiçbir şey yoktur.

Roman, baba ve oğulun verdikleri hayat mücadelesini çarpıcı ve ritmi hiç düşmeyen bir gerilimle veriyor.

Modern Amerikan edebiyatında kendine has yeri bulunan McCarthy, Herman Melville ve William Faulkner gibi ustalarla kıyaslanıyor ve 2007’de Pulitzer Kurgu Ödülü’nü kazanmış ‘Yol’ da, kıyamet sonrası edebiyatın mücevherlerinden biri olarak karşımızda duruyor.

  • Künye: Cormac McCarthy – Yol, çeviren: Sevin Okyay, İthaki Yayınları, roman, 192 sayfa, 2019

Edmondo de Amicis – İstanbul (2009)

Edmondo de Amicis, en çok ‘Çocuk Kalbi’ isimli klasik eseriyle bilinir.

Fakat onu, Türkiyeli okurların gözünde önemli kılan hususların başında, kuşkusuz İstanbul’a yaptığı geziye dair izlenimlerini barındıran kitabıdır.

De Amicis’in, daha önce Türkçeye çevrilen ‘İstanbul’ eseri, yeni bir baskıyla okurun karşısında.

1877’de ‘Constantinople’ ismiyle yayımlanan eserinde De Amicis, yetkin tasvir yeteneğiyle, kendisini çok etkileyen bu şehri kapsamlı bir bakışla anlatıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti, görülmeye değer güzelliği, bereketli hayatı ve şaşırtıcı çelişkileriyle kadim şehir İstanbul, De Amicis’in benzersiz anlatımıyla okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Edmondo de Amicis – İstanbul, çeviren: Sevinç Tezcan Yanar, Pegasus Yayınları, roman, 400 sayfa

Oriana Fallaci – Doğmamış Çocuğa Mektup (2009)

Oriana Fallaci, ilk baskısı 1997’de yapılan ‘Doğmamış Çocuğa Mektup’ta, sevdiği erkekten ayrılmış bir kadının, hamile olduğunu öğrenmesinden itibaren hissettiklerini hikâye ediyor.

Fallaci’nin, kadın karakterinin iç dünyasında kopan fırtınaları ve yaşadığı korkuları yetkin, duyarlı ve kuşatıcı bir üslupla kaleme alması, kitabın büyük bir ilgiyle karşılanmasının ve bu ilginin halen devam etmesinin esas nedenleri.

Kadının, rahmindeki çocukla diyaloguna dayanan roman, onun, çocuğu doğurup doğurmama kararsızlığını; toplumun evli olmayan kadınların çocuk sahibi olmasına dair katılığını ve kadının her tüm bunlara rağmen çocuğu dünyaya getirmeye karar verişini, şiirsel bir üslupla hikâye ediyor.

  • Künye: Oriana Fallaci – Doğmamış Çocuğa Mektup, çeviren: Pınar Kür, Can Yayınları, roman, 108 sayfa

Margaret Doody – Dedektif Aristoteles (2015)

Büyük İskender’in Perslerle amansız bir savaşa tutuştuğu MÖ 332’de, Atina’nın önde gelen şahsiyetlerinden biri cinayete kurban gider.

Genç Philemon ise, bu tuhaf cinayeti işlemekle suçlanır.

Oysa Philemon masumdur ve bunu ortaya çıkaracak kişi de, bir dedektif gibi iz sürecek olan filozof Aristoteles’tir.

  • Künye: Margaret Doody – Dedektif Aristoteles, çeviren: Dost Körpe, Alfa Yayınları, roman, 395 sayfa, 2015

H. G. Wells – Kipps (2015)

Sıradan bir hayat yaşarken, eğitim için Sussex’e taşındıktan sonra burada tahmin edemeyeceği olaylara tanık olan Arthur Kipps’in hikâyesi.

Sussex’te Ann Pornick isimli genç kadına âşık olan Kipps, kendisini, garip görgü kurallarıyla sarmalanmış cemiyet hayatının içinde bulur.

Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında geçen romanında H. G. Wells, mizah ve toplumsal yerginin iç içe geçtiği ilginç bir romanla karşımızda.

  • Künye: H. G. Wells – Kipps: Sıradan Birinin Hikâyesi, çeviren: Cansel Fırat, Alakarga Yayınları, roman, 452 sayfa, 2015

Octavia E. Butler – Yakın (2019)

Octavia Butler, tarihteki ilk siyahi kadın bilimkurgu yazarı.

Fakat bu, kendisini anlatacak yeterli bir tanımlama değil.

Butler’ın kalemi kuvvetliydi, muhalifti, hiyerarşiye ve iktidara baş kaldırmış, ırk ve cinsiyet eşitsizliğine tepki vermişti.

Bütün bu yönleriyle döneminin en önemli yazarlarından biri olan Butler, bu romanında, farklı zamanlara yolculuklar yapan başkahramanı Dana’nın hikâyesini anlatıyor.

Eşi Kevin ile yeni evlerine yerleşmeye hazırlanan Dana’nın midesi bulanmaya, başı dönmeye başlar.

Bu esnada Dana, kendisini yeşillikler içinde, bir nehir kenarında bulur.

Dana bu nehirde boğulmak üzere olan küçük Rufus’u kurtarır.

Bu, Dana’nın daha sonra defalarca yapacağı zaman yolculuklarından ilkidir.

Bundan sonra kahramanımız, Amerika’da kölelik düzeninin en sert şekilde sürdürüldüğü Maryland’in eski zamanlarına defalarca yolculuk yapacak, bu esnada büyük hayati tehlikeler atlatacak ve daha da önemlisi kölelik hakkında ve kendisiyle Rufus arasındaki kan bağı hakkında daha çok aydınlanacaktır.

Butler’ın zaman yolculuğu, fantezi ve tarihi kurgunun iç içe geçtiği bu klasikleşmiş yapıtı, bilimkurguda ve Afroamerikan edebiyatında bir dönüm noktasıdır; hem tür içerisinde hem modern edebiyatta çok özgün bir yere sahiptir.

  • Künye: Octavia E. Butler – Yakın, çeviren: Emek Ergün, İthaki Yayınları, roman, 384 sayfa, 2019

Arthur Conan Doyle – Dörtlerin İşareti (2015)

Usta dedektif Sherlock Holmes ile yardımcısı Dr. Watson, uğursuz bir hazinenin peşinde.

Hindistan’daki bir iç savaşta büyük bir hazineye el koyan dört askerin buradan başlayıp Londra’ya uzanan intikam hikâyesini araştıran ikili, kendilerini büyük tehlikelerin tam ortasında bulur.

  • Künye: Arthur Conan Doyle – Dörtlerin İşareti, çeviren: İlknur Özdemir, Kırmızı Kedi Yayınevi

Ömrüm Uzun – Yitik Zamanın Yolcuları (2015)

Gün gelir, anılar hayatımıza çöker ve bizi geçmişimizin trajik bir muhasebesini yapmaya zorlar.

Bu hikâyede karşımıza çıkan, Tevfik, Faruk ve Nejad’ın başından geçtiği gibi.

62 yaşında, İstanbul’da bir apartmanda yaşayan Tevfik, aynı yerde ikamet eden Nejad ve Tevfik’in üniversiteden arkadaşı Faruk, geçmişten kalan bir hesabı kapatmak zorundadır.

  • Künye: Ömrüm Uzun – Yitik Zamanın Yolcuları, Akılçelen Kitaplar

Chimanda Ngozi Adichie – Yükselen Güneşin Ülkesinde (2009)

Chimanda Ngozi Adichie ‘Yükselen Güneşin Ülkesinde’ isimli bu romanında, 1960’ların Afrika’sında, savaşın eziyet ettiği insanların dokunaklı hikâyesini anlatıyor.

O tarihlerde, Biafra’nın bağımsız bir cumhuriyet kurma mücadelesini, hem tarihsel hem güncel ayrıntılarla kurgulayan Adichie, kurgusunu da, başkarakteri on üç yaşındaki zeki uşak Ugwu’nun dünyasından anlatıyor.

Ugwu’nun yanında çalıştığı devrimci Profesör Odenigbo, profesörün sevgilisi Olanna ve İngiliz genç Richard ise, romanın diğer dikkat çeken karakterleri olarak kurgudaki yerlerini alıyor.

Adichie, yetkin bir betimlemeyle, savaşın nasıl bir hayal kırıklığı yarattığını anlatıyor.

  • Künye: Chimanda Ngozi Adichie – Yükselen Güneşin Ülkesinde, çeviren: Nur Küçük, İthaki Yayınları, roman, 623 sayfa