Haldun Hürel – İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü (2010)

Haldun Hürel’in uzun soluklu çalışmalarının ürünü olan ‘İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü’, İstanbul’u semtleri, mahalleleri, caddeleri ve sokaklarıyla adım adım gezdiren, rehber nitelikte bir eser.

Yaşadığı, her gün işe gitmek için yollarını ve sokaklarını kullandığı şehre dair bilgi sahibi olamamak, istisnalar dışında neredeyse tüm İstanbul sakinlerinin ortak sıkıntısıdır denebilir.

Elimizdeki kitap, insanların üstlerinde gidip geldiği, araçlarını sürdüğü caddelere, sokaklara isimlerini vermiş kişilerin hikâyelerini anlatıyor; bir takım yolların, sokakların, caddelerin, yokuşların, semtlerin ve mahallelerin isimlerini oluşturan bazı önemli olaylar hakkında ilginç bilgiler veriyor.

Bilinen kuruluş tarihi 2700 yıl öncelere kadar inen İstanbul, aslında “Dünya Başkenti” olmayı ziyadesiyle hak ediyor.

Hürel’in çalışması da, bu fikri destekleyecek çok sayıda örnek barındırıyor.

  • Künye: Haldun Hürel – İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Kapı Yayınları, şehir, 944 sayfa

Kolektif – Osmanlılardan Günümüze Doğu Akdeniz Kentleri (2015)

Osmanlı’nın Akdeniz’deki liman kentleri üzerinden, 1350-1850 arası Doğu Akdeniz’in ekonomik ve toplumsal yapısındaki dönüşümleri saptayan sağlam bir derleme.

Çalışma, temelde,

  • “Dünyanın en işlek ve canlı ticaret yollarının bulunduğu bölge olan Akdeniz’deki bu etkinliğin toplumsal, kültürel ve siyasal düzlemlerdeki olaylarla ilişkisi nasıldı?”,
  • “Akdeniz’in sosyal tarihini liman kentleri üzerinden okuyabilir miyiz?”
  • Ve “Bir bütün olarak Akdeniz bölgesi, siyasal iktidarlardan ve kültürel kimliklerden görece bağımsız yapısal bir birlik sunuyor mu?” gibi sorulara yanıt arıyor.

Yazarların bunu yaparken kozmopolitizm kavramını da tartışmaya dahil etmesi, kitabı ayrıca dikkat çekici kılan husus.

Son olarak çalışmanın, İzmir, Selanik, Beyrut, İskenderun ve İstanbul’un tarihine yeni bir perspektif sunduğunu da özellikle belirtmeliyiz.

  • Künye: Kolektif – Osmanlılardan Günümüze Doğu Akdeniz Kentleri, hazırlayan: Biray Kolluoğlu ve Meltem Toksöz, çeviren: Neyyir Berktay, İş Kültür Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2015

Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları (2009)

Yazar, tarihçi, profesör ve edebiyat eleştirmeni Murat Belge’nin, İstanbul konulu daha önce yayımlanmış kitapları ilgi çekmişti.

Belge, elimizdeki eseri ‘İstanbul’un Sayfaları’nda da, okurlarını yeniden, İstanbul’da binyılları kapsayan bir kültür yolculuğuna çıkarıyor.

Belge, tarihin seyrinde İstanbul’a ev sahipliği yapmış başlıca medeniyetleri, onların belli başlı eserleri çerçevesinden anlatıyor.

Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan şehrin olağanüstü konumu; Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları döneminde İstanbul; Cumhuriyet’in modernleşme sürecinin şehre yansımaları; kozmopolit yönleri baskın Beyoğlu; Galata ve çevresinin binyılları bulan geçmişi; özgün mimarisi, renkleri ve yalılarıyla Boğaziçi, Belge’nin yorumlarıyla karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Belge’nin yetkin anlatımı, Reha Arcan’ın üç yüz elliyi aşkın renkli fotoğrafıyla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları, Doğan Kitap, şehir, 173 sayfa

Geert Mak – Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler (2009)

Hollandalı yazar Geert Mak’ın büyük bir ilgiyle karşılanan ‘Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler’i, Avrupa’nın tarihsel anılarına kaynaklık etmiş kentlerdeki izlenimlerini barındırıyor.

Hem bir seyahatname hem de bir tarihi çalışma niteliğindeki eserinde Mak, Amsterdam, Vichy, Dunkirk, Guernica, İstanbul, Kiev, Ypres, Berlin, Viyana, Riga, Stalingrad, Cassino, Çernobil ve Prag gibi kentleri, tarihi ve güncel bir bakışla tasvir ediyor.

On iki bölümden oluşan kitabında Mak, güncel olayları, geçmişin bireysel tecrübeleriyle harmanlayarak anlatıyor.

Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitap, yazarın özgün anlatım tarzıyla dikkat çektiğini de ayrıca belirtmeliyiz.

  • Künye: Geert Mak – Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler, çeviren: Mürset Topçu, Literatür Yayıncılık, anlatı, 1042 sayfa

Melisa Gürpınar – Mühür Kesesi (2009)

Geçen yıl yayımlanan ‘Dul Evinde İncesaz’ın devamı niteliğindeki ‘Mühür Kesesi’, Melisa Gürpınar’ın İstanbul’a odaklanan metinlerinden oluşuyor.

Gürpınar, “yaşlı kadın” metaforu üzerinden İstanbul’a, İstanbul’un doğasına ve yaşadığı sorunlara yaklaşıyor.

Yazar, şehrin elli, altmış yıl öncesini; değişen mevsimlerini; artık bir tarih belgesi olan mühür keselerini; Emirgan’da lale zamanını anlatıyor.

Kitaptaki metinler ayrıca, toplumsal hayattaki muazzam değişimleri ve küresel hayatın, tek kültürlülüğün dayattığı olumsuzlukları, bu şehrin kendine has ritmi üzerinden izliyor.

Daha önce yayımlanmış yazılarından bir derlemeyle oluşan kitap, İstanbul yazınına katkıda bulunuyor.

  • Künye: Melisa Gürpınar – Mühür Kesesi, Gürer Yayınları, anlatı, 185 sayfa

Edmondo de Amicis – İstanbul (2009)

Edmondo de Amicis, en çok ‘Çocuk Kalbi’ isimli klasik eseriyle bilinir.

Fakat onu, Türkiyeli okurların gözünde önemli kılan hususların başında, kuşkusuz İstanbul’a yaptığı geziye dair izlenimlerini barındıran kitabıdır.

De Amicis’in, daha önce Türkçeye çevrilen ‘İstanbul’ eseri, yeni bir baskıyla okurun karşısında.

1877’de ‘Constantinople’ ismiyle yayımlanan eserinde De Amicis, yetkin tasvir yeteneğiyle, kendisini çok etkileyen bu şehri kapsamlı bir bakışla anlatıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti, görülmeye değer güzelliği, bereketli hayatı ve şaşırtıcı çelişkileriyle kadim şehir İstanbul, De Amicis’in benzersiz anlatımıyla okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Edmondo de Amicis – İstanbul, çeviren: Sevinç Tezcan Yanar, Pegasus Yayınları, roman, 400 sayfa

Mario Vitti – Doğduğum Şehir (2018)

İtalya’nın en tanınmış Çağdaş Yunan Edebiyatı uzmanlarından olan Mario Vitti, 1926 İstanbul doğumlu.

Vitti, 1946’da eğitim için Roma’ya gider ve bir daha İstanbul’a dönmez.

Vitti’nin elimizdeki anıları da, bir türlü dinmek bilmeyen İstanbul özlemiyle kaleme alınmış.

Yazar bu kısa ama güçlü metninde, doğup büyüdüğü İstanbul’un etkileyici bir fotoğrafını çekiyor.

  • İstanbul’da Levanten yaşamları,
  • Rum ailelerinde gündelik hayat,
  • İstiklal Caddesi,
  • Eminönü,
  • Hatice Sultan,
  • Cumhuriyet aydınlanmasının önde gelen simaları,
  • Yeni kurulan Cumhuriyet’in yarattığı heyecan,
  • Adalarda hayat,
  • Atatürk,
  • Mussolini,
  • Lebon Pastanesi,
  • Hachette Kitabevi,
  • İstanbul Borsası,
  • İstanbul’da ilk sesli filmler,
  • Şehirdeki çokkültürlü dostluklar…

Vitti, bu ve bunun gibi birçok konuya dair hatırladıklarını, kendine has etkileyici üslubuyla bizimle paylaşıyor.

Petros Markaris’in önsözüyle zenginleşen; geçen yüzyılın başlarındaki İstanbul hayatı hakkında aydınlatıcı olduğu kadar, oldukça güzel ve duygulu bir metin.

  • Künye: Mario Vitti – Doğduğum Şehir: İstanbul, 1926-1946, çeviren: Sula Bozis, İstos Yayın, anı, 144 sayfa, 2018

Muzaffer Çelik – Taş Mektep ve İbret Belgesi (2009)

‘Taş Mektep ve İbret Belgesi’, emekli Başkomiser Muzaffer Çelik’in, görev yaptığı yıllardaki anılarından ve hayat hikâyesinden oluşuyor.

Çelik, polislik eğitiminden sonra, Edirne, Balya, Gönen, İvrindi, Adıyaman, Aşkale, Hınıs, Erzurum, Ankara, İstanbul, Niğde, Ulukışla ve Sakarya’da görev yaptı.

Polisliğin değişik dallarında otuz yıl görev alan Çelik, Başkomiser rütbesiyle 1981 yılında emekli olur. Çelik’in kitabı, yazarının 2. Dünya Savaşı’nı da kapsayan anılarının yanı sıra, Malkara’ya dair folklorik-kültürel ayrıntıları da okurlarına sunuyor.

Halkın giyim-kuşamı, beslenme alışkanlıkları, köy düğünleri ve hayvan bakımı, bu konulardan birkaçı.

  • Künye: Muzaffer Çelik – Taş Mektep ve İbret Belgesi, Uyum Yayınları, anı, 448 sayfa

Feriha Büyükünal – Manastır – İstanbul (2009)

Feriha Büyükünal’ın ‘Manastır-İstanbul’u, aile büyüklerinin Manastır’daki hayatlarına ve kendisinin doğduğu, büyüdüğü İstanbul’a dair anılarından oluşuyor.

Büyükünal, bir dönem Osmanlı’nın önemli uç şehirlerinden biri olan Manastır’da yaşayan aile büyüklerinin hikâyelerini okurla paylaşırken, Balkanlar’daki bu küçük kentin fiziksel, sosyal özelliklerini, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi ekseninde veriyor.

Yazar, kitabının İstanbul başlıklı ikinci bölümünde ise, doğduğu ve büyüdüğü bu kenti, kaybolan değerlerini merkeze alarak anlatıyor; 1940 ve 1950’lerden başlayarak, İstanbul’un yok edilen dokusunu, önemli siyasî olayları ve İstanbul’da gündelik hayatı sunuyor.

  • Künye: Feriha Büyükünal – Manastır – İstanbul, Molla Bayırı No: 2, Avcıol Yayınları, anı, 320 sayfa

Kolektif – İstanbullaşmak (2009)

‘İstanbullaşmak’, birçok yazarın İstanbul’u 152 farklı madde üzerinden ele aldığı bir kitap.

Editörler tarafından saptanmış bir dizi başlığın yüzden fazla kişiye yazma teklifiyle sunulması yöntemiyle ortaya konan kitap, bugünkü İstanbul’la simgelenen bir dizi tartışmaya ve sorunsala odaklanıyor.

Dolayısıyla bu bakış açısından hareket eden kitap, kente dair bilinen yargılar ve tanımlamalardan çok, yeni bir bakış açısı ve yorumlama geliştirmeyi amaçlıyor.

Kentsel gerçekliklerin, bireysel biçimde deneyimlenmekten çok hazır bulunan söylemlerle yeniden üretilmesiyle düşünülüp konuşulduğunu söyleyen editörler, kitabın amacının da bu söylemleri yapıbozuma uğratmak olduğunu belirtiyor.

Çalışma böylece, okuru, İstanbul’un bildik, yaygın söylemlerde hiç dile getirilmeyen yönlerini keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Kolektif – İstanbullaşmak: Olgular, Sorunsallar, Metaforlar, editör: Pelin Derviş, Bülent Tanju ve Uğur Tanyeli, Garanti Galeri Yayınları, şehir, 362 sayfa