Fehmi Salık – Lalo (2009)

Fehmi Salık ‘Lalo’ başlıklı elimizdeki romanında, Kürt coğrafyasında yaşamış Lalo isimli başkahramanının yaşadıklarını hikâye ediyor.

Diyarbakır’da sayıca az olan Alevi köylerinden biri olan Büyükkadı Köyü’nde başlayan roman, Şeyh Sait Ayaklanması’ndan 1980’li yılların Diyarbakır cezaevinde mahkûmlara uygulanan organize işkenceye uzanıyor.

Salık, Diyarbakır’ın sokaklarını, caddelerini dolaşan romanında, Lalo’nun romantik bir devrimci olmaya başlamasını, Diyarbakır cezaevinde işkenceye karşı verdiği mücadeleyi, sancılı yıllarda öğretmenlik yapmasını, hayata tutunma çabalarını ve topraklarına geri dönüşünü kurguluyor.

‘Lalo’, nitelikli bir roman olmasının yanı sıra, sancılı bir dönemin tanıklığı olarak da okunabilir.

  • Künye: Fehmi Salık – Lalo, Merdivenaltı Yayınları, roman, 288 sayfa

Peter Stamm – Böylesi Bir Günde (2009)

İsviçreli yazar Peter Stamm ‘Böylesi Bir Günde’ isimli elimizdeki romanında, başkahramanı Andreas’ın başından geçen olağanüstü bir süreci hikâye ediyor.

Sıradan bir hayat yaşayan Andreas, günün birinde ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir.

Bu durum karşısında tüm hayatıyla yüzleşmeye koyulan Andreas, geçmişine aslında hiçbir zaman sahip olamadığını, elinde kalan tek şeyin ise şimdiki zaman olduğunu fark eder.

Bu aşamada, Andreas’ı dirayetli kılan biricik şey de, yaşadığı sahici aşk olacaktır.

Aynı zamanda psikoloji dersleri de almış Stamm’ın, yaşanan trajik hayatı ve karakterlerinin iç dünyalarını yetkin bir şekilde tasvir ettiğini söyleyelim.

  • Künye: Peter Stamm – Böylesi Bir Günde, çeviren: Ogün Duman, İthaki Yayınları, roman, 168 sayfa

Markus Zusak – Kitap Hırsızı (2009)

Avusturalyalı yazar Markus Zusak, ‘I am the Messenger’ ile 2006’da Printz Honor ödülünü kazanmıştı.

Yazarın ‘Kitap Hırsızı’ başlıklı elimizdeki romanı da, New York Times’ın çok satanlar listesinde bir numaraya yükselmişti.

Zusak’ın, 1939 yılının Nazi Almanya’sında geçen romanı, kitap tutkunu Liesel Meminger’in hikâyesini anlatıyor.

Kardeşini kaybeden Meminger, onun toprağa verildiği mezarlıkta siyah kapaklı bir kitap bulur.

‘Mezar Kazıcının El Kitabı’ adını taşıyan bu kitap, henüz okuma yazmayı iyi bilmeyen Meminger’in hayatını baştan sona değiştirecektir.

Zira burada, ölümün anlattığı hikâyeyi okuyan çocuk, içinde bulunduğu acımasız dünyayı sorgulayacaktır.

  • Künye: Markus Zusak – Kitap Hırsızı, çeviren: Teri Erbeş, Encore Yayınları, roman, 537 sayfa

Jean-Louis Fournier – Nereye Gidiyoruz Baba? (2009)

Jean-Louis Fournier, Türkçeye ilk çevrilen kitabı ‘Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam’da, sıra dışı babasını, onun gölgesinde geçmiş çocukluğunu anlatmıştı.

Yazar ‘Nereye Gidiyoruz Baba?’ isimli elimizdeki son kitabında ise, bu kez bir baba olarak, diğer çocuklar gibi olmayan iki çocuğuyla verdiği hayat mücadelesini anlatıyor.

İlk kez çocuk sahibi olmanın verdiği mutluluk, çocuğun kısa süre sonra diğerleri gibi olmadığının anlaşılmasıyla yerini çaresizliğe bırakır.

Öte yandan, büyük umutlarla beklenen ikinci çocuğun da, diğeri gibi engelli olduğu ortaya çıkar. Fournier’nin bu sıkıntıyı kaleme getirdiği anlatısı, 2008 Prix Femina ödülü kazanmıştı.

  • Künye: Jean-Louis Fournier – Nereye Gidiyoruz Baba?, çeviren: Aslı Genç, Yapı Kredi Yayınları, anlatı, 102 sayfa

Yannis Kalpouzos – İmaret (2015)

Farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, 19. yüzyıl ortalarındaki Yunanistan’ın Arta şehrinin sosyal ortamının canlı bir panoraması.

Şehrin saat kulesinin altında Yunanlar, Türkler ve Yahudiler, barış içinde yaşamaktadır.

Fakat işlenen esrarengiz bir cinayetin ardından, bu barış havası büyük darbe alır.

İşin asıl vahim yanı, Osmanlı’nın çöküşe geçtiği bu dönemde, bu şehirde hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır.

  • Künye: Yannis Kalpouzos – İmaret, çeviren: Elif Subaş, Pena Yayınları

Peyami Safa – Cingöz’ün Esrarı (2015)

Bir yanda kibar, kurnaz ve becerikli hırsız Cingöz Recai, öte yanda onu yakalamaya ahdetmiş baş komiser Mehmed Rıza arasında sürüp giden amansız kovalamaca.

Baş komiser şimdi, en meşhur hırsızların, dolandırıcıların ve katillerin yatağı olan Beyoğlu’nda Cingöz Recai’nin adamlarına denk gelecek ve bu tesadüf soluk kesici maceralara doğru yol alacaktır.

  • Künye: Peyami Safa – Cingöz’ün Esrarı, Damla Yayınevi

Alex Capus – Bir Gün Buluşmak Üzere (2015)

Savaşın acımasızca ayırdığı iki aşığın, Léon ve Louise’in hikâyesi.

İki âşık, 1. Dünya Savaşı’nın Fransa’sında, Alman bombardıman uçaklarının saldırıları ardından birbirinin izini kaybeder.

Gençler, birbirlerinin öldüğünü düşünür.

Fakat yıllar sonra, garip bir tesadüf, iki sevgiliyi bir araya getirir.

  • Künye: Alex Capus – Bir Gün Buluşmak Üzere, çeviren: İlknur Özdemir, Kırmızı Kedi Yayınevi

Sam Siciliano – Örümcek Ağında Dans (2015)

Dahi dedektifimiz Sherlock Holmes, bir sosyete partisindeki laneti çözmenin peşinde!

Wheelwright adında bir zengin, bu partiden bir süre sonra kanla yazılmış tehdit mektubu alır.

Holmes olayı aydınlatmaya koyulur, fakat Wheelwright’taki garip örümcek korkusu, olayları daha da içinden çıkılmaz ve gizemli hale getirecektir.

  • Künye: Sam Siciliano – Örümcek Ağında Dans, çeviren: Uğur Mehter, Martı Yayınları

Rebecca West – Askerin Dönüşü (2018)

Feminist ve sosyalist yazar Rebecca West’ten, Birinci Dünya Savaşı zamanlarında geçen ve aşka bambaşka bir pencereden bakan sıra dışı bir roman.

Yaşadığı büyük travma sonrasında Chris cepheden geri döner.

Chris ne yazık ki hafızasını kaybetmiştir ve son on beş yılını hiç hatırlayamamaktadır.

Chris’in döndüğü dünyada onu üç kadın beklemektedir.

Varlığını hiç hatırlamadığı güzeller güzeli eşi Kitty, ona gizliden büyük aşk beslemiş kuzeni Jenny ve on beş yıl önceki sevgilisi yoksul Margaret.

Chris, doğal olarak şimdiki eşi Kitty’i değil, yıllar önceki sevgilisi Margaret’i hatırlamaktadır.

Öte yandan Kitty, Chris’in sıradan bir kadın olan Margaret’e yaklaşmasını asla kabullenemez.

Jenny ise, bütün olup bitenleri ne yapacağını bilemez halde izlemektedir.

Bir süre sonra Kitty ve Jenny, gerçek sevginin ne olduğu konusunda Margaret’ten çok şey öğreneceklerdir.

‘Askerin Dönüşü’, savaş hakkında bir roman olsa da, savaşın tahribatını erkeklerin maruz kaldığı yıkımdan ziyade, onları evde bekleyen kadınların yaşadıkları üzerinden vermesiyle muazzam bir hikâye.

Dokunaklı olduğu kadar gerçekçi oluşuyla da öne çıkan roman aşk, evlilik ve kıskançlık temaları üzerinden ilerlese de, dönemin sosyal rollerini, sınıf ilişkilerini ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında büyük dönüşüm geçirmiş dünyayı da sorguluyor.

  • Künye: Rebecca West – Askerin Dönüşü, çeviren: Işılar Kür, Everest Yayınları, roman, 125 sayfa, 2018

Michele Zackheim – Paris’te Son Tren (2015)

Nazilerin giderek güç kazandığı bir dönemde, Paris’te gazetecilik yapan Amerikalı Rose Manon’un gerilimle örülü hayatı, bu romanın konusu.

Manon bu sıkıntılı zamanlarda, dönemin ünlü aydınlarıyla dostluklar kurar ve direnişçi bir sanatçıya âşık olur.

Kahramanımız, Nazilerin baskısı adım adım artarken, hayatı ve aşkı için savaşacaktır.

  • Künye: Michele Zackheim – Paris’te Son Tren, çeviren: Leyla İsmier Özcengiz, Remzi Kitabevi