Dominique Manotti – Firar (2018)

Yanılmayalım, kaderlerimiz artık birbirine bağlı. Eğer geçmişimizi kurtarmak için hep birlikte mücadele etmezsek bir kez daha kaybedeceğiz ve İtalya’nın mücadele tarihinden silinip gideceğiz.

Dominique Manotti’nin bu başarılı polisiye romanı, cezaevinden firar eden bir grup devrimcinin başından geçenleri ve hemen ardından gerçekleşen kanlı bir banka soygununu merkeze alarak İtalya yakın tarihinden kritik bir dönemi anlatıyor.

Banka soygunu, aslında İtalyan siyasi polisinin, yalnızca soyguna katılan devrimcilere değil, genel olarak İtalyan devrimci güçlerine yönelik büyük çaplı komplosunun ürünüdür.

Roman, bu tuzağa düşen Carlo’yu ve yoldaşlarının yaşadıklarını, soygunun arka planındaki gerçekleri ve İtalyan siyasi polisinin bizzat yönlendirdiği sivil faşist, paramiliter örgütleri; Fransa’da mülteci olarak yaşayan İtalyan devrimcileri arasında yürütülen tartışmalarla da harmanlayarak anlatıyor.

İtalya’nın yakın tarihinin, bir dönemin devrimci kuşağının nitelikli bir panoramasını sunan ve canlı karakterleriyle de dikkat çeken roman, bilhassa siyasi polisiye severlerin kaçırmayacağı türden.

  • Künye:  Dominique Manotti – Firar, çeviren: Hüseyin Saygılı, Dipnot Yayınları, 230 sayfa, 2018

Selim Yalçıner – Vakıf (2009)

‘Vakıf’, Selim Yalçıner’in ilk romanı olan ‘Vasiyet’in devamı.

Serinin bu ikinci romanında, Yalçıner’in karşımıza çıkardığı karakter, ilk eserde karşımıza çıkan, annesi Avusturyalı, babası Türk olan Lara Berkes’tir.

Bu romanda, Berkes’in Meksika’dan Kuzey Irak’a uzanan, giderek artan sayıda insanın da katılmasıyla birlikte gelişen mücadeleleri hikâye ediliyor.

Babasının vasiyeti üzerine kurduğu vakıf aracılığıyla yeryüzündeki haksızlıklara karşı savaş veren genç kadın, dünyada yürütülmekte olan karanlık işlerin neredeyse tümünde adına rastlanan gizemli bir adam olan Hares’in peşine düşer.

Aralarında Viyana, Mexico City, Nuevo Laredo, Roma, Berlin, İstanbul, Mardin ve Erbil’in de bulunduğu, dünyanın birçok coğrafyasına uzanan bir kovalamaca yaşanacaktır.

Berkes, dünyayı iyiliklerin egemen olduğu bir hayat alanına dönüştürmek için kötülerle amansız bir savaşa girişecektir.

  • Künye: Selim Yalçıner – Vakıf, Özgür Yayınları, roman, 342 sayfa

Michael Robotham – Ölüm Yolculuğu (2009)

Avustralyalı edebiyatçı Michael Robotham, polisiye-gerilim romanı ‘Ölüm Yolculuğu’nda, dedektif olma hayalleri kuran Alisha Barba’nın, dünyanın dört bir tarafına yayılan insan tacirlerini açığa çıkarma çabalarını hikâye ediyor.

Barba, eski okul arkadaşı, sekiz aylık hamile Cate’ten yardım talebi alır.

Buluşacakları gece aniden ortaya çıkan bir otomobil, Cate’in ağır yaralanmasına, kocasının da ölümüne sebep olur.

Cinayetin izini süren Barba, Londra, Afganistan ve Hollanda’ya uzanan bir yeraltı örgütünü keşfedecektir.

Dedektif adayımız, insan ve seks ticareti yapan bu yeraltı örgütünü açığa çıkarmaya çalışırken, birbirinden tehlikeli maceralar yaşayacaktır.

  • Künye: Michael Robotham – Ölüm Yolculuğu, çeviren: Zuhal Bilgin, İthaki Yayınları, roman, 533 sayfa

Paula Hawkins – Trendeki Kız (2015)

Her şeyini kaybettikten sonra, ümitsizce trenlerde yol almaya başlayan bir kadın: Rachel Watson…

Watson yolculuklarından birinde gördüğü bir çifti gözüne kestirir ve onlara, kendisinin gerçekleştiremediği hayaller atfetmeye, onlar için hikâyeler uydurmaya koyulur.

Fakat günün birinde Watson, tuhaf bir tesadüfle bu çiftin hayatına dâhil olur.

İşin tuhaf tarafı, bu çiftin gerçek hayatı, Watson’ın hayallerinde olduğundan çok daha farklıdır.

  • Künye: Paula Hawkins – Trendeki Kız, çeviren: Aslıhan Kuzucan, İthaki Yayınları

Victor Serge – Gücümüzün Doğuşu (2018)

Victor Serge’in elimizdeki epik romanı, devrimci hareketlerin Avrupa’yı kasıp kavurduğu 1917-1919 yıllarını, İspanya ve Rusya’da yaşanan büyük devrimci atılımları merkeze alarak anlatıyor.

Dünyanın büyük bir savaşla boğuştuğu 1917 yılının baharıyla açılan roman, Rusya’da ve İspanya’da önlenemez bir şekilde ortaya çıkan devrimci kalkışmaların işçilerin yanı sıra bütün bir toplumu nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

İspanya’daki devrim fiyaskoyla sonuçlansa da, Rusya’da işçiler, köylüler ve askerlerin bir araya geldiği mücadele başarıya ulaşarak tarihi yeniden yazacak Ekim Devrimi’yle neticelenecekti.

Serge’in, iki şehirde yaşananları birbiriyle karşılaştırarak hikâyesini kurgulaması ise, romanı etkili kılan başlıca husus.

Sıkı bir devrimci olan Victor Serge, 1912-1917 yılları arasını hapiste geçirdi.

Hapisteyken Bolşevik Devrimi’ni heyecanla izleyen Serge, çıktıktan sonra sonra Rusya’ya gitti. 1919’da, devrimden iki yıl sonra Bolşeviklere katılan Serge, karşıdevrimci Beyaz Ordu’ya karşı Petrograd savunmasında yer aldı ve ayrıca gazeteci, editör ve çevirmen olarak Komintern’in ilk üç kongresinde görev üstlendi.

Serge bu romanını da, Stalin’in devrimi boğmaya varan diktatörlük uygulamalarına açıkça karşı çıktığı için yarı-tutuklu bulunduğu bir dönemde kaleme aldı.

  • Künye: Victor Serge – Gücümüzün Doğuşu, çeviren: Gülen Aktaş, Ayrıntı Yayınları, 224 sayfa, 2018

Gülseren Budayıcıoğlu – Kral Kaybederse (2015)

Hep doruklarda yaşamış bir kralın görkemli düşüşünün hikâyesi…

İşinde de, kadınlarla ilişkilerinde de hep güçlü olagelmiş Kral, günün birinde âşık olur.

Böyle güçlü bir duyguyu daha önce hiç yaşamamış olan Kral’ın kibri hızla düşüşe geçerken, hayatı boyunca hiç sevilmeyeceğine inanmış âşık olduğu kadın da, kendisindeki muazzam gücün ayırdına varır.

  • Künye: Gülseren Budayıcıoğlu – Kral Kaybederse, Remzi Kitabevi

Lee Goldberg – Bay Monk: İtfaiye Cinayeti (2009)

Lee Goldberg’in ‘Bay Monk’u, iyi polisiye kurgusunun yanı sıra, nev-i şahsına münhasır dedektif karakteriyle dikkat çekiyor.

Obsesif, kompulsif dedektif Bay Monk, takıntılı tavırlarıyla hayatı kendine ve çevresindekilere zindan eder.

Fakat bu takıntı kendisine, eşyaların nerede, nasıl olmaları gerektiğini hiç yanılmadan bilme ve tüm ipuçlarını ustaca birleştirme gibi bir beceri da sağlamıştır.

Dedektif Monk bu ilk macerasında, ölümle sonuçlanan bir yangının sır perdesini aralamaya girişir.

Bay Monk, ipuçlarını birleştirme yeteneğini kullanarak, ardında ölümler ve dev bir çöp yığını bırakan yangının asıl sebebini bulmaya çalışacaktır.

  • Künye: Lee Goldberg – Bay Monk: İtfaiye Cinayeti, çeviren: Zeynep Umuroğlu Çetinol, E Yayınları, roman, 328 sayfa

Wartkes Tewekelyan – Tehlikeli Bir Hayat (2009)

‘Hayatın Anlamı’, Wartkes Tewekelyan’ın Türkçeye daha önce çevrilen bir romanıydı.

Tewekelyan söz konusu romanında, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenilerin, 1908 yılından başlayarak dünyanın birçok coğrafyasına uzanan büyük felaketinin izini sürüyordu.

Yazar, ‘Hayatın Anlamı’nın devamı olarak düşünülebilecek elimizdeki romanda da, o dönemi anlatmaya devam ediyor.

Osmanlı’da yaşayan Ermenilerin Yunanistan, Beyrut, Sovyetler Birliği gibi ülkelere kaçışı, Ermenistan’ın kuruluşu ve 2. Dünya Savaşı, romanın başkahramanı İvan Yegoroviç’in gözünden anlatılıyor.

  • Künye: Wartkes Tewekelyan – Tehlikeli Bir Hayat, çeviren: Gül Sabar, Pencere Yayınları, roman, 329 sayfa

Meliha Akay – Ateşin Külü Suyun Mili (2009)

‘Yağmura Tutulanlar’, ‘Gülüşün Gelincik Tarlası’ ve ‘Ya Kaybolursan’, Meliha Akay’ın daha önce yayımlanmış öykü kitapları.

Akay, ilk romanı ‘Ateşin Külü Suyun Mili’nde, iki karakterinin iç içe geçmiş hikâyelerini geri dönüşlerle anlatıyor.

Geride kalmış, dünyanın düzenini alt üst etmiş bir dönemi kurgunun zeminine koyan Akay, bu dönemin iki karakterinin hayatında yarattığı büyük tahribatı ve karakterlerin bu durumdan kurtulma yollarını hikâye ediyor.

Geriye dönmenin mümkün olmadığını gören karakterler, her şeye rağmen en zor yolu seçerek, kendi dünyalarını yeniden kurmaya çalışacaktır.

  • Künye: Meliha Akay – Ateşin Külü Suyun Mili, Pupa Yayınları, roman, 309 sayfa

Michael Morpurgo – Kayıp Zamanlar (2009)

Michael Morpurgo ‘Kayıp Zamanlar’da, büyük acılara sebep olan Birinci Dünya Savaşı’nın, bir ailenin kaderini nasıl korkunç bir şekilde etkilediğini hikâye ediyor.

Tommo ve ağabeyi Charlie, İngiliz ordusunda savaşa çağrılan iki kardeştir.

Firar etmek, korkaklık veya nöbet esnasında uyumak suçlarından askerlerin kurşuna dizildiği bu dönemde, Ağabey Charlie de, korkaklıkla suçlanarak kurşuna dizilecektir.

Savaşın yarattığı telafi edilemez acılar ile ağabeyin kaybedilmesinden sonra ailenin yaşadığı yıkımın dokunaklı hikâyesi, küçük kardeş Tommo’nun gözünden anlatılıyor.

  • Künye: Michael Morpurgo – Kayıp Zamanlar, çeviren: Arif Cem Ünver, Tudem Yayın Grubu, roman, 191 sayfa