Ian Thornton – Johan Thoms’un Felaketlerle Dolu Muhteşem Hikâyesi (2014)

Absürd ile gerçeği harmanlayan bir hikâye…

Yanlış bir yere saparak şoförlüğünü yaptığı Arşidük Franz Ferdinand’ın öldürülmesine sebep olan ve 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasına gerekçe yaratan Johan Thoms’un sıra dışı hayatı.

Hem hikâyesi hem de dönemin Avrupa’sına dair ayrıntılarla keyifle okunacak bir roman.

  • Künye: Ian Thornton – Johan Thoms’un Felaketlerle Dolu Muhteşem Hikâyesi, çeviren: Tuğçe Ayteş, Tekin Yayınevi

Raca el Sana – Riyad’ın Kızları (2008)

Raca el Sana, ‘Riyad’ın Kızları’nda, tutucu bir İslam ülkesinde yaşayan dört kadının hayatını anlatıyor.

Sana’nın, yayınlandıktan kısa bir süre sonra Suudi Arabistan’da yasaklanan romanı, çok geçmeden Batı’da büyük bir ilgiyle karşılandı.

Bu ilginin başlıca nedenlerinden biri, Suudi Arabistan’ın Riyad kentinde yaşayan dört kadının toplumsal anlamda yaşadığı sıkıntıları resmetmesinin yanı sıra, onların duygu dünyasına ve özellikle de cinsellikle münasebetlerine odaklanıyor olmasıydı.

Sana çelişkileri çok iyi kullanarak, kadını kadın yapan evrensel özellikleri, her yanı tutuculukla kuşatılmış, olabildiğince içine kapanık bir toplumun sonu gelmez tabuları çerçevesinden işliyor.

  • Künye: Raca el Sana – Riyad’ın Kızları, çeviren: Deniz Başkaya, Doğan Kitap, roman, 243 sayfa

Danielle Steel – Kesişen Hayatlar (2008)

Danielle Steel ‘Kesişen Hayatlar’da, birbirleriyle hiç ilgisi olmayan karakterlerinin yollarının aynı yerde kesişmesini anlatıyor.

İki çocuk annesi Sarah Sloane’ın yardım için San Francisco’da düzenlediği gece, şehirde büyük ilgiyle karşılanır.

Sarah, üç yıl önce zor bir doğum yapmış ve bebeği kuvözde bir süre yaşam mücadelesi vermiştir.

Bu olaydan sonra kendini hayır işlerine adayan Sarah’ın, Seth ile mutlu bir evliliği vardır.

Öte yandan, davete basın mensubu olarak katılan muhabir Everett Carson da, alkol sorunu yaşamış ve bir dönem rehabilitasyon merkezinde tedavi görmüştür.

Roman, etkinlikte bir araya gelen bu iki insanın geçmişlerini, iç içe geçmiş bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Danielle Steel – Kesişen Hayatlar, çeviren: İdem Erman, İnkılap Kitabevi, roman, 325 sayfa

Ahmet Semih Tulay – Miletoslu Aspasia (2008)

Ahmet Semih Tulay, ‘Miletoslu Aspasia’da, M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış Aspasia’nın öyküsünü ve o dönem insanının gündelik yaşamını anlatıyor.

Aspasia ve Atina’nın güçlü lideri Perikles arasında yaşanan aşk, ikisinin de tüm zorluklara karşısında ödün vermeden sevgilerinin peşinden gitmesi kitabın asıl olay örgüsünü oluşturuyor.

Felsefeye ilgili bir Anadolu kadını olan Aspasia, ünlü bilge ve sanatçılara ev sahipliği, koruyuculuk yapmış ve yaşadığı yüzyıla damgasını vurmuş kadınlardan.

Tulay’ın romanı, Aspasia’nın onurlu öyküsünün yanı sıra, kurguya dahil ettiği çeşitli mitolojiler yoluyla, üzerinde yaşadığımız toprakların ne denli büyük bir kültürel zenginliğe sahip olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Ahmet Semih Tulay – Miletoslu Aspasia, Remzi Kitabevi, roman, 206 sayfa

Fakir Baykurt – Yüksek Fırınlar (2008)

Fakir Baykurt ustanın ‘Yüksek Fırınlar’ı, Almanya’daki bir grup işçi ailesinin, göç ettikleri bambaşka bir kültürde yaşadıkları trajik olayları anlatıyor.

Koca İbrahim, Almanya’nın Duisburg şehrine göç etmiş, burada zorlu bir yaşam kavgasına tutuşmuştur.

Almanya’ya, geldiği topraklardan çok farklı olan bu kültüre uyum sağlamaya çalışan İbrahim, burada para biriktirip Türkiye’ye dönmeyi hayal eder.

İbrahim’in namus anlayışının bu kültürde nasıl sıkıntılar doğurabileceği ise, karısı Elif’le olan ilişkisi üzerinden kurgulanır.

Elif’ten bir çocuğu olan İbrahim’in eşini kıskanmaya başlaması ise, kendisinin ve ait olduğu Doğu’nun namus anlayışının en zorlu sınavı olacaktır.

  • Künye: Fakir Baykurt – Yüksek Fırınlar, Literatür Yayıncılık, roman, 371 sayfa

T. M. McNally – Keçi Köprüsü (2008)

M. McNally, ‘Keçi Köprüsü’ isimli bu romanında, başkahramanı Stephen Brings’in gözünden, Yugoslavya iç savaşını anlatıyor.

Kötü giden bir ilişki yaşayan ve oğlu kaçırılan Amerikalı fotoğrafçı Brings, her şeyi ardında bırakarak Yugoslavya’ya gider.

Bosna’da yaşanan savaşa tanık olan Brings’in kişisel acısıyla, bu coğrafyadaki halkın büyük acısı iç içe geçer.

Zira burası, Brings’e acılarını sorgulaması için de fırsat olur.

McNally’nin kurgusu, Bosna’daki insanlık ayıbını ve bu travmaya tanık olan Brings’in acısıyla yüzleşmesini, yetkin bir anlatımla veriyor.

  • Künyroman, 398 sayfa

Hannah Kent – Ölü Gömme Törenleri (2014)

İki erkeği öldürmekle suçlanmış Agnes Magnùsdóttir, son günlerini yaşamakta.

İnfazını beklerken, ona rehberlik etmekle görevlendirilen Rahip Tóti’nin, Agnes’in hikâyesine tanık olduktan sonra inancı ve insanlığıyla giriştiği hesaplaşma.

Yalnızlık, korku ve acıyla boğuşan bir kadının iç burkan hikâyesi.

İzlanda tarihinden gerçek bir olay.

  • Künye: Hannah Kent – Ölü Gömme Törenleri, çeviren: Ziya Celayiroğlu, Yapı Kredi Yayınları, roman, 344 sayfa

Gülseli İnal – Lady Lazarus (2014)

Erkek egemen bir toplumun içinde kıstırılmış, yalnızca şiirle kendini ifade eden, Sylvia Plath’ı çağrıştıran Abigal’in delirme eşiğindeki yaşamı.

Mutsuz bir evlilik yaşayan ve gizlice yazdığı şiirler, yazılarla bir anlamda içini döken, kimi kaçış yolları arayan Abigal, günümüz Türkiye’sinin birçok kadının kendine yakın bulacağı bir karakter.

  • Künye: Gülseli İnal – Lady Lazarus, Varlık Yayınları, roman, 336 sayfa

Gani Eser – Keş (2008)

Gani Eser, ‘Keş’te, 1990’lı yıllar gençliğinin yaşadığı değer bunalımını hikâye ediyor.

Roman, apolitik, cep telefonu ve bilgisayar oyunu bağımlısı, kitap okuma alışkanlığı olmayan, eğlenme düşkünü ve içlerinden bir kısmının da uyuşturucu madde kullandığı küçük bir üniversiteli grup üzerinden, geleceği olmayan, hatta kendileri için bir gelecek düşünmeye aciz gençleri anlatıyor.

Bu gençler ve onlara göre daha duyarlı, daha politik karakterlerin de karşılaştırıldığı romanda, gruptan Aksel isimli olanının bir cinayete kurban gitmesi, yine Murat karakterinin yaşadığı gerilimli aşk, olay örgüsünü hareketli kılan iki olay.

  • Künye: Gani Eser – Keş, İmleç Kitap, roman, 160 sayfa

Jack London – Deniz Kurdu (2014)

Burjuva bir aileden gelen bir tuzu kurunun, zorlu mücadeleler, kıyasıya kavgalarla örülmüş gerçek hayatla imtihanı.

London, bildik sınıfsal kalıplara hiç yüz vermeden, bireyin değişimini vurucu sahnelerle tasvir ediyor.

Edebiyat dünyasına Wolf Larsen gibi eylemci, devrimci, sıra dışı bir karakter armağan ederek.

  • Künye: Jack London – Deniz Kurdu, çeviren: Fadime Kâhya, İş Kültür Yayınları, roman, 376 sayfa