Necip Mahfuz – Şevk Sarayı (2008)

‘Şevk Sarayı’, Necip Mahfuz’un meşhur ‘Kahire Üçlemesi’nin ikinci romanı.

Serinin ikinci romanında, ilkinde olduğu gibi, Ahmet Abdülcevat ve ailesinin hikâyesi devam ediyor.

Aileye katılan yeni kuşak ve bunun etrafında yaşananlar, ikinci romanın ana gövdesini oluşturuyor.

Kurgu, Ahmet Abdülcevat gibi daha eski kuşaklar yerine, Yasin, Hatice, Kemal ve Ayşe’den oluşan yeni kuşağın hayat hikâyesiyle örülür.

Bu karakterlerden Yasin’in evinin bulunduğu Şevk Sokağı’ndan adını alan roman, 1920’lerin sonundaki Mısır ve Kahire’deki sosyal ve siyasal havayı anlatıyor.

Mahfuz’un kurgusu, tam da kendisine yakışacak şekilde, görkemli karakterlerinin etkileyici öyküleriyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Necip Mahfuz – Şevk Sarayı, çeviren: Işıl Alatlı, Hit Kitap, roman, 448 sayfa

Patricia Muradi – Limanda Bir Kadın (2008)

‘Romanika-Çingeneler’, Patricia Muradi’nin ilk romanıydı. Muradi, ‘Limanda Bir Kadın’da ise, baba mesleği olan gemicilikle uğraşan Selin’in hikâyesini anlatıyor. Babasının zorlaması ile kendisini birdenbire limanın ortasında, bir gemi acentesinde çalışır bulan Selin, bu dünyada ayakta kalabilmek için mücadele etmek zorunda kalacaktır.

Genç ve tecrübesiz bir kadın olarak Selin’in, erkeklerin egemen olduğu denizcilik işlerine girmesi, işini bayağı zorlaştıracaktır.

Muradi’nin kurgusu, alışılmadık bir dünyaya adım atan karakterin, bir yandan varolabilmek için mücadele edişini, öte yandan da hayatı öğrenme deneyimini, mizahi unsurları da ihmal etmeden hikâye ediyor.

  • Künye. Patricia Muradi – Limanda Bir Kadın, Pentagram Yayınları, roman, 382 sayfa

Preston L. Allen – Battallar ve İnsanlar (2014)

Preston L. Allen ‘Battallar ve İnsanlar’da, insanlar ile evcil hayvanlar arasındaki ezen-ezilen ilişkisini tersine çeviriyor.

İnsanoğlu sonrası bir dünyada geçen roman, battal ırkından bir çocuğun sokakta bulup eve getirdiği bir insan ile arasında yaşananlarla açılıyor.

O günlerde her battal çocuğun bir insanının olması oldukça sıradandır.

Yazar fantastik kurgusuyla, bizi ırkçılık, türcülük ve cinsiyetçilik gibi günümüzün belli başlı sorunlarıyla yüzleşmeye çağırıyor.

  • Künye: Preston L. Allen – Battallar ve İnsanlar, çeviren: Arif Cem Ünver, Deli Dolu Yayınları, roman, 174 sayfa

Éric Faye – Nagazaki (2014)

Éric Faye, Fransız Akademisi Büyük Roman Ödülü kazanmış eseri ‘Nagazaki’de, banliyöde yaşayan bir kadının başından geçen tuhaf olayları hikâye ediyor.

Faye, yaşanmış ve haber olarak gazetelerde de yer almış gerçek bir olaydan yola çıkan romanında, yalnız başına bir hayat süren Shimura-san’ın, günün birinde beklenmedik bir biçimde, evindeki nesnelerin yer değiştirmesi, yiyeceklerin kaybolmasıyla girdiği şok halini anlatıyor.

Shimura-san, sanrı görüp görmediği veya bunu yapanların hayaletlerin işi olup olmadığı üzerine düşünürken, evinde gizlenmiş bir kamera bulur. Kamera kahramanımızı, aklından dahi geçiremeyeceği ürkütücü gerçeklere götürecektir.

  • Künye: Éric Faye – Nagazaki, çeviren: Nilda Taşköprü, Sel Yayıncılık, roman, 88 sayfa

John Scalzi – Kırmızı Üniformalılar (2014)

‘Yaşlı Adamın Savaşı’ serisiyle beğeni toplayan John Scalzi ‘Kırmızı Üniformalılar’da, uzayda geçen soluk soluğa bir kovalamacayı anlatıyor.

Roman, Evrensel Birlik’in ünlü gemisi Gözüpek’e atanan Asteğmen Andrew Dahl’ın burada tanık olduğu gariplikleri hikâye ediyor.

Dahl burada, gemi mürettebatının her seferinde uzaylılarla ölümcül bir mücadeleye giriştiğini, geminin kıdemli subaylarının bu savaşlardan yara almadıkları halde, düşük seviyedeki mürettebatın muhakkak kayıp verdiğini fark eder.

Bu tuhaf durumu araştırmaya koyulan Dahl, kendini uzayın sonsuzluğuna yayılan tehlikeli bir çemberin içinde bulmakta gecikmez.

  • Künye: John Scalzi – Kırmızı Üniformalılar, çeviren: Cihan Karamancı, İthaki Yayınları, roman, 325 sayfa

Muriel Barbery – Elflerin Yaşamı (2017)

2006 yılında yayımlanan ‘Kirpinin Zarafeti’yle dünya çapında ün kazanmış Muriel Barbery’den, fantastik bir evrende geçen, doğayla uyumlu yaşama övgü niteliğinde bir roman.

Barbery burada, farklı dünyalara ait, ama elflerle iletişim kurabilmek gibi ortak bir yeteneğe sahip iki küçük kızın etrafında dönen bir hikâye sunuyor.

Maria doğayla iç içe yaşar, hayvanlar ve ağaçlarla konuşur.

Clara ise ilk kez dokunduğu piyanoyu mükemmel bir şekilde çalabilme yeteneğine sahip bir müzik dâhisidir.

Günün birinde, dünya kötülük güçlerinin hedefi olur.

Nefret ve kötülük bu andan sonra bulaşıcı bir hastalık gibi gezegenin en ücra köşelerine dahi yayılmaya ve dünyadaki uyumun yeniden kurulması için uğraşan güçlerle kötülük güçleri arasında büyük bir savaş yaşanmaya başlar.

Tam bu esnada elfler de bu savaşın bir tarafı olarak yeryüzüne gelir.

Şimdi iyiliğin tarafında yer alanların tek umudu, bu iki küçük kızdan başkası değildir.

Zira iki kız, doğanın ve sanatın gücünü bir araya getirerek, dünyanın kaosa sürüklenmesine engel olma becerisine sahiptir.

  • Künye: Muriel Barbery – Elflerin Yaşamı, çeviren: Nihan Çetinkaya, Kırmızı Kedi Yayınevi, roman, 272 sayfa

Arthur Asa Berger – Bir Postmodernist için Postmortem (2017)

Ettore Gnocchi, ünlü bir postmodern kuramcıdır.

Günün birinde Gnocchi, evinde verdiği bir akşam yemeği esnasında gizemli bir cinayete kurban gider.

Evde bulunanlar düşünüldüğünde cinayeti kimin işlediği tamı tamına bir muammadır.

Gnocchi’nin eşi, onu fikirlerini çalmakla suçlayan bir Rus dilbilimci, Gnocchi’nin metresi olduğu söylenen bir yüksek lisans öğrencisi, bir İngiliz romancı, kendisinden nefret eden eski bir öğrencisi…

Bu cinayeti çözme işini üstlenen Dedektif Solomon Hunter, şüphelileri tek tek ele almaya başlar.

Fakat her şeyden önce, dedektifin postmodernizmin ne olduğunu keşfetmesi gerekiyor.

Böylece kahramanımız kendini Baudrillard’dan Foucault’ya, Habermas’tan Deleuze’e uzanan, postmodern düşünceyi etkilemiş, ona yön vermiş önemli düşünürlerin fikirleriyle örülü felsefi bir yolculuğun içinde bulur.

Hunter’ın bu yolculuğunda varacağı durakta, gerçek katilin kim olduğu da ortaya çıkacaktır.

Daha önce ‘Durkheim Öldü’ adlı kitabıyla da hatırlanacak Arthur Asa Berger, yeni felsefi polisiye romanıyla okurlarının karşısında.

  • Künye: Arthur Asa Berger – Bir Postmodernist için Postmortem, çeviren: Damla Tanla Kurt, Heretik Yayıncılık, roman, 216 sayfa

Roger Crowley – İmparatorların Denizi Akdeniz (2008)

Türkiyeli okuyucuların ‘Son Büyük Kuşatma 1453’ isimli romanıyla tanıdığı Roger Crowley, son romanı ‘İmparatorların Denizi Akdeniz’de, anlattığı tarihi hikâyeye kaldığı yerden devam ediyor.

Bu dönem, İstanbul’un fethinden sonraki dönemde, imparatorlukların Akdeniz için birbiriyle giriştiği mücadeleyi anlatıyor. Crowley bu kıyasıya mücadeleyi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve II. Selim’e; İspanya’dan V. Karl ve II. Felipe’ye; İngiltere’den VIII. Henry ve I. Elizabeth’e; Rusya’dan Korkunç Ivan’a; Vatikan’dan IV. ve V. Pius’a kadar uzanan, dönemin güçlü aktörleri üzerinden hikâye ediyor.

  • Künye: Roger Crowley – İmparatorların Denizi Akdeniz, çeviren: Cihat Taşçıoğlu, APRIL Yayıncılık, roman, 416 sayfa

Kiara Brinkman – Ağaçların Tepesinde Yükseklerde (2008)

Kiara Brinkman’ın Avrupa’da övgüyle karşılanan ‘Ağaçların Tepesinde Yükseklerde’ isimli bu romanı, sekiz yaşındaki otistik karakteri Sebby’nin yaşadıklarını hikâye ediyor.

Annesini bir trafik kazasında kaybeden Sebby, bu ölümle baş etmeye çalışırken dünyayı algılamaya, yorumlamaya ve öğrenmeye de devam etmelidir.

Brinkman, Sebby’nin yaşadıklarını hikâye ederken, otistik çocukların gerçek hayatta karşı karşıya kaldığı sıkıntıları anlatıyor.

Roman, özellikle Küçük Prens’e yaptığı göndermelerle de zenginlik kazanıyor.

Sebby’nin hikâyesini gerçekçi kılan en önemli unsurlardan biri de, Kiara Brinkman’ın uzun yıllar otistik çocuklarla çalışmış bir uzman olması.

  • Künye: Kiara Brinkman – Ağaçların Tepesinde Yükseklerde, çeviren: İrem Mirzai, Siren Yayınları, roman, 325 sayfa

Stuart Hill – Ateş Kılıcı (2008)

Stuart Hill asıl ününü, ‘Buzlar Ülkesinin Çığlığı’nın yazarı olarak yaptı.

Bu roman, babası savaş alanında ölünce, minik ülkesi Icemark’ın yönetimini eline alan on dört yaşındaki Kraliçe Thirrin’in, fantastik maceralarını anlatıyordu.

Romanın devamı olan ‘Ateş Kılıcı’nda da okuyucunun karşısına çıkacak Kraliçe Thirrin ve küçük ülkesi, yine yirmi yıl önceki gibi, Scipio Bellorum ve kendisinden daha gaddar iki oğlunun ülkelerini istila etmesi tehdidiyle karşı karşıyadır.

Ülkenin tek gücü ise Kraliçe Thirrin, Cadı Baba Oskan ve beş çocuklarıdır.

Fakat çocuklardan bazılarının güçlerini kötüye kullanmaları nedeniyle, aile kötü günler beklemektedir.

  • Künye: Stuart Hill – Ateş Kılıcı, çeviren: Zeliha İyidoğan Babayiğit, Altın Kitaplar, roman, 479 sayfa