Josef Nyary – Yeni Dünyanın Keşfi (2008)

  • YENİ DÜNYANIN KEŞFİ: VİKİNGLER, Josef Nyary, çeviren: Bünyamin Taşdemir, Yurt Kitap, roman, 727 sayfa

‘Yeni Dünyanın Keşfi: Vikingler’, Vikingler’in Amerika’yı keşfetme maceralarını hikâye ediyor. Nyary’nın kurgusunda, Vikingler cesaretleriyle olduğu kadar, batıl, kör inanışlar konusundaki korkularıyla da öne çıkıyor. Çünkü romandan yansıyan Vikingler, hem savaşma konusundaki büyük cesaretleriyle hem de cinlerden ve perilerden duydukları korkularla birlikte verilir. Vikingler’in Amerika’yı keşfetme çabaları da, birbirine karşıt bu iki durum üzerinden veriliyor. Zira bir yandan önlerine çıkan tüm insanları yenecek derecede cesaretli olan Vikingler, öte yandan da, keşfetmeyi amaçladıkları bu kıtanın cinleri, perileri ve gizemlerinden büyük bir korku duyarlar.

 

Joseph Conrad – Narcissus’un Zencisi (2008)

  • NARCISSUS’UN ZENCİSİ, Joseph Conrad, çeviren: Haluk Şahin, İletişim Yayınları, roman, 189 sayfa

Joseph Conrad dünya edebiyatının başyapıtlarından ‘Narcisus’un Zencisi’nde, Bombay’dan Londra’ya giden Narcissus gemisinde, James Wait isimli zenci bir tayfayla diğer mürettebat arasında geçen gerilimli bir hikâyeyi anlatıyor. Conrad’ın sunduğu bu hikâye, aslında günümüzün “ötekilik” sorunu olarak da okunabilir. Çünkü gemilerini ve hayatlarını tehlikeye atarak, tüberküloza yakalanan bir tayfayı kurtarmaya çalışan bir kısım mürettebat, karşılarında bu zenciyi umursamayan bir kaptan bulurlar. Conrad’ın 1897’de yayınlanan ünlü öyküsü, bu aşamada başlayan karışıklık üzerinden, insancıllık, bencillik ve bir arada yaşamanın ahlâki boyutunu sorguluyor.

 

James Patterson ve Maxine Paetro – 5. Atlı (2008)

  • 5. ATLI, James Patterson ve Maxine Paetro, çeviren: Meriç Güvenç, İnkılap Kitabevi, roman, 392 sayfa

Polisiye-gerilim edebiyatın ünlü ismi James Patterson’ın Maxine Paetro ile birlikte kaleme alıdığı ‘5. Atlı’, San Fransisco’da, kadınlara mezar olan bir hastanenin hikâyesini anlatıyor. Bu şehirdeki hastanelerden birinde yatan genç anne, iyileşmek üzereyken aniden nefesi kesilir ve hayatını kaybeder. Bu ölüm, hastanedeki ilk olay değildir. Zira hastalar tam iyileşip taburcu olacakken durumları garip bir şekilde tersine dönmektedir. Olayı araştırmaya başlayan Teğmen Lindsay Boxer ise, ‘Kadınların Cinayet Kulübü’ olarak adlandırılan bu hastanenin son üyesi Yuki Castellano’yla beraber, cinayetlerin ardındaki sır perdesini aralamaya çalışacaktır.

Tie Ning – Yıkanan Kadınlar (2014)

  • YIKANAN KADINLAR, Tie Ning, çeviren: Seda Hauser, Altın Kitaplar, roman, 399 sayfa

yikanan

Nobel Ödüllü yazar Kenzaburo Oe’nin övgüyle bahsettiği ‘Yıkanan Kadınlar’, dört kadının toplumun değişen değerleriyle ilişkilenmeleri yoluyla, modern Çin toplumunun nitelikli bir panoramasını sunuyor. Roman, çocuk kitapları editörü Çiao ile onun Amerika’ya kaçma hayalleri kuran kardeşi Fan, zevk düşkünü Fei ve şeflik yapan Yoyo isimli karakterlerin hikâyelerini sunarken, okurunu, Kültür Devrimi’nden günümüz kapitalist yapılanmasına, Çin yakın tarihinde bir yolculuğa çıkıyor.

Rupert Thomson – Mahremiyet (2014)

  • MAHREMİYET, Rupert Thomson, çeviren: Ruhiye Erulaş, Altın Bilek Yayınları, roman, 295 sayfa

mahremiyet

Rupert Thomson, Rönesans’ın hemen öncesindeki 17. yüzyıl Floransa’sında geçen ‘Mahremiyet’te, etrafı entrikalar ve ihanetlerle çevrili bir adamın hikâyesini anlatıyor. Geatano Zummo’nun yaşadığı dönem, yobazlığın ve baskının doruğa ulaştığı bir zamandır. Yüzünü özgürlük ideallerine dönen Zummo’nun engizisyonun zulmüne uğraması gecikmez. Bu esnada kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında genç adama güç verecek en önemli şey, yirmi yaşındaki kölesiyle yaşadığı aşktır.

Alex Capus – Munzinger Paşa (2008)

Alex Capus ‘Munzinger Paşa’da, Osmanlı tarihinde de önemli bir figür olan özgün bir karakterin dünyasına iniyor.

Werner Munzinger, 19. yüzyılda yaşamış bir seyyah ve kâşif.

Aynı zamanda dilbilimci, tüccar ve siyaset adamı da olan Munzinger, Kızıldeniz’in çeşitli bölgelerine keşif gezileri düzenlemiş, Afrika topraklarında araştırmalar yapmış, Habeşistan’da dolaşmış, 1872’de “paşa” unvanıyla Doğu Sudan valisi olmuş, hatta savaşlara dahi karışmış bir Batılı.

Daha önce kaleme aldığı tarihsel romanlarıyla da hatırlanacak Capus bu kitabında da, çok kişilikli ve ziyadesiyle enerjik Munzinger’in serüven dolu hayatını hikâye ediyor.

Künye: Alex Capus – Munzinger Paşa, çeviren: İlknur İgan, Can Yayınları, roman, 191 sayfa

Gisbert Haefs – Troya (2008)

  • TROYA, Gisbert Haefs, çeviren: Nurettin Süleymangil, Heyamola Yayınları, roman, 433 sayfa

troya

Troya efsanesi, birçok romana, filme konu olmuş bir destan. Dolayısıyla, Paris’in Helena’yı kaçırması yüzünden Grekler tarafından yıkılan bu şehrin destanı en ünlü destanlardan biridir. Gisbert Haefs’in bu romanı da, destanı yeniden kurgulamasıyla dikkat çekiyor. Paris, Agamemnon, Menelaos ve Akhilleus gibi kahramanların kişiliklerini sorgulayan roman, bu büyük savaştaki kahramanlık ve cesaret örneklerini anlatıyor. Awil-Ninurta ile Tashmetu gibi, aralarında hesapsız aşk yaşayan tüccarlar, yaşamın zevklerine dalmış ve hiçbir şeyi umursamayan Zaqarbal, gizemli köle ve büyücü Lamashtu ve sürekli yeni keşifler peşinde koşan Tsanghar ise, romanın öne çıkan diğer karakterleri.

 

Şükran Kozalı – Eğreti Erkekler (2008)

  • EĞRETİ ERKEKLER, Şükran Kozalı, Bilgi Yayınevi, roman, 228 sayfa

egreti-erkekler

‘Eğreti Erkekler’in yazarı Şükran Kozalı, ‘Eğreti Kadınlar’ı da kaleme almıştı. Atıf Yılmaz tarafından filme çekilen ‘Eğreti Kadınlar’, hatırlanacağı gibi, bayağı ses getirmişti. Kozalı bu son romanında da, yukarıda bahsettiğimiz kadın karakterin yerine erkeği koyuyor. Roman, kızları, bekaretlerini bozmadan evliliğe hazırlayan “kiralık kocalar”ın, namı diğer “tecrübeli erkekler”in hikâyesini anlatıyor. Kozalı bu anlatımı da, geniş bir zaman dilimine yayarak, kuğu kılığına girip, güzel kızların peşine düşen Yunan Baş Tanrısı Zeus’tan, Mustafa Kemal’e uzanan bir süreç üzerinden veriyor. Romanda Zambakyağı ve Eşek Otu gibi cinsel birleşme esnasında kullanılan bitkiler bile bulunuyor.

 

Jane Austen – Emma (2008)

  • EMMA, Jane Austen, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 464 sayfa

emma

Jane Austen, ‘Emma’nın en sevdiği romanı olduğunu söyler. Yazarın 1815’te, otuz dokuz yaşındayken tamamladığı roman, kendisinin ‘Aşk ve Gurur’ ve ‘Mansfield Parkı’ gibi romanlarıyla beraber, dünya edebiyatının en önemli klasikleri arasında duruyor. Bir taşra kasabasındaki üç genç kızın gerçek aşkı arayışını hikâye eden roman, bir yandan bu ilişkilerle beraber öğrenilen insan yaradılışının zaaflarını anlatır, öte yandan da 19. yüzyıl İngiliz toplumunun katı geleneklerini alaya alır. Jane Austen’in romanları, İngiliz edebiyatında modern roman türünün öncüsü sayılıyor. Yazarın Türkçeye kazandırılan bu eseri de, kendisini yeniden okumak için iyi bir fırsat.

Douglas Carlton Abrams – Don Juan’ın Kayıp Günlüğü (2008)

  • DON JUAN’IN KAYIP GÜNLÜĞÜ, Douglas Carlton Abrams, çeviren: Petek Demir, Altın Kitaplar, roman, 351 sayfa

don-juanin-kayip-gunlugu

Douglas Carlton Abrams, elinde Don Juan’a ait bir günlük olduğunu, bu günlüğü birçok uzmana gösterdiğini ve bu uzmanların günlükte hiçbir sahteciliğe rastlamadığını söylüyor. Abrams, Don Juan’ın 1593 yılında yazmaya başladığını söylediği günlükten yola çıkarak, bu tarihi figürün maceralarını anlatıyor. Don Juan’ın günlüğünde, kadınları nasıl baştan çıkardığı, âşık olduğu sayısız kadınla savrulduğu maceralar anlatılıyor. Roman, Don Juan’ın günlüğünde de yazdığı gibi, kendisinin bu kadar maceradan sonra, bir kadına gerçek anlamda âşık olmasıyla sona eriyor.