Turgay Tuna – Taksim’den Tünel’e Adım Adım Beyoğlu (2015)

Tarihi yarımadanın karşı kıyısı Pera’nın başından sonuna uzanan keyifli bir yolculuk.

Kristal Gazinosu’ndan Dingo’nun Ahırı’na, Emek sinemasından Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi’ne, Abdullah Efendi Lokantası’ndan Afrika Han’a, Naum Paşa Apartmanı’ndan Atlas Sineması’na, kadim semtin tarihinde iz bırakmış mekânlar Turgay Tuna’nın uzun emeklerinin ürünü olan bu kitabın uğrak yerleri.

  • Künye: Turgay Tuna – Taksim’den Tünel’e Adım Adım Beyoğlu, E Yayınları

Raif Kaplanoğlu ve Ozan Kaplanoğlu – Bursa’nın Göç Tarihi (2015)

Bursa için göçlerin renk verdiği şehirdir desek abartmış olmayız.

Bu nitelikli araştırmada da görüldüğü gibi Bursa tarihte de, 93 Harbi göçmenleri (1878-1910), Balkan göçmenleri (1912-1920), mübadele göçmenleri, Dersim göçmenleri (1938), Bulgaristan göçmenleri ve Yugoslavya-Makedonya göçmenleri için önemli bir merkez olmuş.

Raif Kaplanoğlu ve Ozan Kaplanoğlu çalışmaları için birçok kaynaktan yararlanmış ve Bursa’yla ilgili bu çok değerli çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Raif Kaplanoğlu ve Ozan Kaplanoğlu – Bursa’nın Göç Tarihi, Nilüfer Belediyesi Yayınları

Fevzi Çakmak – Bursa Yerelinde Cumhuriyet Halk Partisi (2015)

Fevzi Çakmak’tan, Bursa Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il teşkilatının 1946-1960 yılları arasındaki çalışmalarını aydınlatan önemli bir araştırma.

CHP’nin Bursa’da kuruluşu, gelişimi ve ertesinde yaşanan gelişmeleri kapsamlı bir şekilde inceleyen ve çok sayıda belge ve fotoğrafla zenginleştirilen çalışma, Bursa’nın yakın dönem siyasi tarihi açısından büyük bir boşluğu doldurmakta.

  • Künye: Fevzi Çakmak – Bursa Yerelinde Cumhuriyet Halk Partisi, Nilüfer Belediyesi Yayınları

Atilla Dorsay – Qou Vadis İstanbul? (2015)

Emek Sineması için verdiği mücadeleyle gönlümüzde taht kurmuş Atilla Dorsay’ın, İstanbul’un son 20 yılda yaşadığı yıkıma dair tanıklığını bizimle paylaşıyor.

Okur da bu tanıklıkla, bir nevi bellek tazeliyor diyebiliriz.

1990’larda Refah Partili belediyelerin deprem etkisi yaratan icraatları, 2000’lerde şehrin ranta ve yağmaya kurban edilişi ve “çılgın projeler”le hepten bitirilmeye çalışılan İstanbul’un trajik hikâyesi, burada.

  • Künye: Atilla Dorsay – Qou Vadis İstanbul?, Remzi Kitabevi

Said Naum-Duhani – Eski İnsanlar, Eski Evler (2018)

Yazılışının üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen bu kitap, 19. yüzyılda Beyoğlu’nun mimari, ticari, siyasi, kültürel ve toplumsal hayatı için çok değerli bir kaynak olmaya devam ediyor.

Muhtemelen bu kitabın klasik olacağını bildiği için Fransızcadan çeviren Cemal Süreya’nın şimdi öngörüsünde haklı çıktığını da görüyoruz.

Naum-Duhani, İstiklal Caddesi’ni “kentsel atardamar” olarak tanımlıyor ve bu kadim caddeyi üç farklı yoldan dolaşarak Beyoğlu ve çevresinin nitelikli bir panoramasını çiziyor.

Yazar bunu yaparken de, batılılaşma dönemi mimarlığının buradaki eserlerinin kapsamlı bir analizini yapıyor.

‘Eski İnsanlar Eski Evler’in, Cemal Süreya tarafından Türkçeye çevrildiğini söyledik.

Kitabın, Çelik Gülersoy’un usta işi portre yazısıyla sunulması ise, başka bir güzellik.

Künye:  Said Naum-Duhani – Eski İnsanlar, Eski Evler: 19. Yüzyılda Beyoğlu’nun Sosyal Topoğrafyası, çeviren: Cemal Süreya, Kırmızı Kedi Yayınevi, şehir, 228 sayfa, 2018

Murat Candemir – Çırpıcı ve Veliefendi Çayırları (2015)

Şimdilerde betona esir edilmiş İstanbul’un bir zamanlarındaki mesire kültürünün öne çıkmış iki mekânı hakkında kapsamlı bir alıntı.

Murat Candemir’in uzun soluklu çalışmalarının ürünü olan ve çok sayıda fotoğrafla belge barındıran çalışma, Osmanlı mesire geleneğini, buradaki kadın-erkek ilişkilerini, Zeytinburnu’nun manevi tarihinde vazgeçilmez yeri olan Çırpıcı ve Veliefendi’deki hayatı anlatıyor.

Kitapta ayrıca, Süheyl Ünver’in Veliefendi Çayırı ve Çeşmesi’ne yaptığı gezinin gözlemleri ve Şeyhülislam Veliyüddin Efendi’nin kısa biyografisi de yer alıyor.

  • Künye: Murat Candemir – Çırpıcı ve Veliefendi Çayırları, Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları

Nedret Gürcan – Hoşça Kal Dinar (2009)

1931 yılında Dinar’da dünyaya gelen şair Nedret Gürcan ‘Hoşça Kal Dinar’da, hayatının yetmiş yılını geçirdiği bu Anadolu şehrini anlatıyor.

Dinar’la ilgili yayımlanmış ‘Benim Sevgili Taşram’ ve ‘Yaşanmış Taşra Öyküleri’yle de bildiğimiz Gürcan, bu kentin öyküsünü, milattan önceye dayanan tarihi eşliğinde, şiirsel bir üslupla sunuyor.

Dinar’la kişisel ilişkilerinin 1900’lü yılların ilk otuzundan 2000’li yılların başlarına dek izini süren Gürcan, şehirde bu zaman aralığında yaşanan dönüşümü; Suçıkan, İstasyon ve Santral Park gibi şehrin simge mekânlarını, anılarında yer etmiş unutulmaz kişilerini ve onların öykülerini, fotoğrafların tanıklığından da yararlanarak anlatıyor.

  • Künye: Nedret Gürcan – Hoşça Kal Dinar, Heyamola Yayınları, anı, 492 sayfa

Guy Delisle – Kudüs Günlükleri (2018)

Guy Delisle, daha önce başarılı çizgiroman kitapları ‘Pyongyang’, ‘Shenzen’ ve ‘Burma’ günlükleri ile geniş bir okur kitlesine ulaşmıştı.

Bu kitap ise, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler için kutsal olan Kudüs’te yaşamanın tam olarak ne anlama geldiğini anlatıyor.

Bir yabancının bakış açısından, Kudüs’ün gündelik hayatından çok zengin ayrıntılar sunan kitap, yüzyıllardır bu şehirde yaşayan Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman topluluklarının dünyasına da iniyor.

Özellikle, şimdilerde çetrefilli bir hal almış İsrail-Filistin çatışmasının kökenlerine inmesiyle de önem arz eden kitap, bazı yerlerde karanlık, genel olarak mizahi üslubuyla öne çıkıyor.

Bugünkü Kudüs’ün kültürel ve siyasi dokusuna giriş niteliğinde bir çalışma arayanlara şiddetle önerilir.

  • Künye: Guy Delisle – Kudüs Günlükleri, çeviren: Levend Yalman, Karakarga Yayınları, çizgiroman, 344 sayfa, 2018

Necati Mert – Hikâyem Adapazarı (2008)

Necati Mert ‘Hikâyem Adapazarı’nda, hem kendini hem de Adapazarı’nı anlatmış.

Sadece beş yıllık yükseköğretim nedeniyle Adapazarı’ndan ayrıldığını söyleyen Mert, uzun yıllarını geçirdiği ve hâlen yaşadığı Adapazarı’nı, tarihi-coğrafi özellikleri ve şehrin önde gelen isimlerinden ziyade; ailesi, çocukları, öğretmenleri, arkadaşları, mahalle sakinleri, çarşı esnafı, köylüleri, işçileri ve zanaatkârlarıyla, yani şehrin resmi tarihine girmemiş insanlarıyla anlatıyor.

Şehrin sosyal tarihinden önemli ayrıntılar barındıran kitabın böylece, rehber bir nitelik kazandığını söyleyebiliriz.

  • Künye: Necati Mert – Hikâyem Adapazarı, Heyamola Yayınları, anı, 396 sayfa

Ali Karatay – Demir Çelik Karabük: Bir İşçi Kentinin Hikâyesi (2018)

Çeliğe can verenlerin ülkesi Karabük hakkında çok güzel bir çalışma.

Ali Karatay, Türkiye’nin ilk ağır sanayi merkezi olan Karabük’ün siyasal ve sosyal/sınıfsal evrimini ve bu evrimin ardındaki etkenleri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Cumhuriyet’in Karabük ve Karabük Demir Çelik Fabrikası’nda cisimleşen ekonomi-politiği,
  • Fabrika işçilerinin yaşam koşulları,
  • Karabük burjuvazisinin doğuşu,
  • Karabük’te işçilerin sendikayla tanışması,
  • 1950’li yılların Karabük’ünde siyaset,
  • 1960-1981 arasında Karabük işçi sınıfının durumu ve işçi hareketi,
  • Karabük’ün ve Karabük işçisinin darbeyle imtihanı,
  • Siyasi cephede Karabük ve 12 Eylül,
  • Karabük’ün çelik işçisinin sağcılığı, solculuğu, köylülüğü ve muhafazakârlığı,
  • Ve Karabük işçisinin sağcılığının temel nedenleri gibi konular ele alınıyor.

Ali Karatay’ın çalışmasının çerçevesini, bir işçi kenti olarak Karabük’ün siyasi duruşunun ve sınıf mücadelesinin yakın tarihi süreç içindeki evrimi oluşturuyor.

Dolayısıyla kitap, Karabük’ün bu kimliğiyle uyumlu siyasi-sınıfsal eğilimleri ve refleksleri neden göstermediğini tartışmasıyla da önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Ali Karatay – Demir Çelik Karabük: Bir İşçi Kentinin Hikâyesi, İletişim Yayınları, şehir, 464 sayfa, 2018