Marc Ferro – Sinema ve Tarih (2017)

Marc Ferro, sinemanın bir tarih temsilcisi ve kaynağı olarak incelenmesine öncülük eden isim.

Ferro’nun uzun yıllara yayılan deneyimlerinden süzülen elimizdeki çalışması ise, sinema ve tarih arasındaki yakın ilişkiyi zengin örnekler üzerinden irdelemesi ve bu konuda yeni perspektifler geliştirmesiyle büyük öneme haiz.

Ferro’nun burada tartıştığı kimi konular şöyle:

  • Sinema ile tarihi yazma yolları,
  • Sinemada imgesel ve gerçeklik,
  • İdeolojinin yansıma alanı olarak sinema,
  • Sinemada efsane ve tarihin işlenişi,
  • Haberler aracılığıyla bir “koşut tarih” yaratmak,
  • Antimilitarist sinema,
  • Sovyet iktidarı ve sinema,
  • Sinematografik dilin eylem kipleri,
  • Amerika’da sinema ve tarih bilinci,
  • Üçüncü sayfa haberleri ve tarih yazımı…

Yazarın bu konuları, Çapayev, Potemkin Zırhlısı, Yahudi Süss, Üçüncü Adam, Harp Esirleri ve Bir Şehir Katilini Arıyor gibi, sinema tarihinde iz bırakmış filmler üzerinden irdelemesi ise, çalışmayı özgün kılan hususlardan.

Hem sinema hem de tarih tutkunlarına hitap eden şahane bir çalışma.

  • Künye: Marc Ferro – Sinema ve Tarih, çeviren: Handan Demir, Ayrıntı Yayınları, sinema, 224 sayfa

İsmail Ertürk – Perde’li Düşünceler (2008)

‘Yönetmenler ve İzlekler Işığında Sinema’ alt başlıklı ‘Perde’li Düşünceler’, İsmail Ertürk’ün 1986-2005 yılları arasında farklı dergilerde yayınlanan sinema yazılarını bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • Tarkovski’nin özenle oluşturduğu görsel imgeleri ve mistisizmi,
  • Godard ve Rohmer’in başvurdukları sayısal teknolojiyi sinemada nasıl bir estetik yaratmada kullandıkları,
  • Peter Greenaway’in sinemayı sanat tarihi ile ilişkilendirme çabaları,
  • Coppola’nın tüm yaratıcılığını kullanarak sinema endüstrisiyle hesaplaşma çabaları,
  • Sinema tarihinde müzik kullanımı,
  • Ve Alman dışavurumculuğunun sinema tarihine etkileri gibi ilgi çekici konular yer alıyor.

Künye: İsmail Ertürk – Perde’li Düşünceler, Yapı Kredi Yayınları, sinema, 156 sayfa

Kolektif – Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 7 (2008)

‘Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler’ dizisinin yedincisi olan bu çalışma, sinema ve para ilişkisine odaklanan çok sayıda yazıyı ihtiva ediyor.

Türkiye sinemasının yanı sıra, Alman, Yugoslav ve İngiliz sinemalarını da bu ilişkiler üzerinden değerlendiren bir konferansın kitaplaştırılmasıyla meydana gelen çalışma, ele aldığı konuyu birçok açıdan ve değişik görüşlerle değerlendiriyor.

Sinema ve para ilişkisini, bağımsız yapımcılar, yapımcı yönetmenler, sinema salonları, dağıtımcılar, film festivalleri ve sinema yazarları gibi birçok başlık altında inceleyen çalışma, alan için önemli bir işlev üstleniyor.

  • Künye: Kolektif – Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 7, yayına hazırlayan: Deniz Bayrakdar, derleyen: Elif Akçalı ve Zeynep Altundağ, Bağlam Yayınları, sinema, 535 sayfa

Kolektif – Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular (2008)

Mehmet Öztürk’ün derlediği ‘Sinematografik Kentler’, kent ile sinema arasındaki ilişkiye odaklanan çok sayıda yazıyı bir araya getiriyor. Bu ilişkiyi,’Siegfried Kracauer’in sine-kent denemeleri, sine-kent incelemelerinde yöntemsel yaklaşımlar ve modeller, sinemada kent mizansenleri ve filmlerde kentin fonksiyonu bağlamında ele alan kitabın yazarları, bu anlamda en iyi örnekler olan Berlin, Bombay, Kahire, Los Angeles, İstanbul, Paris ve Prag gibi stüdyo-mekânları analiz ediyor.

Çalışma en çok, sembolik kentsel filmlerden sonra, o şehre dair yeni kentli deneyimlerin nasıl oluştuğunu örnekler vererek göstermesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Kolektif – Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular, derleyen: Mehmet Öztürk, Agora Kitaplığı, sinema, 451 sayfa

Robert Stam – Sinema Teorisine Giriş (2014)

Bu kitap, sinema teorisi literatürü ve sinema eleştirisiyle ilgili sağlam bir kullanım kılavuzu arayanlar için biçilmiş kaftan.

Konuyu, ülke ve kültürlere göre değişebilen uluslararası ve çokkültürlü detayları ihmal etmeden anlatan Stam, 20. yüzyılda sinema teorisini şekillendirmiş soru ve tartışmaların kapsamlı bir incelemesi paralelinde, film teorisi ile ilgili hem yetkin hem de rahat okunabilir bir çerçeve çiziyor.

  • Künye: Robert Stam – Sinema Teorisine Giriş, çeviren: Selma Salman ve Çiğdem Asatekin, Ayrıntı Yayınları, sinema, 336 sayfa

Özgür Velioğlu – Kötülüğe Yenik Düşen Türk Sineması (2017)

Toplumları en iyi yansıtan sanat araçlarından olan sinema, kötülükle nasıl bir ilişki içinde?

Özgür Velioğlu’nun bu ilgi çekici çalışması, Türkiye sinemasını merkeze alarak söz konusu sorunun yanıtını arıyor.

Kötülük konusu, felsefenin, psikolojinin ve sosyolojinin uzun tarihinde sıklıkla üzerine eğildiği olgulardan.

Velioğlu da, öncelikle bu alanların kötülüğe nasıl baktığını ayrıntılı bir şekilde irdeleyerek kitabına başlıyor.

Kitabı özgün kılan hususların başında ise, kötülüğü saf bir bireysel sorun olarak ele almayıp, bizzat geç kapitalizmin beslediği ve toplumları terbiye etmek için başvurduğu bir olgu olarak gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Ardından, Türkiye’de son dönemde yaşanan sosyo-ekonomik ve siyasi gelişmelerin toplumda kötülük algısını nasıl biçimlendirdiğini irdeleyen Velioğlu, bu bağlamda kötülüğün ülke sinemasındaki görünümlerini de üç film üzerinden irdeliyor.

Bu filmler ise, Yavuz Turgul’un Eşkıya’sı, Mustafa Altıoklar’ın Ağır Roman’ı ve yine Yavuz Turgul’a ait Gönül Yarası.

Kitap, hem kötülüğün söz konusu filmlerde nasıl sıradanlaştırıldığını hem de toplumun değişen kötülük algısını gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Özgür Velioğlu – Kötülüğe Yenik Düşen Türk Sineması, Agora Kitaplığı, sinema, 288 sayfa

Melis Oktuğ – Sinemada Anlatı: Senaryo (2008)

Melis Oktuğ’un ‘Sinemada Anlatı: Senaryo’ başlıklı bu kitabı, filmin yaratım sürecinde ilk aşama olan senaryonun anlatısal bir metin olarak özelliklerini araştırıyor ve anlatı yapısının kurulmasında etken olan öğeler ve bunların düzenlenme biçimlerine yer veriyor.

Senarist olmanın gerekleri,

Senaryo yazımındaki genel kurallar,

Görsel-işitsel bir sanat olan sinemanın, yazılı belgesi olan senaryoyu yazınsal yapıtlardan ayıran özellikler,

Ve göstergebilim ile anlatıbilim kuramları çerçevesinden senaryonun yapısal özellikleri, Oktuğ’un kitabında ele alınan başlıca konular.

  • Künye: Melis Oktuğ – Sinemada Anlatı: Senaryo, Galata Yayınları, sinema, 149 sayfa

Donald Spoto – Grace Kelly (2014)

Donald Spoto’nun birebir görüşmeler yaparak hazırladığı kitabı, 1982 yılında ölen Hollywood sinemasının popüler figürlerinden Grace Kelly’nin ayrıntılı bir biyografisini sunuyor.

Spoto, Kelly’nin 1929’daki doğumundan başlayarak, yetiştiği çevreyi, 1950’li yıllarda başladığı sinema kariyerini, Monaco prensi ile evlenerek jet sosyeteye girişini ve bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybedişini anlatıyor.

Kitapta, Kelly’nin çevresinde bulunmuş kişilerin tanıklığına da başvurulmuş.

  • Künye: Donald Spoto – Grace Kelly, çeviren: Demet Altınyeleklioğlu, Artemis Yayınları, biyografi, 322 sayfa

Nijat Özön – Sinema Sanatına Giriş (2008)

Usta sinema tarihçisi Nijat Özön’ün, ‘Sinema Sanatına Giriş’i, sinema konusunda, gerek öğrenciler ve gerekse bu alanla henüz yeni yeni ilgilenmeye başlayan okurlar için, kapsamlı ve pratik bir rehber niteliğinde.

Özön’ün temel konuları ayrıntıcı bir bakışla işleyen çalışması, sinemanın yüzyıllık tarihinden edindiği deneyimleri ve bir sanat olarak sinemanın temel öğelerini anlatıyor.

Kitapta, sinemanın tarihi, dili, gereçleri, teknik olanakları, görüntü ve öğeleri, yönetmen, oyuncu, türleri ve film okuma gibi, sinemaya dair akla gelebilecek birçok konu yer alıyor.

Özön’ün çalışmasının sonunda, sinema alanına özgü kavramların açıklamalarına yer veren bir sözlük de bulunuyor.

  • Künye: Nijat Özön – Sinema Sanatına Giriş, Agora Kitaplığı, sinema, 308 sayfa

Giovanni Scognamillo – Cadde-i Kebir’de Sinema (2008)

Sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo, ‘Cadde-i Kebir’de Sinema’ isimli bu çalışmasında, sinemanın doğuşundan itibaren önce Osmanlı, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu esnasındaki macerasını, Türkiye’de sinemanın ilk durağı olan Beyoğlu üzerinden izliyor.

Filmciler, dış alımcılar, yerli film yapımcıları ve sinema izleyicileri, bu sunumda okurun karşısına çıkacak başlıca aktörler.

Scognamillo, çalışmasında, ağırlıklı payı neden Beyoğlu’na verdiğini de, “Türkiye’ye sinema, ister yerli, ister yabancı olsun, komutlarını, emirlerini Beyoğlu’ndan alıyor ve her zaman almıştır. Ölçüyü Beyoğlu saptıyor, hasılatları Beyoğlu yönlendiriyor,” cümlesiyle açıklıyor.

  • Künye: Giovanni Scognamillo – Cadde-i Kebir’de Sinema, Agora Kitaplığı, sinema, 211 sayfa